Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Haber: Didem Çivici

Güneş Fırtınaları ve Foton Kuşağı

Şu anda "Null Zone" olarak adlandırılan "Sıfır Bölgesi" içerisinde bulunduğumuz bu enerji kuşağı üzerinde yapılan araştırmalar hiç de kulak arkası edilecek yönde değil.

Geçen ayki sayımızda bahsettiğimiz "Foton Kuşağı" araştırmasını başka yönleriyle tartışmaya devam ediyoruz. Konu gerçekten oldukça içerikli ve içine girdikçe ve değişik yönlerden ele aldıkça resimli bulmacanın parçaları gibi eklenerek muhteşem bir tabloyu seyre bıraktırıyor insanı adeta.

Bu sayıda çok da derinlere girmeden Maya takvimiyle ve kehanetleriyle ilgili bağlantıdan bahsedeceğim. Lakin yine ilgimi çeken en ilginç konu, belki de "dolaylı" olarak bağlantı kurulacak olan "güneş fırtınaları" konusu. Bilim ışığı çerçevesinde yaptığım bir araştırma sonucu ulaşabildiğim sonuçlar elbette "yine" kısıtlı; zira "çok manidar" olarak üzerleri kapatılmış ve yoruma açık bırakılırcasına es geçilmiş olan makaleler göze çarpmayacak türden de değiller. Üzerinde durulup düşünülesi açıklamalar bize gerçekten üzerine eğilip derinlemesine gözlemlememizi öğütlüyor adeta. NASA tarafından yapılan bir kaç açıklama ilgimi çekti ve yer verdim. Belki ilk bakışta güneş fırtınaları "Foton Kuşağı" konusuyla alakalı gibi gözükmeyebilir; lakin bence gayet ilgili. Böylesine yoğun olması beklenen patlama sirkülasyonunun bu enerji patlamasıyla aynı döneme "denk" gelmesi sanırım yadsınacak bir olay değil. Foton Kuşağı etkisinin bu fırtınaları yoğunlaştırdığı  ve beklenen bu fırtına ve yoğun leke oluşumlarının da bu enerji siklonunun habercisi olduğu düşüncesindeyim.  

Kısa olarak Maya kehanetlerinden bahsetmem gerekirse bir makalede rastladığım veri şu yönde: Yaşlı Maya Don Alejandro Cirilo Pérez Oxlaj tarafından verilen bir Maya kehaneti: "20 Aralık 2012'de, Yerküremanyetik bir eksenin merkezine girecek ve bunun sonucunda 60 ile 70 saat arasında, büyük bir bulut tarafından karanlığa gömülebilir, ve çevresel kötüleşmeden dolayı, bu olayın etkilerinden sıyrılamayabilir. Başka bir çağa girecek, lakin girdiğinde ciddi ve büyük olaylar yaşanacak. Depremler, tsunamiler, su baskınları, volkanik patlamalar ve ciddi yaygın hastalık vurgunları. Çok az kişi hayatını sürdürebilecek.." Don Alejandro, bu düzeni değiştirmemizi ve Dünya'yı önemsememizi dikkate aldırmak amacıyla uyarmak için yaşlılar konseyinden bir haberciyi göndermişti. Sonuç? Sanıyorum ki her bir yaşadığımız felaketten görülebiliniyor. Sizce de aşina olduğumuz bir tablo değil mi? Don Alejandro'nun dile getirdiklerinin her birini şu anda tüm yıkıcılığı ile yaşıyoruz. Lakin bize az geliyor olmalı ki "doğal" afetlerin yanına bir de "suni" afetleri eklemeyi de ihmal etmiyoruz maalesef. Savaşları bu olaylar yanında gündeme getirmemek olmaz zira. 

Başka ilginç bir nokta ise Dr William A. Gaspar tarafından yazılan "Göksel Saat" kitaptaki iddia: 5.125 yıllık Maya döngüsü "ısınma çemberi"nin bir çeyreğini oluşturmakta, ki bu 23.000 yıllık "hakim buz kütle çökmesi döngüsü"nün bir parçası olarak adlandırılıyor, ve her 11.500 ve 23.000 yılda ciddi depremler ve sellerle birlikte büyük bir kutup değişimi gerçekleşiyor. Yerküre, yükselen ısı ve karbondioksit sonucunda oluşan ısınma ve soğuma döngülerinden geçiyor; lakin bu artışlara insan neden olmuyor. Galaksinin merkezindeki "Kara Delik" döngüsel yerçekimi oluşturuyor, ki bu da magma ve yer kabuğu arasında sürtünmeye neden oluyor ve ısı ve gaz açığa çıkıyor. Bu senaryo da yine yakın bir tablo çiziveriyor. Geçen ay bahsettiğim 24.000 yıllık döngüye yakın bir rakam verilmekte. Güneş Foton Kuşaına girene kadar 24.000 yıllık bir döngüden geçer ve bu iki bölümde incelenir demiştim. İki 12.000 yıllık alanda 10.000 yıl "karanlık" (galaktik gece), ve 2.000 yıllık bir zaman ise "ışık" alanında geçirilmekte diye belirtmiştim. Görüldüğü üzere burada bahsedilen ani değişimlerle Foton Kuşağı halkasında yaşanılan olaylar da paralel. Ki, "Kara Delik" denilen bu enerji yoğunlaşması bir nevi "0" noktası diye düşünüyorum. 

Büyük Kavuşum ve Kova Çağı 

Astrologların açıklamalarına göre 21 Aralık 2012 tarihinde Kova Çağı'na gireceğiz ve Büyük Kış Gündönümü'nün 2012 Kış gündönümü olması bekleniyor. Bu hesaplamaya Mısır'ın ünlü "Narmer" tablasındaki bilgilerle ortak olarak çalışarak ulaşmayı başardılar.Bazı astologlar bu gündönümünü "Büyük Kavuşum" olarak adlandırdılar; bu devrede  Güneş tarafında olacak olan gezegenler sadece Jüpiter ve Dünya. Bu dizilim oldukça önemli, zira 2000 yılının Mayıs ayında yaşanılan kavuşumda sadece Dünya ve Plüton Güneş tarafındaydı.  

Ortaya sürülen başka bir tez ise "EMP dalgası" (Electro-Magnetic Pulse Wave); elektro manyetik nabız olarak bilinen bir tür enerji olarak da adlandırılabilir. Zamanlama olarak Maya takviminin 13-baktrum döngüsü ile birleşmesi ilgi çekici aslında. Tarih içerisinde 500 yılda bir karşılaşıldığı öne sürülen bu olayın 200 yıl kadar sürdüğü tahmin ediliyor. Bir kurgu olarak ortaya atılsa bile bu tez astro-fizikçi Paul LaViolette'nin keşiflerine dayanmakta. Öne sürülen bu olayın temeli ise şuna dayandırılıyor: Galaktik merkez patlamasının 13000 ile 26000 yıl arasında vuku bulduğu düşünülüyor ve bunun sonucunda "galaktik süper dalga" oluşumu açığa çıkıyor, ki bu açılım kirlilik ve güneşsel aktivasyonun artışına neden oluyor, ve güneş ışığını engelleyip temel geomanyetik varyasyonlara yol açıyor. Bu konuda göze çarpan olayları ise şu şekilde sunabilirim: 

  • Galaktik süper dalgalar, bir kozmik ışın karşılaşması olduğunda yoğun bir elektromanyetik vuruş (EMP) oluşturabilirler. 

  • Galaktik Merkez aktivesi, büyük  süper dalga olayları arasında sıklıkla meydana gelirler. Astronomik araştırmalar, geçtiğimiz 6000 sene içerisinde Galaktik Merkez'in 14 ionize gaz bulutu oluşturmuş olduğunu göstermekte. 

Güneş Fırtınaları 

NASA tarafından yayınlanan açıklama (15/02/01) ise girilecek olan kuşağı doğrular nitelikte olan başka bir veri: "Güneş'in manyetik kutupları şimdi oldukları gibi kuzey manyetik kutup Güneş'in güney yarı küresini işaret ederek, 2012 yılında terse dönene kadar değişmeyecek. Bildiğimiz kadarıyla, her 11 tıllık güneş lekesi döngüsünde bu değişim gerçekleşmekte." Aslında bu tez daha önce (1998'de) Peter Jakubowski ve Mitch Battros (Şubat 2000) tarafından ortaya atılmıştı; lakin biraz farklı olarak: "bu değişim NASA'nın verilerinden üç kat daha hızlıydı". En dikkat çekici nokta ise güneş lekelerinin oluştuğu dönemde tarih boyunca yaşanan olaylar. Tahmin edilen 200 yıllık bir döngü oluşuyor ve çeşitli doğal değişimler meydana geliyor. Geçtiğimiz 2000 yıl boyunca yaşanılanları şöyle sıralayabiliriz: 

  • Roma imparatorluğunun çöküşü (M.S. 235-284)

  • M.S. 608'de Fırat nehrinin donması

  • M.S. 829'da Nil nehrinin donması

  • 1200'lerde denizlerde şiddetli fırtınalar ve buzlar görüldü

  • 1680-1700 arası Alpler'deki buzlar fazlalaştı ve kıtlık nedeniyle binlerce kişi yaşamını yitirdi.

  • 1810-1820 yılları arası neredeyse yaz yaşanmadı, Tambora volkanı faaliyete geçti. 

Görüldüğü üzere hiç de yadsınacak sonuçlar ortaya çıkmamış tarih boyunca. Bu olaylardan da anlaşıldığı üzere Güneş'te meydana gelen fiziksel olaylar olduğu gibi gezegenimizi de etkisi altına alıyor; ki bu sadece doğal afetler ya da atmosferik değişimlerle değil mental değişimlerle de karşılanıyor. Zira evrende meydana gelen her değişim hem fizik hem de ruh bedeni etkilemektedir. Bu, hem insan bedeni hem de yine canlı olan gezegen bedenler için de geçerlidir.  

Bilimsel makalelerimize dönersek, NASA tarafından açıklanan ve "Guardian Science Supplement"da yayınlanan bir başka haber ise şöyle: NOA bilim adamları, 2011'den 2012 senesine kadar yoğun bir güneş lekesi aktivasyonu beklemekteler. Aslında bu oluşumun 1957 yılından beri en yoğun olacak olan güneş olayı olacağı tahmin edilmekte. Lakin ilginç bir şekilde (!) bu yaşanılacak olan olayın nedenleri açıklanmamış ve üstü kapatılmış durumda. Yine her zaman olduğu gibi açıklamalara sınırlama getirilmiş ve kısıtlı bir veriyle yayınlanan makalelerde, bizlere içerisinden bir şeyler çıkarabilmek için çabalama şansı (!) tanınmış tekrardan. Bu makalede yer verilen başka bir durum ise dünya üzerindeki bazı bölgelerde (Meksika, Güney Avrupa gibi..), böyle bir aktivitede görülmeyen bir şekilde aura (atmosfer) gözlemlerinin yapılabilecek olması.

NASA'nın Alabama'daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nin "solar physics" (güneşsel fizik) takım lideri David Hathaway tarafından "San Francisco Chronicle"da belirtilen konu ise 2012'de beklenilen devasa güneş fırtınası. Bu fırtınanın güç ızgaralarını, cep telefonu ağlarını engellemesi; uydu tahribatları, uzaydaki astronotları tehlikeye sokması ve hava şirketlerini, radyo iletişimlerini koruyabilmeleri ve ölümcül güneşsel radyasyondan kaçabilmeleri için rotalarını değişmeye zorlaması beklenmekte. Yaklaşan fırtınalar atmosferin üst tabakalarını ısıtacak, genişlemesine neden olacaktır.

Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan makaleye göre bu geçişe önümüzdeki sonbaharda girilecek ve 11 yıl sürecek. 2012'de zirveye ulaşıldığında güneş fırtınaları en yüksek seviyeye ulaşacak ve bilim adamlarının söylediğine göre yüksek hızdaki atom altı parçacıklarının oluşturduğu bulutlar kilometrelerce uzağa ulaşmış olacaklar. Böylesi bir fırtına dünya üzerindeki iletişimi ciddi ölçüde etkileyecektir; zira 1989 yılında yaşanılan bir fırtınada bile güç ağlarının tahribatı ve Quebec'de 5 saatlik karanlığa neden olmuştu. Daha önce bahsetmiş olduğum uzun zamanlı beklenen karanlığa yakın bir konu sanıyorum. Foton Kuşağı ile girilebilecek olan 5 günlük karanlığın olabilme olasılığı sanıyorum ki 1989 yılında yaşanmış olan böylesi "küçük" çaplı bir fırtına sonucunda oluşan elektrik kesintisiyle doğrulanabilir. Beklenen "devasa" fırtınada olabilecekleri bir de siz düşünün. 

Lakin, makaleye göre bu döngünün tam olarak ne zaman başlayacağı tartışma konusu. Bazı bilim adamları 2007 sonu, 2008 başı olarak beklerken, diğerleri bu senenin sonu ya da 2007 yılının başında beklemekteler. Ancak hem fikir olunan konu şu ki: yoğun güneş fırtınaları önümüzdeki bir kaç sene çok fazla görünmeyecekler, en azından 2012'ye kadar; lakin başladığında gerçekten muazzam olacağı düşünülüyor. Zira beklenen fırtınanın diğerlerine oranla %30-50 daha yoğun olacağı tahmin ediliyor. Bu patlamaları ve lekelerin oluşumunu gözlemlemek için bir düzen oluşturulmuş durumda. Elbette bu değişimlerin ne yönde olacağı tahmin edilmekle birlikte daha önce yaşanılmadığı için tam olarak bilinmediği de bir gerçek sanıyorum. Zira bu patlamalar ve güneşsel olaylar alışılageldik güneş olaylarından farklı olacaktır; çünkü artı etken olarak adlandırdığımız "Foton Kuşağı" etkisini de eklemeliyiz sanıyorum. Böylesi bir enerji sadmesinin yaratacağı etkiyle büyük bir sıçrayışın olması ihtimali oldukça yüksek tabi ki. Şu anda yaşamakta olduğumuz gezegensel değişim fiziksel bir örnek ve dikkatlice batığımızda ve gözlemlediğimizde mental verileri de hiç zaman kaybetmeden idrak edebileceğimizden şüphem yok.

Her ne kadar böylesi bir senaryo korkutucu gibi görünse de, şundan emin olmalıyız ki yaratamayacağımız hiç bir gerçeklik yok. Realitemizi kendimiz şekillendirdiğimiz gerçeğini düşünsel olarak imgelediğimiz sürece böylesi bir değişimin muhteşem bir sevinçle karşılanacağından şüphem yok. Elbette ki değişim yolunda her türlü şeyin yaşanabilme ihtimali var; lakin asırlardır beklenen ve tüm kadim uygarlıklar tarafından hayatlara kazınmış olan döngünün tam da bu zamanda, gözlerimizin önünde gerçekleşiyor olması cidden heyecan verici. Bunu yaşamımıza kabul edip hazırlamış olduğumuz "geleceğimizi" deneyimleme teklifini sunuyorum... Seçim hepimizin...

 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Ormanlar Yanmasın!


Söküm Tesisi mi, Zehir Yuvası mı?


Tarihin En İlginç Metro Kazası


2007, Mevlana Yılı


Yaşama Sıkılan Üç Kurşun


Kanser Tedavisinde Yeni Umutlar


Masal Evi


Güneş Fırtınaları ve Foton Kuşağı


Haydi Gençlik Yozlaşmaya!


Nilgün Sarar


Etkilemek Değil Etkileşmek!


Bugün Günlerden Pazartesi


Küresel Kaosa Modern "Meryem" Duası


Zamanın Çizgisinde Ölümün Kırılma Noktaları


Beyrut’ta kalan Anna’nın öğrettiği


Efendim, Sahibim Kalbimdir


İsimlendiremedik

lerimizden


Köye 300 Yıl Sonra Yol Geldi


Bir Kez Daha Hoşbulduk

 

 

KOSE YAZARLARI

Didem Çivici

Öz...


Uzay Gökerman

Franternité, Egalité, Liberté


Can Tığlı

Ego Ve Sen


Burcu Özgeçen

Kendi Kendinin Efendisi Olmak


Beyaz Özbalçık

Düşünce ve Güç


Rüya Yüksel

Özbenliğimiz Kendimiz Olamadığımızda...


Burçin İvren

İllüzyon ve Farkındalığımız


Burçin İvren

Kader


Can Duman

Hayata Tutunmak


Burcu Özgeçen

Düşlediğimiz, Özgürlük ve Sorumluluk İster

 

AYIN ŞİİRLERİ

Burçin İvren

Aşk, Dünyayı Bize Verdiğinde


Mukaddes Öztürk Odacı

Zamanda Kayboluş


Fırat Erdoğan

Adı Mülteci

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00