yeni başlık  |  kontrol paneli  |  profil  |  üye olun  |  indigo dergisi   İndigo Dergisi Blog » sosyal sorumluluk

Tarihi ve kültürel mirasımız.. Hasankeyf sular altında kalmamalı..

Jun 02, 2008 @ 01:47 pm by Nihal Demir

hasankeyf1.jpg
Hasankeyf’in Tarihi: Hasankeyf’in Türk–İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir yeri vardır.

Hısnkeyfa olan bu şehrin adı “Kayahisarı” şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlamı “korunmaya musait” yer anlamına geldiği belirtilmektedir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi “Taş Kalesi” manasına gelmektedir.

Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler , bir ihtimal olmaktan öteye gitmemiştir. Şehrin jeopolitik yapısı, önemi ve mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların, Hasankeyf’in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Hasankeyf tarihi antik döneme kadar dayanmaktadır.
1.thumbnail.jpg

Hasankeyf; Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergahında olup, savaşların olmaması ve ticaret yollarının burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf’i kültürleri kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve iç asya kültürleri , doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barındığından, Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşa edilmiştir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerleri aldı. M.S. 633 yılında Hasankeyf’in Bizanslıların denetiminde olduğu ve 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapıtları ile şehrin denetimine müslümanlar tarafından feth edilene kadar sahip olmuşlardır. Hicri 17. yılda Hasankeyf islam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990), Mervanıler (990-1096) denetiminde kalmış, daha sonra Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Türkmen sülalesinden olup, Hasankeyf’e en parlak dönemini yaşatmışlardır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput’ta hüküm sürmüşlerdir. Selçuklu sultanı Alparslan ve Melikşah gibi değerli devlet adamlarının, ileri gelen komutanlarından Artuk, 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak Selçuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur.

hasankeyf22.thumbnail.jpg

Artukoğlu Sökmen 1101 yılında Hasankeyf’i ele geçirip burada önemli tarihi eserler yaptırmıştır. Böylece Devlet İdaresinde yeniden bir yapılanmaya gidilmiştir. Göçebelik hayatından yerleşik sisteme geçilmiştir. Yönetimin halk kitlelerine dayanması, Artuklulara bağlı bölgelerde yarı müstakil bir hükümranlık anlayışı ile divanlar oluşturulmuştur. Haçlı akımlarına rağmen ilim, sanat ve kültürel sahada büyük çalışmalar gösterilmiştir. Darphaneler kurulup, devletin iktisadi yapısı hep canlı tutulmuştur. İlime ve ilim adamlarına büyük önem verilmiş, hasankeyf şehir kalesine su getirilerek önemli bir teknik deha yaratılmıştır. Mekanik alanda kitaplar yazılmış, makinalar, pompalar, fiskiyeler, su terazileri ve müsiki aletleri yapılmıştır.
1232 yılında Eyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf ele geçirilmiştir. Ortaçağın ve şarkın en kuvvetli devletlerinden olan Eyyübiler Mısır, Süriye ve Yemende hüküm sürmüşlerdir. Böylece Eyyübi hükümdarlarının şehri ele geçirmeleri ile birlikte 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir.
Selahaddini Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış olup, Hasankeyf Eyyübi hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Hasankeyf Eyyübileri tarihteki yerlerini almışlardır. Moğol istilasından Hasankeyf’te nasibini almış,Moğollar burayı ele geçirilerek yağma ve tahrip etmişlerdir.

persian-tomb-near-hasankeyf-0.thumbnail.jpg
Eyyübilerden sonra Hasankeyf’e Akkoyunlular hakim olup, 15. y.y başına kadar hüküm sürmüşlerdir. 1473 yılında uzun hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan otlukbeli savaşında uzun hasan’ın oğlu zeynel bey şehit olmuş ve Hasankeyf’te dicle nehri kenarında gömülmüştür. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Sefavilerin hakimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapıda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf’in büyük bir yerleşim merkezi olduğu gösterir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf’te kültür uygarlıkların kaynaştığı, yerleşik halkın, 7000. civarındaki yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok modern ev olan mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

“Hasankeyf taşınırsa yok olur!”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hasankeyf kazı kurtarma SİT alanı projesini süratle bitireceğiz. Bunu da suistimal ediyorlar. Yalan söylüyorlar. Hasankeyf’i yok edecek kadar vatana ihanet içinde olamayız” sözlerinin ardından Doğa Derneği bir açıklama yaptı.

Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken “Hasankeyf’in taşınarak koruyacağını iddia edenler ve projelendirenler, Başbakan’ı tarihi bir hataya sürüklüyorlar. Diyelim ki kazılardan çıkan bir kaç eseri taşıdınız, diyelim ki camileri ve köprüyü de taşıdınız. Peki, köprünün altından akan Dicle Nehri’ni, burada yaşayan milyonlarca canlıyı ve Hasankeyf’i Hasankeyf yapan kaya uygarlığını nasıl taşıyacaksınız? Hasankeyf yok edilebilir, ancak taşınamaz. Vatan nasıl taşınamazsa, Hasankeyf de taşınamaz” dedi.

Diyarbakır’da, GAP Eylem Planı’nı açıkladığı sırada Hasankeyf’in yok olmasına izin vermeyi vatan hainliği olarak tanımlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Hasankeyf’i yok edecek Ilısu baraj projesine değinmedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümetin Hasankeyf’i kurtarma çalışmalarını ‘Hasankeyf Yok Olacak’ diyenlerin suistimal ettiğini ifade etti. Erdoğan Diyarbakır’daki konuşmasında, “Batman’da Hasankeyf kazı kurtarma sit alanı projesini süratle bitireceğiz. Bunu da suiistimal ediyorlar. Yalan söylüyorlar. Hasankeyf’i yok edecek kadar vatana ihanet içerisinde olamayız” dedi.

Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken konu hakkında yaptığı açıklamada “Ne Hasankeyf, ne de Dicle Vadisi’ndeki doğa kurtarma kazısıyla veya taşınarak korunamaz. Hasankeyf’in taşınarak koruyacağını iddia edenler ve projelendirenler, Başbakan’ı tarihi bir hataya sürüklüyorlar. Diyelim ki kazılardan çıkan bir kaç eseri taşıdınız, diyelim ki camileri ve köprüyü de taşıdınız. Peki, köprünün altından akan Dicle nehrini, burada yaşayan milyonlarca canlıyı ve Hasankeyf’i Hasankeyf yapan kaya uygarlığını nasıl taşıyacaksınız? Hasankeyf yok edilebilir, ancak taşınamaz. Vatan nasıl taşınamazsa, Hasankeyf de taşınamaz” dedi.

Doğa Derneği Kampanya Koordinatörü Erkut Ertürk ise “Biz Sayın Başbakan’ın Hasankeyf hakkında söylediği bu sözlerden sonra Ilısu barajı gibi bir projeye izin vermeyeceğine inanmak istiyoruz” dedi.

Yapılan çalışmalara göre Ilısu barajıyla birlikte bölgedeki 300’den fazla arkeolojik alandan 83’ünün, bununla birlikte bölgeye has onlarca türün yuvalanma ve üreme alanlarının da sular altında kalacağını vurgulayan Ertürk, “Dolayısıyla, Ilısu Baraj projesinin vaat ettiği gelecek, binlerce yıllık tarihin ve benzersiz doğal alanların yok olmasıdır. Hasankeyf’i yok etmemenin tek yolu Ilısu baraj projesini iptal etmek ve bölgeyi UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine dâhil etmektir” dedi.

Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası

May 28, 2008 @ 12:21 am by Mehmet Karaarslan

Lösemi, tüm dünyada en sık görülen çocukluk çağı kanserlerinin başında gelmektedir. Dünyanın her yerinde, küçücük bedenler yaklaşık 3 yıl boyunca lösemi canavarına karşı bu zorlu savaşı kazanmak için mücadele ederler.

LÖSEV, yılda hiç değilse bir haftayı lösemili çocuklara özel kılmak için yola çıktı ve 7 yıl önce, Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası’nı dünya çocuklarına armağan etti. Bu özel hafta bugün, 61 ülkede 96 kuruluş tarafından desteklenmekte ve kabul görmektedir. Lösemisiz bir dünya yaratmak umuduyla dünya çocukları her yıl umutları ve hayalleriyle Türkiye’de buluşup kıtalararası bir köprü oluşturdular, el ele vererek kardeşlik ve birlik çağrısında bulundular.

ARTIK LÖSEMİDEN KORKMUYORUZ!

Her yıl olduğu gibi bu yılda 7. Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası açılış şenliği başta Ankara ve İstanbul olmak üzere, Elazığ, Van, Erzurum, Afyon, Niğde, Samsun, Konya, Edirne gibi birçok şehirlerimizde çeşitli etkinliklerle kutlanacak.

Ankara’da Kuğulu Park’ta ve İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezi önünde yapılacak etkinliklerde çeşitli animasyonlar, dans ve müzik gösterileri, Lösemili Çocuklar Okulu eğitim grubu korosu ve dans gösterileri, LÖSEV kardeş okul ve toplulukların modern dans, kapoera, vals, Halk Oyunları gösterileri yer alacak.

Sanatsal etkinliklerin de yer alacağı her iki organizasyonda eğlenceli saatler için Ankaralılar ve İstanbullular 31 Mayıs, Cumartesi günü saat 11.00 itibariyle etkinlik alanlarında toplanarak coşku dolu anlar yaşacak ve tüm dünyaya “Lösemiden Korkmayın!” mesajı verecekler.
Bu yıl Haftamız kapsamında 5 lösemili çocuğumuz 2–5 Haziran 2008 tarihleri arasında Macaristan’daki kardeş kuruluşumuz Together for Tumourous Children Vakfının konuğu olarak Budapeşte’de olacaklar. Hasta kardeşlerine “Lösemiden Korkmayın!” diyerek moral verecek olan çocuklarımız şehir turunun ardından Hayvanat Bahçesi ve Güzel Sanatlar Müzesini de gezecekler.

Türkiye’nin farklı illerinden 20 lösemili çocuğumuz ise 3–6 Haziran tarihleri arasında Antalya’da buluşacaklar. RIXOS Hotels’in ev sahipliğini yapacağı Antalya etabında çocuklarımız Ayışığı Parkı ve Yörük Çadırları, Bagana At Kulübü, Antalya Müzesi ve Düden Şelalesi’ni gezecekler.

Antalya’yı ilk kez ziyaret edecek olan çocuklarımız Naturland ve Sheraton Voyager’da yemeklerini yiyecek tekneyle Akdeniz’in maviliklerine açılacak ve Dolphinland’da sevimli yunus ve foklarla moral bulacaklar.

LÖSEV Basın Ve Halkla İlişkiler
www.losev.org.tr


 

indigo dergisi blog-logo