Yargı - Hükümet Krizi
Cumhuriyetimizin değişemez niteliklerine karşı müdahaleler yapmayı sürdüren iktidar partisi AKP’nin türbanla ilgili düzenlemeleri öngören kanun tasarısı Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi.

Bütün devlet kurumlarında baştan sona kadrolaşmış bir iktidar partisiyle karşı karşıyayız. Bu kadrolaşmaya karşı ayakta durabilen en büyük devlet erklerinden biri de Anayasa Mahkemesi’dir. Cumhurbaşkanlığı makamındaki tarafsız nitelik Türk halkı tarafından özlemle aranmaktadır. Cunku Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı kendi politik görüşlerini bir kenara bırakıp, anayasamız tarafından korunan Cumhuriyet’imizin bekasını sağlayan ilkeleri korumamaktadırlar.
Son günlerde, Anayasa Mahkemesi, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle başta hükümet kanadı ve Meclis Başkanı tarafından eleştiriliyor. Oysaki Anayasa Mahkemesi’ne yönlendirilen eleştirilerde gözden kaçan (kasıtlı) bir durum var. Laiklik, her şeyden önce Anayasa’nın koruması altındadır. Dolayısıyla laiklik başta Anayasa Mahkemesi’nin de koruması altındadır.
Unutulmamalıdır ki günlerdir süregelen tartışmaların içinde, krizi yaratan Yargı değil, Hükümettir. Her iktidar partisi, halktan büyük destek aldığı düşüncesiyle kendi çıkarlarına hizmet edecek yasalar yapmaya çabalar. Ancak, Cumhuriyet rejimine zarar verme ihtimali (dahi olan) her yasama çalışması, halkın onayı olmaksızın yapılmaktadır. Hükümetler, iktidar partileri, muhalefet partileri gelip geçicidir, ancak kalıcı olan Cumhuriyettir, devlettir, millettir. Laiklik ilkesine karşı yapılan her türlü müdahale, demokrasiye ve anayasaya karşı yapılmış müdahalelerdir. Türk Milleti bu müdahalelere karşı ortak bilinçte, birlikte hareket etmesini bilmiştir, bilecektir.
laiklik, şeriat, cumhuriyet ,demokrasi, modernlik ve gericilik..bunlar sadece kelime, farklı bağlamlar içinde farklı anlamlara gelen kavramlar.belki sırf bu yüzden sadece laiklik kavramı üzerinde bile uzlaşıya varılmış bir tanım yok.herkes bir kavrama bir slogona dayanarak siyaset yapıyor çogu yerde içeriği hakkıyla anlaşılamamış kavramlar körü körüne eleştiriliyor yada sırf bizde yaptığı çağrışımlar için benimseniyor.artık kavga insanla insan arasında değil insanla kelime arasında sürüp gidiyor,artık içerigini ve tarihini ve bağlamını hakkıyla bilmedigimiz kavramlara tapıyoruz.bu kavramlar ardından insanlara bakıp hemen yargıda bulunma cüretini gösterebiliyoruz.sırf bu kapatma davasını anlamak bile yılları aşan bir kültürel birikimi zorunlu kılıyor çünkü mesele öyle yargı haklı akp haksız yaşasın laiklik kahrolsun şeriat gibi meseleyi en basite indirgeyen slagon mantıklarla ve içeriyi anlaşılmamış kalıp sözlerle çözülmüyor.oldum olası millet adına konuşmaktan hazzetmedim milletin neyi tercih edip neyi tercih etmemesi gerektigini belirleyecek yada ima edecek bir eblehligin içinde olmadım kimsede olmasın .bu yazıları tartışma olsun diye degil hiçbirşeyin görünürdeki basitlik içinde olamayacagını çünkü tarihi ve külterel ve linguistik baglamların,toplumun semantik yapısının derinligine bir işaret olsun diye yazdım.kimsenin tarafında olmadım olmam sadece basitligin karşısındayım.bu yazımı hoşgörünüze sıgınarak yazdım dilegim herkonuda fikir sahibi olmadan derin bir bilgi birikimine sahip olmak.hepimiz için dünya için.fikirler bizi ayırır ama sorgulanmış derinligi olan bilgiler bir leştirir.çünkü hakkıyla elde edilmiş saglam bilgiye dayanmayan fikirler ne kadarda tartışılmaz ,tabu haline gelmiş kavramlara dayandırılırsa dayandırılsın sadece sadece aşılması gereken bir önyargıdır.saygıyla sevgiyle..
Yorum tarafından yasin sari — 19 Haziran 2008 @ 10:56 pm
Saygidan anladigimiz sey nedir de birilerinin dusuncelerini basite indirgeyebiliyoruz? Benden daha bilge olabilirsiniz ama bilgeliginizi gostermenin yolu bu degil. Benim bilgelikten anladigim bu degil. Yorumunuzda yazimi degil, laiklik fikrine inanan bireyleri yargiliyorsunuz. Tabu haline gelmis kavramlardan mi soz ediyoruz yoksa birligimizin ve ilmimizin temelini koruyan kavramlardan mi? Olagelen butun laiklik tartismalarinda uzulerek gordugum tek sey “Ozgurluk” ve “Demokrasi” kavramlariyla insanlarin uyutulmasi oldu. Yuksek saygiyla.
Yorum tarafından Mehmet Karaarslan — 20 Haziran 2008 @ 8:13 am
ben laiklige inanan kimseyi yargılamadım.kardeşim ben bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunuyor ona karşıyım kaldı ki ben kendi görüşümü açıklamadım.eger yanlış bir şey söylemişsem özür dilemekten kaçmam.ama yanlış birşey söyledigimi zannetmiyorum.galiba yanlış anlaşıldım.neyse saygıyla sevgiyle kalın .ne yazıkki burda ilk defa bir yazıya yorum yazdım bir başlangıç olur diye ondada yanlış anlaşıldım yahut anlaşılmak istenmedim.esasında siyasetten anlarım ama konuşmayı hiç sevmem bundan sonrada bu konularda konuşmayacagım çünkü hiçbir şey bir kalbi kırmağa değmiyor.neyse saygıyla..
Yorum tarafından yasin sari — 20 Haziran 2008 @ 10:28 am
Bundan önceki uygarlıklarda sonun istenen son olmamasının sebebi, karanlığın aydınlığı yenmesi değildi. Aydınlık taraftarlarının kendi aralarında bölünmeleriydi. “Ben ışığı, sevgiyi ve barışı senden daha iyi biliyorum, sen bilmiyorsun, ışık, sevgi ve barış ancak benim uygun gördüğüm yolla sağlanabilir” düşünceleriyle birbirleriyle rekabet ettiler. Oysa eğer ışık, sevgi ve barış istiyorsak, önce birbirimizi anlamaya çalışmalıyız. Birbirimizi anlamaya çalışırken, zihnimizi temizlemeliyiz. Bizim gibi düşünmeyenlerin, nasıl düşündüklerini, düşünmeye devam ederken kavrayamayız.
İnsanlar dini inançlarının gereğini yerine getirmeye çalışıyorlar. Bunda bir mahsur yok. Ama onlar kadar dindar olmayanlar, ya da dinin gerekleri konusunda farklı düşünenler, gelecekte, bu grubun dini gereklilik anlayışlarını topluma empoze edeceklerinden endişeliler.
Burada iki seçeneğimiz var. Ya Fransız sisteminden aldığımız, prensipler politikalarıyla kamplaşacağız, ya da yeni çağın geldiğini kavrayıp, farklılıklarımızla birlikte, saygılı ve hoşgörülü yeni bir düzen kuracağız.
İki tarafın uçları da kutupluluktan besleniyor. Oysa kutupluluklardan rahatsız büyük bir çoğunluk var. Huzur, sükunet ve selamet olmadan bir olamayız. Farklı düşünebiliriz, ama amaçlarımızda farklılık yoksa, önerdiğimiz yollar konusunda uzlaşabiliriz.
Uzlaşamazsak, o zaman herkesin istemediğini seçmeme rejimi olan ve uygarlığımızın daha iyisini henüz geliştiremediği demokrasiden daha iyi bir yolumuz yok.
Laiklik konusunda, aydınlanmacılar yüzyıllardır çok çaba gösterdiler, çok şehitler verdiler. Vicdanın özgür olması için, hiç kimsenin hiç kimseye nasıl düşüneceğini empoze edememesi için.
Ama batıda artık formül netleşti. Kamu hizmeti veren hiç bir şekilde dini inançlarını belli edecek bir kıyafet ya da tutum içinde olamazken, hizmeti alanlar serbest.
Birliğe inanan insanlar olarak, ışık, sevgi ve barış yanlıları olarak, bilelim ki, bunların hepsi ilüzyon. Dünyevi norm ve standartlar, hukuk, yönetim biçimleri, ya da birbirimizden ayrı ve farklı olduğumuz zanları, yukarıdan komik görünüyor.
Yapılacak şey, her zaman yargısız, salim, bütüne dönük, ve evrensel düşünebilmek. Kimsenin kimseyi dışlamayacağı, kutuplulukların özellikle aydınlık taraftarlarını bölmeyeceği, hoşgörü, empati ve sevgi dolu bir dünya çok yakın. Sadece içlerimizdeki huzuru muhafaza etsek yeter….
Yorum tarafından korkutkeskiner — 20 Haziran 2008 @ 3:11 pm
Sayin Yasin Sari,
Saniyorum yorumunuzu dogrudan kendi ustume aldigim icin yanlis anladim. Size rahatsizlik verdiysem ozurlerimi kabul edin. Yorumunuzdaki slogancilik, tabuculuk konularina ben de katiliyorum. Hatta bu surecte suregelen bir kiskirtma ve sansasyon yaratma durumu soz konusu. Olan yine ekonomik sIkIntILar icinde olan halka oluyor. Olan yine millete oluyor. Dinci carkin icinde tek amaclari cumhuriyet rejimini degistirmeyi amac edinen insanlar gordum. Ote yandan Ataturkcu ve laik gecinerek ulkeyi darbe ve despotizmle demokrasiden ve ozgurlukten yoksun birakmak isteyen zihniyetler de gordum. Iki kutup ta benim gozumde aynidir. Sevgiyle.
Yorum tarafından Mehmet Karaarslan — 20 Haziran 2008 @ 10:06 pm
sayın Mehmet karaarslan
bu yazınıza nasıl sevindiğimi anlatamam.yaptıgınız bu yorumun her kelimesine içtenlikle katılıyorum.anlatmak istediğimde tamda budu.siz bu güzel anlatımınızla benim o uzun yorumumda hakkıyla anlatamadıgımı anlatmış oldunuz.o yorumu sizin hoşgörünüze sıgınarak yapmıştım bu yorumunuzla hoşgörünüzün enginliğini ve anlayışınızın derinliğini gösterdiniz.sizin gibi anlayışlı insanlar vesilesiyle hızlanmaya başlayan kamplaşma ve marjinalleşme inşallah yavaşlıyacaktır ve belki ilerde duracaktır..temennimiz bu yönde…saygı ve sevgiyle
Yorum tarafından yasin sari — 21 Haziran 2008 @ 12:35 am