|
Yazar:
Saffet Güler
|
23
Temmuz 2009
TSİ
06:05
Tunguska’ya Çarpan Asteroit Değil;
Kuyrukluyıldız
30 Haziran
1908’de Rusya'nın “Tunguska” bölgesine çarpan astreoidin
yarattığı patlama, Hiroşima’ya atılan atom bombasının bin
tanesinden daha fazla enerji saldı, buna rağmen krater oluşmadı.
Yüzyıllık araştırmaya rağmen, Tunguska olayı birçok yönden hala
açıklanamıyor. Rus Bilimler Akademisi’nden Edward Drobyshevski,
Tunguska olayına yeni teorilerle açıklamalar getiriyor.

30 Haziran
1908’de, bir ateş topu Rusya ve Moğolistan sınırına yakın
“Tunguska” denen yerde Baykal Gölü üzerindeki gökyüzünden hızla
geçti. Saniyeler sonra, dev bir patlama kuzeydoğuya 600
kilometrelik uzanan tayga üzerinde, Lüksemburg büyüklüğündeki
ormanlık alanı dümdüz etti ve etraftaki binlerce kilometre
alanda bulunan ağaçları kavurmaya devam etti.
NASA’nın Derin
Darbe Misyonu’nun ‘Temple 1’ Kuyruklu yıldızıyla yaptığı
incelemelerin son bulguları, asteroitlerin gazları boşalmış
kuyruklu yıldızlardan başka bir şey olmadığını ileri sürüyor. Ve
bilim adamları üç gece boyunca kuzey yarımküredeki gökyüzünü
aydınlatan muazzam patlamaya neden olan şeyin bu ‘gaz’ olduğunu
düşünüyorlar. Bu olay aynı zamanda Dünya’nın manyetik alanını
etkiledi ve tüm gezegeni sallayan kuvvetli sismik ve akustik
dalgaları tetikledi.
Yüzyıllık
araştırmaya rağmen, Tunguska olayı birçok yönden hala
açıklanamıyor. Örneğin, patlama Hiroşima’ya atılan atom
bombasının 1000 tanesinden daha fazla enerji saldı, buna rağmen
krater oluşmadı. Benzer büyüklükteki bir nesnenin 12,000 yıl
önce Kuzey Amerika’ya çarptığı, mega – faunal (bölge
hayvanlarının tümü) yok olmayı ve genel soğumayı tetiklediği
düşünülüyor. Tunguska olayının iklimimizi bozmadığı açıkça
görülüyor.


St Petersburg,
Rusya’daki Rus Bilimler Akademisi’nden Edward Drobyshevski’nin
yeni analizi, bu problemlerin çözüldüğünü iddia ediyor.
Drobyshevski 1908’de çarpan nesnenin bir kuyrukluyıldız olduğu
(ondan önce birçok bilim adamı da aynı şeyi ifade etmişti)
sonucunu çıkarıyor. Ama diğerlerinden farklı olarak, bu kuyruklu
yıldızın Dünya’nın atmosferine neredeyse teğet geçerek
çarptığını ve parçalandığını hesaplayabildi.

Bir kuyruklu
yıldızın başı etrafındaki ışık, solar ısınma ve süblimleşme
(kati bir cismin gaz haline geçmesi) ile çekirdekten salıverilen
moleküllerden oluşur. Çekirdek boşaldığında, yıldızın başındaki
ışık direkt güneş radyasyonuna maruz kalır ve çeşitli şekillerde
zarar verici olabilir. Çoğu moleküller, çekirdeği terk ettikleri
gün içinde parçalanırlar (çözünürler). Örneğin, molekülün
çekirdekten salıverildiği her iki reaksiyon foton absorblar ve
iki parçaya ayrılır.
Bu
kuyrukluyıldızın daha geniş bölümü atmosferden sıçrayarak geçti,
Dünyayı geçerek yörüngeye geri döndü. Daha küçük bölümü Tunguska
üzerindeki atmosferde patlamadan önce Rusya üzerinde hızla
ısındı.

Drobyshevski,
neden o kadar az uzun süren hasar bıraktığının anahtarının
patlamanın doğası olduğunu söylüyor. Ve bunun anahtarı kuyruklu
yıldızları oluşturan kimyasalı daha iyi anlayışımızdır.
Kuyrukluyıldızın yüksek oranda hidrojen peroksit içerdiğini ve
oksijen ve su üretmek için ısınırken bu hidrojen peroksidin
patlayıcı şekilde ayrıştığını, kuyrukluyıldızı parçaladığını
söylüyor. Tunguska’yi harabeden şey ise bu patlamaydı.
“Önemli şekilde,
kimyasal patlamanın enerjisi gövdenin kinetik enerjisinden büyük
ölçüde düşüktür” diyor Drobyshevski.
Drobyshevski. ‘Bu,
kuyrukluyıldızın gezegene göreli olarak yumuşak etkisini
açıklıyor ve bu olayla ilişkili birçok gizemi çözüyor’ diyor.
Kaynak:
Earth Changes Media
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |