Dokuz Milyon Engelli Vatandaşa Çözüm Gerek

14
Tarih: 01 Kasım 2012 | Yazar: Serpil Çavuşoğlu | Kategori: Sayı: 86Sosyal SorumlulukTürkiye

Ülkemizin onda bir gerçeğini oluşturan engelli vatandaşlarımızın sorunları ve çözüm yolları üzerine Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Kızartıcı ile sohbet ettik.

Sorulacak yüzlerce ayrıntılı soru olduğunu düşündüğüm halde yaptığımız birkaç saatlik görüşmede ortaya çıkan ana başlıklar yeterince çarpıcıydı. Bu röportajı okurken içinizden ve dışınızdan soracağınız hemen hemen tüm sorular içerikte mevcuttur. Toplum olarak kaçta kaç olursak olalım insana verilecek olan değer vazgeçilmezdir ve bu en büyük vasfımız olmalıdır. Röportaj başlıyor! Lütfen sabırla okuyunuz.

Röportaj: Serpil Çavuşoğlu

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu hakkında bizi kısaca bilgilendirir misiniz?

Her şeyden önce İndigo Dergisi’ne 9 milyon engelli vatandaşımızın beklentilerini açıklamam, sorunlarını  ve çözüm yollarını ifade etmem için bana vermiş olduğunuz imkândan dolayı, şahsım ve engelliler kitlesi adına teşekkür ediyorum. Türkiye Sakatlar Konfederasyonu, 1986 yılında, 2908 sayılı kanunla kamu yararına kurulmuş, ülkemizdeki özürlü vatandaşlarımıza hizmet eden en üst sivil toplum kuruluşudur. Birçok federasyonu bünyesinde bulundurmaktadır.

“Devlet yetkilileri, engelli vatandaşlarına hizmet götürmede ve haklarını vermede isteksiz!”

Amaçlarınız doğrultusunda ilerlerken karşılaştığınız en önemli zorluklar nelerdir?

Devletin yetkilileri engelli vatandaşlarına hizmet götürmede ve haklarını vermede isteksizdirler. Engellilere verilecek olan hak ve hizmetleri bir lütuf olarak görmekte, bu da hak temelli bakış yerine, sadaka ve iane kültürünü oluşturmaktadır. Bu tutum ve davranış yerel yöneticilere ve Belediye Başkanlarına olduğu gibi yansımaktadır. Dolayısıyla engelli vatandaşların insan haklarına ve vatandaşlık haklarına gereken saygı gösterilmemektedir.

Engelli insanlara kamu hizmeti verilmesinde bir isteksizlik, birçok bahanenin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Önemli olan, bu olumsuz tutum ve davranışların ve ön yargıların ortadan kalkmasıdır. Bizler bunun için sonuna kadar mücadele veriyoruz ve vereceğiz.

Özürlüler Yasası için belirlenen 7  yıllık süre neden uzatıldı?

2005 yılında çıkarılan Özürlüler Yasası doğrultusunda, belediyeler başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına, yaya geçitleri, resmi yapılar, yeşil ve spor alanları gibi alt yapıların engellilerin erişilebilirliğine uyumu için verilen 7 yıllık süre, 7 Temmuz 2012 tarihinde son buldu.  “Gerekli tedbirlerin alınabilmesi amacıyla” şeklinde yapılan bir açıklama ile verilen süre 3 yıl daha uzatıldı. Verilen 7 yıllık sürenin yetersiz gelmesinin sebepleri sizce nelerdir?

07.07.2005 yılında yürürlüğe giren özürlü yasasının 2. ve 3. Maddesinde, merkezi hükümet, yerel yönetimler, belediyeler ve kamuya hizmet veren özel kesim  7 yıl içerisinde binaları, yolları, kaldırımları, geçitleri, köprüleri, spor ve yeşil alanlarını ve tüm ulaşım araçlarını 07.07.2012 tarihine kadar  Türk Standartları Enstitüsü’nün standartlarına göre engellilerin erişim ve ulaşımlarına uygun bir yapıya dönüştüreceğini yüklenmişti.

Bu yıllar içerisinde erişim ve ulaşımdaki sorunlar ortadan kalkmış olacaktı. Ancak çıkan kanunda cezai bir müeyyidenin olmaması, merkezi hükumetin yeterince pay ayırmaması, illere göre yerel yönetimlerin ve belediyelerde  bu süre için bir takvim oluşturulmaması, izleme ve takip sisteminin olmaması ve buna benzer sebepler ile uygulama gerçekleşmemiştir.

Devlet bu durumu telafi etmek  için çıkardığı bir torba yasayla, 5378 sayılı yasanın 2. ve 3. maddelerinde değişiklik yaparak 1+2 yıllık bir süre uzatımına gitmiştir.

7 Temmuz Platformu, ‘Özürlüler Yasası’ için belirlenen 7  yıllık sürenin 3 yıl daha uzatılmasına tepki olarak doğdu.

Bu durum karşısında konfederasyon olarak sizler neler yaptınız?

Bu fiili durum karşısında 237 sivil toplum kuruluşu (STK) bir araya gelerek, 7 Temmuz Platformu‘nu oluşturduk. Taksim Meydanı’nda “48 Saat Uyumuyoruz” eylemi yaptık. Ve yasanın  Cumhurbaşkanınca reddedilmesi için imza kampanyası başlatıp on bin imza topladık. Ayrıca 08.07.2012 tarihli Hürriyet gazetesine tam sayfa 237 STK talebi Cumhurbaşkanına açık mektup olarak ilan ettik. Aynı ilan 09.07.2012 tarihli Yurt gazetesinde de yayınlandı. Gösterdiğimiz tüm bu çabalarımıza karşın yasa  onaylandı.

CHP Milletvekilleri 07.07.2005 tarih ve 5378 sayılı yasanın 2. Ve 3. maddelerinin değişiklik yapılan torba yasadaki değişiklik yapılan durumunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı. Anayasa Mahkemesi’nin bu yasayı iptal etmesini, ulaşım ve erişimde ek sürenin kaldırılmasını bekliyoruz.

“Devlet, Türkiye’deki ‘engelli nüfus oranını’ tam olarak bilemiyor!”

Türkiye’de resmi olarak tespit edilen ve edilemeyen engelli birey sayısı nedir? 

Resmi olarak Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen nüfusa göre engelli sayısı ülkemiz için de temel alınmıştır. Nüfusa göre engellilik oranımız %12,29 dur.  Yani global olarak 9- 10 milyon engelli nüfusumuz mevcut. Ancak devletimiz tarafından gerçekçi bir veri tabanı oluşturulmadığından kesin bir sayı bilinemiyor. Bu bilinmezlik, planlama yapmayı ve çözüm yolları bulmayı da engellemektedir. Aslında Sağlık Bakanlığında veri tabanı mevcuttur. İsim isim bir veri tabanının güncelleştirilerek engelli vatandaşlarımızın gerçek sayısı bir an önce açıklanmalıdır.

Engelli bireylerin topluma ve hayata katılmasındaki önemli faktörler nelerdir?

En önemli faktör, başta ailesi ve onunla birlikte devletin ilgili kurumlarıdır. Gerçekçi, yaşadığımız çağa uygun okul öncesi eğitimden başlayan güçlü bir eğitim sürecidir. Bunu takip eden eğitim süreci de, kaliteli bir mesleki eğitim sürecidir. Devletin ve özel teşebbüsün bir görevi de, engelli vatandaşlara uygun iş ve istihdam sağlamasıdır.

Engelli bireylerin ailesi tarafından toplum içine çıkarılmaması, engelli kişiye yapılmış olan en büyük haksızlıktır.

 Engelli bireyin toplum içine çıkarılmamasının en önemli sebepleri nelerdir?

Engelli bireylerin ailesi tarafından toplum içine çıkarılmaması, engelli kişiye yapılmış olan en büyük haksızlıktır. Aynı zamanda suç sayılan bir ayrımcılıktır. Devletin ve toplumun erişim ve ulaşım konusunda gereken tedbirleri almamasından dolayı da engelli vatandaşlarımız  sokağa çıkamamaktadır. Ayrıca toplum olarak engelliye bakış açımız da ne yazık ki aileleri çok fazla incittiği için bu sorun yaşanmaktadır.

Her engelli bireyin yakını kendilerinden sonra neler olacağının, engelli bireyin hayatını nasıl idame ettireceğinin kaygılarını taşır. Aileler için büyük endişe yaratan bu durum hakkında çalışmalarınız mevcut mu?

Çok haklısınız. Her engelli bireyin, özellikle zihinsel engellilerin aileleri “Ben ölürsem engellim ne olacak?” kaygısı içerisindedir. Çünkü ebeveynler biliyor ki, kendisinden sonraya kalan engelli yakını, perişan bir hayat sürecektir. Bu kaygı ve umutsuzluğu ortadan kaldırmak için Devletimiz 2007 yılında 3. Özürlüler Bakım Şurası‘nı gerçekleştirmiştir. Şura çalışmaları sonucunda ilerlemiş toplumlarda var olan Primli Bakım Yasası’nın çıkması için çalışmalar başlatmıştır.

Bu çalışmalar 2011-2013 yılı Bakım Eylem Planı kararı olarak yayınlanmıştır.

Primli Bakım Yasası’nın biran önce çıkarılması için Konfederasyonumuzun çabası ve baskısı devam etmektedir. Primini vatandaş ödeyeceği için gerçekleşmesi mümkün olan bir sosyal güvenlik çeşididir.

Yerel yöneticilerin, belediyelerin ve hayırseverlerin bakım evleri yapma seferberliğine geçmeleri gerekmektedir. Bunu sağlamak için de, engelli kitlesinin bu taleplerini her yerde dile getirmeleri gerekmektedir.

Türkiye’de özellikle trafik ve iş kazaları, terör, deprem, doğal afet gibi nedenlerle ‘Ortopedik Engellilik’ ilk sırada yer alıyor.

Ülkemizde en çok görülen engel türü ve sebebi nedir?

Ülkemizde özellikle trafik ve iş kazaları, terör, deprem, tabi afetler ve buna benzer nedenlerle ortopedik engellilik birinci sırada yer almaktadır.

İkinci sırada genetik faktörler, akraba evlilikleri, doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası tıbbi komplikasyonlar, sağlık kurumlarının yetersizliği, uzman doktor ve sağlık personeli yetersizliği, anne babaların yeterince bilgi sahibi olmaması, bakım ve beslenmedeki eksikliler ve benzeri sebeplerle zihinsel özürlülük ikinci sıradadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5 yılda bir verilen tekerlekli sandalyeler, standardı olmayan, kullanım ömrü 6 ay gibi çok kısa bir süre olan tek tip ürünlerdir.

Farklı yaş ve bedensel engele sahip her vatandaşa neden aynı tür tekerlekli sandalye verilmektedir?

Ülkemizde engelli kişinin yaşına, kilosuna, boyuna, yani kişisel özelliklerine göre engelli arabaları üretilmediğinden piyasada bulunan tek tip araçlar verilmektedir. Şu an ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5 yılda bir verilen tekerlekli sandalyeler standardı olmayan, kullanım ömrü 6 ay gibi çok kısa bir süre olan tek tip ürünlerdir.  Bunların bir bölümü de çok küçük rakamlar ile ithal edilen yine kalitesiz ürünlerdir. Oysa bu, bir insanın giydiği ayakkabısı hatta kıyafeti gibidir. Kırk numara ayakkabı giyiyorsanız size elli numara ayakkabı verilirse nasıl yürüyeceksiniz? Bu eksiklikten dolayı çoğu zaman vatandaşlarımız hayır kurumlarına yönlendiriliyorlar. Devletin bu konuda da yatırım yapması,  gerekli özeni göstermesi ve üreticilerini de teşvik etmesi gerekmektedir.

Aşılması en zor engel, vicdani engellerdir.

Aşılması en zor engel türleri hangileridir?

Her engel türü kendi içerisinde zorluk taşımaktadır. Bilimde ve teknolojideki ilerlemeler, bazı engel türlerinin azalmasını sağlamaktadır. Ancak zihinsel engelliler, Down sendromlular, sebebi bilinmeyen otizm, Asperger ve Şizofreni hastaları gibi engel türleri en zor olanlarıdır. Ve olaya diğer bir taraftan bakarsak aşılması en zor engel, vicdani engellerdir.

Bilal Kızartıcı ve Serpil Çavuşoğlu

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu’nun gündeminde olan sorunlar

Şu anda gündeminizde devam eden çalışmalarınız nelerdir?

Engelli kitlesinin ilk çağlardan beri birikmiş sorunları vardır; bu sorunların farkına varılması ve çözüm yollarının aranması çok yenidir. Görünen sorunlar klasik tabirle buz dağının su yüzündeki kısmına benzemektedir. Engelli kitlesinin asıl sorunları ise görünmeyen kısmındadır.

Sağlık, erişim ve ulaşım, sosyal güvenlik, eğitim, iş ve istihdam, bakım ve rehabilitasyon, örgütlenme, özürlülüğün önlenmesi, ayrımcılık, hak temelli sosyal haklar ve yaşamın her alanı ile ilgili güncel sorunlar.

Bu sorunlarla ilgili çalışmalarımız sürekli olarak devam etmektedir. Erişim ve ulaşımda 1+2 yıl içinde yapılacak olan çalışmaları yapan komisyonda, yerel yönetim, belediyeler ve özel teşekküllerin yapacakları uygulamaları takip edeceğiz, projelerin hayata geçirilmesini sağlayacağız.

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu, “Ben ölürsem engellime kim bakacak?” kaygısını ortadan kaldırmak için primli bakım yasasının çıkarılması amacıyla çalışmalara hızla devam ediyor.

  • Engelliler için özel eğitimin daha güçlü olması için, engellilerin iş ve istihdama kavuşması için kaliteli bir mesleki eğitim sağlanması için  Milli Eğitim Bakanlığı ve Avrupa Birliği ile yapılan projelerde çalışmalarımız devam etmektedir.
  • Ben ölürsem engellime kim bakacak kaygısını ortadan kaldırmak için primli bakım yasasının çıkarılması için çalışmalarımız devam etmektedir. Bu yasanın alt yapısını oluşturan 2011-2013 Bakım Eylem Planı’nın zamanında bitirilmesi için yetkililerle  iletişimimiz devam etmektedir.
  • 2022 sayılı kanun ile maaş alan engellilerin, aldıkları maaşın yükseltilmesi için çalışmalar yapmaktayız.
  • Evde bakılan ağır engellilere ödenen bakıcı parasının özürlülük baz alınarak ödenmesi için girişimlerimiz devam etmektedir.
  • Engelli ayrımcılığı izleme kurulu teşkil edilmiş ve bu konudaki çalışmalarımız da devam ediyor.
Türkiye Sakatlar Konfederasyonu üyesi olan 700’ü aşkın dernek bulunuyor.

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu’na bağlı federasyonlar hangileridir?

Konfederasyonumuz Zihinsel Engelliler, Ortopedik Engelliler, İşitme Engelliler Milli Federasyonu, Görme Engelliler, Cerebral Palsi Federasyonu, Spastik Engelliler Federasyonu ve bu federasyonlara bağlı 700’ü aşkın dernek konfederasyonumuzun üyesidir. Bu federasyonlara bağlı dernekler ve bağlı şubeleriyle ülkemizin her köşesinde engelli kitlesini temsil eden dev bir çatı örgütüdür. Devletin resmi olarak muhatap aldığı bir sivil toplum kuruluşudur.

Bizleri konfederasyonun amaçları hakkında bilgilendirir misiniz?

Amaçlarımız; tüm engelli vatandaşlarımızın kaygılarını paylaşmak, isteklerini yetkililerden talep etmek, sorunlarını kamuoyunun önüne getirmek, başta devlet kurumları olmak üzere bu sorunları muhataplarına götürmek ve onlarla birlikte çözüm yolları aramak ve bulmaktır. Tüm bu çalışmalarımız bir sonuca ulaşıncaya kadar, uygulamaları izlemek, takip etmektir. Engelli vatandaşlarımızı ve ailelerini rahatlatmak, önlerindeki engelleri kaldırmak, böylece mutlu bir yaşam sürmelerine katkı sağlayabilmektir.

Sevgili Bilal Kızartıcı, son olarak engelsiz bireylerin engelli bireylere karşı tutumu ne olmalıdır?

Engelli olmayan bireylerin, engelli bireylere karşı empati kurması gerekmektedir. Toplumun engelli ve engelsiz bireylerden oluştuğunu kabul etmeliyiz. Engelli insanlara karşı sevgi ve saygı duymanın insani bir görev olduğunu, onları dışlamak, ayrımcılık yapmak yerine, toplumla kaynaştıran, onların hayatını kolaylaştıran tutum ve davranışlar içinde olmalıyız.

Engelli olmanın hiç kimsenin tercihi olmadığını göz önünde bulundurarak, engelli insanların mutlaka hayatın içerisinde üretken birey olarak bulunmalarının bir insani ve vatandaşlık hakkı olduğunu kabul etmeliyiz.

E

vet! Bir röportajımızın daha sonuna geldik. Bu değerli röportajımıza her ne kadar şimdilik son veriyor olsak da, biz İndigo Ailesi olarak bu konudaki hassasiyetimizi, takipçiliğimizi istikrarla devam ettireceğiz. Çok değerli vaktinden bizlere zaman ayırdığı için, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Sevgili Bilal Kızartıcı’ya minnetlerimizi sunuyor, kıymetli çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Görünen o ki, Türkiye, 10’da 1 gibi çok ciddi bir oranda engelli nüfusuna sahip bir ulke. Diger yandan, engellenen engellilerimizin faydası için çalışan milyonlarca güzel yürekli insana sahibiz. Fakat gerekli yasalar çıkmadığı sürece engellerin hiç biri yeterince aşılamayacaktır.

Engelliliğin önlenmesinden, ailelerinin bilinçlendirilmesine, engelli bireylerin sağlık, rehabilitasyon, eğitim, sosyal güvenlik ve istihdam konuları hakkında gerçekleştirilecek olan doğru politikalar, bireylerin topluma başarılı bir şekilde entegre olmasını sağlayacaktır.

“Toplumların uygarlık düzeyi engellilere verdiği değerle ölçülür.”
“Eğitimde feda edilecek fert yoktur.” — Mustafa Kemal Atatürk

3 Aralık Dünya Engelliler Gününün yaklaştığı şu tarihlerde, engelli vatandaşlarımızın önündeki tüm engellerin kalkması dileğiyle…



Yazar hakkında

Serpil Çavuşoğlu

1973 İstanbul doğumluyum. 'İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar' diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde 'yazmalıyım' dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın'da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir. Yazdım, yazıyorum ve yazacağım. Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.

Tüm Yazarlar | Yazar: Serpil Çavuşoğlu 

14 Yorum


  1.  
    Aslı Yeşim Gülkan

    bilmediğim bir konuyu bana başka bir pencereden gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim.Kalemine ve yüreğine sağlık harika bir röportaj akıcı bir yazı olmuş.Muhteşem




  2.  

    Okuyan gözlerine, yorumlayan yüreğine sağlık. Çok teşekkür ederim Sevgili Yeşim.




  3.  


  4.  
    hulki erden

    bu konu, devamlı gündemde tutulması gereken bir konu. insanlar unutmaya temayüllüdürler..
    hele “bana ne, bende yok’ki ” kültürümüzünde olduğu sürece, sorunlarımız iyice çözümsüzleşir..
    duyarlılık, toplumsal gelişimin göstergesidir…




  5.  
    Ramazan Güçlü

    Bu kadar hassas bir konuyu gündemde tuttuğunuz için teşekkürler. Engelleri beyinlerimizde kaldırmadığımız ve doğru tarafa bakamadığımız müddetçe hiç bir değişmeyecektir. Oysa hepimiz birer engelli adayı değilmiyiz ki…! Tebrikler, başarılar…
    RmznGcl




    •  

      Okuyup yorumladığınız için teşekkür ederim.

      Vicdani engellerimizi ortadan kaldırmak, çözüme giden yolda ciddi anlamda fayda sağlayacaktır. Engelsizlik ile engellilik arasında sadece 1 saniye vardır.

      Sevgilerimle.




  6.  
    Haldun KIRKIK

    Size ve sayın Bilal KIZARTICI’ya teşekkür ederim. sorunları güzel özetlemiş ve önemli konulara dikkat çekmiş. Sizin aracılığınız ve hassasiyetinizle de bu röportaj yapılmış ve yayınlanmış. Gündemi çok ani değişen bir ülkede yaşıyoruz. Röportajda yazılan olumsuzlukları da dikkate alacak olursak engelliler alanında yapılması gerekenleri sürekli gündemde tutma zorunluluğumuz var. Buna katkıda bulunduğunuz için teşekkür ediyorum.




    •  

      Üzerinde hassasiyetle durduğumuz konulardan birdir. Bu hassas konu ne kadar çok gündemde tutulursa, yaralarımızın sarılma ihtimali de o kadar yükselecektir diye düşünüyoruz. Okuyup yorumladığınız için çok teşekkür ederim

      Sevgi ve saygılarımla.




  7.  
    Baran ( Aristo )

    Her günün akşamı insanoğluna ölümü hatırlatır. Bir günün gündüzü nasıl geçerse gecesi de öyle geçer; bir insanın dünyası nasıl geçerse ahireti de öyle geçer. Her 24 saat yaşamın ve ölümün bir provasıdır.Ve bu dünyada engelli tüm kardeşlerimizin yardımına taleplerine koşmak vatan evladı olarak her şeyden daha evladır..




    •  

      “Ve bu dünyada engelli tüm kardeşlerimizin yardımına taleplerine koşmak vatan evladı olarak her şeyden daha evladır.”

      Ne mutlu bu düşüncelere sahip olan insanoğluna!
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Sevgilerimle…




  8.  
    E.Nihal Giray

    Güzel bir çalışma olmuş, meselenin içine girmeyince sorunları sadece yüzeysel olarak biliyoruz, maalesef sorunlar bizim sandığımızdan daha karmaşık, umarım mesajlar yerine ulaşır, kalemine, yüreğine sağlık yeni çalışmalarını bekliyorum başarılar





Yorum Bırakın

(required)