'şiir' kategorisi için arşiv
Yazar: ahmetnuray Tarih: 11 Haz 2008
Geçmişte yaşanan anılarıma götür beni
Güzel ve çirkin, iyi ve kötü hissettiklerime
Beni ben yapan anılarımdakilere götür beni
Acı ve tatlı, iyi ve kötü hatıralar olsa bile
Pişmanlıklarla, umutlarla dolu zamana götür beni
Hatırladıkça gözlerimdeki yaşlar tekrar tekrar aksa bile
Şelalelerin serinliğindeki ürpertilere götür beni
Bin kez pişmanım oldu bir kere dediklerime
Acılarımın şelalelerinde sırılsıklam ıslanmaya götür beni
Beyaz güvercinlerin kanatlarında götür beni
Yaşamın çirkinliğinden, sessizliğin huzuruna götür beni.
Kuantum Düşünce Grubu Kurucusu, Başkanı Ahmet Nuray
www.ahmetnuray.com
Yazar: ahmetnuray Tarih: 11 Haz 2008
Kirlenen duygular huzursuz ve çok çirkin
İkiyüzlü fesat tavırlar artık bitsin
Yalan üzerine kurulmaz, kurulamaz ümitlerin
Başarıya giden yol olsun yalnız senin
Beraberlik, birlik asla hak etmeyeceklerin
Çalışmadan kolayca elde etmek istediklerin
Fedakârlık duygusu karakterinde olmayan birisin
Başkalarını suçlayan o anlamsız hikâyelerin
Dua et. Kendini kandıran bir tek sen değilsin
Olmuş bitmiş artık sevdiğim. Olmuş herkesin
Sensiz hayallerimde neyi beklemeliyim?
Kuantum Düşünce Grubu Kurucusu, Başkanı Ahmet Nuray
www.ahmetnuray.com
Yazar: ahmetnuray Tarih: 11 Haz 2008
Sevgiyi tatmak, hayatı paylaşmak istedi de
Gerçek dışı hayallerde koşup durmak niye
Görmüyor mu? Aradığını burnunun dibinde zannettiği
Hissetmiyor mu? Aradığı mutluluğu inadıyla yok etmekte
Düşlerindeki vazgeçilmez yaşamı yaşamak istedi de
Paylaşılan anıları hatırlamakta inkâr niye
Yetinmek bilmez arzulara erişecek diye
Hak edilmesi gereken geleceği oluşturmak yerine
Herkesi basamak gibi kullanmak niye
Seven, sevilen kalpler hani hep beraberdi
Ben! deyip kendinden başkasını düşünmemek niye.
Kuantum Düşünce Grubu Kurucusu, Başkanı :Ahmet Nuray
www.ahmetnuray.com
Yazar: Buse Dogan Tarih: 22 May 2008
Çanlarımı çalıyorlar.
Canlarımı alıyorlar.
Beni defalarca öldürüp,
Tapınaklara gömüyorlar.
Onları duymam için mumlar dikiyor,
Ağıtlar yakıyorlar.
Oysa sessizlikteyim ben,
Kalp sesini duymayı bilene.
Ve karanlık diye birşey yok,
Benimle yürüyene…
Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 11 May 2008
Dünya Şiiri Kültür Başkenti’nde. 13-17 Mayıs tarihleri arasında yapılacak I. Uluslararası İstanbul Şiir Festivali 14 ülkeden 20 yabancı şairi ağırlıyor. 2010 yılında Kültür Başkenti olmaya hazırlanan İstanbul, şiirini unutmuyor ve dünya şiiriyle buluşmaya hazırlanıyor.

Festival, 13 Mayısta dünyanın ilk aşk kitabesinin bulunduğu Arkeoloji Müzesi’nde, kemancı Cihat Aşkın’ın konseriyle başlayacak. Bilgi Üniversitesi’nde de festival boyunca, atölye çalışmaları gerçekleştirecek. Yerebatan Sarnıcı, Emirgan Köşkü, Sirkeci Garı, Cafer Ağa Medresesi, Bakırköy Cem Karaca ve Beyoğlu Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, CRR Konser Salonu ile önemli kitap evlerinde 20’si Türk, 20’si yabancı toplam 40 şair şiirlerini okuyacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla hazırlanan festivalin bu seneki ana teması Çağdaş Katalan Şiiri. Onursal Başkanlığını Doğan Hızlan’ın üstlendiği İstanbul Şiir Festivali’nin Yürütme Kurulu üyeleri Adnan Özer, Doğan Hızlan, Hüseyin Öztürk, Metin Celâl, Nevzat Bayhan ve Tuğrul Tanyol. İskender Pala, Tobias Burghardt ve Fernando Rendon ise Festival’in Danışma Kurulu’nda yer alıyorlar. Festival’i onurlandıran 20’si yerli, 20’si yabancı 40 şair şiirleriyle, İstanbul’un pek çok köşesinde edebiyatseverlerle buluşacak. Festival’de şiir okumalarının dışında, şiir akademisi, müzik dinletileri ve vapur gezisi de yer alacak.
Dosya: I. Uluslararası İstanbul Şiir Festivali Programı
Yazar: Hale Karaarslan Tarih: 10 May 2008

Bir aşığın kalbinde başka bir dünya var,
ve bir başkası daha.
Bu aşıklar topluluğundaki Dost’un içinde,
sırrı yorumlayan bir kulak,
toprakta gümüş bir damar, ve bir gökyüzü daha!
Akıl ve merhamet tırmandığımız merdivenlerdir,
ve geceyi dolaşırken bağışlamaktan bahseden bir
sesi duyarken yürüdüğümüz başka merdivenler vardır.
Şems’in evreni içerisinde mum ışığının kendisi
onun mumunda ölmek için bir pervaneye dönüşür.
Mevlana
Yazar: Hale Karaarslan Tarih: 08 May 2008
Yazar: Hale Karaarslan

Yaşamlar boyu akarken ben, meğer bir gün,
Ben olan benden vazgeçecekmişim.
Var sandığım beni terk edecek, aşkın koynunda geceleyecek,
O’nu göremediğim her anı günah addedecekmişim,
Dilimden düşse, gözümden düşmeyecek, gözümden geçse, gönlüm zikredecekmiş.
Deli gibi adini sayıklayacak, asktan baygın gezecekmişim,
Aşkın ateşiyle kavrulup yok olacak, askla yenilenecekmişim.
Cehennemi cennetlere çevirecek, her yeri gül bahçesi edecek,
Aşkın şarabıyla kendimden geçip, sevgilide görünecekmişim.
Ben olan beni yok edip, ruhumda bedenleşecekmişim.
Bu askla iman edip, gül yüzüne serenatlar edecek,
Aşkı ibadet yapıp, secdeyi öpecekmişim. semayı nurlandırıp,
Rahmetler yağdıracak, aşkla dans eden rakkase olacakmışım.
Sevgimin sınırları olmayacak, sonsuzluk bile sinirli gelecekmiş.
Güzelliğimi görmeye var sandığımı yok edip, çırılçıplak kalacakmışım
Arındıkça parlayacak, güneşi bile kıskandıracak, gözleri kamaştıracak,
Aşkın yollarında yol olup, güzelliğimi sunacakmışım.
Ayaklarının dibinde kul olup, aşkımı haykıracak, sende kaybolacakmışım.
Her hücresi askla ışıldayan bedenim sevgilinin mabedi olacak,
Sevgimin şifasıyla diriltecek, Ol! diye yaratacakmışım.
Ne hastalık, dert kalacak, askla coşacakmışım,
Her ani cennet bilip, cennetler yaratacakmışım.
Merhametle çağlayıp, şefkatler dağıtacakmışım,
Sevgiliyi zikredip, aşkla akacakmışım,
Güzeller güzelini en güzel yansıtacakmışım.
Yazar: nesrin dabağlar Tarih: 08 May 2008
Dolandım etrafında seyrettim seni, bakışın, ellerin ve gülümseyişin,
Unutturdu bana dünyanın yalan seyrini..
Zaman durdu ve dünya dönmeyecek sandım..
Bir günebakan güzelliğindeydin sarıdan siyaha ışıltılarla..
Tarifsiz denir ya hani bazı renklere,duygulara,
İşte anlatmaya çalışmak boşuna…

Yenilenen bir gün doğmuştu ufkuma,
Tanınmayan, tanımlanmayan…
Benimdi bütün ışıkları sanki sonsuza dek,
Ellerimi açıp koynuma doldurdum seni…
Bir yamaçtan tırmandık seninle beraber koşarcasına,
Etrafımıza mor çiçekler dizildi ve açılıp selamladılar bizi,
Boyun bükercesine…
Sonra en tepede durduk ve bir rüzgar esti lodosçasına,
Saçlarımı savurdu yaprak misali ve bir korku düştü içime…
Ellerini aldım doymamış bir hasretle avucumun içine,
Öptüm öptüm susuzluğuma kanarcasına…
Gözlerini çektim içime,ta yüreğimin dibine,
İçtim bakışını badeler şahı meycesine,
Sarholuğum gökyüzünü doldurdu da,
Döndü geldi alemlerden tavaf edercesine…
Sonra iniş başladı,duramazdık ki aynı tepede,
Lodos poyraza teslim etti bizi, bize hiç sormadan.
Üstümüze savurmaya başladı nefesini hiç yorulmadan,
Ve Güneş, renklerini gecenin koynuna bağladı bizden utanmadan…
Karanlığın karnındaydı artık seninle yolumuz.
Yüreğimi tutan ellerin birden yoruldu sanki de,
Bırakıverdin sessizce beni kendi halime,
Günümün doğumunun sonu dedim kendi kendime…
Ve gittin,
Hiç acımadan…
Yine benleyim…
Ve dönüyorum hiç usanmadan…