Tarihi ve kültürel mirasımız.. Hasankeyf sular altında kalmamalı..

Yazar: Nihal Demir Tarih: 02 Haz 2008

hasankeyf1.jpg
Hasankeyf’in Tarihi: Hasankeyf’in Türk–İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir yeri vardır.

Hısnkeyfa olan bu şehrin adı “Kayahisarı” şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlamı “korunmaya musait” yer anlamına geldiği belirtilmektedir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi “Taş Kalesi” manasına gelmektedir.

Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler , bir ihtimal olmaktan öteye gitmemiştir. Şehrin jeopolitik yapısı, önemi ve mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların, Hasankeyf’in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Hasankeyf tarihi antik döneme kadar dayanmaktadır.
1.thumbnail.jpg

Hasankeyf; Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergahında olup, savaşların olmaması ve ticaret yollarının burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf’i kültürleri kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve iç asya kültürleri , doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barındığından, Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşa edilmiştir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerleri aldı. M.S. 633 yılında Hasankeyf’in Bizanslıların denetiminde olduğu ve 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapıtları ile şehrin denetimine müslümanlar tarafından feth edilene kadar sahip olmuşlardır. Hicri 17. yılda Hasankeyf islam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990), Mervanıler (990-1096) denetiminde kalmış, daha sonra Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Türkmen sülalesinden olup, Hasankeyf’e en parlak dönemini yaşatmışlardır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput’ta hüküm sürmüşlerdir. Selçuklu sultanı Alparslan ve Melikşah gibi değerli devlet adamlarının, ileri gelen komutanlarından Artuk, 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak Selçuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur.

hasankeyf22.thumbnail.jpg

Artukoğlu Sökmen 1101 yılında Hasankeyf’i ele geçirip burada önemli tarihi eserler yaptırmıştır. Böylece Devlet İdaresinde yeniden bir yapılanmaya gidilmiştir. Göçebelik hayatından yerleşik sisteme geçilmiştir. Yönetimin halk kitlelerine dayanması, Artuklulara bağlı bölgelerde yarı müstakil bir hükümranlık anlayışı ile divanlar oluşturulmuştur. Haçlı akımlarına rağmen ilim, sanat ve kültürel sahada büyük çalışmalar gösterilmiştir. Darphaneler kurulup, devletin iktisadi yapısı hep canlı tutulmuştur. İlime ve ilim adamlarına büyük önem verilmiş, hasankeyf şehir kalesine su getirilerek önemli bir teknik deha yaratılmıştır. Mekanik alanda kitaplar yazılmış, makinalar, pompalar, fiskiyeler, su terazileri ve müsiki aletleri yapılmıştır.
1232 yılında Eyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf ele geçirilmiştir. Ortaçağın ve şarkın en kuvvetli devletlerinden olan Eyyübiler Mısır, Süriye ve Yemende hüküm sürmüşlerdir. Böylece Eyyübi hükümdarlarının şehri ele geçirmeleri ile birlikte 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir.
Selahaddini Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış olup, Hasankeyf Eyyübi hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Hasankeyf Eyyübileri tarihteki yerlerini almışlardır. Moğol istilasından Hasankeyf’te nasibini almış,Moğollar burayı ele geçirilerek yağma ve tahrip etmişlerdir.

persian-tomb-near-hasankeyf-0.thumbnail.jpg
Eyyübilerden sonra Hasankeyf’e Akkoyunlular hakim olup, 15. y.y başına kadar hüküm sürmüşlerdir. 1473 yılında uzun hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan otlukbeli savaşında uzun hasan’ın oğlu zeynel bey şehit olmuş ve Hasankeyf’te dicle nehri kenarında gömülmüştür. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Sefavilerin hakimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapıda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf’in büyük bir yerleşim merkezi olduğu gösterir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf’te kültür uygarlıkların kaynaştığı, yerleşik halkın, 7000. civarındaki yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok modern ev olan mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

“Hasankeyf taşınırsa yok olur!”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hasankeyf kazı kurtarma SİT alanı projesini süratle bitireceğiz. Bunu da suistimal ediyorlar. Yalan söylüyorlar. Hasankeyf’i yok edecek kadar vatana ihanet içinde olamayız” sözlerinin ardından Doğa Derneği bir açıklama yaptı.

Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken “Hasankeyf’in taşınarak koruyacağını iddia edenler ve projelendirenler, Başbakan’ı tarihi bir hataya sürüklüyorlar. Diyelim ki kazılardan çıkan bir kaç eseri taşıdınız, diyelim ki camileri ve köprüyü de taşıdınız. Peki, köprünün altından akan Dicle Nehri’ni, burada yaşayan milyonlarca canlıyı ve Hasankeyf’i Hasankeyf yapan kaya uygarlığını nasıl taşıyacaksınız? Hasankeyf yok edilebilir, ancak taşınamaz. Vatan nasıl taşınamazsa, Hasankeyf de taşınamaz” dedi.

Diyarbakır’da, GAP Eylem Planı’nı açıkladığı sırada Hasankeyf’in yok olmasına izin vermeyi vatan hainliği olarak tanımlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Hasankeyf’i yok edecek Ilısu baraj projesine değinmedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümetin Hasankeyf’i kurtarma çalışmalarını ‘Hasankeyf Yok Olacak’ diyenlerin suistimal ettiğini ifade etti. Erdoğan Diyarbakır’daki konuşmasında, “Batman’da Hasankeyf kazı kurtarma sit alanı projesini süratle bitireceğiz. Bunu da suiistimal ediyorlar. Yalan söylüyorlar. Hasankeyf’i yok edecek kadar vatana ihanet içerisinde olamayız” dedi.

Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken konu hakkında yaptığı açıklamada “Ne Hasankeyf, ne de Dicle Vadisi’ndeki doğa kurtarma kazısıyla veya taşınarak korunamaz. Hasankeyf’in taşınarak koruyacağını iddia edenler ve projelendirenler, Başbakan’ı tarihi bir hataya sürüklüyorlar. Diyelim ki kazılardan çıkan bir kaç eseri taşıdınız, diyelim ki camileri ve köprüyü de taşıdınız. Peki, köprünün altından akan Dicle nehrini, burada yaşayan milyonlarca canlıyı ve Hasankeyf’i Hasankeyf yapan kaya uygarlığını nasıl taşıyacaksınız? Hasankeyf yok edilebilir, ancak taşınamaz. Vatan nasıl taşınamazsa, Hasankeyf de taşınamaz” dedi.

Doğa Derneği Kampanya Koordinatörü Erkut Ertürk ise “Biz Sayın Başbakan’ın Hasankeyf hakkında söylediği bu sözlerden sonra Ilısu barajı gibi bir projeye izin vermeyeceğine inanmak istiyoruz” dedi.

Yapılan çalışmalara göre Ilısu barajıyla birlikte bölgedeki 300’den fazla arkeolojik alandan 83’ünün, bununla birlikte bölgeye has onlarca türün yuvalanma ve üreme alanlarının da sular altında kalacağını vurgulayan Ertürk, “Dolayısıyla, Ilısu Baraj projesinin vaat ettiği gelecek, binlerce yıllık tarihin ve benzersiz doğal alanların yok olmasıdır. Hasankeyf’i yok etmemenin tek yolu Ilısu baraj projesini iptal etmek ve bölgeyi UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine dâhil etmektir” dedi.

Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.



Arama

 Facebook'ta Paylaş