|
Haber ve Röportaj:
Buse Doğan
Nevâ
Makamında Bir Nuck Muay
Tapınakları andıran serin, sessiz, sırlara
tanıklık etmiş, bilge bakışları var. Sözcükleri muson yağmurları gibi ılık,
çisil çisil ve kararlı. Nice yolculuklardan, çabuk kanayan eski yaralara
inat, hep daha güçlü çıkmış bir yürek, bir ışık savaşçısı o.
Ediz Aydın, Türkiye’de sayılı Nuck
Muay’lardan yani Muay Thai Boksörleri'nden biri. Ediz’le ilk tanıştığımızda
kanatlarım, rüzgarlarda savrulan sonbahar yaprakları gibiydi. Öyle kırgın,
savunmasız, kendimi öyle korumak zorundaydım ki; karşısına çıkıp “Ben Muay
Thai öğrenmek istiyorum” dediğimde o, kanatlarımdan haberdarmışçasına
gözlerimin ta içine baktı ve önümde saygıyla eğildi. Ben, iç dünyamdaki
savunmasızlığı bedenimi güçlendirerek onarırken, ondan, gerçek gücün ne
demek olduğunu, saldıranın daima açık verdiğini ve ancak su gibi sakin ama
istikrarlı kalırsam hiçbir şeye ve hiç kimseye yenilmeyeceğimi öğrendim.
Röportaj:
Buse Doğan
Buse: Muay Thai nedir Ediz?
Ediz Aydın:
Muay Thai; Tayland’da doğmuş bir savaş
sanatıdır. Kesin başlangıç tarihi bilinmemekle beraber, Muay Thai’nin
doğuşunun 2000 yıl önce ortaya çıktığı, değişik hikaye ve efsanelerde yer
almaktadır. Muay Thai günümüzde hala o eski dönemlerin mistik ve gerçek
savaşçı kültürünü yaşatan çok ender sporlardan biridir.. Bana soracak
olursan, yaşamımızda seçebileceğimiz pek çok öğretiden bir tanesidir;
bedenin ruhla buluşmasını ve evrensel gücün içimizde olduğuna inanmamızı
sağlayan öğretilerle dolu bir yoldur.
Araştırmalarım ve deneyimlerim sonucu
Muay Thai tekniklerinin oluşumunda doğa olaylarından ve en büyük kara
hayvanı filden etkilenildiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Budizm’deki Tanrı’ya
ve evrene inanıştaki yaklaşım, Muay Thai’nin kültürel yapısının ve Muay
Thai savaş sanatı felsefesinin temeli olmuştur...
Buse:
Biraz tekniklerinden bahseder misin?
Ediz Aydın:
Gerçek savaş alanında yapılan
Muay Thai’de sınır yoktur; tüm vücut (baş, diz, dirsek, yumruk, kalça,
dişler, ayak kemikleri) gerektiğinde bir anda gizli ölümcül bir silah haline
gelmektedir. Tüm teknikler için 'her zaman savunma, az risk, gerektiğinde
bedenin ve ruhun maksimum gücünü ortaya koyma' ortak özelliktir diyebiliriz.
En mükemmel savunma, zihnin duru bir şekilde soğukkanlılıkla yapacağı iyi
bir gözlem ertesi saldırıyı, Muay Thai savunma tekniklerini bedenin
esnekliğini kullanarak kabullenmesiyle gerçekleştirilir. Tepkiye karşı tepki
vermek yerine, acıyı kabullenmek bu sporda çok önemlidir. Muay Thai saldırı
tekniklerinde vücudun ağırlık merkezi kullanılır. Bu teknikler en çok,
ağırlığın dağılmadığı dirsek ve diz eklemleriyle yapılır. Bu sebeple Muay
Thai savaş sanatı diz ve dirsek kullanılarak yapılan teknikleriyle diğer
savaş sanatlarından ayrılır. En mükemmel saldırı tekniği, istendiğinde hiç
düşünmeden ruhumuzdaki içsel gücümüzü bedenimize yansıtarak Muay Thai
tekniğindeki muhatap uzva aktarılmasıyla olur. Tüm bunlara ulaşmak için
dünyanın pek çok yerindeki sporcular haftada altı gün ve günde altı saatlik
ağır antrenman yapmaktadır. Tayland yolculuğum esnasında ben de bizzat
deneyimledim bunu. Ayrıca vuruşların dışında karşı tarafın gücü kullanılarak
yapılan, güreşteki yere savurma ve Aikido'daki eklem teknikleri kullanarak
kemik kırma gibi benzer teknikler Muay Thai’nin
özünde
mevcuttur. Ancak bu anlattığım savaş alanında yaşamak için yapılan
teknikler artık ringde spor olarak yapılan Muay Thai müsabakalarında
yasaklanmıştır. Muay Thai’de nefes ise, her şeydir.
Buse: Neden Muay
Thai?
Ediz Aydın:
‘Neden nefes alıyoruz’ desem? Senin bu soruya vereceğin cevap gibi, Muay
Thai da benim içimde... Başlangıç noktam aslında haksızlığa karşı güçlü
olmak istememdi. On iki yaşındaydım ve hayalim Robin Hood olmaktı ;). Şaka
bir tarafa, dediğim gibi, Muay Thai bir öğretidir, teknikler araçtır, uzun
çalışmalar sonrasında içindeki mevcut güce ulaşarak evrensel gücün içinde
olduğunu anlarsın. Bedenini tanıdığında, onu dinler, onunla konuşur hale
gelirsin. Pek çoğumuzun nefes almayı bilmeden yaşadığı şu zamanda; nefes
almanın en büyük zenginlik olduğunu hissettirir Muay Thai. Korkuyu
hissettirir ve yaşatır. Korkularının üstüne gitmeyi, onu yenmen için yeterli
gücün hep içinde olduğunu öğretir Muay Thai. Hırs ve egolarından arınmanı
sağlar. Kazanmak ve kaybetmenin bir elmanın yarısı olduğunu öğretir.
Kabullenmeyi öğretir. Her şeyin bir bütün olduğunu ve kendinin de bu bütünde
önemli bir yer ve görevde olduğunu anlatır, hissetmeni sağlar. En önemlisi
de, her olayda başlangıç noktanı asla unutmamayı, daima bir hedefinin
olması gerektiğini öğretir çünkü hayalim hala Robin Hood olmak;)
Buse: Motosiklet
kullanıyorsun. Bu nasıl başladı?
Ediz Aydın:
Babam eski bir motorcudur, bu sebeple pek
çok insanın ailesiyle yaşadığı motora binme yasağı bende hiç olmadı. İlk
motoruma on üç yaşımda sahip oldum. Tıpkı küçük yaşta başladığım sporum
gibi, motosikletli yaşama sanatı da hayatıma girmiş oldu. Motorlarıma
başından beri, canlılarmışçasına isim verdim, bir dertleri olduğunda
konuştum onlarla. On üç yaşındayken başladığım bu oyun hep devam etti. Son
on senedir de motorumla, arkamda uyku tulumum ve çadırımla uzun yolculuklar
yapmaktayım. Beni sevdiklerime ulaştırandı o, doğadaki dostlarımla buluşmamı
sağlayandı, yaşadığımız şu zamanda en büyük zenginliklerden bir tanesi
zamandır, bana yaşamımda zamanı kazandıran atım oldu motorum.
Anlattıklarımın anlaşılması zor şeyler olduğunun farkındayım, hatta çocukça
bile gelebilir. Benim amacım içimdeki çocuğu hep yaşatmak zaten. Yaşamak da
gerekir...
Buse:
Motosiklet ve Muay Thai’nin ortak noktası var mı sence?
Ediz Aydın:
Evreni nasıl görmek, nasıl yaşamak istersen, bu isteklerin Tanrı
tarafından sana sunulur. Ben pek çok insan gibi kurumsal bır şirkette çok
para kazanıp, kariyer sahibi olmayı istemedim. Ben sadece inanarak, ömür
boyu sporumla ve motorumla olmak istedim. Tanrı bana tüm yaşamak
istediklerimi verdi. Önemli olan, herkesin kendi içindeki isteklerine gönül
vermesi ve sadece candan istemesi. Motosiklet de, Muay Thai de benim için
çok önemli ve kesinlikle benim içimde pek çok ortak noktası var.
Birbirlerini tamamlıyorlar.
Buse: Röportajın
başında ‘nefes’ten bahsettin. Sen aynı zamanda “Ney’ini ararken neyini
bulan” acemi bir neyzensin. Ney, Muay Thai ve motosikletin yanında fazla
sakin kalmıyor mu?
Ediz
Aydın:
Sevgili Buse, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Muay Thai’de ve
motosiklet kullanırken en zor anlarda sakin olmayı başarmak zorundasındır
yoksa yaşamın tek gerçeğiyle(!) karşılaşırsın. Muay Thai’de kendi nefesini
ve rakibin nefesini dinlersin, yapman gereken atakları zihninde tasarlarsın,
eyleme geçirirsin; bunun için de yaşam enerjisine ve nefese ihtiyacın
vardır. Kalbin bazen o kadar hızlı atar ki, nefes alsan da o nefes yetmez.
Tanrı ve evrenin yanında olması için dua edersin, tek istediğin biraz
nefestir. Motosiklette ise rüzgarı dinlersin. Yaşamındaki her anda nefesinin
sakin, sürekli esen rüzgar gibi olması gerektiğini anlarsın. Ney en doğal
enstrümandır. Tek enerjisi, nefesindir. Nefesindeki nemden beslenir, ömrü
uzar. Sen onu besledikçe, zamanla sana öyle güzel ve tarifsiz bir ses verir
ki... Bu sesin; içinden gelen bir nefesle, doğadaki bir kamışın sarılıp,
kaynaşmasıyla çıktığını görünce büyülenirsin. Anlatması çok zor, yaşamak
gerek. Gözlerimin dolduğunu belirteyim; lütfen unutmayalım, her şey bir ve
tek...
Buse:
Anahtar kelimelerin “güç, sükunet, denge”... Hayata bakışından
bahseder misin biraz?
Ediz Aydın:
"Herkes ölür ama herkes
yaşayamaz" desem sadece, olur mu? Benim gibi “hiçliğe” inanan biri için
cevaplanacak ve kelimelere dökülecek bir soru değil, beceremem...
Buse: Son olarak
söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Ediz Aydın:
Yaşamdaki değerlerimiz; her canlıya
karşılıksız saygı ve sevgi hissetmek olsun. Kendi içimizde bu ışığın
parladığına inanarak yaşamamız, dileğim...
Ben işin başındayken, Ediz bana şöyle
demişti “İçindeki bu arzunun, bedeninle konuştukça daha da artacağından
şüphem yok. Seni ve yaşama bakışını biliyorum. Bazen kanadın kırık oluyor
senin. Uç artık! Şunu söyleyebilirim ki bu yol, daha önce yaşayıp,
deneyimlemediğin, zoru isteyen bir yol ve sen bu yolu seçerek,
zamanın kapısını aralayacağını bilmeli, ona göre hazırlanmalısın.
İnanmalısın. Yolculuğunda yanında olacağımdan hiç şüphen olmasın. Senden tek
ricam, en zorlu anında bile huzuru ve sakinliği elden bırakmaman;
endişelenme, fark etmeden, elinde olmadan kaybetsen de; gözlerindeki
bakıştan bile bunu hissedip, sana destek olacağım. Ama her şeyi sen kendin
başaracaksın. Artık konuşma zamanı değil.Yaşama ve hissetme zamanı.Yolumuz
açık olsun...”
Tanrı’nın bizimle konuşmak için “kişiye
özel, farklı iletişim kaynakları” vardır. Benim için bu kaynağın kod adı
“Ediz”. Nefesin bol olsun özüm, önünde saygıyla eğiliyorum...
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Buse Doğan,
Görsel Iletişim Tasarımı yüksek lisansı
yapıyorum. Rakamsal düzlemde yirmi artı dokuz, spirituel
boyutta birkaç yüz yıldır süregelen yaşantımda folklor ve
voleybol oynadım, yüzdüm, mandolin ve gitar çaldım, yağlı
boya çalıştım, dergilerde yazı yazdım, saçlarımı turuncuya
boyattım, thaibox öğrendim, midye kabuğu topladım, Fransızca,
Ingilizce ve Italyanca konuştum, Reiki uyguladım, vakıf ve
kluplerde gönüllü çalıştım, kitap okudum, ahşap boyadım,
rüyalar gördüm, sevdim, sevilmedim, seveni sevemedim,
deja-vu’ler yaşadım, kedi besledim, motorsiklet kullandım,
normal davranmaya çalıştım, olmadı...
Detaylı Bilgi
|