Facebook'ta İndigo Dergisi  Twitter'da İndigo Dergisi  İndigo Dergisi Arama Motoru

 
 

 

Kuran ve Mucizeleri: Dr. Ömer Çelakıl

Tarih: 02 Şubat 2014 | Yazar: Gülşen Kaş | Kategori: EzoterizmKapakRöportajSayı: 43

Kuran’da daha önce farkedilmemiş şaşırtıcı bilimsel gerçekleri, yaptığı çalışmalar sonucunda bizlerle paylaşan Dr. Ömer Çelakıl, son araştırmalarında insanlığa faydalı olabilecek pek çok bilginin olduğundan bahsederek, bunlardan birisinin de insanlarda algılama sorunlarına çözüm olacak bir cihaz olduğunu belirtiyor.

kuran

Dr. Ömer Çelakıl, cihazın test aşamasının henüz bitmediğini ancak, birkaç ay içerisinde cihazın tamamen insanların kullanımına sunulabileceğini ifade etti. Kuran’da insanların yararına olabilecek pek çok bilginin bulunduğunu ve bu bilgilerin somut bir hale gelebilmesi için çalışmalarına devam ettiğini bildirdi. Dr. Ömer Çelakıl’a Kur’an-ı Kerim hakkındaki en çok merak edilen soruları sorduk.

 

Röportaj: Gülşen Kaş

Yaptığınız araştırmalarda ve yazdığınız kitaplarda, Kuran’da insanı ve evreni anlatan (ancak bilimsel araştırmalar yapılarak elde edilebilecek) pek çok surede şifreler olduğundan bahsettiniz. İlk olarak sormak istediğim Kuran’da insanoğlundan nasıl bahsediliyor?

Dr. Ömer Çelakıl: Kuran’da insanoğlunun karakteristik özelliklerinden bahsedilir. Mesela insanoğlunun aceleci yani bir anlamda sabırsız olduğundan söz edilir. İsra suresi 11.ayette bu özellikten şöyle bahsedilir “İnsan hayrı istediği gibi şerri de ister. İnsan pek acelecidir. “Ayrıca Enbiya suresinin 37.ayetinde de bu konuya değinilir: “İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin”

İnsanı tanımlarken kullanılan diğer bir özellik ise “Hırslı” olmasıdır. Mearic suresi 19.ayette şu şekildedir: “Gerçekten insan, pek hırslı yaratılmıştır.” Bunlarla birlikte insanoğlunun tartışmayı seven bir yapısı olduğundan söz edilir. Kehf suresinin 18.ayetinde şöyle geçer:

“Doğrusu biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali saymışızdır. Fakat insanoğlu tartışmaya her şeyden çok düşkündür”… 

Dinimizin kolaylık dini olduğu söylenir aslında bu doğrudur çünkü; Kuran’da insanoğlunun yük ve sorumluluklarını azaltmaya yönelik hükümler mevcuttur. Nisa suresi 28.ayette insanın zayıf olduğu vurgulanır: “Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.”

İnsanoğlunun ısrarcı kişiliğinden ise İsra suresinin 89.ayeti bahseder:

“Muhakkak ki biz, bu Kuran’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkarcılıktan başkasını kabullenmediler.”

kuranPeki Kuran’da insanın nasıl oluştuğuna dair bir bilgi var mı?

Dr. Ömer Çelakıl: İnsanın yaratılışına ve embriyolojik aşamalara da Kuran’da kısaca işaret edilir. Örneğin doğum öncesi anne karnındaki embriyonun gelişiminin 3 bölgede olduğuna dair işaretler mevcuttur. Kuran’da anne karnındaki 3 karanlık evreden bahsedilir “… Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. Zümer Suresi, 6)”

Ayette belirtildiği gibi modern embriyoloji de 3 karanlık evreden bahseder bunlar şöyledir:

 • Batın duvarındaki karanlık evre

• Rahim duvarındaki karanlık evre

• Amniyon zarının karanlık evresi

Ayrıca Kur’an, insanoğlunun yaratılışına değinirken bildiğiniz gibi Su ve Toprak elementlerinden söz eder. Kuran’ın indirildiği dönemde hücreleri inceleyecek mikroskobik cihazlar yoktu ve hücrelerimizin büyük oranda sudan oluştuğu bilinmiyordu. Bildiğiniz gibi insan ve diğer canlılardaki hücreler %70-80 oranında sudan oluşur ve Kuran da bu konuya şu ayetle işaret eder:

“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.” (Nur Suresi, 45)

Kuran’da bahsedilen diğer element ise topraktır. Gerçekten de toprakta bulunan karbon, fosfor, hidrojen, nitrojen gibi onlarca element insan hücrelerinde de bulunmaktadır.

Kadın ve Erkek kromozomları arasında fark var

Kuran’da yaptığınız araştırmalarda “DNA ve RNA” kelimelerinin geçtiğinden bahsediyorsunuz. Sadece “RNA ve DNA” olarak mı bahsediliyor yoksa daha ayrıntılı bir bilgi var mı?

kuranDr. Ömer Çelakıl: Önceki çalışmalarda DNA terimine işaret edildiğini dile getirmiştim. D-N-A harflerinin Kuran’da nerelerde yan yana geldiğini incelediğimiz zaman en fazla 18.surenin 65.ayetinde geçtiğini görüyoruz (Arapça’da Dal-Nun-Elif).

Bence bu ayetin numarası (18:65) genetik bilimin ve DNA tarihinin başlangıç yılı olan 1865 yılına işaret ediyor yani Mendel’in genetik kanunlarını keşfettiği yıla. Fakat diğer nükleik asit olan RNA molekülünden bahsetmemiştim. Bu molekülle ilgili de bazı ipuçlarına rastladım fakat çalışmalar henüz bitmediği için kesin bir bilgi sunamıyorum. Kuran’da geçen “Raina ve Unzurna” kelimeleri her zaman tefsircilerin dikkatini çekmiştir. Çünkü o dönemdeki bazı kişiler bu tür kelimeleri, harf benzerliklerinden dolayı İbranice ve Süryanice’deki bazı kelimelerle değiştirip farklı anlamlarda kullanabiliyorlardı. İlginçtir ki RNA harfleri de Kuran’da ilk olarak bu kelimelerin içinde geçer. UnzuRNA kelimesinin son üç harfi bu molekülün ismiyle aynıdır. Ayrıca RaiNA kelimesi de okunuş bakımından benzerdir. Bu iki kelime Kuran’daki binlerce ayetin arasında sadece 2 defa geçmektedir.(2:104 ve 4:46) Bunlardan Nisa suresinde olanı bence mucize bir işaret sunmaktadır. Çünkü RNA harflerinin hemen ardından gelen ayetlerde DNA ve RNA moleküllerinin geometrik şekillerine dair işaretler yer alıyor. Öncelikle DNA-RNA molekülünün geometrik şekli hakkında kısaca bilgi verelim.

kuranBilim tarihinin en önemli olaylarından birisi DNA-RNA moleküllerinin yapısının ve şeklinin çözülmesidir. DNA modeli çift sarmal şeklindeydi yani iki adet iplikçikten oluşuyordu (RNA ise tek iplik şeklindedir-Grafiğe bakınız) Sarmal ipliklerden yani bükülmüş ipliklerden oluşan DNA-RNA çoğunlukla hücre ÇEKİRDEĞİ içindeki kromozomlarda bulunur. Zaten kromozom dediğimiz de DNA’dan oluşan iplik yumakları gibidir. Eğer kromozomlarda yumaklanmış(sıkıştırılmış) DNA iplikçiklerini açabilseysik ortaya metrelerce uzunlukta DNA iplikleri çıkardı. Özet olarak DNA ve RNA hücre ÇEKİRDEĞİNDE bulunan çok ince BÜKÜLMÜŞ (sarmal) ipliklerdir. Fakat hücre içindeki bu iplikleri mikroskop olmadan kesinlikle göremeyiz.

Hatırlarsanız önceki çalışmalarımızda “Nisa suresinde” kadınların kromozomlarına yani DNA yapılarına ve genetik kopyalamaya (DNA transferiyle) işaret eden ayetleri sunmuştuk. “UnzuRNA ve RaiNA” kelimeleri de yine aynı Nisa suresinde geçer (Nisa 46.ayet). “Mealleri veya tefsirleri incelerseniz işte yine tam bu surede yukarıda DNA-RNA için kullandığımız “çekirdekteki bükülmüş iplikçikler” ifadesini siz de görebilirsiniz. Evet bilim adamlarının DNA-RNA’nın şekli için kullandığı bu ifade Kuran’da da geçmektedir ve bence bu mucizevi bir tanımlamadır çünkü asırlar önce mikroskop yoktu ve yakın tarihte keşfedilen bu bilgiden kimsenin haberi yoktu. Nisa suresinin 49. ve 77.ayetlerinde kullanılan Fetil kelimesi tefsirlerde hurma çekirdeğinin içinde görülmeyecek kadar küçük olan “iplik ve bükülmüş şey” şeklinde tercüme edilmektedir. (Örneğin Taberi tefsirinde) Aslında bu kelime Arapça’dan bizim dilimize de geçmiştir. Osmanlıca sözlüklere bakarsanız “Fetiyle” kelimesinin “bükülmüş ince İplik” şeklinde çevrildiğini görebilirsiniz. Bu kelime bazı meallerde “kıl” veya “ip” şeklinde çevrilmiştir fakat bizim sunduğumuz çeviri en fazla kabul gören çeviridir. Zaten sonraki ayetlerde “çekirdek oyuğu-tomurcuğu” ifadesinin tekrar kullanılması da sunduğumuz bilgiyi desteklemektedir.

Kadınlarla erkekler arasında genetik olarak bir fark var mı?

kuranDr. Ömer Çelakıl: Daha önceki örneklerimizde “Arı” suresinin Kuran’da 16. sure olduğunu ve Arı’nın kromozom sayısının da 16 olduğunu belirtmiştik. Bildiğiniz gibi boy, göz rengi gibi tüm fiziksel özellikler hücre içindeki gözle göremediğimiz kromozomlarda yer alan genler tarafından belirlenir. Hücrelerimizin içindeki 23.kromozom çifti kişinin cinsiyetini belirler. Genetik olarak Erkek ve Kadındaki kromozomlar aynıdır sadece kadınlardaki 23.kromozom çifti erkeklerden farklıdır. Kadınların fiziksel özelliklerinin erkeklerden farklı olması da bu 23.kromozoma bağlıdır.

Kuran-ı Kerim’deki “Nisa” suresi de “Kadınlar” anlamına gelir. İlginçtir ki “Nisa” (kadınlar) suresinin 23.ayetinde başka hiçbir yerde geçmediği kadar çok sayıda “kız, kadın, anne” gibi dişil kelimeler tekrarlanmaktadır. Yani “kız, kadın, anne” gibi dişil kelimeler “Kuran’ın tümünde” en çok Nisa suresi 23.ayette geçmektedir. Dolayısıyla ayetin numarası olan 23 sayısıyla kadınlardaki 23.kromozom çiftine işaret edildiğini düşünüyoruz.

Canlıların kopyalanması etik değil!

Canlıların kopyalanmasından Kuran’da bahsediliyor mu? Bahsediliyorsa, sadece genel olarak kopyalamadan mı bahsediliyor? Bunun yasak yada günah olduğuna dair bir bilgi var mı?

Dr. Ömer Çelakıl: Kopyalama yüce dinimiz İslam’a aykırıdır ve etik dışı yanlış bir uygulamadır. Fakat genetik biliminin ve embriyolojinin olmadığı bir çağda yani 1400 yıl önce indirilen Kuran-ı Kerim de sanki bilim adamlarının kopyalama yapacakları haber verilirmişçesine işaretler bulunmaktadır. Kuran-ı Kerim’in bu ayetinde Şeytan’ın kötü faaliyetleri vurgulanmaktadır.

Kopyalanmış bir hayvandan çok sayıda kopya hayvan üretme (ikinci nesil kopyalama) deneylerinde Kulak Dokusundan hücreler alınarak kopyalama gerçekleştirilmiştir. Yani yakın tarihte yapılan ilk deneylerde hayvanların kulağı kesilip hücre alınarak kopyası üretilmiştir. Kuran-ı Kerimin bir ayeti şöyledir:

“…(Şeytan dedi ki) Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler…” (Nisa Suresi 119.ayet)

Az önce tarihteki ilk 2.nesil kopyalamaların hayvanların kulakları kesilerek alınan hücrelerle gerçekleştirildiğini vurgulamıştık. Ayrıca bu hücrelerin genetik yapısıyla oynayarak yaratılış kanunlarına müdahelede bulunmaya çalışan kimseler de vardır. Dolayısıyla genetik biliminin olmadığı bir çağda yani 1400 yıl önce indirilen ayetteki ifadelerle mucizevi benzerlikler vardır.

Yapılan bazı kopyalamalarda meme dokusundan da hücreler alınmıştır fakat Tarihteki ilk 2.nesil kopyalamalarda hücreler kulaktan alınmıştır.(Japonya’daki Kagoşima Enstitüsünde ve Brezilya’daki Vitoria ineği)

Dr. Ömer Çelakıl: Kuran’da sağlık ile ilgili önemli bilgiler de bulunuyor…

Kuran’da sağlık ile ilgili de pek çok bilgiye işaret ediliyor. Kandaki oksitlenme, Demir ve Retina gibi…

Dr. Ömer Çelakıl: Kuran’ın indirildiği çağda henüz kimse oksijen ve karbondioksiti vücudumuzdaki kanda taşıyan Hemoglobin molekülünden haberdar değildi ve böyle bir tıp terimi de yoktu. Nitekim mikroskoplar da henüz icad edilmemişti. Ayrıca kana kırmızı rengi veren de yine Hemoglobin’dir ve demir eksikliğinde anemi hastalığı (kansızlık) ortaya çıkar.

Vücudumuzdaki Demir (Fe) elementi sayesinde oluşan Hemoglobin hayatın devamı için şarttır. Hemoglobinin ortasında bulunan Demir (Fe) elementi oksijeni kendisine bağlar ve kanda taşır. Kuran’daki Hadid yani Demir suresinde demirin insanlar için faydalar taşıdığı şöyle belirtiliyor:

“…Demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır…” (Hadid suresi 25)

kuranGördüğünüz gibi 48:25 numaralı ayette yan yana gelen harfler mucizevi bir biçimde FE (Demir) ve Hemoglobin kelimelerini oluşturmaktadır.(Hemoglobin kelimesini oluşturan harfler soldan sağa ters, Demir yani (Fe) sağdan sola.) Ayrıca Hemoglobini oluşturan harfler başka hiçbir ayette yan yana gelmiyor dolayısıyla rastlantı diyemeyiz.

Hemoglobin kelimesi Türkçe, Arapça, İngilizce ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır. Başka örneklerde olduğu gibi burda da aynı yöntemi kullandık o nedenle matematiksel açıdan tüm bunlara tesadüf gözüyle bakamayız. Hemoglobin terimi modern tıp tarihinde 1869 yılında ortaya çıkmıştır Kuran-ı Kerim ise 610 yılında indirilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla yüzyıllar öncesinden bu hayati moleküle ismen işaret edildiğini düşünüyoruz.

Kandaki Oksitlenme

Dr. Ömer Çelakıl: Kuran-ı Kerim’in Mutaffifin suresi 13.ayetinde “Kalplerin üzeri Pas bağladı… “şeklinde bir cümle yer almaktadır. Dikkat ederseniz çamurlandı veya tozlandı gibi kelimeler değil de “Pas bağladı” ifadesi kullanılmaktadır. Paslanma “Demirin Oksitlenmesi” demektir. İlginçtir ki Kuran’da bahsedildiği gibi vücudumuzdaki kanda (dolayısıyla kan dolaşımının merkezi olan kalpteki) demir sürekli oksitlenmektedir.

Yani Kuran’da bahsedildiği gibi kalbimizde ve damarlarımızda her gün her saat paslanmaya benzer bir reaksiyon gerçekleşmektedir ve demir oksitlenmektedir. Havadan aldığımız oksijen kandaki hemoglobinde bulunan demir sayesinde vücutta taşınmaktadır. Yani aldığımız oksijen kandaki demir ile reaksiyona girmektedir ve bir anlamda paslanmaktadır. Fakat biz bu reaksiyonu gözle göremeyiz. Kısacası bu ayette bilimsel ve mucizevi bir benzetme yapıldığını düşünüyoruz fakat bu sadece bir yorumdur. Yukarıda da bahsettiğim gibi, Kuran’ın hemoglobin ve demir atomuyla ilgili mucizevi kanıtlar sunduğunu dile getirmiştik.

Retina

Dr. Ömer Çelakıl: Retina, görmemizi sağlayan hücrelerin bulunduğu göz tabakasıdır. Görme işlevini sağlayan göz bölümünün aslında Retina olduğu Kuran’ın indirildiği yıllarda bilinmiyordu hatta kimse retina kelimesinden haberdar bile değildi. Buna rağmen Kuran’da “Retina” kelimesinin geçtiğine dair açık kanıtlara rastlıyoruz.

kuranR-E-T-İ-N-A harfleri sadece 35:8 numaralı ayette geçmektedir. Üstelik bu ayette “görmekten” ve “göstermekten” bahsedilmektedir dolayısıyla retinaya işaret güçlenmektedir. Görmeyi sağlayan retina kelimesinin geçtiği bu ayette “…güzel gösterilip de güzel gören kimse…” cümlesi yer almaktadır. Sonraki ayetlerde aynı surenin 19.ayetinde “Kör ve gören aynı olmaz” cümlesi geçiyor. Bilindiği gibi retina hasarları kalıcı körlüğe neden olur. Sonraki 20.ayette ise “Karanlık ve aydınlık da aynı olmaz” ifadesi geçmektedir ki zaten retinada ışığa duyarlı hücreler bulunur. Bu saydığımız ayetlerdeki görmeyle ilgili cümleler tüm Kuran’da çok nadir geçmektedir o nedenle retina kelimesinin binlerce ayetin arasında sadece bu ayetlere denk gelmesi matematiksel açıdan tesadüfi değildir.

Öğrenme sorun olmaktan çıkacak

Bir araştırmanızın sonucunda insanlarda, algılama sorunlarına ve özellikle “öğrenme” ile ilgili sorunlara çare olacak bir “cihaz” icat ettiğinizden bahsetmiştiniz. Bu cihaz, bilginin kolayca algılanmasını ve hafızaya kayıt edilmesini nasıl kolaylaştıracak?

kuranDr. Ömer Çelakıl: Beynimizdeki milyarlarca nöron elektriksel sinyallerle bağlantı halindedir. Yani vücudumuz ve beynimiz kompleks bir elektriksel mekanizma ile donatılmıştır. Elektriksel hareketin olduğu her yerde manyetik alan da vardır. Yani elektrik, manyetik alan oluşturabilir ve manyetik alan da elektrik oluşturabilir. Farklı frekansta manyetik alanlar oluşturarak beyindeki elektriksel aktiviteyi etkilemeye çalışıyoruz ve bunun için basit bir cihaz tasarlamaya çalışıyoruz. Üzerinde çalıştığımız bu basit tasarımlı cihaz henüz tamamlanmadı o yüzden başarılı bir cihaz tasarladığımızı söylemek için henüz çok erken, fakat olumlu sonuçlar aldığımızı söyleyebilirim. Bu cihazın sağlık açısından da bir zararı olmaması önemli. Ayrıca cihazın beyindeki hangi bölgeleri etkileyeceği de önemli çünkü beyinde konuşma, görme, işitme gibi farklı bölgeler mevcut örneğin bir kişinin konuşma yeteneğini etkilemek için manyetik alanı Broca bölgesine yönlendirebilirsiniz.

Üzerine konuştuğumuz bu cihazın rüyaları ciddi anlamda etkilediğini de gözlemledik. Mesela yıllardır rüya görmeyen veya gördüğünü hatırlamayan kişiler üzerinde yaptığımız basit deneylerde bu kişilerin bu cihazdan etkilenerek çok net görüntülerle donanmış yani gerçeği anımsatan rüyalar gördüğünü gözlemledim.

Uykusuzluk ve uyanamama problemleriniz ortadan kalkacak 

Yine bir araştırmanızda Kuran’da insanların özellikle uyku sorunlarına çözüm olan bir şifre olduğuna dair bir beyanınız olmuştu. Bundan bahseder misiniz? 

Dr. Ömer Çelakıl:Kuran’da yer alan Hadid (Demir) suresinde demirin insanlar için bir takım faydalar barındırdığı vurgulanıyor. Ben de farklı geometrik yapıdaki demir parçalarının oluşturduğu (veya topladığı) manyetik alanın insan beyni üzerindeki etkilerini bir süredir deneysel anlamda araştırıyorum (Bu deney fakültemizdeki bazı profesörlerin de oldukça ilgisini çekti) Demir sayesinde toplanan bu manyetik alanların insan beynini programlama konusunda yardımcı olduğunu gözlemledim.

Örneğin, uyku problemi olan ve istediği saatte uyanamayan kişiler üzerinde uyguladığım deney sonucunda bu kişilerin tam uyuma saatinden önce kalkmak istedikleri saati düşünmelerini istedim ve diledikleri saatte dinç bir biçimde kalktıklarını gözlemledim (Uykuya başlamakta güçlük çekenler üzerindeki etkisi ise henüz belli değil) Bu deney için uzun helezonik (veya silindir) yapıda demir ağırlıklar kullandım. Bu demir parçalarını, sinirlerin geçtiği anatomik yapı olan omurganın yaklaşık 20 cm altına uzunlamasına yerleştirdim.(Şöyle de düşünebilirsiniz: Yatak altına sırtınıza 20 cm uzaklıkta değmeyecek biçimde uzun ve silindir yapıda demir yerleştiriyorsunuz ve uyuyorsunuz) Şayet daha güçlü bir etki oluşturulmak isteniyorsa demiri sırta daha yakın tutmak veya bir ucunu baş kısmının altına gelecek biçimde yerleştirmek gerekiyor.(Çünkü manyetik alanlar beyindeki nöronlarla daha güçlü etkileşime giriyor) Bu deneyden bir tv programında kısaca bahsetmiştim ve sabahları uyanamayan bir çok kişiden tebrik mesajı aldık.(Bazıları silindir demir temin edemediği için benzer şekilde olan twister yani bükülen uzun demir şeklindeki spor yaylarıyla deneyi uygulamışlar)

İnsanlar merak ediyorlar, fiziksel olarak teleportasyon (ışınlanma) yapabilmek mümkün müdür? Kuran’da teleportasyon yapılabileceğine dair bir bilgi var mı? 

Dr. Ömer Çelakıl: Kuran’daki Neml suresinde Süleyman Peygamber’in farklı bir ülkede bulunan kraliçenin tahtını aynı saniye içerisinde mucizevi bir biçimde getirttiği anlatılır. Bu ayet ilk bakışta bize teleportasyon (ışınlama) veya görüntü naklini (televizyonu) anımsatmaktadır. Televizyon dalgaları öylesine hızlıdır ki kilometrelerce uzaklıktan aynı saniye içerisinde görüntü nakli yapılabilmektedir.

Bu konuya işaret eden ayet şöyledir:

“Yanında kitaptan bir ilim olan kimse ise: “Gözünü açıp kapamadan ben onu (tahtı) sana getiririm” dedi. (O anda Süleyman) onu (tahtı) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce…” (Neml 40)
 

Biyografi: Dr. Ömer Çelakıl 

1980 doğumlu. İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldu. Kuran’ın Şifresi adlı kitabı Sınırötesi Yayınları’ndan 2002 yılında çıktı ve aynı yıl en çok satan kitap oldu. Düş ve Nokta yayınlarından kitapları yayınlandı. İstanbul’da yaşıyor, metafizik konularına ilgi duyuyor. Kuran’daki matematiksel sistemi incelemeye devam ediyor.

 

© indigodergisi.com | SAYI: 43 | Nisan 2009




Yazar hakkında

Gülşen Kaş

İndigo Dergisi, Sağlık Haberleri Editörü

Tüm Yazarlar | Yazar: Gülşen Kaş 

 

  1.  

    Yazıklarınızı hayretler içerisinde ve gülmeden okudum. Eğer DNA ‘ya inanıyorsanız. Zaten müslümanlığı inkar etmiş olacaksınız. Çünki DNA ‘dan sadece çocuğun babasına değil. Afrikada hangi HOMO SAFIEN’In soyuna gittiğine kadar DNA geriye gidebiliyor.
    1- 350 bin yıl öncelere kadar uzanan bir dna geriye gitme.
    Tarımın ve hayvancılığın 10 Bin yıl önce olduğunuda (sizin elementlere isim veren bu araştırmacılar) bilyoruz. Hz. Adem’in bir oğlu çoban bir oğluda tarımla uğraşıyrsa ; bu adamların ilk bulduğu ve Afrikada yaşayan kim. (Hz Adem’se tarımın bu çağda olması gerekir) Bu mantığı kabul edip evet HZ. Adem’dir diyorsanız. Bu adamların diğer söylediklerini de kabullenmiş olursunuz.
    2- Dr Craig Venter ive ekibi lk sentetik canlıyı yarattı. Bu kelime size garip gelecek. Şimdi bu adamın içerisine (DNA’sına) İsimlerini Atasözlerini ve emeği geçenlerin adlarını filan yazdılar. Bu canlıya verdikleri ismi biraz araştırın sonra artık 3 le çarpıp 5’e bölün filanca ayette bu var deyin , esnetin azıcık daha olsun bitsin. Unutmayın bu canlıyı yapanlar size atalarımız maymunda diyor. Neye istinaden diyor dersiniz. Bilime , sizinde inanmak zorunda olduğunuz. Bilime…Yanıtınızı buraya yazarsanız takip ederim. .




    •  
      Nur-u İslam

      Sn Cemal Bey
      Diyorsunuz ki ilk sentetik canlıyı YARATTI. Neden ölen bir canlıyı diriltemiyorlar… hadi dirilmesini boş verelim yeniden güçleri yeterse yaratsınlar. Bu insanların hiçimi sevdiği kimselere yoktu da bir canlı yaratmışlar da gerisini yaratmamışlar. Biz İnsanlar sadece dünyada keşfediciyiz. Kabullenseniz de kabullenmeseniz de bu böyledir.

      Kurandan ayet

      Ey insanlar! İşte size bir misal veriliyor, ona iyi kulak verin: Sizin Allah’tan başka yalvardığınız bütün sahte ilahlar güç birliği yapsalar da, bir sinek bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir şey kapsa, onu dahi kurtarıp geri alamazlar. İsteyen de, kendinden istenilen de, kaçan da kovalayan da ne kadar güçsüz ve aciz!..” (Hacc, 22/ 73)

      Allah kâinatı öyle bir sistem halinde yaratmıştır ki, en küçük şey, en büyük şeyle irtibatlıdır. Güneş sistemini kim yaratmış ve yönetiyorsa, bir sineği, sineğin vücudundaki gözünü yaratıp o sistem içinde dolaşıp görmesinin ortamını yaratan da O’dur.

      Mesela bir sineği küçük görerek sistem dışında yaratmaya teşebbüs edenler, onun bedenini dünyanın dört bir yanına dağılmış unsurlardan özel ve hassas terazilerle toplamaya mecbur kalırlar. Kaldı ki o cansız zerreleri toplamak yetmez. Zira sineğin vücudundaki bütün hücreler canlı bir organizma teşkil edip, her biri onun yaratılış gayesine göre ayarlı olarak çalışırlar. Maddî sebepler bu neticeyi elde edip o cansız zerrelerden böyle hayat dolu ve kâinat sisteminin bütün unsurlarıyla ilişkilerini ayarlamasını bilen, programlayabilen bir sineği yaratmaları mümkün değildir.

      Dr Craig Venter ive ekibi cansız maddeleri birleştirmemişler; aksine canlı maddelerden başka organizmanın türediğini keşfetmişlrdir. İYİ Araştırırsanız göreceksiniz. Ayrıca isim meselesine gelince insanlar ilk keşfettikleri şeylere kendi isimlerini kullanırlar… Misalleri tarihte çoktur.




  2.  
    berat

    Cemal bukur arkadas ,omer hoca calisan mucadele eden arastiran biri,3-5 makalede sen yaz da ,bide seni okuyalim.




  3.  
    cenc

    şarlatanlık pek bir moda oldu, akıl ise hala bedava




  4.  
    Ufuk Tan

    Dr. Ömer Bey’den ya da çıkarımlarını doğru bulan birilerinden; Şu sorulara yanıt alabilir miyiz?

    1- Kuran bu tip bilimsel ve teknolojik verilerle dolu ise İslam ülkeleri bilim ve teknolojide neden dünyanın en gelişmemiş ülkeleridir? Neden dünyanın her yerinden on binlerce İslam alimi her gün Kuran’ı def’aten okuyup, inceleyip hiç bir teknolojik keşif, bir hastalığa çare bulamamaktadır?

    2- Bu kadar gizli şifre ile bilim ihtiva eden Kuran’da sanat ve bilimi açıkça teşvik eden neredeyse hiçbir şey yoktur, neden? Hatta neden sanat neredeyse şeytan işi ilan edilmiştir?

    3- Sizin bu bulduğunuz şifrelerin pozitif hayata ve bilime bugüne kadar herhangi bir faydası oldu mu?

    Saygılar




    •  
      hilal

      1. Kuranın ilk ayeti “ikra”dır. oku demektir. Çünkü, ilimsiz din, dinsiz ilim olmaz. Algıda seçicilik ne demektir bilirsiniz. IQ ne demektir bilirsiniz. IQ, iki şey arasında bağlantı kurabilme kabiliyetidir. Siz diyorsunuz ki, Kuran ilim kitabıysa, neden müslüman ülkeler ilimden bu kadar uzak. Çünkü ya kitabı okumuyorlar ve islamı yansıtmayan hatta islama aykırı gelenekleri öğrenip uyguluyorlar. Ya da, okusalar bile, matematik, fizik, tıp bilmediklerinden, bağlantı kuramıyorlar. DNA RNA yapısını bilmiyorsanız, sarmal ipçiklerin bu yapıya tekabül ettiğini de göremezsiniz.

      2. Siz Kuran’dan ve gerçek müslümanlıktan değil, gelenek ve görenekten bahsediyorsunuz. Sanatı ve bilimi reddeden müslümanlık ve Kuran değil, müslüman olduğunu iddia eden cahil insandır.

      3. Bütün ilimlerin sahibi Allah’tır. Bizler ise sadece keşfedicileriz. Ve biz keşfediciler tüm kainatın sadece %4ünü keşfetmiş durumdayız. Çünkü, inanmıyoruz. İlimde ne kadar ilerlersek ilerliyelim tıkanıyor ya da sapıyoruz. Dinde ne kadar ilerlersek ilerleyelim, sağlam temellerimiz yok, delillerimiz yok, sapıyoruz. Örneğin, abdest ile suyu enerji noktalarınıza temas ettiriyor ve çakralarınızı açıyorsunuz. Kuran’daki Allah’ın ipine tutunun ifadesi, evrendeki manyetik alanlar olabilir. Çünkü insan, enerjisi tükenen bir varlıktır. Örneğin, siz ne kadar çabalarsam çabalayım kötülükler beni buluyor diyorsanız, bulunduğunuz frekansta o tür olaylarla karşılaşmanız normaldir. bir radyo frekansı gibi düşünün. Aslında her ilim sahibi, Kuran’ı mutlaka okumalı. Cübbeli Ahmet Hoca gibi ortaokul terklerin eline kalırsa İslamiyet, hem sapmak hem saptırmak işten bile olmaz.




  5.  
    ozan

    ömer bey mrba




  6.  
    Perihan

    Şifre doğruluk iyilik güzellik




  7.  
    Malesef

    Şarlatan




  8.  
    Resul

    Sevgili arkadaşlar;
    Yukarıdaki yorumların hepsine şöyle bir katım Ömer Çelakıl da dahil bir çoğunuzun maalesef yanıldığını gördüm. Kuran’ı kerimde bilimsel olarak bakıldığında hiçbir bilgiye ulaşılamaz. Tamamen halka(Toplumların) huzurlu ve düzgün bir şekilde yaşamalarını,tek Tanrı olan Allah’a iman etmeleri konusunda öğütler verir. Bütün kutsal kitaplar mucizelerden bahis eder.
    Ama sırlar verilmez bunun nedeni insanların bu alemde sınava tabi tutulduklarıdır. Diğer taraftan kuran örnekler ile bir sürü öğütler verir. Bu öğütlerin çoğu temsili olarak gösterilir yani üstü kapalı ayetlerle anlatılır. Kuran yada İslam felsefesi bilime hiçbir zaman karşı çıkmamıştır. Aksine bilim için ve sorgulamak için insanları teşvik eder. İnsanlar hurafeler ile yola çıktıkları sürece anca nefislerine hizmet edecek sapıklıklar yaparlar. Allah bize doğru,dürüst ve çalışmayı şart koşarak nimet vereceğini ap açık bir şekilde belirtmiştir. İbadet ederek şükür edip dünya saplantısından insanları uzak tutmak yerine bu dünyanın geçici bir mekan olduğunu ve doğru bir şekilde hayat yaşamamızı söyler durur. Onun haricinde benim kanaatim şudur ki ne cennet ne cehennem hiçbiri yok. Her ikisi de bu dünyada olan temsillerdir. Çünkü vicdan her insan da vardır ve zamanı geldiğinde herkes vicdanına hesap vermek zorundadır.Şifre falan hikaye… Boş masallar ile zamanınızı harcamayın.




    •  
      fatma

      Cennet cehennem Nasıl yok ya eğer sen bnu diyebliyosan Kuran a inanmıyosun demekki ve hz.Allaha da iman etmiyosun




  9.  
    Resul

    Bilmenizi isterim ki kıyamet denilen şey insanın şuurlu olarak uyanmasından ibarettir. Yani yaptığı her şey ile bu hayatta yüzleşmesinden ibarettir. Çünkü Allah insanı tek bir amaç ile yarattı bizi denerken öğrenmek için. Bakara suresinde Bütün melekleri insana secde etmelerini söylüyor iblis hariç. Ama burada tamamen bir anlaşma söz konusu. Kuran’ı kerim i okurken fark ettiğim o kadar çok ayrıntı var ki bunları buraya yazmaya kalksam bitmek bilmez. Ama sadece söyleyeceğim tek bir şey var ahir zaman geldiğinde sınavı geçemeyenler yine burada sınava tabi olacaklar. Allah’ın huzuruna çıkacak olan o kutsal ruhta ilk insan olan Adem’in yolunda iyi işler ve güzel ameller işlemiş olan insanların ruhları birleşecek ve tek ruh olarak Allah’ın yanında saf duracaktır. Bu din tacirleri o yüzden çoğu bilerek bu insanları kendi çıkarları doğrultusunda bencilce kandırarak haklarını talan ediyorlar. Çünkü asıl onların Allah inancı yoktur.




  10.  
    mehmet

    sevgi_yolu BİZLER SİZLERİ BİR MENİDEN ANA RAHMİNDE OLUŞTURDUK VE SİZLER MÜSLÜMAN OLARAK DOGDUNUZ KİMİLERNİZ ALLAH YÖNELDİNİZ KİMİLERNİZDE DÜNYANIN İHTİŞAMINA KAPILDINIZ SİZLERE PEYGABERLER GÖNDERDİK SİZLER YİNE İNKAR ETİNİZ AMA BİLİNKİ BİZLER SİZLERİ MAHŞER ALEMİNDE HESABA CEKİLECEGİNİZ GÜNÜ BEKLİYORUZ İŞTE OZAMAN COK CETİN GÜNDÜR




  11.  
    ercan

    etkileyici bir yorum güzeldi




  12.  
    ercan

    ölümsüzlük pek çok sorunu da getirir değişim durur .logos un işine gelmez paylaşacak öz bilgiyi bulamaz insan yaşamı çıkmaza girer bu konuda araştırma yapmak isteyen guatır ve arı zehiri ilişkisini çözerse bence başarır dozaj önce hayvanlarda uygulanmalı baktın ömrü uzadı insan testlerine geçilebilir arı zehiri orjinal haliylede kullanılabilir içindeki bir madde etken onu toz olarak yapıp hap olarak alınabilir başarıldığında nasıl bilgisayara format atıp sıfırlıyorsak vucudu oldukca geçleştirebilirsiniz aynı etkiyi yapıyor ömür ü genç olarak yaşatıyor tüm hastalıklarda geçiyor kuranda zaten bildirilmiş arının karnından çıkan bir sıvıdan bahsediyor ağzından değil okuyunca anlarsınız




  13.  
    enes

    Başka sietelerde ömer çelakıldan olmasada klonlama ve baska seylerle ilgili bilgiler bulunyuor bunların 3 hrfililerlede iligsi var dinen açıklanması gerekn şeyler kesinlikle fen ve teknoloji olarak bakarsak herseye düz mantık gitmiş oluruz bence herseyin bir didenen açıklaması var allaha gercekten inanan herkes dinle zaten alakası vardır dinden kastettiğim namaz kılmak dua etmek vb deil cevabını bulamadığımız bazı soruların cevbı da dince açıklanabilceğini düşüüyorum bu yüz yıllar öncesine dayanır




  14.  
    asli

    şizofreni hastaliginla ilgili bilgi verirmsnz kuranda akil hastaligndan nesekil bahsediyor bilgi verirmsnz lutfen omer bey




  15.  
    yasin

    SALI GÜNÜNDEN SAKININ KIYAMETLE İLGİSİ VAR…

    BİRDE NE DÜŞÜNÜP HİSSEDERSEN O SANA İLHAM OLARAK DÖNER…

    BEN ÖLMEMEYİ DİLEDİM BU ZOR AMA İMKANSIZ DEĞİL…

    ŞİMDİ %40 LARDAYIM DÜŞÜN VE GÖR “””RUH””” OLMASAYDI DÜNYA DÜZ OLURDU…




  16.  

    Bence biçoğunuz yanılıyosunuz çünkü burda anlatılan kuran ve bilim çook mantıklı ve neden gerçek olmasın ki Allah zaten birçok mücize yaratmadı mı bizde bunlardan biriyiz o zaman neden kurandakilerde yazılanlar gibi olmasın???




  17.  
    yasin

    Evet çok doğru söyledin…BİLİM VE KURAN Ama kuranda bir şeyi anlatırken misaller verir…

    Bir damla su kimder ki bir TAŞ sonra bir BALIK olacak…Sonra toprak olacak…

    “””İYİLİK””” ölmez yazılır…DİKKAT Edin yaratmada iyilikle OLUR…

    Birde teoride yani formülünü bulmadan olmaz…Tesadüfen Yaratma Olmaz…




  18.  
    gunes

    Resul arkadasin yazdiklarina aynen katiliyorum. Muhtesem bur yorum.




  19.  
    yasin

    Resul arkadaş CENNET CEHENNEM KIYAMET YOK DİYOR AMA…

    Ama sadece söyleyeceğim tek bir şey var ahir zaman geldiğinde sınavı geçemeyenler yine burada sınava tabi olacaklar. Allah’ın huzuruna çıkacak olan o kutsal ruhta ilk insan olan Adem’in yolunda iyi işler ve güzel ameller işlemiş olan insanların ruhları birleşecek ve tek ruh olarak Allah’ın yanında saf duracaktır. DİYOR BU YORUMUN NERSİ DOĞRU…

    Şimdi beni dinle…

    Eğer “””ÖLÜM””” olmasaydı DİN olurmuydu İŞTE SİZİN SORMANIZ GEREKEN SORU BU…

    HZ. ADEMDEN BAHSEDİYOR…NE YAZIKKİ İLMİ YOKTU VE DÜŞÜNMESİNE BİR FIRSATI DAHİ YOKTU BİLGİ YOK…O HALDE NASİHAT DİNLEMESİ GEREKİRDİ…İNSAN ACELECİ…BİR UFACIK DÜNYAM VARDI BAK ONUDA ELLER ALDI “””CENGİZDEN”””…
    ALLAHA ASİ OLDU O AĞACIDA ŞEYTAN İLMİYLE YARATMIŞTI…
    VE ALLAHIN ELLERİYLE YARATTIĞINI ŞEYTAN DEĞİŞTİRDİ HEMDE SECDE ETMEDİ HEMDE YARATILIŞINI DEĞİŞTİRDİ…9/6




  20.  
    yasin

    TÂHÂ-96. Samiri: Onların görmediklerini gördüm:
    Elçinin izinden biravuç alıp onu attım. Bunu böyle nefsim bana güzel gösterdi, dedi.

    Şimdi “””KURAN””” Bende inanmak istiyorum İLİM ve KURAN ama birkere daha düşünün…
    Kurandan nasıl bir ilim çıkar…İŞTE Avrupalı birisi ampulü buluyor…
    Müslüman ne yapıyor bir kere önce düşünüyor ve diyorki bunu ben bulamazdım ama “””ATALARIM””” bunu kuranda nasıl yapılacağını yazmıştır diyor VE BİNGO NUR süresi 35.ayet KINAMAYIN aklı bu kadar…

    Kuran bişeyler anlatıyor doğrumu doğru ama nasıl yapılacağını anlayacağımız biçimde anlatmıyor…Bu durumda İNANIYORMUSUN İNANMIYORMUSUN ANLATTIĞINA…

    BEN İNANIYORUM ANLAMAM İÇİN NE DİYOR KURAN “””FORMÜL””” İŞTE BUNU ANLATIYOR… HER ŞEYİN BİR RAKAMI VAR…Madem alt yapı yok o yüzden en baştan başlayın…9/6




  21.  
    Hüseyin

    Demir hakım da konuşabilirmiyiz





Yorum Bırakın

(required)