Bir İnsanlık Ayıbı: Çocuk Anneler

Cahiliye devrinde kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi, hatırlar mısınız? Üzerinden yüzyıllar geçip, artık yirmi birinci yüzyıla geldiğimizin farkında mısınız? Peki ya şimdi kız çocuklarının ruhları diri diri gömülmüyor mu?

cocuk anneler

Kocaya hediye edilen, kabuk bağlamış törelerin kurbanı seçilen, çocukluğunu yaşayamadan evlendirilen kız çocuklarını bilir misiniz?

Çocuklar… İlgiye ve desteğe muhtaç olan masumlar… Korunmaya ve şefkate ihtiyaç duyan saf melekler… Yarının mutlu insanlarının, mutlu toplumlarının küçük mirasçıları…


Bu memleketin dertleri biter mi? Yüreğimizde çıban yerine bir gün güller biter mi?

Sadece bir memleket meselesi değil bu. Bir insanlık ayıbı… Küçük yaşta rızasız ve zorla evlendirilen, çocukluğunu yaşayamadan kadınlığa sürüklenen, henüz kendisi çocukken çocuk sahibi oldurulan masum ve mazlum kız çocuklarının hepimizin boynuna astığı kocaman bir insanlık ayıbı bu…

İyi kariyerleri, iyi yaşantıları, iyi elbiseleri olan yirmi birinci yüzyıl insanlarının kara bir lekesi bu… Cahil, zalim, vicdansız, kapkara dünyası olan insanların yaptıklarından her birimizin üzerine bulaşan günahın payı…

Dünya toplumlarının bir çoğunda olduğu gibi bizim çocuklarımızın da dertleri çok. Çocuk işçiliği, sokak çocukları, göçmen çocuklar, engelli çocuklar, kayıp çocuklar, çocuk istismarı… Ülkemiz ve tüm dünya çocuklarının meseleleri o kadar çok ki, o kadar büyük ki kendi boylarından…

Küçük Hakan’ın tek hayali büyük adam olmaktı, babası ona hiç sormadan ve küçücük yaşına bakmadan bir tamirci çırağı yapmazdan önce… Küçük Aslı’nın tek hayali başarılı bir sanatçı olmaktı, ailesi onu baskı ve şiddet göstererek evden kaçmak zorunda bırakmazdan önce… Küçük Mert’in hayali mert bir insan olmaktı sadece, bir engeli olduğu için toplum tarafından hayata engellenmezden önce… Küçük Sevgi’nin tek hayaliyse sevgi dolu bir yaşam sürmekti, kalbi aile meclisi tarafından yerinden sökülüp, bir kocaya satılmazdan önce…

Başlık parası, berdel, kuma gibi örf ve adetlerin yüzyıllar geçse de, bağladığı kabuk daha da sertleşiyor sadece. Kimse kabuğu kaldırıp, yaraya bakacak cesareti bulamıyor. Çağlar geçiyor, insanlar ölüyor, yıldızlar yer değiştiriyor, ama geçmiyor bu insanın içine işleyen kara kabuk… Zorla evlendirilen küçücük bir kızın düğününde silahlar patlıyor, o masum odasında başına gelecekleri düşünürken tir tir titriyor. Birçoklarımızsa o anlarda sporumuzu yapmakla, son icat teknoloji ürünlerimizi kurcalamakla, tutmadığımız takımlara kin gütmekle veya internette cıvıldamakla meşgulüzdür. Adına ister medenileşme, ister ilerleme, ister bilgi çağı, isterseniz uzay çağı deyin; ama her yüzyıldaki insanların üzerine bulaşan bu çocuk gelinlerin ve çocuk annelerin acısının hepimize geçen vebalini de düşünmeden artık gözlerinizi yummayın.

Kırsalda, varoşta, kentte, köyde aramızdalar. 12 ve 15 yaş arasındaki çocuk gelinler… Gelinliğin kefen gibi giydirildiği, ruhlarının toprağa gömüldüğü küçük kız çocukları…

UNICEF’in 2011 yılında hazırladığı “Türkiye’de Çocukların Durumu Raporu”na göre ülkemizde evlilikle ilgili resmi veriler yalnızca resmi evlilik törenleriyle yapılan evlilikleri kapsamakta olsa bile bu evliliklerin bile önemli bir kısmının 18 yaşından küçük kızlarla gerçekleştirildiği görülmektedir. Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi verilerine göre gelinlerin yüzde 26’sınınsa 16 – 19 yaş aralığında olduğu görülmektedir.

UNFPA’nın “Türkiye’de Çocuk Yaşta Evlilik Raporu”nda belirtildiği üzere ülkemizde yasal evlilik yaşının BM Çocuk Haklarına dair sözleşme ile tutarlı olarak gözükmesine rağmen uygulamada erken yaşta evliliklerin önlenemediği savunulmuştur.


Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde bireylere özgür ve tam iradeyle evlenme hakkı tesis edilmiş, ancak ilgili taraflardan birinin hayat arkadaşıyla ilgili bilinçli bir karar vermek için yeterince olgun olmaması halinde iradenin özgür ve tam olamayacağı kabul edilmiştir.

[quote]

Çocuk evlilikleri, insan haklarının da çok ciddi bir ihlalidir.

[/quote]

4. Dünya Kadın Konferansı Eylem Platformu’na göre her yıl dünyada 18 yaş altında olan 15 milyondan fazla kız çocuğu doğum yapmaktadır. 10 Amerikalı genç kızdan 4’ü ise 20 yaşından önce en az bir kere gebelik yaşıyor. Mesela Nijer’de neler oluyor, biliyor musunuz? Sırtında kardeşini taşıdığını düşündüğünüz 13 – 14 yaşındaki kızlar, fistül hastalığı yüzünden ölüme terk edilmiş anneler…

Hangi dine, hangi ahlaka, hangi felsefeye, hangi kaba sığar küçük bir kızın dünyasının zindana çevrilmesi? Yaşarken ruhu öldürülen birisi için ölüm bile anlamsız olur.

Bugün güzel bir yemek yemiştiniz, güzel bir müzik dinlemiştiniz, tüm planlarınız yerinde gitmişti, tam da harika bir gündü, diyordunuz değil mi? Yoksa acınası ve yalan bir gün müymüş?

Sosyal sorumluluk ve vicdan sahibi olan, kendisini medeni gören ve belli imkanlara sahip olan tüm insanların bu konuyu bir ulusal gündem haline getirmesi ve toplumsal zihniyet dönüşümünün başlaması için elinden geleni yapması kaçınılmaz bir insanlık ve yurttaşlık görevidir.

Bir çocuk doğabilir ve dünyayı değiştirebilir.

Peki kıydığımız çocukların kaderini artık kimler değiştirecek?

İlgili yazılar:


Ben bir kadınım!