BANNER MARMARIS FILM FEST SPONSOR

 

Narsist Kişilik Bozukluğu

2
Tarih: 17 Temmuz 2013 | Yazar: Anıl Talat Eryontuk | Kategori: Sayı: 94

‘’Görünüş itibariyle narsist kişiler genellikle kibirli, üstten bakan, kendini beğenmiş, soğuk, mesafeli, başkalarının görüşlerini önemsemeyen  bir izlenim verir (Kernberg, 1975). Diğer insanlara kıyasla özel ve üstün biri olduklarını düşünürler. Bakıldığında  bu kişiler ciddi bir davranış bozukluğu göstermeyebilirler, hatta bazıları sosyal ve mesleki olarak oldukça başarılıdırlar.’’

narsist kadın

Birincil Narsizm

Psikoanalitik Kuram‘ın kurucusu Sigmund Freud için kişilik, beş farklı dönemden geçerek gelişir. Ona göre narsizm dış dünyadan soyutlanan libidonun egoya yönlendirilmesiyken, hayata gözlerine yeni açmış olan bebekler için daha farklıdır. Bebekler dış dünya ile ilişki kuramadığından bebeklik döneminde gerçek bir narsisizm durumu içindedirler. Libido henüz dış dünyaya yönlendirilmemiştir. Bebeğin, nesneleri ‘ben olmayan nesneler‘ olarak algılaması aylar aldığından; ‘Ben’ ve ‘Ben olmayan’ arasında bir ayrım yapması da imkânsızdır. Bebek için tek gerçek kendisidir. Acıkması, susaması, üşümesi bebek için tek gerçekliktir. Bu durum ‘birincil narsisizm’ olarak adlandırılır.

İkincil Narsizm

Lakin bebekler büyüdükçe dış dünya ile olan ilişkileri artar ve dış dünya kurallarını öğrenmeye başlar.  Artık libidolarını nesnelere yönlendirir; nesne sevgisi ve giderek nesnel düşünceleri ağırlık kazanır. İnsan her ne kadar libidosuna nesne bulabilse de mutlaka göreceli bir ölçüde narsisist kalır. Bu durum da ‘ikincil narsisizm’ olarak tanımlanmıştır.

Bakıldığında narsisizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsisizmi toplum için, hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse; kişi akıl hastalıklarıyla bile karşılaşabilir. Öyle ki bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda narsisizmin etkileri görülebilmektedir.

Bu iki tanımla beraber son günlerde yaşanan sosyo-politik olaylar bilinçaltımı harekete geçirmiş olacak ki aklıma birden siyaset kurumunu getirdi.

Acaba bizi yönetenler Narsizmin neresindeydiler?

Narsizmi; kişinin kendine tapması, kaba tabirle kişinin benliğine âşık olması olarak biliyordum. Kısa bir süre benliğimi ve ‘Narsizm’i sorgulamam, bu tanımı beynimde ne kadar hafife aldığımı hatırlattı kendime. Birçok farklı tanımı ve kullanımı olan Narsizmin kişilik bozukluğuna dönüştüğünde, ne kadar zararlı hale dönüşebileceğini de yeni fark etmiştim. Özellikle de bizi yönetenler için…

Narsizm çeşitleri arasında en dikkat çekeni, Mısır Firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüydü. Geçtiğimiz günlerde ülkemizde yaşanan Gezi Parkı Eylemlerini iyi irdelemek lazım. 

Ne yazık ki en tepede bulunan devleti yönetenlerden, en küçük kurum olan aileye kadar etrafımızdaki birçok kişiyi içine alıyordu bu tür. Böylesi insanlar kendilerini yeryüzü tanrıları gibi hissetseler de çoğu kez zannedilenin aksine kendini seven değil, kendinden nefret eden kişilerdir. Bilinç dışında kendini değersiz, eksik, kusurlu ve küçük görürken tüm savunmaları nefret ettiği özbenliğini bastırmak ve hayranlık elde etme yoluyla temel nesne nezdinde kendini sevilebilir hale getirmeye yönelik tasarlamışlardır. Ancak bu durumda benlikleri değerini yükseltebilir ve dolayısıyla kendilerini iyi hissedebilirlerdi. Tek bir sözleriyle yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile karar verebilecek cesarete sahiptirler. En büyük korkuları; güçlerini kaybetmeleri ve ölümdür. Bu kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine de gereken ilgiyi gösteremezler. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar, kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir düşüncesindedirler. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa varlıkları mümkündür, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir.

İşte narsist kişilik bozukluğu olan kişiler gerçekle bağdaşmayan, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun olarak hareket ettiklerinden, maddi veya manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamazlar, saldırganlaşırlar, hatta ağır psikopatik tablolara girerler. Bu da yetmezmiş gibi etraflarındaki herkesin kendisine düşman olduğunu zannederler. Dış dünya ‘ben’ olmadığı için, narsist kişi dış dünyayı anlayamaz, algılayamaz ve bu durum korku yaratır, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı buz gibi erirler. Başkalarının hakkına saygı göstermezler ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek koyduğu hedefi, gerekli emeği vermemiş dahi olsa hak etmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmayı başarı sayarlar.

Bilinmeli ki bu kişilerin rahatsızlığını fark etmesi imkânsız denebilecek kadar zordur. Çünkü onlar hep haklıdır.



Yazar hakkında

Anıl Talat Eryontuk

27 Temmuz 1981, İzmir doğumlu. Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu. 2010 yılında ‘Kendimden Öte’ adlı şiir kitabı yayımlandı. Mart 2013'te Mahide adlı romanı çıktı. Halen İzmir’de yaşıyor.

Tüm Yazarlar | Yazar: Anıl Talat Eryontuk 
  1.  

    öncelikle bu dergiye ve tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum.yazarlarına minnet borçluyuz bir okur olarak.iyiki varlar.yaşama anlam katıyorlar.




  2.  

    bence diyorum,adalet,merhamet,empati yapabilme becerisi gelişen insanlarda,kolay kolay narsist kişilik bozukluğu fazla barınamaz.





Yorum Bırakın

(required)