'gündem' kategorisi için arşiv
Yazar: haber merkezi Tarih: 12 Ağu 2008
Güney Osetya’da, Gürcistan ve Rus birlikleri arasındaki çatışmalar sürerken, çatışmanın taraflarının olası stratejileri ve bölgeyle ilgili soruların olası yanıtları tartışılıyor.

1. Çatışma neden başladı?
Yanıtlar büyük ölçüde farklı. Güney Osetya’da gerginlik son haftalarda artmıştı ve taraflar birbirlerini kışkırtıcılıkla suçluyordu. Gürcistan, Güney Osetya’nın başkenti Tshinvali’ye saldırı başlatmadan birkaç saat önce ateşkes çağrısında bulunan Batı yanlısı Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Güney Osetya başkentine saldırılarının ayrılıkçı Oset güçlerin ateşkesi bozması nedeniyle başladığını söyledi. Saakaşvili, ayrıca saldırılarının, Rusya’nın ayrılıkçı Osetler’e destek için askeri birlik göndermesine bir yanıt olduğunu söyledi. Rusya ve Osetler ise Saakaşvili’yi “döneklikle” suçladı ve Rus birliklerinin Osetya’ya Gürcistan saldırısı nedeniyle girdiğini savundu.
2. Gürcistan’ın stratejisi ne?
Gürcistan’ın küçük ordusunun, savaş alanında Rusya’nın kendi ordusundan kat kat üstün ordusunu yenebileceğini düşünmüş olamaz. Eğer Gürcistan’ın bir stratejisi varsa, bu stratejinin Rusya’nın büyük ve sert bir saldırı başlatarak uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmeyi göze alamayacağı varsayımına dayanıyor olması gerekir.
Ya da Gürcistan böyle bir karşı saldırıyı kışkırtmış olmalı. Rusya’nın büyük saldırısı, NATO’ya girmek isteyen Gürcistan’a, çatışmayı Rusya’nın yalnızca Gürcistan’a karşı değil, diğer Avrupa ülkelerine karşı da bir tehdit olarak göstermesine izin verdi.
3. Rusya’nın stratejisi ne?
Rusya’nın askeri stratejisi, savaşa ezici bir asker ve zırhlı gücü sokmak. Siyasal olarak ise, bu hareketini vatandaşlarını ve daha önceden Güney Osetya ve Abhazya’da konuşlanmış bulunan Rus barış gücü birliklerini korumak için gerekli olarak sunuyor. İki ayrılıkçı bölgedeki insanların çoğuna Rus vatandaşlığı verilmişti. Rusya’nın iki ayrılıkçı bölge dışında başka Gürcü topraklarını sürekli olarak işgal etmek isteyip istemediği bilinmiyor. Böyle bir hareket, Rusya’nın uluslararası alanda kınanmasına yol açar ama Rusya şimdiye dek Batı’nın eleştirilerini ve uluslararası planda yapılan ateşkes çağrılarını kızgın bir biçimde reddetti.
4. BM ve Batı’nın durumu
ABD Başkanı George W. Bush ve Batılı müttefikleri, defalarca her iki tarafa da ateşkes çağrısında bulundu ama Rusya’ya karşı kullanacakları sonuç alıcı fazla olanakları yok görünüyor.
5. Rus askerleri Güney Osetya’da değil miydi?
Güney Osetya’daki ayrılıkçı savaşı sona erdiren 1992′deki anlaşmada, Güney Osetya’da Rusya, Gürcistan, Rusya’ya bağlı Kuzey Osetya bölgesi ve Güney Osetya askerlerinin barış gücü olarak görev yapmasına izin verilmişti. Gürcistan, Rus barış gücü birliğinin ayrılıkçı Güney Osetya’yı desteklediğini ileri sürüyordu. Gürcistan ayrıca, bölgenin nihai statüsünü belirlemek için çalışacak dörtlü “ortak kontrol komisyonunun” Gürcistan’a karşı tutum takındığını savundu.

6. Ayrılıkçı bölgeler ne istiyor?
Güney Osetya ve Abhazya, asıl olarak Gürcistan’dan ayrılmak istiyor. Güney Osetyalı ayrılıkçıların, Kuzey Osetyalı soydaşlarının da egemenliği altında olduğu Rusya ile birleşmekten yana olduğu görülüyor. Abhazlar ise daha çok bağımsızlıktan yana.
7. Gürciler kimlerdir?
Gürcüler, çoğu hala kendi kültürel geleneklerini sürdüren ama ortak noktaları Gürcüce konuşmak olan bir dizi kabilenin soyundan geliyor. Gürcüce, kendine özgü bir alfabe kullanan oldukça zor bir dil. Oset dilinin Gürcüce ile ilgisi yok. Abhazlar ise kimi zaman Gürcüler’in uzak akrabaları olarak tanımlanıyor. Gürcistan’ın büyük çoğunluğu Ortodoks Hristiyan ama ülkede Müslümanlar ve Yahudiler de yaşıyor. Gürcüler, sık sık şarabı kendilerinin icat ettiğini ileri sürüyor. Gürcü kültürünün merkezi figürlerinden biri olan şarap, tercihen ayrıntılı bir “şerefe” konuşması yapılmadan içilmemesi gereken kutsal bir içki.
8. Osetler kimlerdir?
Osetler, Rusya, Gürcistan ve Türkiye’de yaşayan bir etnik grup. 700 bin kadar Osetin çoğunluğu kuzey Osetya olmak üzere 500 bin kadarı Rusya’da yaşıyor. 60-70 bin Oset ise Güney Osetya’da bulunuyor.
9. Gürcistan’a neden Gürcistan deniyor?
Aslında ülkenin Gürcüce adı “Sakartvelo.” Batılılar yüzlerce yıl önce, ülkenin koruyucu azizi Hristiyan azizlerinden Aziz George olduğu için, ülkeye Georgia (Gürcistan) demeye başladılar.
Yazar: haber merkezi Tarih: 11 Ağu 2008
Rus birliklerinin Abhazya’dan Gürcistan’ın içine doğru 40 kilometre ilerlediği belirtildi. Son gelen bilgilere göre, Rusya, Güney Osetya’nın 60 km uzağındaki Gori’yi ele geçirdi. Yabancı ajanslarda yer alan haberlere göre şu ana kadar savaşta yaşamını yitirenlerin yüzde 90′ını siviller oluşturuyor.

Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Gürcü halkının çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Saakaşvili, televizyondan yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, Güney Osetya’da silahlı operasyonu ilk kendilerinin başlattığının haber verilmekte olduğunu, ancak bunun doğru olmadığını kaydetti. Güney Osetya’daki çatışmalarda kayıplarının çok olduğunu vurgulayan Saakaşvili, Rus güçlerinin Yukarı Kodori (Yukarı Abhazya), Gori ve diğer kentleri bombaladığını belirterek, “Bu savaşı biz başlatmadık. Bu duruma kısa sürede son vermemiz lazım” dedi.
————————————————————————————————————
Video: Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili açıklamada bulundu (NTV)
————————————————————————————————————
ABD, Rusya’yı açıkca tehdit etti
Savaşın dördüncü gününde ABD, Rusya’yı açıkca tehdit etti. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Rusya’nın Gürcistan’daki askeri eylemlerinin cevapsız bırakılmamasının zorunlu olduğunu söyledi. Cheney’in basın sekreterliği görevini yürüten Le Ann McBride konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Cheney’in bugün Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ile bir telefon görüşmesi yaptığını belirerek, “Başkan Yardımcısı, Gürcistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik bu tehdit karşısında, ABD’nin, Gürcistan halkı ve onların demokratik yollarla işbaşına gelmiş hükümeti ile dayanışma içinde olduğunu dile getirdi” şeklinde konuştu.
McBride, Cheney’in telefon görüşmesi sırasında Saakaşvili’ye “Rusya’nın saldırganlığı cevapsız bırakılmamak zorundadır ve buna devam etmesinin ABD ve daha geniş çerçevede uluslararası toplumla ilişkilerinde ciddi sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan: Kafkas ittifakı oluşturabiliriz
Başbakan Tayyip Erdoğan, Gürcistan’daki gelişmeleri değerlendirdi ve bölge ülkelerine Kafkas İttifakı kurma çağrısında bulundu. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’in, Rus ve ABD’li meslektaşları ile görüştügunu, kendisinin ise catışmaların ikinci gününde Saakaşvili ile görüştügunu belirtti. Gazetecilerin Boru Hattı’na yönelik saldırı ile bugün Kemah’ta düzenlenen saldırı arasında kurulan bağlantıyı hatırlatması üzerine ise “Bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum” dedi. Erdoğan, Balkan ülkelerin arasındaki diplomatik ve askeri işbirliğini hatırlatarak Kafkaslar’da da böyle bir ittifak kurulması için bir öneri dile getirdi. Gazetecilerin bu ittifakta Rusya’da bulunmalı mı sizce sorusuna ise “Evet Rusya’sız olmaz” yanıtını verdi.
————————————————————————————————————
Video: Güney Osetya’daki dramdan objektiflere yansıyanlar (NTV)
————————————————————————————————————
Rusya ateşkes önerisini reddetti
Rusya, Gürcistan’ın ateşkes önerisini, Gürcü güçlerinin çatışmayı hala sürdürdüğü gerekçesiyle kabul etmedi. Kremlin sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Güney Osetya’daki barış gücü askerlerimizden aldığımız bilgilere göre, Gürcistan askeri güç kullanmaya devam ediyor ve bu yüzden de bu belgeyi gündeme bile alamayız” dedi.

Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb ile birlikte Güney Osetya sınırındaki Gori kentine gitti. Ancak bu ziyaret sırasında korku dolu anlar yaşadı. Oldukça rahat görünen, peşindeki gazeteci ordusuyla sohbet eden Saakaşvili, bir korumasının kendisine bir şeyler söylemesi üzerine bulunduğu noktadan hızla uzaklaştı. Panik anları sırasında yere düştüğü de gözlenen Saakaşvili adeta kaçırılırcasına Hummer jeepine bindirildi. Saakaşvili’ye keskin nişancıdan ya da bir Rus hava akımından söz edildiği tahmin ediliyor. Ancak bu konuda açıklama yapılmadı.
Yazar: haber merkezi Tarih: 08 Ağu 2008
Pekin’de bugün başlayacak olan 29. Olimpiyat Oyunları’na Türkiye tarihinin en kalabalık kafilesi ile katılıyor. İlk kez 12 dalda birden olimpiyatta boy gösterecek olan Türkiye’yi 68 sporcu temsil edecek.

205 ülkeden 10 bin 500 sporcunun 24 Ağustos’a kadar mücadele edeceği olimpiyatlarda 28 branşta 302 altın madalya dağıtılacak. Pekin’de olimpiyatlar için 25 milyar $ harcanırken, bu rakamın bir rekor olduğu belirtildi. Oyunlarda evsahibi Çin 639, ABD’de de 536 sporcu ile katılımda başı çekiyorlar. Olimpiyatları izlemek için ABD Başkanı George Bush, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de Pekin’e geldi. Pekin’de diplomatik görüşmelerin hızlandığı da dikkat çekti.

Açılış töreninde 4. sırada yer alan Türk Olimpiyat Takımı, atletizmde 16, güreşte 13, halterde 6, tekvandoda 4, boksta 5, yüzmede 11, yelkende 6, ilk kez katılacağı masa tenisinde 2, okçulukta 2, atıcılık, judo ve bisiklette ise 1′er sporcudan oluşuyor. Fenerbahçe 16 sporcu ile olimpiyatlara en fazla sporcu veren kulüp durumunda. Pekin’e gelen Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, “Olimpiyat Köyü’ne bayrağımızı da çektik. Sıra sporculara geldi. Onlardan da madalyaları kazanıp, bayrağımızı göndere çektirmelerini bekliyoruz. Hedefimiz Atina’daki madalya sayısını geçmek” dedi.
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 07 Ağu 2008
AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen tarafından hazırlanan “Gençleri Koruma Kanun Tasarısı” pornografik yayın alanların kimlik numarasını vermesini ve okullara ibadethane açılmasını öngörüyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Sözen’in tasarısı tartışma yaratacak.

AKP’nin, ilk taslağı hazırlanan “Gençleri Koruma Kanun Tasarısı”nda pornografik yayın alanların imza ve TC kimlik numarası vermesi, bunların satıcı tarafından Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak bildirilmesine ilişkin bir düzenleme de yer aldı. Taslakta ayrıca “Devlet, gençlerin sağlıklı ve dengeli gelişimleri için, her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethane alanı kurmakla yükümlüdür” denildi. Almanya’daki yasaları inceleyerek Türkiye’ye uyarlayan AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, bir yıl çalışarak hazırladığı taslağı Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’na gönderdi. Taslakta öne çıkan bazı düzenlemeler şöyle:
DİSKOLAR 24.00’E KADAR
Yasal velayet hakkı bulunan bir kişi ya da bir velinin eşlik etmesi haricinde, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler otellere, 16 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler saat 22.00 - 05.00 arasında lokanta ve restoranlara giremeyecek. Kamuya açık diskolar, müzikholler, tavernalar ve saz evlerinde, yasal velayet hakkı bulunan bir kişi ya da veli eşlik etmeksizin 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerin bulunmasına izin verilmeyecek. Velisiyle gelen de en geç saat 24.00’e kadar kalabilecek. Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve mesul müdürlerine, kusurun niteliğine göre bir yıla kadar hapis cezası uygulanacak.
TEHLİKELİ ETKİNLİKLER
Kamuya açık bir etkinlikte ya da ticari bir işletmede çocuk ve gençlerin bedensel, zihinsel ve ruhsal sağlıkları için bir tehlikenin söz konusu olması halinde, yetkili resmi makam, tehlike ortadan kaldırılıncaya kadar katılımı yasaklayabilecek.
Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve mesul müdürlerine, bir yıla kadar hapis cezası verilecek. Gerektiği takdirde gencin söz konusu yeri terk etmesine hükmedebilecek ya da ebeveynlerine teslim edebilecek.
GAZETELERE CİNSEL YAYIN YASAĞI
Çocukların ve gençlerin sağlıklı ruhsal ve fiziksel gelişimleri için, gazete ve dergilerin şiddet ve cinsellik içeren yayınlar yapmaları yasaklanacak. Yasağa uymayan yayın kuruluşlarına 6 aylık cirolarından az olmamak üzere para cezası uygulanacak ve mesul müdürleri hakkında bir yıla kadar hapis cezası verilecek. Yasağa uymamanın süreklilik arz ettiği hallerde, bu yayın kuruluşlarının yayın izinleri iptal edilir.
PORNO BİLDİRİMİ
Pornografik yayın yapan dergilerin, kapalı kırmızı poşette, ağızları dikişli olarak satılmaları zorunlu olacak. Bayiler bunları satarken, tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, bu numaraları her ayın sonunu takip eden ilk hafta içinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı beyanla verecek.
Pornografik içerikli DVD, VCD, video gibi görüntü taşıyıcıların üretilmesi, ithalatı, ihracatı ve iç piyasada satılması izne bağlı olacak. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmeler, satış yaptıkları noktaları ve bayi listelerini içeren noter onaylı özel bir defter tutacak. Pornografik içerikli görüntü materyallerini satan işletmeler de, sattıkları materyallerin karşılığında tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, aynı şekilde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak verecek.
OKULLARA İBADET ALANI
Devlet, gençlerin sağlıklı ve dengeli gelişimi için, her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethane alanı kurmakla yükümlü olacak. Bu sorumluluk, özel okullar ve vakıf üniversitelerinde, işletme sahibi / mütevelli heyetlerine verilecek.
İNTERNET KAFEYE 18 YAŞ SINIRI
İnternet kafe ve internet bağlantı hizmeti veren her tür işletmeye 18 yaşından küçüklerin girmesi yasaklanacak. Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve yöneticileri hakkında bir yıla kadar hapis cezası uygulanacak. [Kaynak: Milliyet]
Yazar: haber merkezi Tarih: 03 Ağu 2008
Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Yazır köyü yakınlarındaki Olimpos’ta Musa Dağı eteklerinde orman yagnını çıktı. Manavgat’ta devam eden yangından yönlendirilen 2 uçak, havanın kararması nedeniyle bölgeye ancak 15 dakika müdahale edebildi.


Antalya’nin Olimpos’ta Karadiş Deresi Musa Dağı eteklerinde devam eden yangın yerleşim yerlerinden uzaklaştırıldı. Yangın 3 noktada kontrol altına alındı, 1 noktada etkisini sürdürüyor. 31 Temmuz’da başşlayan ve binlerce hektar kızılçam ormanını kül eden yangın, dün öğleden sonra rüzgárın azalmasıyla kısmen kontrol altına alındı. Yangında kaybolan bir vatandaşın kemikleri enkaz altında bulundu. Kayıp olan bir vatandaşın sağ olup olmadığı ise bilinmiyor. Yangında 59 ev tamamen, 1 ev kısmen yandı. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, yanan alanın 10 bin hektar değil, 3-4 bin hektar olduğunu söyledi.

Manavgat’ta yanan orman alanın 3500 ile 4 bin hektar civarında verimli orman olduğunu belirten Bakan Veysel Eroğlu, “Bunları birileri yakıyor buradan rant sağlayacaklar’ deniliyor. Böyle bir şey kesinlikle yoktur. Yanan alanı en geç bir yıl içinde mutlaka ağaçlandırıyoruz. Yanan alanların 1 cm bile işgal edilmesi mümkün değildir. İşgal eden varsa söyleyin hemen üzerine gidelim. Herhangi bir şekilde işgal edilmesi mümkün değil” diye konuştu.
Yazar: haber merkezi Tarih: 29 Tem 2008
17 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda ikinci patlama sırasında bir cep telefonu kamerasına kaydedilen görüntüler ortaya önemli bir soru da çıkardı. Görüntüleri dikkatli izleyen herkesin aklına gelen soru şu “Patlamadan saniyeler önce ikinci bombanın patlayacağı alanı arkasına alıp koşarak uzaklaşan bu adam kim?”
Herkes bu soruyu soruyor çünkü ilk patlamadan sonra meydanda koşan tek kişi siyah giydiği görülen bu kişi. Üstelik ilk patlama meydanda bulunan herkesin dikkatini o alan yöneltmesine neden olmuşken, hatta bazı kişiler hızlı adımlarla ilk sesin geldiği yöne ilerlerken, bu kişi tam aksi istikamette koşarak uzaklaşıyor. Bunun nedenini görüntülere bakarak çözmek zor. Ama kesin olan bir şey var. Şimdilik kimliği bilinmeyen bu kişi, o sırada meydanda bulunan herkesten farklı düşünüyor ve farklı hareket ediyor.
Haberin videosu icin tiklayin
İstanbul’da Bombalı Saldırı
Yazar: haber merkezi Tarih: 28 Tem 2008
İstanbul Güngören’de araç trafiğine kapalı cadde üzerinde çöp kutularına yerleştirilen parça tesirli 2 bombanın 10 dakika arayla patlatılması sonucu 15 kişi öldü, 154 kişi de yaralandı.

Güngören’de saat 21.55’te bir patlama oldu. Şiddeti düşük olan bu patlamanın doğalgazdan kaynaklandığı haberleri yayıldı. Çevrede oturanlar ya da bu sırada olay yerinden geçenler, merakla patlamanın olduğu yere koştular. Ancak yaklaşık 10 dakika sonra, çok şiddetli bir patlama daha oldu. Çevredeki binaları, araçları tarhip eden patlama, olay yerinde toplanan çok sayıda insanın ölümüne neden oldu.

Patlamanın ardından ilçe halkının ifadesine göre, Güngören’de son 1 haftadır güvenlik önlemleri olağanüstü artırılmıştı; sokaklarda kontrol yapan polis “şüpheli” arıyordu.
Yazar: haber merkezi Tarih: 21 Tem 2008
Uluslararası Ceza Mahkemesi, diş teknisyeni Yılmaz Yukarıgöz’ün ABD’nin işlediği savaş suçlarından yargılanmasının yolunu açabilmek için yaptığı suç duyurusunun incelenmesine karar verdi. Daha önce Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’i soykırımdan suçlu bulan mahkeme, inceleme sonucunda varacağı kararla Birleşmiş Milletler’i (BM) zorlayarak ABD’nin yargılanmasının yolunu açabilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Türkiye’den yapılan başvurunun incelenmesine karar verdi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, diş teknisyeni Yılmaz Yukarıgöz’ün ABD’nin işlediği savaş suçlarından yargılanmasının yolunu açabilmek için yaptığı suç duyurusunun incelenmesine karar verdi. Daha önce Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’i soykırımdan suçlu bulan mahkeme, inceleme sonucunda varacağı kararla Birleşmiş Milletler’i (BM) zorlayarak ABD’nin yargılanmasının yolunu açabilir.
Yılmaz Yukarıgöz’ün 1 Mart tezkeresinin gündeme geldiği 2003 yılında ABD’ye karşı başlattığı mücadele uluslararası düzeyde devam ediyor. 5 yıl boyunca ABD’nin dünyanın birçok yerinde işlediği savaş suçlarıyla ilgili bilgi ve belgeler toplayan Yukarıgöz, 7 Mart 2008’de resmen Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. ABD’nin suç dosyası, mahkemeyle eşzamanlı olarak ABD’nin resmi müdahale kronolojisinde bulunan ülkelerden 15 tanesinin Türkiye büyükelçiliklerine yollandı.
‘İnsan ırkına karşı suç’
Yukarıgöz, suç duyurusunda, “Uluslararası suçlarda, Roma Statüsü’ne göre bizzat mağdur olarak anılamayacağım için bu mahkemelere başvurma hakkım bulunmamaktadır. Ancak işlenen suçlar insan ırkına göre işlenmiştir ve benim bu ırkın bir üyesi olarak, suçluların cezalandırılmasını isteme hakkım bulunmaktadır. ABD’nin ve diğer emperyalist devletlerin yarın ‘demokrasi’ adını verdikleri bir çıkar uğruna benim ülkeme de saldırmayacaklarının garantisi bulunmamaktadır” dedi.
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 04 Tem 2008
Haber: Erdal Didar

Her yıl Haziran ayının sonlarında kutlanan Onur Haftası Stonewall ayaklanmasının yıl dönümünde gerçekleştirilir. 1969 yılında Stonewall Inn adlı barda baskıya, şiddete dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve 4 gün boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapılmıştır. LGBTT mücadelenin dönüm noktalarından biri olan bu gün dünyanın her yerinde onur haftası ile kutlanır. Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur, kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.
Türkiye’de Onur Haftası 1993′te ilk defa “cinsel özgürlük haftası” adı altında kutlanmak istenmiş, ancak valiliğin izin vermemesi ve yurtdışı konukları sınırdışı etmesi sonucu o yıl gerçekleşememiştir. Yurtdışından gelen konukların sınırdışı edilmesi ve bütün olaylar sonucunda Lambdaistanbul ve Kaos GL’nin temelleri atılmıştır.
Bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerin; panellerin, gösterimlerin, tiyatroların, konserlerin ve partilerin gerçekleştiği bu haftaya Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından insanlar katılmaktadır. Birçok araştırmacı, yazar, politikacı, sanatçının yer aldığı paneller geçtiğimiz yıl (2007) Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşmiştir.
Gay Pride Fotograflari icin tiklayin
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 08 Haz 2008
Cumhuriyetimizin değişemez niteliklerine karşı müdahaleler yapmayı sürdüren iktidar partisi AKP’nin türbanla ilgili düzenlemeleri öngören kanun tasarısı Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi.

Bütün devlet kurumlarında baştan sona kadrolaşmış bir iktidar partisiyle karşı karşıyayız. Bu kadrolaşmaya karşı ayakta durabilen en büyük devlet erklerinden biri de Anayasa Mahkemesi’dir. Cumhurbaşkanlığı makamındaki tarafsız nitelik Türk halkı tarafından özlemle aranmaktadır. Cunku Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı kendi politik görüşlerini bir kenara bırakıp, anayasamız tarafından korunan Cumhuriyet’imizin bekasını sağlayan ilkeleri korumamaktadırlar.
Son günlerde, Anayasa Mahkemesi, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle başta hükümet kanadı ve Meclis Başkanı tarafından eleştiriliyor. Oysaki Anayasa Mahkemesi’ne yönlendirilen eleştirilerde gözden kaçan (kasıtlı) bir durum var. Laiklik, her şeyden önce Anayasa’nın koruması altındadır. Dolayısıyla laiklik başta Anayasa Mahkemesi’nin de koruması altındadır.
Unutulmamalıdır ki günlerdir süregelen tartışmaların içinde, krizi yaratan Yargı değil, Hükümettir. Her iktidar partisi, halktan büyük destek aldığı düşüncesiyle kendi çıkarlarına hizmet edecek yasalar yapmaya çabalar. Ancak, Cumhuriyet rejimine zarar verme ihtimali (dahi olan) her yasama çalışması, halkın onayı olmaksızın yapılmaktadır. Hükümetler, iktidar partileri, muhalefet partileri gelip geçicidir, ancak kalıcı olan Cumhuriyettir, devlettir, millettir. Laiklik ilkesine karşı yapılan her türlü müdahale, demokrasiye ve anayasaya karşı yapılmış müdahalelerdir. Türk Milleti bu müdahalelere karşı ortak bilinçte, birlikte hareket etmesini bilmiştir, bilecektir.