Maden Ocağı Faciası ve Acı Mesajı

Soma’daki maden ocağı faciasında, ocağı tütsün diye çalışırken, ocakları sönen işçilerimiz, millet olarak bizi üzüntüye boğdu.

maden ocağı

Her baretin altında ayrı hikaye. Baret başına karanlıklara gömülen ortalama en az 3-4 aile üyesi. Sağ çıkartılan, yaşadığına sevinemeden o can pazarında yiten canların acısıyla yüreği ezilen kömür ocağı gazileri.


Hele bir tane işçimiz vardı ki hani can pazarından henüz çıkmışken, ambulansın sedyesi kirlenmesin diye çizmelerini çıkarmaya çalışan işçimiz. Beni nasıl etkiledi kelimelerle anlatmam mümkün değil.

‘Bizim insanlığımız kirlenmiş be cefakar emekçim. Sen o tertemiz onurunla, ölümle burun buruna  çalışıyorsun da  benim ülkemin kirlerini temizliyorsun haberin var mı? Evine götürdüğün her kuruş helal’ dedim yüksek sesle televizyonun karşısında.

İlahi sistemde hiçbir tesadüfe yer yoktur. Bireysel olarak da toplumsal olarak da yaşanan ne varsa mesaj içeriklidir. Ölenler de kurban değildir. Kurban gibi görünseler de aslında ayyuka çıkmış düzen bozukluklarını ortaya çıkartmak için canlarını feda etmeye başka bir boyutta gönüllü olmuş asil ruhlardır.

[quote]

Ten fanidir can ölmez
Çün gitti geri gelmez
Ölürse tenler ölür
Canlar ölesi değil
.

Yunus EMRE

[/quote]

1999 Depremi’ni hatırlarsınız demeyeceğim. Çünkü unutmak mümkün değil. Onca yiten canın yaktığı ışıkta  inşaat sektöründeki usulsüzlükler bir bir ortaya dökülmüştü. Sonrasında bir çok önlem alınarak, bu önlemler kanunlaştırıldı. Ne kadar başarılabildiği de tartışılır gerçi. Fakat bu eksiklikler ve usulsüzlükler öncesinde bu kadar göze ve akla uzak mıydı ki fark edilmedi. Ya da neden görmezden gelindi birçok şey? aklım almıyor. ‘Amaan sende boş ver’ anlayışının bedeli binlerce evde acı ve gözyaşı oldu yazık ki.

Soma maden ocağı olayında ihmal var mı zaman içerisinde, yetkilerin açıklamalarını takip ederek  anlayacağız. Hayatında hiç maden ocağı görmemiş, bu işin olurunu olmazını bilmeyen bir vatandaş olarak, mantık süzgecinde ilk tahlilde anlam veremediğim bir çok şey var. Bunları düşünebilmek için çok zeki ve uygulamak için çok zengin olmaya gerek yok. Ama vicdanlı ve adil olmaya gerek var. Neler mi bunlar? Örneğin;


  • Maden ocakları 1. Dereceden risk faktörü içeren çalışma alanları olduğuna göre, güvenlik önlemlerinin maksimum seviyede olması gerekmez mi?
  • İşçilerin olası tehlikelere karşı bilinçlendirilmesi, sıkça demo tatbikatlar yapılması, can kaybını azaltmak için acil çıkış düzenlemesinin yapılması ve ilk yardım yollarının mutlaka açılması gerekmez mi?
  • İşçilerin ellerindeki teçhizatın onların güvenliğini maksimum şekilde sağlayacak, günün teknolojisine göre en iyi teçhizatlar olması gerekmez mi?
  • Riskli işlerde çalışan işçilerin yıpranma payları çok fazla olduğu için, maaşlarının, sigorta primlerinin ve emeklilik koşullarının ona göre ayrı ve adil düzenlenmesi gerekmez mi?

Soma maden ocağı işçilerinin,

* Kıdem tazminatı ödememek için çıkartılan işçilerden sonra yaş ortalamasının 30 civarında olduğunu; Yani emeğe vefanın boyutlarını ve ülkemizdeki gençlerin çaresizliğini,

* Risk faktörünün büyüklüğüne rağmen maden işçilerinin 900 TL karşılığı çalıştıklarını,

* Ellerindeki oksijen maskelerinin oksijensiz ortamda sadece 45 dakika idare ettiğini ve

* Onca zamana rağmen hala ölü ya da diri ulaşılamayan birçok işçi olduğunu düşünürsek…

Yorumu size bırakıyorum.

Soma’daki maden ocağı faciası ile ilgili haberlere ‘içimiz kaldırmıyor’ diyerek gözlerimizi kapatmayalım. Orada yaşanan acıyı görelim ki daha çok hissedelim.

Ölen işçi yakınlarının feryatlarına, umutla bekleyenlerin endişesine, dualarına, yakarışlarına kulaklarımızı tıkamayalım. Duyalım ki bu facianın mesajını duysun yüreklerimiz. Bir daha benzer acılar yaşanmasın diye yükselsin milli sinerjimiz.

Ellerinin karası, alnının akıyla son emanetini ekmek teknesine bırakan işçilerimize Allah’tan rahmet ve yakınlarına sabır diliyorum.


Tüm milletimizin başı sağ olsun!


Özgül Süsler
Falanca yılın, filanca ayının, bilmem kaçıncı gününde doğmuşum. Kutu kutu pense, yakan top ve misket oynamışım. Komşuların zilini çalıp kaçmışım. Balkondan sarkan komşu teyze “kimdi o? “ diye sorunca, “Bilmem” demişim...