İNDİGO 9 YAŞINDA!

 

Ariflerin Satrancı

3
Tarih: 01 Temmuz 2012 | Yazar: Türker Ercan | Kategori: EzoterizmSayı: 82

‘Satranc-ı Urefa’, Büyük Tasavvuf Alimi Muhyiddin İbn-i Arabi tarafından tasavvuf yolunu öğrencilerine öğretmek üzere geliştirilmiş bir oyundur. Halk arasında ‘Yılanlı Dama’ olarak bilinir. ‘Urefa’ arifler demektir. Arif ise bilen demektir. Bilenlerin satrancı. Monopol oyununun atasıdır. Sufilerin seyri sülukunda, “yolda ilerleyişlerinde” kullanılmıştır. Yukarıyı gösteren oklar sıçrama yapılabilecek noktalardır. Aşağıyı gösteren oklar ise düşüş yaşanabilecek noktalardır. Klasik Tasavvuf öğretisinde “Vahdeti Vucut” (Varlığın Birliği) fikrini temel alan ilerleyişin sistematize edilmeye çalışılmış halidir. Yol’u ve yoldaki halleri gösterir.Satranc-ı Urefa

Oyunun amacı tasavvuf yolunda ilerleyen salik’in karşısına çıkabilecek durumları öğretmek ve yolun güzel ve tehlikeli yönlerini kavratmaktır. Oyun zar atarak oynanıyor. Oyuna altı atarak başlanabiliyor. Burada altı sayısı tüm kötülüklerin ve kötü huyların terki anlamını taşıyor ve ilk altı basamaktaki kötü huyların terki ile seyr başlamış oluyor. Bazen ulaşılan basamaktan geri düşülüyor bazen ise ulaşılan basamak sayesinde ileri sıçramalar yapılabiliyor. Oyun 101 basamaktan oluşuyor. İlk basamak olan zillet (alçaklık) basamağı ile başlıyor ve son basamak visal (kavuşmak) basamağı ile sona eriyor ve oyuncu üzerine ulaştığı her basamağı açıklamak ve yorumlamak zorunda bırakılıyor. Oyunda kötü huylardan ya da gururlanma, kendini beğenme, böbürlenme gibi durumların oluşabileceği ya da bizzat oluştuğu basamaklar bulunuyor ve buralarda yılanlar bekliyor. Bu durumda basamak kaybediliyor. Bazı durumlarda ilk basamağa kadar inilebiliyor. Bazen ise sona ulaştırıcı basamaklara geliniyor ve buralardan visale ulaşılabiliyor. Örneğin 87. basamak olan muhabbet (sevmek) basamağı doğrudan 101. basamağa yani visale (kavuşmaya) ulaştırabiliyor.

Muhyiddin İbn-i Arabi

Satranc-ı Urefa Risalesindeki şu satırlar önemlidir: “Visâl’e giden o çileli hayat yolu ve nefsin insanı kemâl noktalarından zillete kadar alaşağı eden tuzakları hakkında keyfiyetli bilgiye ulaşmak gayesiyle, gönül ehli bir zatın rahle-i tedrisinden geçmek iyi olabilirmiş. Ariflerin hikmet nazarıyla baktıkları 100 hamlelik bu satrancın kareleri içinde sıralanan kelimelerin önce kamuslardaki anlamına bakmak, bununla da kalmayıp gönül aynasından bakarak bu kelimelerin ne ifade ettiğini bilmek gerekiyormuş. En başa büyük harflerle Visâl’i yazdıktan sonra şu kelimeleri de peş peşe Kaza’dan Zillet’e kadar sıralayıp öğrenmek işin adabı, oyunun kuralı sayılırmış. Visâl, Kaza, Hâlet, Bâd-ı aşk, Mürüvvet, Hâl, Maksud, Aşk-ı hakikî, Rağbet, İftihar, Gurur / Vahdet, İzzet, Müşâhede, Muhabbet, Sabır, Nişat, Esrâr, Edeb, Şefkat, Cemâl / Mahv, Mücahede, Devam, Vefa, Ferah, Vicdan, Kerem, Aşk-ı mecazî, Ru’yet, Evham / İttihad, Güzel, Şûriş, Şüphe, Ahd-i necat, Sahra-yı cünûn, Uşşak, Teselli, Nazar, Tecelli / Sadâkat, Haml, Hasret, Kesret, Tecrübe, Afiv, Ahlâk-ı hamide, Terahhüm, Zevk-i dil, Selâmet / Haslet, Ümid, Firkat, Celâl, Kûy-i cânân, İttisaf, Ârâm, Kemâl, Tisyâr, Âzar / Sitem, Sevda, Aşk, Fikr, Encâm, İntizâr, Nifâk, Akl, Ağyâr, Safâ / Devâm, Rakib, Eyyâm, Fırsat, Zaman, Merhamet, Cefa, Hased, Kin, İstiğnâ / Arzu, Adem, Hacâlet, Meşakkat, Zahmet, Ta’n-ı hulk, Zeval, Dûzah, Mihnet, Sohbet-i seg / Rızâ, Karar, Gurbet, Hicrân, Adavet, Nedamet, Kavga, Recâ, Teessüf, Zillet.”

Oyun hakkında Necip Fazıl Kısakürek’in müthiş anlatımına kulak verelim: ‘Şeyh-i Ekber Muhiddin-i Arabi Hazretleri’nin Satranc-ı urefa isimli meşhur mağfiret yolu tablosunda birtakım küçük yılanlar vardır ki, kötü huyları temsil eder ve insanı mütemadiyen aşağı kademelere düşürür. Yılanlı mıntıka geçildikten sonra da birtakım oklar vardır ki, iyi huyları temsil eder ve insanı mütemadiyen üstün kademelere uçurur. Fakat gurur, bu tabloda, her tehlike bittikten ve en üstün derece elde edildikten sonra kalan muazzam bir yılandır ki, başı kemalin taa yanında, kuyruğu da zevalin taa dibindedir. Bu yılanın başına basan, göğün yedinci katından yerin yedinci katına düşer ve mahvolur.’

Bu oyun niçin önemlidir? İnsanı, başta gurur olmak üzere kazanma hırsı ve kazanma adına her türlü yolu serbest ve her hamleyi neredeyse mübah olarak gören günümüz oyunları gibi nefsin karanlıklarına çekmez ve karanlıkta olan nefsleri de aydınlık bir yolculuğa çıkartır. Bununla birlikte en önemli husus olan konuda insan varlığını aydınlatır ve gerçeklere pencere açar. Açılan pencereden ruhlara ışıklar saçılır ve insan anlar ki geçici bir dünyanın nefs oyunları sadece bir oyalanmadan ibarettir. Oyalanan nefsler ise asla göründüğü gibi değildir. İnsan ancak visalde mutmain bir benlik noktasına ulaşabilir. İçsel ve ebedi saadet ancak bu yolla temin edilir. Çoğu zaman boşa geçen bir ömürde boş işlerle uğraşmamak için güzelce vakit geçirmemizi sağlayabilecek ve insani mertebelerde ilerletebilecek değerli bir vasıtadır.

Yazar: Türker ERCAN | Sayı: 82 | Temmuz 2012



Yazar hakkında

Türker Ercan

Türker Ercan, 1 Haziran 1972 doğumlu. Öğrenciliği hiç bırakmayan bir öğretmen. Uzakdoğu sporları ile uğraştı. Felsefe, psikoloji, parapsikoloji konularında ve mantık alanında uzun yıllar araştırmalar yaptı.

Tüm Yazarlar | Yazar: Türker Ercan 
  1.  

    Tam yazıyı açarken ezan okunuyordu, İbn-i Ârabi’nin Âllah’tan sudur eden güzelliğinin ve rahmaniyetinin insanlığa yayılması dileğiyle, Âllah’ın güzelliği ile…




  2.  
    bir garip insan

    Ben okurken de ezan okunmaya başladı. Yazı öyle dikkatimi cektiki yerimden kalkmak istemedim. Sonra vesveseler kapladı içimi; simdi sagligim yerimde birak namazı niyazı okunan ezan icin bile kimildatmiyorum kılımı. Yatalak olsaydım ah keske derdim, sagligim yerinde olsaydi da kalkabilseydim. Vs vs… Insanoglu tuhaf yaratık. Birseyden yoksunken idraki artıyor herhalde. Neyse ki kalktım sonuna olsa da yetistim. Kaldigim yerden okumaya devam ettim ve sondaki okuyucu yorumunu görünce şaştım kaldım.




  3.  
    Faatih

    Levhayı nereden bulabilirim?
    Tşk!





Yorum Bırakın

(required)