Melez embriyo: Hayvan yumurtasında insan DNA’sı
İnsan yumurtasına gerek olmadan kök hücre yaratmayı amaçlayan Britanyalı araştırmacılar, bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere, yarı hayvan yarı insandan oluşan melez embriyo üretmek için 2006 yılında izin istemişti. 2007’de, hükümete bağlı “İnsan Üreme ve Embriyoloji Kurumu”, insan DNA `sını, genetik materyali çıkartılmış inek ve tavşan yumurtasının içine yerleştirerek yapılacak araştırmaların kabul edilebileceğine karar vermişti.

“İnsan Üreme ve Embriyoloji Kurumu”nun daha önce yeşil ışık yakmış olduğu melez embriyo çalışmalarında son gelişme, 19 Mayıs 2008’de gerçekleşti. Kimi çevrelerce “kâbus” olarak nitelendirilen, melez embriyo ve benzeri araştırmaları tamamen yasaklamayı amaçlayan değişiklik, Britanyalı milletvekillerinin ezici bir çoğunluğuyla (336 ya 176) reddedildi.
Tüm engelleri bertaraf eden melez embriyo araştırmalarıyla, tedavileri yolunda gelişme sağlanması umulan hastalıklar; Alzheimer, parkinson ve başbakan Gordon Brown’ın oğlunda da olduğu bilinen kistik fibroz. 176 oyla bu tür araştırmalara “Frankenstein usulü” diyerek karşı görüş bildiren ve ön sıralarında katoliklerin yer aldığı cepheye karşı, melez embriyo üretimini savunanlar arasında, muhafazakârların başını çeken David Cameron’ın da bulunmakta.
Bu çoğunluk desteğine rağmen, araştırmalara belli sınırlar getiriliyor; Melezler sadece bilimsel amaçlar için saklanacak, 14 günlük gelişimlerinin sonunda mutlaka imhâ edilecek. Onlardan alınan kök hücreyi bir kadının veya hayvanın uterusuna yerleştirmek ise yine yasaklar arasında.
Aynı akşam yapılan diğer oylama sonuçları ise şöyle; İnsan DNA’sının hayvan yumurtasının çekirdeğine konması yerine, doğrudan insan spermiyle döllenmiş hayvan yumurtası (veya tam tersi) olan “Gerçek melez”leri yasaklamayı amaçlayan değişiklik az bir farkla (286’ya 223) reddedildi. Büyük bir çoğunluğun oyuyla (342’ye 163) reddedilen bir diğer değişiklik ise, hasta kardeşlerinin hayatını kurtarmak için, tüpte dölleme yöntemiyle dünyaya getirilen, “donör bebek” lerin yasaklanması.
Britanyalı milletvekillerinin, oylarıyla, bu araştırmaların önünü açmasının, Britanya’yı, dünyada, bu konuda “en ileri giden” ülke haline getirdiği söylenirken, elbette ki bu durum, dindar ve mufazakâr kesimlerle, bu tür araştırmaların önünün açılmasını destekleyen kesimleri karşı karşıya getirerek, hararetli tartışmalara neden olmakta.
Kaynak: Le Figaro Çeviren: Sebla Kutsal