Enerji Bedenimiz, Kendi Kendini İyileştirme ve Şifa

Yazar: Tuğba Kavas Tarih: 02 Eyl 2008

Yazar: Tuğba Kavas
Indigo Dergisi - Eylul 2008
kavastugba@yahoo.com

Kuşkusuz sağlık yaşamımızdaki en önemli unsurlardan bir tanesi. Sağlığımız iyi ise yaşamdan aldığımız tat ta o derece iyi olmaktadır. Bedenimizin her yaşta tam randımanlı, dinç ve aktif olarak işlevini sürdürmesini, fiziksel, psikolojik olarak sistemimizin dengede olmasını gerçekleştirdiğimiz takdirde sağlıklı olmaktayız. Bunun doğal sonucu olarak ta Beden-Zihin-Ruh dengesi her an neşe, huzur ve mutluluk olarak bizlere geri dönmektedir.

Bu bölümde sizlerle paylaşacağımız konu Enerji, Bioenerji ve Yöntemleri.

Şimdi cansız insan bedenini düşünelim. Ruh bedenden çıktığı zaman veya bedenin manyetik alanı son bulduğu zaman beden işlevini yitirmektedir. Böyle bir durumda yiyecek ve su işe yaramadığı gibi beden makinamız işlemez hale gelmektedir. Yemek yemeden, içecek olmadan kısıtlı bir süre daha yaşayabiliriz. Peki, nefes almadan kaç dakika yaşayabiliriz? Demek ki bizi canlı kılan, hayatta kalmamızı sağlayan temel faktör yiyecek içecek değil. Başka bir şey! Her yerde, her şeyde olan, manyetik alanımızı besleyen, bedenimizi besleyen, canlı kılan birşey. Enerji, Yaşam Enerjisi ve Oksijen.

Fiziksel bedenimizle birlikte gözle görülmeyen bir de enerji bedenimiz vardır. Enerji bedenimiz vücudumuzun etrafında bulunan elektro/manyetik yapılı bir enerji alanıdır. Bugün bu alanın fotoğrafı kirlian fotoğraf makinesiyle çekilebilmektedir.

Bu enerji alanı bizi dış etkenlerden koruduğu gibi hayati fonksiyonlarımızı organize eden kompleks bir yapıya sahiptir. Bu yapı içerisinde yaşam enerjisinin bedenimizin farklı noktalarına ulaşmasını sağlayan ve hayatımızın farklı alanlarındaki işlevlerini organize eden binlerce enerji hattı ve enerji merkezi ya da kontrol noktaları vardır. Bu kontrol noktaları hem enerjinin beden içindeki hareketlerini kontrol etmektedir, hem de dışarıdan alacağımız enerjileri sağlamakta ya da ihtiyacımız olmayan atık enerjileri dışarı atarak evrene geri yollamaktadırlar.

Enerji noktalarının ana ve en büyük olanlarına çakralar denmektedir. Vücudun genel fonksiyonlarını düzenleyen yedi temel çakra bulunmaktadır.

Bu çakralardan iki tanesi bizim için gerekli temel yaşamsal enerjiyi sağlarken diğer çakralar bu enerjilerin işlenip hayatımızın belli alanlarında kullanılması için gerekli enerjileri sağlamaktadırlar. Temel iki çakradan ilki başımızın üzerinde bulunan ve evrenle ya da tanrısallıkla yani resmin bütünü ile bağlantı kurmamızı sağlayan tepe çakradır. İkincisi bacaklarımızın arasında bedenin en alt noktasında bulunan ve fiziksel seviyede bedenimizin yapılanması ve hayatta kalabilmesi için gerekli olan enerjileri sağlayan kök çakradır.

Bizler her nefes alışımızda yaşam enerjisini bedenimize, enerji kanallarımıza çekeriz. Yaşam enerjisi elektro/manyetik alanımıza, enerji merkezlerimize ve enerji hatlarımıza tam olarak ulaşırsa enerji hatlarına bağlı olan endokrin sistemi, hormon sistemi ve organlarımız da o kadar tam randımanlı ve sağlıklı çalışır. Hastalık dediğimiz durum enerji hatlarına dolayısıyla organlarımıza giden enerjide kesintilerin olması, azalmasıdır. Fiziksel yapımızın ve organlarımızın enerji ve oksijenle yeterince beslenememesidir. Nasıl yağlanması gereken makinayı yağlamadığımızda yağlanmayan yerlerde paslanmalar, bozulmalar, tıkanıklıklar, işlevsizlikler ortaya çıkarsa, enerji sistemimizin akışı değişip, bozulduğu zaman hücrelerimizin de doğal yapısında form değişiklikleri ve bozulmalar başlar. Bu durumda bedenimiz çeşitli fiziksel belirtilerle bizi uyarır. Hastalığı tekrar ifade edecek olursak; bedenimizin, “ beden-zihin-ruh” dengemizde bir şeylerin aksadığını, akışın sekteye uğradığını bize hatırlatmasıdır ki bizde bunun sebeplerini bulup durumu düzeltip tekrar dengeye gelelim.

Enerji akışımızı değiştiren, sekteye uğratan, hastalığa sebep olan unsurları incelediğimizde bunların; negatif düşünceler, zihinsel karışıklık, doğru nefes almama, düzensiz beslenme, hareketsizlik olduğunu görüyoruz. Ve böylece hastalığı bizim yarattığımız ortaya çıkıyor. Hemen pozitif tarafından gözden geçirelim. Eğer hastalığı biz yaratıyorsak o zaman tekrar yok edebilir, iyileştirebiliriz.

Kendini iyileştirme yeteneğine örnek olarak sevgili annemi anlatmak istiyorum izniyle. Göğüs kanseri teşhisi kondu ve hemen göğsü alındı. Kemoterapi tedavisi gördü dolayısıyla vücudu deforme oldu. Karaciğerinde, böbreğinde kist oluştu, göz retinası yırtıldı ve kemikleri erimeye başladı. Daha sonra rahmi alındı, beyninden operasyon geçirdi. Yaşama sevinci diye ifade edilen unsur burada devreye giriverdi. Birlikte enerji çalışması ve şifa çalışması yaptık ve ilgili ilaçlarını düzenli olarak kullanımla, kendi pozitif düşünceleriyle ve azmiyle şu an çok iyi. Bugün kistlerin hiçbiri yok, retina yırtılmasının ilerlemesi durdu ve kemikleri tekrar güçlenmeye başladı. Evet, kendini iyileştirmeyi kabul etti ve uyguladı ve iyileşti. Kendisini görseniz bütün bunları yaşadığına inanmazsınız. Tıp yöntemleriyle birlikte bu yöntemlerle işbirliği yapıldığında iyileşme süreci hızlanıyor. Bir başka örnek verirsek; aynı hastalığa yakalanmış iki kişiye aynı ilaci veriyorsunuz bir tanesi iyileşiyor bir tanesi iyileşmiyor. Bunu nasıl açıklayabiliriz? Demek ki ilaçlarla birlikte insanların iyileşip iyileşmemesine karar veren başka bir mekanizma var. “ Kişinin Kendi İradesi”

Günümüzde sağlık ve dengeli yaşam ile ilgili farklı birçok materyal tamamlayıcı olarak ortaya çıkmaya ve uygulanmaya başladı. Biyoenerji, bir çok enerji yöntemleri, pozitif düşünce, beden egzersizleri, nefes egzersizleri, meditasyon, renk terapileri, ses terapileri, zihni huzurlu ve sakin duruma geçirmek için aktiviteler, bitkilerin katkıları artan bir hızla yaşamımızdaki yerini alıyor. Doğanın iyileştirici gücü; deniziyle, toprağıyla, bitkileriyle, oksijeniyle, ağaçlarıyla yaşamımızda sağlığımız için kullanılmaya başlandı ki birçoğu anneannelerimiz, dedelerimiz tarafından hep kullanılmıştır aslında, yeni bir şey değil. Yaşantımızda ve tıp alanında da tamamlayıcı tıp ismiyle tekrar genişleyerek bize eşlik ediyor.

—————
* Bu yazi Milliyet gazetesinde de yayimlanmistir.
* http://www.yenibilinc.com

Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.



Arama

 Facebook'ta Paylaş