Vefa Neydi?

Neydi vefa; verdiği sözlerde durmak mıydı? Yapılan iyiliği unutmayıp misliyle karşılık vermek miydi? Sahi neydi vefa?

vefa

Her şey o kadar yozlaştı ki dünyamızda, o kadar tahrip oldu ki, vefayı da ne olduğunu da unutur olduk. Kardeş olduğumuzu, farklı medeniyetlere kültürlere sahip olsakta hep aynı köke bağlı olduğumuzu unuttuk. Sonra da bir zamanlarda aynı cephelerde aynı dava için savaştığımızı unuttuk. Birbirimizin kuyusunu kazar olduk. En kötüsü insanlara özgü olan merhamet duygumuzu kaybeder olduk.

Vefa; Belki iki komşunun birbiri ile olan ahlaki hukukuydu. İyi günde, kötü günde, hastalıkta sağlıkta, bir tabak çorbada, bir bardak suda ben buradayım deyip dostluğunu, dost elinin sıcaklığını hissettirebilmekti.


Belki, öğrenci – öğretmen arasındaki o ince çizgiydi. Bir harf öğretene 40 yıl köle olurum sözündeki manada sırlıydı. Öğrendiğini hayata uygulamada benliğinde içselleştirmekte geçmekteydi.

Belki, ikiz kardeşlerin birbirine olan tamda o adı konulmamış duygunun adıydı. Bir zamanlıar aynı bedende misafir olduklarında eşit şekilde amniyon sıvısını solumaktı. Eşit şekilde dar alanda orantılı yer kaplamaktı. Büyük olanın küçüğe önceden yol vermesiyle, ikizlerde abi abla polemiği bu şekilde hallolup. İlk doğanın küçük sonradan doğanın büyük olmasıyla centilmen bir şekilde noktalamaktı belki de.


Belki, anne ve evlat arasındaki bağdaydı vefa. 9 ay karnında taşımanın karşılığı bir ömür boyu baş tacı etmekti. Of dememekti, kızmış olsan da kızdığını belli etmemekti. Nasıl ki, iyisiyle – kötüsüyle, hatasıyla – sevabıyla her zaman evladını bağrına basıyorsa bunun karşılığı anne ile çocuk yer değiştirmeye başlayıp, bir taraf yaşlanıp diğer taraf olgunlaştığında aynı olgunluğu gösterebilmekti. Bu dünyadan diğer âleme intikal edince, kabrini bıkmadan usanmadan daha dün ölmüş gibi ziyaret edebilmekti belki de.

Belki de, bir köpeğin sadakatindeydi vefa. Bir parça yemekten, bir yudum sudan geçmekteydi. En nihayetinde bir yerlerde saklanmış olsa da, tam olarak anlamını unutmuş olsakta, kendimde dâhil vefalı olmanın ne demek olduğunu henüz unutmamış olmayı diliyorum. Diliyorum çünkü insanı insan yapan en büyük unsurdur vefa. Yalnız yaşayamadığına göre insan, her daim birilerinin varlığına ihtiyaç duyuyorsa, tıpkı yemek içmek gibi, sahip olduğumuz erdemlere de ihtiyaç duyarız zaman içerisinde. Sevmeye, sevilmeye, değer verilmeye, hoşgörüye, sadakate ve vefa’ ya.


Önce kendimizden başlayalım ve içimizdeki vefa tohumları henüz kırıntıya dönüşmeden yeşertelim o tohumları. 50 yıl sonra sadece bir semt adı olarak kalmadan, haydi yeşertelim. Yüreğimizin toprağında hoşgörü ile harmanlayalım, sevgiyle sulayalım ve cömert bir şekilde ikram edelim.