Sayı 53 | Şubat 2010       Anasayfa  |  Kurumsal Reklam Blog |  Arşiv |  Gündem |  Röportajlar |  İndigo Dünya |  İnsan |  Sağlık  |  Kültür Sanat  | Çocuk  |  Eğitim  |  Çevre |  Bilim



 Paylaş


BAĞLANTILARIMIZ

Mustep

Sonsuz Us

Satranç Dünyası

Sessiz Bilgi

 

 

 

Yazar: Can Tığlı | Şubat 2010

Şefin Spesiyali

Lezzet katar, ebediyen takiptedir şans. Gayet amatör ve masumca, öte yandan bir o kadar da düzgün hazırlanmış olarak bize sunulur. Karşılık bekleme kavramına farklı bir boyut kazandırır.

Her bedenin sahip olduğu ruh yanı sıra, bazı soyut sahip oldukları da vardır. Şansta bunların en başında gelir. Beden, ruh ikilisinin üzerinde, farkından açısından büyük etkisi vardır. Çünkü; Her bedenin sahip olduğu bu pozitif güzelliği, sadece ruh ortaya çıkarabilir ve ancak o yönetebilir. Merak etmeyin ne yardıma ne de bilgiye ihtiyacı yoktur. Konunun zaten uzmanıdır.

Bakın! Şunun farkına varmalıyız; bedeni beyin yönetir. Manevi odaksallıklar ile ise, ruh haşır neşir olur. Yani ne beyin ruha, ne de ruh beyine karışabilir. Tarzları da, yolları da farklıdır. Ruh önceki deneyimlerinden de yararlanarak, her seferinde başarı olma yüzdesini de arttırarak, yeni ve özgür olgular ortaya çıkarır. Beyin ise hep aynı monotonlukta, mükemmel bir başarı yüzdesi ile bedene hükmeder. Yani somutlarla beyin, soyutlarla ruh ilgilenir.

Ruh bir aşçı gibidir. Sorumluluğunun ciddiyetinde farkında, ancak bir yanı da sanatçı kadar yenilikçi ve özgürlükçü... Kesin olan tek şey ise; ciddiyetidir. Ruh şansı yakalar ise, hazırlar ve gerektiği kadarını kullanır. Yani yemeğe sadece bir miktarını katar. Beyin ise alır onu ve her zaman ki gibi, mutfak masa arasında ki köprüde, ulaşımını sağlar. Sonunda ise beden gelir ve tek hamlede çöküp onu yer. Bazense bu tek hamlede yutma tutkusu, kabaca tavrı, başına dert açar. Sorun yaratır. Ve farkına bile varmadan, kayıp gider lokması çatalının üzerinden... İşte budur şanssızlık! Baksanıza işleyiş ne denli kusursuz ve işletenler ne kadar da olaya hakim, öyle değil mi? Bu sistemde ki basit zaaf ise kimi zaman lokmayı tek hamlede yutmaya çalışan bedene aittir. Anlatmak istediğim, katiyen hiç bir varlık şanssız değildir! Mutfaktan sofraya her daim sunum devam etmekte. Sadece yemenin adabını, kullanmanın üslubunu bilmeli diyelim...

Şans; mutlu bir çiftin yeni doğmuş bebeğidir. İş yerinde sevilen bir yetişkin, geniş ailelerin ise tonton dedesidir. Yani her ortamda, her kesimde kendine yer yaratabilecek kadar sempatik ve pozitiftir. Tek arzusu ise, estetik lokmalara kendini teslim etmektir. Etrafındakilerin adaba ayak uydurmasıdır yani istediği. Tekrarlıyorum, şanssız varlık yoktur! Ukala beden vardır... Kendini yöneten iki kavram ona yemek sunarken, bedenin alıp onu dalga geçercesine harcaması, ancak ukalalık, hatta ve hatta ahmaklıktır!

Yaşadığımız boyutta mecazi anlamı es geçersek, beyni olmayan insan mevcut mu? Hayır... Peki beyin bu şans restoranında garson rolünü oynuyorsa; yaradılışın hakimi, mutfakta üretim yokken, işe garson alır mı? Bunun yanıtı da hayır. Eğer cevap olursa, yaradılış düşündüğünüz kadar kusursuz ve mükemmel bir unsur olmaktan çıkar. Bu da bambaşka bir çelişki ortaya sunar. Bu apayrı bir konu. O yüzden konumuza geri dönüyorum. Garson her daim işleyişte olduğuna göre, mutfakta sürekli üretim yapılıyor, yemek pişiyor demektir. Sistem bir kusur yok. İşleyişin son aşamasında bir problem var. Oda sende! Artık kendine çeki düzen ver ve biraz daha estetik yemek yemeye yönel. Neden öneri mi dinlemiyorsun? Ne yapman gerektiği çok açık şekilde cümlelerde mevcut. Ufak lokmalara böl yemeğini, ve usturuplu bir biçimde lokmaları mideye indir. Hem emin ol, bunu yapmayı başarırsan, senin açından büyük bir tasarruf da sağlayacaktır. Ufak öğünlerle, her daim ye! Bak bu bile bir şans. Yaptığın hatadan dolayı önünden yemeğini almıyoruz. Tam aksine, ufak parçalara bölmeni tavsiye ediyor, ufak ufak devam ederek birçok öğünde bitirmeni öneriyoruz. Bu bile bir şans değil mi? Aklına dank etti sanırım... Acıktın mı? Sorun değil. Doyumsuzluk, kilo aldırmadıkça sorun teşkil etmez. Sipariş her daim sabit. Şans, şans ve şans! Bu lezzetten asla vazgeçme...

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi | Telif ve Kopyalama Kuralları

| Başka  Paylaş



YAZAR HAKKINDA

Can Tığlı: 80'lerin sonunda 5 Ocak tarihinde, İstanbul Kadıköy'de doğdum. Doğduğum tarihin gerçekten ay olarak, yıl olarak da çok güzel olduğunu düşünmekteyim. Eğitimimi Turizm Lisesi bitirdikten sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bulunan Doğu Akdeniz Üniversitesi, Turizm İşletme fakültesinde sürdürmekteyim. Detaylı Bilgi


E-posta:


  Yazara Ait Son Yazılar

 

Şefin Spesiyali

Ego Ve Sen


Subscribe  Abone Olun



 


AnasayfaKurumsal | Reklam | Connect | Blog | Arşiv | Arama | İstatistikler | Bağlantılar | Röportajlar | Galeriler | Videolar

Gündem | Dünya | İnsan | Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim | Astroloji | İndigo | İndigonun Sesi

2005-2010 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi’nden kopyaladığınız her yazı için mutlaka yazı linki kaynak olarak gösterilmelidir.

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Künye | İçerik Politikası | Reklam | Telif ve Kopyalama Hakkı | Abonelik