|
Haber: Didem Çivici
Güneş
Fırtınaları ve Foton Kuşağı
Şu anda "Null Zone" olarak adlandırılan "Sıfır
Bölgesi" içerisinde bulunduğumuz bu enerji kuşağı üzerinde yapılan
araştırmalar hiç de kulak arkası edilecek yönde değil.
Geçen
ayki sayımızda bahsettiğimiz "Foton Kuşağı" araştırmasını başka yönleriyle
tartışmaya devam ediyoruz. Konu gerçekten oldukça içerikli ve içine girdikçe
ve değişik yönlerden ele aldıkça resimli bulmacanın parçaları gibi eklenerek
muhteşem bir tabloyu seyre bıraktırıyor insanı adeta.
Bu sayıda çok da derinlere girmeden Maya
takvimiyle ve kehanetleriyle ilgili bağlantıdan bahsedeceğim. Lakin yine
ilgimi çeken en ilginç konu, belki de "dolaylı" olarak bağlantı kurulacak
olan "güneş fırtınaları" konusu. Bilim ışığı çerçevesinde yaptığım bir
araştırma sonucu ulaşabildiğim sonuçlar elbette "yine" kısıtlı; zira "çok
manidar" olarak üzerleri
kapatılmış ve yoruma açık bırakılırcasına
es geçilmiş olan makaleler göze çarpmayacak türden de
değiller. Üzerinde durulup düşünülesi
açıklamalar bize gerçekten üzerine eğilip derinlemesine gözlemlememizi
öğütlüyor adeta. NASA tarafından yapılan bir kaç açıklama ilgimi çekti ve
yer verdim. Belki ilk bakışta güneş fırtınaları "Foton Kuşağı" konusuyla
alakalı gibi gözükmeyebilir; lakin bence gayet ilgili. Böylesine yoğun
olması beklenen patlama sirkülasyonunun bu enerji patlamasıyla aynı döneme
"denk" gelmesi sanırım yadsınacak bir olay değil. Foton Kuşağı etkisinin bu
fırtınaları yoğunlaştırdığı ve beklenen bu fırtına ve yoğun leke
oluşumlarının da bu enerji siklonunun habercisi olduğu düşüncesindeyim.
Kısa olarak Maya kehanetlerinden
bahsetmem gerekirse bir makalede rastladığım veri şu yönde: Yaşlı Maya Don
Alejandro Cirilo Pérez Oxlaj tarafından verilen bir Maya kehaneti: "20
Aralık 2012'de, Yerküremanyetik bir eksenin merkezine girecek ve bunun
sonucunda 60 ile 70 saat arasında, büyük bir bulut tarafından karanlığa
gömülebilir, ve çevresel kötüleşmeden dolayı, bu olayın etkilerinden
sıyrılamayabilir. Başka bir çağa girecek, lakin girdiğinde ciddi ve büyük
olaylar yaşanacak. Depremler, tsunamiler, su baskınları, volkanik patlamalar
ve ciddi yaygın hastalık vurgunları. Çok az kişi hayatını sürdürebilecek.."
Don Alejandro, bu düzeni değiştirmemizi ve Dünya'yı önemsememizi dikkate
aldırmak amacıyla uyarmak için yaşlılar konseyinden bir haberciyi
göndermişti. Sonuç? Sanıyorum ki her bir yaşadığımız felaketten
görülebiliniyor. Sizce de aşina olduğumuz bir tablo değil mi? Don
Alejandro'nun dile getirdiklerinin her birini şu anda tüm yıkıcılığı ile
yaşıyoruz. Lakin bize az geliyor olmalı ki "doğal" afetlerin yanına bir de
"suni" afetleri eklemeyi de ihmal etmiyoruz maalesef. Savaşları bu olaylar
yanında gündeme getirmemek olmaz zira.
Başka ilginç bir nokta ise Dr William A.
Gaspar tarafından yazılan "Göksel Saat" kitaptaki iddia: 5.125 yıllık Maya
döngüsü "ısınma çemberi"nin bir çeyreğini oluşturmakta, ki bu 23.000 yıllık
"hakim buz kütle çökmesi döngüsü"nün bir parçası olarak adlandırılıyor, ve
her 11.500 ve 23.000 yılda ciddi depremler ve sellerle birlikte büyük bir
kutup değişimi gerçekleşiyor. Yerküre, yükselen ısı ve karbondioksit
sonucunda oluşan ısınma ve soğuma döngülerinden geçiyor; lakin bu artışlara
insan neden olmuyor. Galaksinin merkezindeki "Kara Delik" döngüsel yerçekimi
oluşturuyor, ki bu da magma ve yer kabuğu arasında sürtünmeye neden oluyor
ve ısı ve gaz açığa çıkıyor. Bu senaryo da yine yakın bir tablo çiziveriyor.
Geçen ay bahsettiğim 24.000 yıllık döngüye yakın bir rakam verilmekte. Güneş
Foton Kuşaına girene kadar 24.000 yıllık bir döngüden geçer ve bu iki
bölümde incelenir demiştim. İki 12.000 yıllık alanda 10.000 yıl "karanlık"
(galaktik gece), ve 2.000 yıllık bir zaman ise "ışık" alanında geçirilmekte
diye belirtmiştim. Görüldüğü üzere burada bahsedilen ani değişimlerle Foton
Kuşağı halkasında yaşanılan olaylar da paralel. Ki, "Kara Delik" denilen bu
enerji yoğunlaşması bir nevi "0" noktası diye düşünüyorum.
Büyük Kavuşum ve Kova Çağı
Astrologların açıklamalarına göre 21
Aralık 2012 tarihinde Kova Çağı'na gireceğiz ve Büyük Kış Gündönümü'nün 2012
Kış gündönümü olması bekleniyor. Bu hesaplamaya Mısır'ın ünlü "Narmer"
tablasındaki bilgilerle ortak olarak çalışarak ulaşmayı başardılar.Bazı
astologlar bu gündönümünü "Büyük Kavuşum" olarak adlandırdılar; bu devrede
Güneş tarafında olacak olan gezegenler sadece Jüpiter ve Dünya. Bu dizilim
oldukça önemli, zira 2000 yılının Mayıs ayında yaşanılan kavuşumda sadece
Dünya ve Plüton Güneş tarafındaydı.
Ortaya sürülen başka bir tez ise "EMP
dalgası" (Electro-Magnetic Pulse Wave); elektro manyetik nabız olarak
bilinen bir tür enerji olarak da adlandırılabilir. Zamanlama olarak Maya
takviminin 13-baktrum döngüsü ile birleşmesi ilgi çekici aslında. Tarih
içerisinde 500 yılda bir karşılaşıldığı öne sürülen bu olayın 200 yıl kadar
sürdüğü tahmin ediliyor. Bir kurgu olarak ortaya atılsa bile bu tez
astro-fizikçi Paul LaViolette'nin keşiflerine dayanmakta. Öne sürülen bu
olayın temeli ise şuna dayandırılıyor: Galaktik merkez
patlamasının
13000 ile 26000 yıl arasında vuku bulduğu düşünülüyor ve bunun sonucunda
"galaktik süper dalga" oluşumu açığa çıkıyor, ki bu açılım kirlilik ve
güneşsel aktivasyonun artışına neden oluyor, ve güneş ışığını engelleyip
temel geomanyetik varyasyonlara yol açıyor. Bu konuda göze çarpan olayları
ise şu şekilde sunabilirim:
-
Galaktik süper dalgalar, bir kozmik ışın
karşılaşması olduğunda yoğun bir elektromanyetik vuruş (EMP)
oluşturabilirler.
-
Galaktik Merkez aktivesi, büyük
süper dalga olayları arasında sıklıkla meydana gelirler. Astronomik
araştırmalar, geçtiğimiz 6000 sene içerisinde Galaktik Merkez'in 14 ionize
gaz bulutu oluşturmuş olduğunu göstermekte.
Güneş
Fırtınaları
NASA tarafından yayınlanan açıklama
(15/02/01) ise girilecek olan kuşağı doğrular nitelikte olan başka bir veri:
"Güneş'in manyetik kutupları şimdi oldukları gibi kuzey manyetik kutup
Güneş'in güney yarı küresini işaret ederek, 2012 yılında terse dönene kadar
değişmeyecek. Bildiğimiz kadarıyla, her 11 tıllık güneş lekesi döngüsünde bu
değişim gerçekleşmekte." Aslında bu tez daha önce (1998'de) Peter Jakubowski
ve Mitch Battros (Şubat 2000) tarafından ortaya atılmıştı; lakin biraz
farklı olarak: "bu değişim NASA'nın verilerinden üç kat daha hızlıydı". En
dikkat çekici nokta ise güneş lekelerinin oluştuğu dönemde tarih boyunca
yaşanan olaylar. Tahmin edilen 200 yıllık bir döngü oluşuyor ve çeşitli
doğal değişimler meydana geliyor. Geçtiğimiz 2000 yıl boyunca yaşanılanları
şöyle sıralayabiliriz:
-
Roma imparatorluğunun çöküşü (M.S.
235-284)
-
M.S. 608'de Fırat nehrinin donması
-
M.S. 829'da Nil nehrinin donması
-
1200'lerde denizlerde şiddetli fırtınalar
ve buzlar görüldü
-
1680-1700 arası Alpler'deki buzlar
fazlalaştı ve kıtlık nedeniyle binlerce kişi yaşamını yitirdi.
-
1810-1820 yılları arası neredeyse yaz
yaşanmadı, Tambora volkanı faaliyete geçti.
Görüldüğü üzere hiç de yadsınacak
sonuçlar ortaya çıkmamış tarih boyunca. Bu olaylardan da anlaşıldığı üzere
Güneş'te meydana gelen fiziksel olaylar olduğu gibi gezegenimizi de etkisi
altına alıyor; ki bu sadece doğal afetler ya da atmosferik değişimlerle
değil mental değişimlerle de karşılanıyor. Zira evrende meydana gelen her
değişim hem fizik hem de ruh bedeni etkilemektedir. Bu, hem insan bedeni hem
de yine canlı olan gezegen bedenler için de geçerlidir.
Bilimsel makalelerimize dönersek, NASA
tarafından açıklanan ve "Guardian Science Supplement"da yayınlanan bir başka
haber ise şöyle: NOA bilim adamları, 2011'den 2012 senesine kadar yoğun bir
güneş lekesi aktivasyonu beklemekteler. Aslında bu oluşumun 1957 yılından
beri en yoğun olacak olan güneş olayı olacağı tahmin edilmekte. Lakin ilginç
bir şekilde (!) bu yaşanılacak olan olayın nedenleri açıklanmamış ve üstü
kapatılmış durumda. Yine her zaman olduğu gibi açıklamalara sınırlama
getirilmiş ve kısıtlı bir veriyle yayınlanan makalelerde, bizlere
içerisinden bir şeyler çıkarabilmek için çabalama şansı (!) tanınmış
tekrardan. Bu makalede yer verilen başka bir durum ise dünya üzerindeki bazı
bölgelerde (Meksika, Güney Avrupa gibi..), böyle bir aktivitede görülmeyen
bir şekilde aura (atmosfer) gözlemlerinin yapılabilecek olması.
NASA'nın
Alabama'daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nin "solar physics" (güneşsel fizik)
takım lideri David Hathaway tarafından "San Francisco Chronicle"da
belirtilen konu ise 2012'de beklenilen devasa güneş fırtınası. Bu fırtınanın
güç ızgaralarını, cep telefonu ağlarını engellemesi; uydu tahribatları,
uzaydaki astronotları tehlikeye sokması ve hava şirketlerini, radyo
iletişimlerini koruyabilmeleri ve ölümcül güneşsel radyasyondan
kaçabilmeleri için rotalarını değişmeye zorlaması beklenmekte. Yaklaşan
fırtınalar atmosferin üst tabakalarını ısıtacak, genişlemesine neden
olacaktır.
Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan
makaleye göre bu geçişe önümüzdeki sonbaharda girilecek ve 11 yıl sürecek.
2012'de zirveye ulaşıldığında güneş fırtınaları en yüksek seviyeye ulaşacak
ve bilim adamlarının söylediğine göre yüksek hızdaki atom altı
parçacıklarının oluşturduğu bulutlar kilometrelerce uzağa ulaşmış olacaklar.
Böylesi bir fırtına dünya üzerindeki iletişimi ciddi ölçüde etkileyecektir;
zira 1989 yılında yaşanılan bir fırtınada bile güç ağlarının tahribatı ve
Quebec'de 5 saatlik karanlığa neden olmuştu. Daha önce bahsetmiş olduğum
uzun zamanlı beklenen karanlığa yakın bir konu sanıyorum. Foton Kuşağı ile
girilebilecek olan 5 günlük karanlığın olabilme olasılığı sanıyorum ki 1989
yılında yaşanmış olan böylesi "küçük" çaplı bir fırtına sonucunda oluşan
elektrik kesintisiyle doğrulanabilir. Beklenen "devasa" fırtınada
olabilecekleri bir de siz düşünün.
Lakin, makaleye göre bu döngünün tam
olarak ne zaman başlayacağı tartışma konusu. Bazı bilim adamları 2007 sonu,
2008 başı olarak beklerken, diğerleri bu senenin sonu ya da 2007 yılının
başında beklemekteler. Ancak hem fikir olunan konu şu ki: yoğun güneş
fırtınaları önümüzdeki bir kaç sene çok fazla görünmeyecekler, en azından
2012'ye kadar; lakin başladığında gerçekten muazzam olacağı düşünülüyor.
Zira beklenen fırtınanın diğerlerine oranla %30-50 daha yoğun olacağı tahmin
ediliyor. Bu patlamaları ve lekelerin oluşumunu gözlemlemek için bir düzen
oluşturulmuş durumda. Elbette bu değişimlerin ne yönde olacağı tahmin
edilmekle birlikte daha önce yaşanılmadığı için tam olarak bilinmediği de
bir gerçek sanıyorum. Zira bu patlamalar ve güneşsel olaylar alışılageldik
güneş olaylarından farklı olacaktır; çünkü artı etken olarak adlandırdığımız
"Foton Kuşağı" etkisini de eklemeliyiz sanıyorum. Böylesi bir enerji
sadmesinin yaratacağı etkiyle büyük bir sıçrayışın olması ihtimali oldukça
yüksek tabi ki. Şu anda yaşamakta olduğumuz gezegensel değişim fiziksel bir
örnek ve dikkatlice batığımızda ve gözlemlediğimizde mental verileri de hiç
zaman kaybetmeden idrak edebileceğimizden şüphem yok.
Her ne kadar böylesi bir senaryo
korkutucu gibi görünse de, şundan emin olmalıyız ki yaratamayacağımız hiç
bir gerçeklik yok. Realitemizi kendimiz şekillendirdiğimiz gerçeğini
düşünsel olarak imgelediğimiz sürece böylesi bir değişimin muhteşem bir
sevinçle karşılanacağından şüphem yok. Elbette ki değişim yolunda her türlü
şeyin yaşanabilme ihtimali var; lakin asırlardır beklenen ve tüm kadim
uygarlıklar tarafından hayatlara kazınmış olan döngünün tam da bu zamanda,
gözlerimizin önünde gerçekleşiyor olması cidden heyecan verici. Bunu
yaşamımıza kabul edip hazırlamış olduğumuz "geleceğimizi" deneyimleme
teklifini sunuyorum... Seçim hepimizin...
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve
Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve
latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor.
Detaylı Bilgi
|