'özel günler' kategorisi için arşiv
Yazar: haber merkezi Tarih: 01 Ağu 2008
Hava şartları uygun olursa, Türkiye’nin kuzey bölgelerinden kısmen izlenebilecek tam tutulma, Kanada’nın kuzeyinden başlayacak. Grölland ve kuzey kutbunu geçip, Rusya’nın kuzeyinden, Kuzey Buz Denizinden, Sibirya ve Altay’lardan gelerek Çin üzerinde sonlanacak. Türkiye saatiyle 13.21de kuzey Marmara ve Doğu Karadeniz’de Güneş’in %20si kapanmış olarak gözlenebilecek.
Tam güneş tutulması Kanada’dan başlayıp kutup bölgelerini geçtikten sonra Asya’ya girerek Rusya, Moğolistan’ı kat edip Çin’de son bulan 237 km genişliğinde dar bir koridor içinden görülecektir. Parçalı tutulma Kuzey Amerika’nın kuzeydoğusu, Avrupa ve Asya olmak üzere geniş bir alandan görülebilecektir. Ay’ın gölgesi Türkiye saati ile12:23′de kuzey Kanada üstüne düştüğünde tam tutulma başlayacaktır. Türkiye saati ile 13:21′de tam tutulmanın 2 dakika 27 saniye ile en uzun süreceği yer Rusya’da olacaktır. Gölge Dünya üzerinde 2 saat süreyle 10.200 km yol kat ederek saat 14:20′de Dünya’yı terk edecektir.

Astrolojik Yorum: Ümit Çilingiroğlu
İndigo Dergisi, Astroloji Editörü
Tutulmanın en önemli etkileri, teknolojik gerilim ve kapitalizm mekanizmalarının değişmesi olarak söylenebilir. Tutulmadan en çok etkilenebilecek ülke Çin. Can ve mal kayıplı büyük bir deprem, olimpiyatlarda sorunlar, özgürlük hareketlenmeleri yaşanabileceklerden. İran’da da sıcak noktalar hareketleniyor, deprem olasılığının yanı sıra tansiyonlar yükselebilir. Ekonomik yaptırımlar ve baskılar artabilir. İran hükümeti uykusuz geceler geçirebilir. Ülkemizde ise “Kaderi değişim zamanı”. Son geri sayım başlıyor. Güneş tutulmasının, hem Cumhuriyet’in ilan edilmesi (29.10.1923) hem de Meclis’in açılışı (23.04.1920) haritaları üzerindeki vurguları göz önün alındığında, toplum olarak büyük geçişler yaşayacağımızı söyleyebiliriz. Toplumsal korkularımızı açığa çıkaracak politik olayların yanı sıra doğada rahat durmuyor. Şiddetli bir deprem, aşırı yağışların neden olacağı büyük bir yer kayması (Karadeniz) can ve mal kayıpları getirebilir. Politik arenada karşılıklı çekilen silahlar hedefini bulmayabilir. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi baş gösterebilir. Baskıcı tutumlar ve olası suikastlar tüm hesapları değiştirebilir. Korkulanın beklendiği kadar güçlü olmadığı görülebilir. Hukuk sürecine müdahaleler ters tepkilere neden olabilir. Üretim ve tüketim arasındaki açık büyürken, ekonomik değişkenler sıkıntıları arttırabilir. Yönetim sistemleri ve askeri mekanizmalar karşı karşıya kalabilir. Büyük dağın efsanesi ardına saklanmak istenen, asıl gerçek açığa çıkabilir. Pandorra’nın kutusundan, umulmadık kişilerin (büyük bir şirket patronu, meşhur bir sanatçı, eski bir din adamı, dışişlerinden bir bürokrat) akıl almaz ilişkileri fırlayabilir.
Hazır Ol! (Astroloji Servisi, Ağustos 2008, İndigo Dergisi)
——————————————–
Yazar: Nihal Demir Tarih: 15 Haz 2008
Öncelikle tüm Babalar’ın ve Baba adayları’nın Babalar günü kutlu olsun..

Babalar Günü’nü tarihçiler, yıllar önce bir görenek olarak düzenli binlerce kutlama yapıldığını kaydetti. Onların çalışması, Babylon’da bir oğlun yazdığı 4,000 yıl öncesine ait bir kil kartında Babalar Günü mesajı bulmaları ile yola çıkarlar. Mesajda şunlar vardır “babasına uzun ve sağlıklı bir yaşamı diler”. Neyin bu baba-oğul düetine neden olmuş olduğu ile ilgili hiçbir bilgi yoktur ama birkaç ülkenin Babalar Günü kutlamasının geleneği ile bağlantılı olduğuna inanılır.
Babalar Günü, bir baba tarafından çocuğunu kaldırarak oynanan, onaylanma ve takdir edilme ile sonuçlanan güzel bir festivaldir ve amaç daha kuvvetli bir toplumu inşa etmekdir. Babalar günü hikayesi anneler günü hikayesi kadar çok eskilere dayanmasada resmi olarak çeşitli zamanlarda bir çok ülkede kutlanmaktadır. Babaların evrensel zaman dilimine karşı bütün zamanlar boyunca alaycı tavırlarıyla bu festivali resmiyete geçmeden öncesine kadar hürmet görerek günümüze kadar ulaşmasını sağlamışlardır.
Günümüzde Babalar günü kutlama hikayesi ise; Batı Virginia’da yaşayan John Dowdy’nin annesi öldükten sonra onun yerini alan
babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söylenmiştir. Diğer bir bilgide, 1910 yılında Washington’daki John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığı belirtilmektedir. Dodd, Anneler Günü kutlanırken Babalar Günü’nün olmayışını büyük bir haksızlık olarak nitelendirmiş ve babasının doğum günü olan 5 Haziran’ın Babalar Günü olarak ilan edilmesi için çalışmalara başlamış ama bu çalışmalar bir sonraki yılın 19 Haziran’a kadar sürmüştür.”
Almanyada ise Babalar günü, Paskalya bayramından sonraki 40. gün İsa Peygamberin urcu anlamına gelen dini “Christi Himmelfahrt” bayramıdır. Bu bayramın içeriği ise İsa’nın Allah’a ulaşmasıdır. Himmelfahrt bayramı Pantkok yortusundan dokuz gün önceki Perşembe gününe rastlar. Almanyada bu dini bayram aynı zamanda Babalar günü olarak da kutlanmaktadır.
Babalar Günü, dünyada ilk kez 19 Haziran 1910′da Washington’ın Spokane şehrinde kutlanmış ve diğer eyaletlere de yayılmıştır. Resmi olarak ise, 1924 yılında ABD Başkanı Calvin Coolidge’in desteğiyle kutlanmıştır. 1966 yılında da o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının ‘Babalar Günü’ olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayınlamıştır. Başkan Richard Nixon, sonunda 1972′de sürekli olarak kutlanmasını sağlayacak yasayı işaret etti. O günden bu güne de, babalarımız için çok özel olan bu günü coşku ve heyecanla kutlamaktayız.
Pek çok ülkede Türkiye de dahil olmak üzere Haziran ayının 3. Pazar günü kutlanmaktadır. Birçok ülkede ise Babalar günü farklı zamanlarda kutlanmaktadır.
23 Şubat
Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya
19 Mart
Bolivya, Honduras, İtalya, Lihtenştayn, Portekiz, İspanya, İsviçre
5 Mayıs
Romanya
8 Mayıs
Güney Kore (Ana Baba Günü)
Miraç Günü
Almanya
Haziran’ın 1. Pazar günü
Litvanya
5 Haziran
Danimarka
Haziran’ın 2. Pazar günü
Avusturya, Belçika, Ekvador
17 Haziran
El Salvador, Guatemala
Haziran’ın 3. Pazar günü
Arjantin, Bangladeş, Bulgaristan, Kanada, Şili, Çin, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Kıbrıs, Fransa, Yunanistan, Hong Kong, Hindistan, Jamaika,Japonya, Malezya, Malta, Mauritius, Meksika, Hollanda, Panama, Pakistan, Peru, Filipinler, Porto Riko, İrlanda, Singapur, Slovakya, Güney Afrika, Sri Lanka, Trinidad ve Tobago, İngiltere, ABD, Venezuela, Türkiye, Zimbabve.
23 Haziran
Nikaragua, Polonya, Uganda
Temmuz’un 3. Pazar günü
Uruguay
31 Temmuz
Vietnam
Temmuz’un son Pazar günü
Dominik Cumhuriyeti
8 Ağustos
Tayvan
Ağustos’un ikinci Pazar günü
Brezilya
Eylül’ün ilk Pazar günü
Avustralya, Yeni Zelanda
Kasım’ın ikinci Pazar günü
Estonya, Finlandiya, Norveç, İsveç
5 Aralık
Tayland
Önümüzdeki yıllarda ise; “21 Haziran 2009 Pazar günü, 20 Haziran 2010 Pazar günü, 19 Haziran 2011 Pazar günü, 17 Haziran 2012 Pazar günü, 16 Haziran 2013 Pazar günü” Babalar gününü kutlayacağız.
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 28 May 2008
Lösemi, tüm dünyada en sık görülen çocukluk çağı kanserlerinin başında gelmektedir. Dünyanın her yerinde, küçücük bedenler yaklaşık 3 yıl boyunca lösemi canavarına karşı bu zorlu savaşı kazanmak için mücadele ederler.
LÖSEV, yılda hiç değilse bir haftayı lösemili çocuklara özel kılmak için yola çıktı ve 7 yıl önce, Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası’nı dünya çocuklarına armağan etti. Bu özel hafta bugün, 61 ülkede 96 kuruluş tarafından desteklenmekte ve kabul görmektedir. Lösemisiz bir dünya yaratmak umuduyla dünya çocukları her yıl umutları ve hayalleriyle Türkiye’de buluşup kıtalararası bir köprü oluşturdular, el ele vererek kardeşlik ve birlik çağrısında bulundular.

ARTIK LÖSEMİDEN KORKMUYORUZ!
Her yıl olduğu gibi bu yılda 7. Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası açılış şenliği başta Ankara ve İstanbul olmak üzere, Elazığ, Van, Erzurum, Afyon, Niğde, Samsun, Konya, Edirne gibi birçok şehirlerimizde çeşitli etkinliklerle kutlanacak.
Ankara’da Kuğulu Park’ta ve İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezi önünde yapılacak etkinliklerde çeşitli animasyonlar, dans ve müzik gösterileri, Lösemili Çocuklar Okulu eğitim grubu korosu ve dans gösterileri, LÖSEV kardeş okul ve toplulukların modern dans, kapoera, vals, Halk Oyunları gösterileri yer alacak.
Sanatsal etkinliklerin de yer alacağı her iki organizasyonda eğlenceli saatler için Ankaralılar ve İstanbullular 31 Mayıs, Cumartesi günü saat 11.00 itibariyle etkinlik alanlarında toplanarak coşku dolu anlar yaşacak ve tüm dünyaya “Lösemiden Korkmayın!” mesajı verecekler.
Bu yıl Haftamız kapsamında 5 lösemili çocuğumuz 2–5 Haziran 2008 tarihleri arasında Macaristan’daki kardeş kuruluşumuz Together for Tumourous Children Vakfının konuğu olarak Budapeşte’de olacaklar. Hasta kardeşlerine “Lösemiden Korkmayın!” diyerek moral verecek olan çocuklarımız şehir turunun ardından Hayvanat Bahçesi ve Güzel Sanatlar Müzesini de gezecekler.
Türkiye’nin farklı illerinden 20 lösemili çocuğumuz ise 3–6 Haziran tarihleri arasında Antalya’da buluşacaklar. RIXOS Hotels’in ev sahipliğini yapacağı Antalya etabında çocuklarımız Ayışığı Parkı ve Yörük Çadırları, Bagana At Kulübü, Antalya Müzesi ve Düden Şelalesi’ni gezecekler.
Antalya’yı ilk kez ziyaret edecek olan çocuklarımız Naturland ve Sheraton Voyager’da yemeklerini yiyecek tekneyle Akdeniz’in maviliklerine açılacak ve Dolphinland’da sevimli yunus ve foklarla moral bulacaklar.
LÖSEV Basın Ve Halkla İlişkiler
www.losev.org.tr
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 19 May 2008
19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı tüm yurtta, KKTC’de ve dış temsilciliklerde törenlerle kutlanacak.
Ankara Valiliği’nin açıklamasına göre, Başkentte 19 Mayıs törenleri bugün saat 07.00’de top atışı ile başlayacak. Anıtkabir’de saat 09.00-09.30 saatleri arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve diğer sivil ve askeri erkanın katılacağı devlet töreni gerçekleştirilecek. Aynı saatlerde ayrıca, Atatürk anıtlarına da çelenk konulacak. Başbakan Erdoğan gözündeki rahatsızlık nedeniyle kutlamalara katılamayacak. 19 Mayıs Stadyumu’ndaki tören ise saat 09.30’da bando eşliğinde alana yerleşilmesiyle başlayacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün saat 10.00’da şeref tribünündeki yerini almasının ardından törende ilk konuşmayı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik yapacak. Tören, bir öğrencinin gençler adına konuşmasıyla devam edecek. Öğrenci, gençlik adına bir şiir, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ve Gençliğin Ata’ya Cevabı’nı okuyacak. Daha sonra, Samsun’dan getirilen bayrak ve Selanik’ten getirilen bayrak ile toprak Cumhurbaşkanı Gül’e sunulacak. Gençlik Marşı’nın söylenmesi ve seremoni tablosunun çözülümünün ardından Jandarma bando gösterisi yapacak. Türk Hava Kurumu’nun paraşütle atlama gösterilerinin ardından tören geçişi yapılacak. Tören geçişinin tamamlanmasından sonra yer ve fon grubu gösterileri gerçekleştirilecek. Tören, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e törenin bitişinin arzıyla sona erecek.
Yazar: nesrin dabağlar Tarih: 10 May 2008

Anne olmak tabiatın kadına bahşettiği en zor ve en güzel görevdir.
Bir evlat olursunuz, bir dost olursunuz, bir sevgili, bir eş olursunuz; hepsinin kendine göre ayrı güzelliği ve zorluğu vardır. Ama bir anne olursunuz ki, işte asıl o zaman, hani bir söz vardır; dünyanın kaç bucak olduğunu görürsünüz. Bir başka görevdir anne olmak, bir başka zordur bağrında bir canı taşımak, yaşatmak ve geleceğe doğru fırlatmak…
Yaratılış gereği nerdeyse bütün canlılar iki ayrı cinsten oluşur ve bu canlılar, varlıklarını kendi türünden bir başka canlıyı dünyaya getirerek devam ettirirler. Bir eril ve bir dişil olmadan yaşam oluşmaz… İki ayrı cinsi oluşturan özellikler birleşerek, dünyadaki yaşamı ve var oluşu geleceğe taşımakla görevlidirler.
Dünya oluşumunda en önemli maddelerden biri olan toprak, anneyi temsil eder ve kendini hayatın devamına adayarak bağrındakileri hesapsızca verir.
“ Karnın yardım kazma ilen, bel ilen, yüzün yırttım tırnak ilen, el ilen, yine beni karşıladı gül ilen, benim sadık yarım kara topraktır”
Fazla söze gerek yok, Veysel’in yalın cümleleri hem toprağı hem anneyi bir güzel anlatıyor.
Ana olmak verimli toprak olmaktır, dünyanın kuraklığına rağmen.
Ana olmak bağrın yırtmaktır, yaşam başkalarına gülümserken.
Ana olmak güller sunmaktır, yüzünü yırtan dikenlere rağmen.
Ana olmak sadık olmaktır, hayatın bütün ihanetlerine rağmen.
Ana olmak sabır olmaktır, geleceğin tüm aceleciliğine rağmen.
Ana olmak kendini unutmaktır, içini dolduran kendine rağmen.
Ana toprak gibidir dedik ya, toprak da çeşit çeşittir bilirsiniz. Humusu var, kili var, çamuru var…
Her toprakta her şey yetişmez öyle, hadi buğdayı ekin bakalım çamura, kile…
Elleriniz semada, boşuna bekler durursunuz bir küçücük başak verecek diye.
Toprağın cinsini oluşturan özellikler, bağrından çıkacak meyveyi de belirler kendisince.
Dünyanın en güzel meyveleri, sizin bağrınızdan kopup geleceğe koşsun ve her gününüz kutlu olsun tüm anneler…
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 05 May 2008

Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez günü, miladi takvime göre 6 Mayıs’ta olmaktadır.
Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.
* Hıdrellez Ruhu Mayıs 2008 - İndigo Dergisi
* Ağlama hıdrellez (Sezen Aksu) Mayıs 2008 - İndigo Dergisi