Bilmek Bulmak Olmak
Yazar: Yasin Sarı
Indigo Dergisi - Ekim 2008
yasin.sari.38@hotmail.com
Bilmek,bulmak,olmak…bunlar üç sır,birbirini takip eden birbiri içine giren üç sır. Bildim diyen bulmaya yol bulamıyor, buldum diyen olmaya yol bulamıyor..Oldum diyen ne buluyor ne de oluyor. Bilmediğini bilen bulma tekkesinin keçi yollarında ilerliyor demektir. Bulduğunun sadece kendi yansıması olduğunu gören olma semasına kanat açmış demektir.

Bilenler susuyor bilmeyenler konuşuyor. Alimlere soru soruyor halk, cevap verseler avamın derecesine inecekleri için ilim incinir cevap vermeseler halk incinir. Ya ilmi incitİp herkesin beklentisine göre konuşacaksın, ya da halkı incitip onların anlayamacağı mevzulardan bahsedeceksin. Bilenlerin çoğu ilmi incitmemek için susuyor,konuşanlar ise Mevlananın tabiriyle sağırlar meydanında gazel atıp, körler çarşısında ayna satmanın ötesine gecemiyor.
Ağacın çiçeğe durması bilmektir, çağla olması bulmaktır, olgun mevye olması olmaktır. Mevlananın dediği gibi hamdım piştim yandım…Çiçek dökülmeden çağla olmaz, çağla güneşin altında yanmadıkça olgun meyve halini almaz. Bilme sende bir müddet eğlenir ama bilmeden vazgeçmedikçe bulamazsın, bulmak ta yetmez aşk ateşinde yanmadıkça olmazsın. Eskiler bilmeye ilmel-yakin, bulmağa aynel-yakin, olmaya ise hakkal-yakin derlerdi. Bir dağın üstünde duman görsen arkada ateş vardır dersin, bu ilmel- yakin durumudur ben buna bilme makamı diyorum. Dağın üstüne çıktın arkadaki ateşi gözlerinle gördün , bu aynel-yakin durumudur ben buna bulma makamı diyorum. Sonra ateşe kendini attın yandın, yanarak onun ateş olduğunu anladın (yaşayarak öğrenme) bu hakkal-yakin durumudur, ben buna olma durumu diyorum. Aslında bu üç durumu birbirinden soyutlamak mümkün degildir çünkü bulan aynı zamanda biliyordur olan ise aynı zamanda hem bulmuş hem bilmiştir. Bulmadan bilme teorik öğrenme edimine dayanır, olmadan bulma ise görerek ögrenme edimine bağlıdır. Olma ise, yaşayarak öğrenme edimine dayanır.
Aşk hep olma durumunda varolur, bu kavram Mevlana’nın dilindeki yandım ifadesinde bize tebessüm eder. Yanalım aşkın narına yanalım…
harika bir yazı.fakat açılabilirdi uzayabilirdi…
06 Eki 2008 Saat: 1:58 pm