İNDİGO 9 YAŞINDA!

 

Rahat Uyu, Sensizlik Beni Hiç Ağlatmadı Babam!

14
Tarih: 16 Haziran 2012 | Yazar: Serpil Çavuşoğlu | Kategori: Sayı: 81SayılarYaşam

Kimi insan henüz gözlerini açmadan tadar babasızlığı, kimi de açtıktan sonra. Babasız büyümek zorunda kalan bir çocuğun hayatını kısaca gözden geçirelim ve neler oluyormuş görelim.

Ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım...

‘Bir varmış bir yokmuş’ diye başlayan her hikâyeyi mutlu sonla bitirmeyi kim istemez ki?

Kimi insan henüz gözlerini açmadan tadar babasızlığı, kimi de açtıktan sonra. Baba hayatın bam teli ise, o yokken nasıl bir müzik yankılanır hayatın içinde? Hiçbir şeyin kolay olmadığı gibi, bu da kolay değildir elbette.

Bu yazıyı yazarken hayatım boyunca babam hakkında birisiyle ‘kaç kere konuştum’ diye düşündüm. Saymak için iki elimi havaya kaldırdığımda, bir de baktım ki hiç sayamadım. Yedi yaşında kaybettiğim babama ait görüntüler birkaç kareden ibaretti. Şimdiiii! Babasız büyümek zorunda kalan bir çocuğun hayatını kısaca gözden geçirelim ve neler oluyormuş görelim.

Öncelikle başınıza gelebilecek olan tüm kötülüklere karşı sizi koruyabilecek en güçlü en bilindik faktörün ortadan kalktığı düşünülür.

Dolayısıyla, bu gücü örnek alabilme ihtimaliniz de yoktur. Bu güçten mahrum kaldığınız için, siz küçücük bedeninizle kocaman okul çantanızı taşırken, arkanızdan sizi seyreden komşularınız ‘yazık minicik yaşta babasız kaldı’ der. Çünkü; ömür boyu güçsüz olacağınız düşünülür.

Babanızı kaybettikten kısa bir süre sonra eve getirdiğiniz ilk karneye iliştirilmiş başarı belgesi, tüm mahalleyi gözyaşlarına boğar. Başarı belgesine bakarken, Ayşe teyzenin gözyaşları,  ödül olarak uzattığı şekerin üzerine şıpır şıpır damlar. Bu şeker, başarınız için mi, yoksa babasızlığınızdan dolayı sizi avutmak için mi verilmiştir, anlamakta zorlanırsınız.

İlkokul hayatınız boyunca sürekli birileri fısır fısır ‘ onun babası öldü’ der. Sizin hayatta oluşunuzdan ve duruşunuzdan değil de, babanızın olmayışından bahsedilir. Örgülü saçlarınız hüzünle okşanır, babasıyla el ele tutuşan bir çocuk yanınızda durursa, önce size acılı gözlerle bakılır, ola ki yere düşüp kanayan dizlerinize bakarak ağlarsanız, gözünüzdeki her damla yaş, babasızlığınıza sayılır.

kimsesizSokakta oyun oynarken yorulup kaldırıma oturur ve iki elinizi çenenize dayarsanız yanmışsınız. Sizi gören ve yanınızdan geçen komşular, çenenizi kaldırıp gözlerinize bakarak ‘Ne oldu sen ağlıyor musun?’ demek için sıralanmıştır.

Okulda arkadaşlarınız tarafından yok yere itilip kakıldığınız çok olur. Çünkü; tüm çocuklar bilir ki ‘sizi babama söylerim’ deme gibi bir şansınız hiç yoktur. :-)

Sokakta oyun oynarken mızıkçılık yapma şansınız bile elinizden alınır.‘İşte bu yüzden mızıkçılık yapıyor’ denilir. :-)

Arkadaşınızın kutladığı babalar gününe zoraki şahit olarak yazdırılırsınız.  Böyle bir günde, acılı gözlerle başkasının babası sizi kucaklarsa, zihninizde yine bir anlamsızlık belirtisiyle kala kalırsınız. Bunun bir anlamı olduğunu düşünen insanları hoş görüp veda eder, annenizin pişirdiği mis gibi hamur ve en sevdiğiniz çizgi film ‘şeker kız candy’i ’ kaçırmamak için heyecanla koşa koş oradan ayrılarak  eve dalarsınız.

İşte çocukken babanızı kaybettiğinizde bunları yaşarsınız. Her gün diğer çocuklardan iki misli daha fazla büyürsünüz.

Anlarsınız ki; hayatın temel taşlarının yeri bir başkası tarafından doldurulamıyor. Siz hayata uyum sağlamaya çalıştıkça, yaptığınız her hareketin adı ‘babasızlık’ oluyor. İnsanlar vicdanlarını rahatlatırken, size onları hoş görüp yolunuza devam etmek düşüyor.

Zaman ilerledikçe bir de bakmışsınız; babanızın yokluğuna inat herkese ve tüm hayata karşı dik durup yaşamış ve en bilindik güçsüzlüklerden birini, güce dönüştürmeyi başarmışsınız.

İşte bu yüzden; Sen rahat uyu! Sensizlik beni hiç ağlatmadı babam!

Dileğim; Hayatta olan tüm babaların değeri bilinsin ve vefat eden tüm babalarımız için de Allah Rahmet Eylesin. Bu yazıyı Nazım Hikmet’in çok güzel bir sözü ile bitirmek istiyorum.

“Ben sensiz de yaşarım, ama seninle bir başka yaşarım!”


Yazar hakkında

Serpil Çavuşoğlu

1973 İstanbul doğumluyum. 'İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar' diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde 'yazmalıyım' dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın'da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir. Yazdım, yazıyorum ve yazacağım. Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.

Tüm Yazarlar | Yazar: Serpil Çavuşoğlu 

14 Yorum


  1.  

    Cok Guzel Olmus BabaLar gunune Degmis dogrusu Ellerine saglik




  2.  
    Ülkü

    Serpilim kabaca anlattığın kadar varmış,daha doğrusu anlatamamışsın,yazmışsın.Gene o anları yaşıyorum :…( Ellerine sağlık,sakın bizi yazılarından mahrum etme…




    •  

      Zorlandığım yazılardan biriydi, anlatmak kolay olmadı ama yazıya dökülünce yaşananlar ,anlam yerini buldu diye düşünüyorum.
      Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim tatlım.
      Sevgilerimle…

      (Bana bir masal anlat baba ve bir kedim bile yokken, sen ağlama çocuk dayanamam!)




  3.  

    nasıl güzel anlatmışsınız yaraların gerçek nedenlerini … varlar yada yoklar …ama her halleriyle varlığımıza neden olduklarını hiç unutturmuyorlar…Aramızda olmayan tüm babalara Allah’tan rahmet yaşayanlara da uzun ömürler dilerim…
    Dediğiniz gibi yoklukları hiç ağlatmayacak kadar güçlü evlat yetiştiren tüm babalara selam olsun yazınız…sevgi ve saygılarımla….yüreğinize kaleminize sağlık.




  4.  
    ÖZGÜL SÜSLER

    Serpilim;
    Babacığın hayatta olsaydı sana ölümüyle kattığı gücü katamazdı emin ol. Ne mutlu o babaya ki bize senin gibi bir hediye bırakmış!! Ve eseriyle gurur duyuyordur şimdi…
    Sen de bu gücün farkında olarak, seni kaderin kurbanı gibi görenleri hoş görmüş ve gücüne güç katmışsın. Okurların kurbanlık zincirini kırmasına da katkıda bulunur bu güzel yazın dilerim.
    Tebrikler kalemdaşım!




    •  

      Özgülüm, öyle güzel özetlemişsin ki, yüzüm de gülücükler açtırdın=)

      Ana fikir hakkında yaptığın yorum olan ” Okurların kurbanlık zincirini kırmasına da katkıda bulunur bu güzel yazın dilerim.” kelimeleri ise beni mest etti.

      Bu muhteşem özet için teşekkür ederim Özgülüm.

      Sevgilerimle kalemdaşım!




  5.  
    Nilgun

    Serpil’cim, yine kimbilir binlerce, belki de onbinlerce kisinin duygularini dile getirmissin. Ne mutlu sana…

    Gecte olsa seni kutlarim.




  6.  

    canların en içteni olan candan’ıma, seçilmiş olan seçil’ime, kimsenin fark edemediği gönlü sevginve aşk dolu ozan’ıma ; sevgili Babaları, sevgili Yılmaz’ım için. Bu güzel duyguları paylaşan kardeşimize teşekkürlerim ile.




  7.  
    fatih karabulut

    Yıllardır açıklayamadığım anlam veremediğim ve sanki benim hayatımı anlatır gibi paylaştın duygularını. Bu okadar gerçekki yaşadıklarımı anlatmakla bitmez nereden başlasam bilemiyorum 27 yaşındayım ve babamı 6 yaşımda kaybettim. Ve yıllar beni okadar büyüttü ki gümü hep onun yoklugundan aldım. Eğer gücümü toplamasaydım hayat beni santim santim yiyip bitirebilirdi.
    Tekrardan ellerine yüreğine sağlık




    •  
      Serpil Çavuşoğlu

      Ben kendimi anlatırken, siz kendinizi buldunuz.
      Benzer hikayelerde buluşurmuş pek çok ruh.
      Yorumlayan yüreğinize sağlık.

      Sevgilerimle…





Yorum Bırakın

(required)