|
Haber:
Didem Çivici
Kültür Sanat Haberleri, İstanbul [Ocak 2008]
1 YTL Ver 1 Film
Çekeyim
2010’dan sonra İstanbul’un geceleri
daha uzun olacak
Evliya çelebi, ünlü eseri
Seyahatname'nin birinci cildinde İstanbul'u anlatırken tarihi yarımadanın
çeşitli yerlerinde yer alan tılsımlardan söz eder. Bu tılsımların her biri
çeşitli güçlere sahiptir. Bu tılsımlara sahip olan kişiler o güçlere de
sahip olacaklardır. Vaktiyle İstanbul’da vuku bulan büyük depremden sonra
bir kaçı dışında tılsımlar yok olur.

Yıl 2010…Birileri
tılsımların peşindedir. “Aydınlık” ve “karanlık” tam da burada bir araya
gelecektir… Her tılsım bir insanda, bir eylemin tekrarıyla harekete
geçmektedir. Bu şifrelerin sahipleri bugün İstanbul'da yaşıyor. Eğer bir
kişi tüm bu tılsımları bir araya getirirse ortaya ilginç bir mekanizma
çıkacaktır, ve bu mekanizma…
“Altın
Çağ’ın Simülasyonu”
sıfatını yüklediğimiz “facebook”ta bu satırlarla karşılaşıyorum
sabahın erken saatlerinde. Elbette ki ilgimi çekiyor ve başlıyorum
araştırmaya. Merakım ve konu ile alakam akıbetinde proje sahibi Kaan
Demirdöven’le iletişime geçiyor ve yazışmaya başlıyoruz. Bu, öyle bir proje
ki, şu anda deneyimliyor olduğumuz BİRLİK ve BULUŞMA
olgusunu yaşamımıza yansıtmaya ve deneyimletmeye hazırlıyor bizleri.
Kaan’ın, proje hakkında verdiği bilgiler ve amaçları öğrendikçe daha
heyecanlanıyor ve konunun daha da içlerine yolculuğa çıkıyorum…
Yamaçlarda rüzgar olan ozanlar,
Gecelerde baykuş olup uçanlar,
Süte
maya çalıp da peynir eyleyen canlar,
Ve
yağan ‘Mevla’nın suyundan can bulan canlar…
Sabahın şua güneşi ile yüzler apaçık ifşa edilir iken,
“Bereşit” ile ikilik BİR’de var ola!
“Ve
o vakittir ki...
Vuku bulan vahdet-i vücutlar aşk ile BİR olup VARlıkta 'pir' olsunlar,
'Ben'den ziyade 'biz' olanlar, viranelerden ırak nur olsunlar...”
(dç)
.jpg)
Amaç, bilinçten öz-bilince geçmek.
Film projesi yine kendinde bir araca dönüşüyor, çünkü kişiye 1 YTL (değersiz
belirli bir nicel değer) aracılığıyla bir ayna tutuyorum.
1 İM (1 YTL = 1 SÖZ = 1 İSTEK = 1 HAYAL = 1 İNSAN = 1
GÜÇ) + 1 REY = KOLEKTİF SİNERJİ (KS)
“KS, Arapça Peynir demek. Peynir nasıl oluyor bir düşün!”
diye ekliyor ardından Kaan. Heyecanını ve içini yazılarından algılıyorum
içim titreyerek.
İşte
ülkemizde ilk defa uygulanan bir projenin öyküsü:

1YTLVER1FİLMÇEKEYİM
“1 YTL
kendi başına değersiz bir niceliktir ama onun ortak bir hedefte arttırılması
ile ulaşılan nitel bir dönüşüm kendi başına bir değerdir.”
diyor
ve facebook’taki sayfasında 1 ytl hakkındaki düşünceleriyle pekiştiriyor bu
konuyu: “1 YTL'ye baktığımda yalnızca bir nicel-nitel birlikteliği, tüketim
aracı olan bir satın alma birimini değil ama onda dirimli bir İnsan öyküsü,
özdeğe batmış bir tinin nikel görüntüsünü görüyorum. Ama bir ayna gibi
sırrında altın değerinde bir varlık var. Emek. Bu imge, insanlığımızdan arta
kalan en küçük şeyde simgeleşiyor. Buna Hayal diyorum. Emek, hayalle
başlıyor. Hayal emekle gerçekleşiyor. İnsan Hayali için birçok şeyden
vazgeçer ama mühim olan bir hayal oyununda hayallerden bir halay
çekebilmektir. İnsan mutuna izin vermeyen bu dünyada emeğin karşılığı yürek
sevincidir. 1 YTL ile onu biriktirmek, saklamak ve birine yardım etmekten
başka ne yapabiliriz? Satın alma değer en küçük tekil birimdir 1 YTL.
Damlaya damlaya göl olur derler! Ve o gölde, birimiz hepimizin yansımasını
görebilir. Görebiliriz. Nedir o yansıma?
Buna “Ortak
Akıl” diyorum. Projeye
gelen
her 1 YTL'de ‘Ortak Aklı’ sezinliyorum. En güçsüz olan en güçlü
olabilir! 1 YTL ver 1 FİLM çekeyim, derken bu ortak akılda birleşen
hayalleri bir emekle buluşturmayı anlıyorum. Buna da sinemanın törebilimi
diyorum.”
Ve Kaan Demirdöven projenin vizyonunu içtenlikle anlatıyor:
"Türkiye’nin
ve İstanbul’un tüm dünyada tanıtımını yapacak, toplum sinerjisinin pozitif
ve kolektif gücünü, avantgard bir eylemle ortaya koyacak ve her hangi bir
dini, ırkı, ideolojiyi, devleti, topluluğu, kültürü, kişi, kurum, kuruluş ve
kavramı zedelemeden, tamamen fantastik bir kurgu ile hazırlanmış, görsel
efektlerle süslü, yeni yeteneklere olanak tanıyan, toplum değerlerini
yücelten bir film çekmektir. Bizim geleneğimiz buna İmece Usulü Film
Çekmek der."
Misyon ise
vizyonda hedeflenen kolektif-sinerjiyle; sinemamız adına dünya sinemalarıyla
yarışabilecek güzel şeylerin de yapılabileceğini kanıtlamak, modern Türkiye
sinemasında yeni imge arayışlarına farklı pencereler açmak, sektör olma
yolunda gelişimimize dinamizm katacak yaratıcı fikirlerle bir mihenk taşı
olabilmek.
Sinerji
ve kolektif bilinç
Sinerji
için internette şunlar yazıyor: Bir madde ya da sistemin başka bir madde ya
da sistemle birleştiğinde etkinin ikisinin etki gücünün toplamından fazla
olması durumudur. (Ör. 1+1=3)
Kolektif
içinse şunlar yazıyor: Kitlenin ruhunu ve yönelimlerini hissederek
yaptıkları üretimlerde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar benzer
dışavurumlarla ortaya koyarlar, bu toplumsal
bilinçaltının
bir sonucudur.
Kaan, projesi hakkında şunlara değiniyor:
“1ytlver1filmcekeyim'de
iki kavram öne çıkıyor. Biri kolektivite, diğeri sinerji. Ben bu iki kavramı
bu projede bir araya getirdiğime inanıyorum. Sonuçta 1,000,000 kişiye
ulaşamasam da ulaşabildiklerim ölçüsünde bu iki kavramı deneyimliyorum.
Bunun duyurulması için internet ortamı ideal bir yer. Özellikle internet
alışkanlığımıza yeni bir boyut katan Facebook (ben gerçekle yüzleştiğimiz
nefs kitabı diyorum Facebook’a), kişilerin kendilerini oldukları gibi ifade
edebildikleri içsel bir özgürlük alanı. Facebook, kuşkusuz bir nimet değil
ama insanlarda gizil halinde bulunan yaratıcılığı sergiledikleri bir nimet.
Bu sınırsız zeminde kolektif güç kol geziyor. Bilmem farkında mıyız? Peki,
kolektif gücü sinerjiye nasıl dönüştürebilirim?

Öyleyse
kolektif güç, bizde, bizi aşan bir güç. İçindeyiz ama içimizde, Mevlana’nın
içindeki içinde dediği kavram sanki. Kolektif güç için ben daha anlaşılır
bir sözcük seçiyorum: El Birliği diyorum. Hiçbir karşılık beklemeden el
birliğiyle bir hedefe odaklandığımızda bağlı bulunduğumuz toplumda bir imge
yaratırız. Bu yaratım, bir talebe dönüştüğünde, kolektif-sinerji açığa
çıkar. Kısaca bir imge; haberleşme ve iletişim kanalıyla bildirişime
dönüştüğünde aslında dönüşen kolektif imgedir.
Başka bir deyişle üniter toplumlarda toplumdan dışlanan birey (ki kahraman
bu demektir) “mesai dışında” yeniden topluma döner, işte kolektif imge bu
dönüşte ortaya çıkar ve eğer bu dönüşte toplum ondan razıysa, bu karşılıklı
razı oluşta kolektif-sinerji açığa çıkar. Post modern terminoloji ile
konuşursam, temelde bir yapıbozumcu karaktere sahip sosyal bir eylemin güç
potansiyeli olan kolektif-sinerji, ortak bir zeminde buluşan bireylerin
potansiyel emek ve imgelem gücünden beslenir. Ortaya garip bir görüngü
çıkıyorbu durumda: Bir kişi destek verdi mi, artık talep kolektif! Ortada
sanki sonuca ulaşmaya az kalmış bir para kitlesi duruyor.
Bunun algısını veren, 1 YTL’nin kişiye ayna olması. “
Her
daim ihraç ve taklitten yakınan Kaan, orijinal bir fikirle gelerek kendi
deneyimleriyle harmanladığı ve hala daha harmanlıyor olduğu bu projeyi
ortağı olduğu her bir varlıkla büyütmekte kararlı görünüyor. Bu noktada bana
ilettiği satırlardan şunlar gözüme çapıyor:
“Neden
özgünlük şart? Çünkü insan bir kodlamalar ortamına doğuyor, aynı ortamda
yetişiyor, yaşıyor. İnsan hiçbir engeli yokken ne zaman hareket kısıtlaması
yaşar? Karanlıkta…Kodlar bizim algımıza hitap etmiyorsa, algımız kararır.
Bakar ama görmeyenlerden oluruz. Bu yüzden bu proje, talep ederken bir
soysal yardımı değil, bir dostun dostundan desteğini talep ediyor. Neticede
1,000,000 kişi, 1 ytl verdiği ve yapımına katkıda
bulunduğu filmi, karanlık bir salonda, motorun çalışıp görüntüleri perdeye
yansıtmasıyla parçası olduğu ışığı görecek.”
Batı’da
metinlerin yeniden yorumlanmasını konu alan dekonstrüksiyonculuk ekolünden
bahsediyor sonra. Batı formatlı anarşizmin temelinde de bu yapıbozumcu
anlayış vardır. Bu anlayış, epistemik düzlemde hayatı metinlerde yeniden
yorumlayan örnek okur ideası temel alınır.
“Anarşist
dedim,” diyor Kaan, ve ekliyor: ”çünkü yeni bir şeyler söylemek istiyor
‘Proje’ (eski sözcükte Suret). Eskiye dair değil eskimişliğe dair ne varsa
söküp atıyor ve metinden öte sözel iletişime önem veriyor. Batı’nınki gibi
yazılı geleneğe değil. Bu yüzden "dekomünikasyon" diyorum temeldeki
görüngüye. Yeni bir terminoloji ve yöntem üzerine yoğunlaştım böylece. Ben
epistemden ziyade varlık düzleminde metinlerin canlandığı oyunlarda kendini
ve hayatını yeniden yorumlayan örnek izleyici ideasını temel
alıyorum.
Dekomünikasyon ile film izlerken parçası olduğumuz sınırlı seyrin içinde bir
kendini yeniden üretme sürecini doğurabilmeyi anlıyorum.Örnek İzleyici,
böylece izlediği sanal dünyanın içinde derinleşerek Gerçekle yüzleşebilsin.
Burada filmin kalitesi değil, filmin ereğindeki bilincin kalitesi deşifre
ediliyor. En “tohu ve bohu” senaryolara dayanan filmlerde bile örnek
izleyici, bir Anka'ya dönüşebiliyor.
Bu seyre, Anadolu sufi bilgeliğinde Amak-ı Hayal deniyor.
Türkçemize Hayalin Derinlikleri olarak çevrilen bu kavram aslında 1900lerin
başında kaleme alınmış fantastik bir romanın adı. Şehbenderzade Filibeli
Ahmed Hilmi Efendi’nin yazdığı bu kült romanı 2001’de senaryoya uyarladım.
Bir gün Türk sineması büyük bütçeli filmlere kollarını sıvarsa bu hayalimi
de gerçekleştirmek istiyorum.
Dekomünikasyon kavramının Kaan’a sunulması ise bir hayli enteresan olmuş…
“5 Aralık
2007, Çarşamba gecesi sabaha karşı gördüğü rüyada bir derslikteyim. Derslik
kalabalık ama kimse yoktu. Biri, kim olduğunu hatırlamasam da belki birileri
bana kalınca bir metin verdi. Metin daktilo ile yazılmış, felsefi bir
çalışmaydı. Güya benim kitabım. Okumam için vermişler. Okurken her satırını
kolaylıkla anladım. Rüyamın sonlarında uyanışa geçiyordum. O sırada metinde
bir kavram, ara başlıktı, diğer satırlara oranla kalındı ve dekomünikasyon
yazıyordu. Uyandığımda okuduğum metinde aklımda kalan yalnızca bu kavramdı.
Bütün bir gün bu kavramla meşgul oldum. İnternette araştırdım. Böyle bir
kavrama rastlamadım ama benzer bir yapıda başka bir sözcükle karşılaştım.
Bildiğim bir kavramdı: Dekonstrüksiyon.”
.jpg)
“1 ytl = 1
yapımcı
1,000,000
kişi üye olsa...
Bu 1 milyon kişi 1'er YTL verse...
Bu 1,000,000 YTL eder ki harika bir film çekilebilir.
1,000,000 kişinin yapımcısı olduğu bir film....
1,000,000 gişe garantisi olan bir film...”
Sinerjinin böylesi!
Peki
projenin işleyişi ne şekilde olacak:
1
ytl yatıran ilk 101 kişi projenin Onur Üyesi seçildi. “Onur Üyeleri”, Kaan
Demirdöven’e göre projenin kolektif sinerjisini temsil eden “Tin”i
simgeliyor. 101 kişiden sonraki 900 kişi ise Fahri Elçi olacak. “Projenin
gerçekleşme ayağında yerel oluşumları, uluslararası ilişkileri, tanıtım ve
tutundurma çalışmalarını netten organize ederken fikirlerine ve desteklerine
ihtiyacım olacak kişilere "fahri elçi" diyorum. 1 Fahri Elçi kendi başına
projenin yapımcısı olduğu kadar tanıtıcısıdır da.” diyor Kaan. 1000 – 10.000
kişi arasından seçilecek kişilere filmin başrolleri çeşitli yarışmalarla
belirlenecek. 10.000 – 50.000 kişi arasından kalan casting tamamlanacak.
50.000 - 100.000 kişi arasında filmin çekimi için gerekli teknik konularda
yarışmalar düzenlenecek. 100.000 – 500.000 kişi arasında filmin ana
sponsorluk çalışmaları başlayacak.
HEDEFLER
1- Projeyi
beğenip filmin hikayesine inanan, böyle bir projede “benim de katkım
bulunsun” diyen 1,000,000 kişiye ulaşmak,
2- 1’er YTL
veren 1 milyon kişi sayesinde –onlara Yapımcı diyorum- toplanan parayı
filmin prodüksiyonu için kullanmak (senarist, yönetmen, oyuncu, tanıtım ve
diğer teknik kalemler) ve kalem kalem sitede neyin nereye harcandığını
göstermek, belgelemek,
3- 2010’a
kadar biriken para yeterli seviyeye ulaşamazsa, 7 Ocak 2010’da biriken
parayı, sitede 1 ay öncesinden açılan bir anketle yatırımcılara ve kamuoyuna
bildirmek, sonuca göre biriken parayı bir hayır işinde kullanmak.
•
Para
yeterli bir seviyeye ulaşırsa, toplanan paranın hiçbir kuruşu film projesi
dışında keyfi işler için kullanılmayacak, para sitede tanıtılan projeyi
gerçekleştirmek için harcanacak ve tüm 1 YTL sahiplerinin ad ve soyadlarının
Yapımcılar olarak yazılı olduğu bir kitapçık, film vizyondayken biletle
birlikte dağıtılacak.
•
Proje
Sahibi Kaan Demirdöven işbu açıklamalarda yer alan Hedef maddelerini ve
verdiği sözleri yerine getireceğini şimdiden kabul eder.
•
Para
biriktikçe, geçen zaman içinde projeyle ilgili değişiklikler ve gelişmeler
sitede üyelere duyurulur.
•
Kaan
Demirdöven, projenin ana kavramı sabit kalacak şekilde, Bonuslarda
paylaştığı bilgileri değştirme hakkını saklı tutar.
PROJENİN
TANITMI İÇİN İZLENECEK YOL VE STRATEJİ
•
Facebook’ta
tanıtımı yapılan ve ilk 100 Onur Üyesinin belirlendiği çalışma dışında,
internet sitesi aktif hale getirilecek
•
Projeyi
duyuran banner, mailing, afiş, sticker, rozet, flyer gibi tanıtım tutundurma
araçları yapılacak
•
Basın
bülteni ile medyaya ulaşılacak; TV, gazete ve dergilerde haber alması
sağlanacak
•
Facebook’ta
1ytlver1filmcekeyim Grubu aktif hale getirilecek
•
Çeşitli
internet portallarında projeyi tanıtan haberler yer alacak
•
Bir kurye
firması ile posta gönderimi konusunda anlaşma yapılacak
•
Bir oyuncak
firması ile kumbara konusunda anlaşma sağlanacak
•
Sitenin
İngilizcesi hazırlanacak
•
Proje
ilerledikçe hukuki prosedürler izlenecek
NASIL
DESTEK VEREBİLİRSİNİZ?
1- 1 YTL’yi
elden, postayla gönderebilirsiniz. Postayla gönderirseniz mutlaka isim ve
soyadı belirtmeyi unutmayın.
2- Bu
projeyi arkadaş gruplarınızla paylaşabilirsiniz.
3-İnternet
bankacılığı ile iletmek isteyenler aşağıdaki mail adreslerine e-posta
gönderebilirler.
•
1 YTL gönderip destek verenler internet sitesinde ad ve soyadıyla yerini
alacaktır.
•
1 YTL verin
vermeyin her türlü yapıcı eleştiri, katkı, öneri ve fikir
değerlendirilecektir.
Posta ile
ulaşmak isteyenler için adres:
ERA MEDYA
ASMALIMESCİT MAH. GENERAL YAZGAN SOK. NO. 12 2. KAT TUNEL BEYOĞLU İSTANBUL
34420
Mail ile
bilgi almak veya öneride bulunmak isteyenler için:
kaandd@makaraci.com
(özel)
kaan@eramedya.com
(iş)
demirdovenkaan@hotmail.com (msn)
Kaan
Demirdöven ile ilgili bilgi edinmek isteyenler için:
Kişisel
sitesi:
http://www.makaraci.com
Günlükleri:
http://feta.blogcu.com
Video:
http://www.youtube.com/profile?user=kaandd
Kaan Demirdöven
işbankası beyoğlu şubesi 1011
hesap no 1542621
* Ama
mutlaka açıklama olarak "1ytlver1filmcekeyim projesine katkı” yazınız.
Projenin
resmi sitesi:
www.1ytlver1filmcekeyim.com
Facebook’tan ulaşmak için: http://www.facebook.com/group.php?gid=5313848550
Kaan
Demirdöven kimdir?
7 Ocak
1975’te Flensburg’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da
tamamladı. İlk okuduğu kitap resimli bir albümdü: Mustafa Kemal Atatürk’ün
Hayatı. İlkokulda amcası Nurettin Demirdöven’in Asimov serisini okumaya
başlayarak yazın dünyasının büyüsüyle tanıştı. Büyüdükçe simgesel anlatım
diline ilgisi arttı ve bu bağlamda aklı rüşte erdiğinde kendisini dünya
kültürlerinin yeraltı kaynakları arasında yüzmeye çalışırken buldu.
Gençliğinde İstanbul’daki felsefe etkinliklerine katılıp dirimsel felsefenin
olanağının farkına vardı. Anadolu tasavvuf geleneği ve felsefe tarihinin
önemli eserlerini okuyup iki dizge arasında kavramsal bağıntılar kurup
kuramayacağını araştırdı. Bu bağıntılar onu “Gönlün Görüngübilimi”
çalışmasına sürükledi. Çalışma, Hegel’in Tinin Görüngübilimi’nde yaptığı
bütünsel-spekülatif kavrayışın Anadolu’da Tinin İçeriğinin Belirlenmesi
bağlamında işletilmesini konu almaktadır. Hala Era Medya’da dergi
editörlüğü, reklâm yazarlığı ve Stüdyoimge Yayınevi’nde yayımlanan yeraltı
edebiyatı kitap dizilerine konu editörlüğü yapıyor. İş dışında kalan
zamanımda uzun metraj film senaryoları yazıyoru. Yakın zamanda bitirdiği bir
kitap var. Sinema filmlerinin tözsel gereci senaryo yazımı üzerine bir
deneme: Sinemanın Simyası: Senaryo. Yönetmen ve çevirmen Sabri Kaliç’in şerh
koyduğu çalışmasında, Türk tininin kendi yerel şablonuna uzanarak geleneksel
mitos bağlarını, kültürel ritlerle devindirmeyi hedefledi. Bununla amacı,
okur ile deneyimsel bağlar kurabilecek “imge-replik” göstergesi oluşturmak
ve “örnek izleyici ideası”nı açığa çıkartmak.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce
Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor,
araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni
deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına
inanıyor. Detaylı Bilgi
|