Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Haber: Didem Çivici

Kültür Sanat Haberleri, İstanbul [Ocak 2008]

1 YTL Ver 1 Film Çekeyim

2010’dan sonra İstanbul’un geceleri daha uzun olacak

Evliya çelebi, ünlü eseri Seyahatname'nin birinci cildinde İstanbul'u anlatırken tarihi yarımadanın çeşitli yerlerinde yer alan tılsımlardan söz eder. Bu tılsımların her biri çeşitli güçlere sahiptir. Bu tılsımlara sahip olan kişiler o güçlere de sahip olacaklardır. Vaktiyle İstanbul’da vuku bulan büyük depremden sonra bir kaçı dışında tılsımlar yok olur. 

Yıl 2010…Birileri tılsımların peşindedir. “Aydınlık” ve “karanlık” tam da burada bir araya gelecektir…  Her tılsım bir insanda, bir eylemin tekrarıyla harekete geçmektedir. Bu şifrelerin sahipleri bugün İstanbul'da yaşıyor.  Eğer bir kişi tüm bu tılsımları bir araya getirirse ortaya ilginç bir mekanizma çıkacaktır, ve bu mekanizma… 

“Altın Çağ’ın Simülasyonu” sıfatını yüklediğimiz “facebook”ta bu satırlarla karşılaşıyorum sabahın erken saatlerinde. Elbette ki ilgimi çekiyor ve başlıyorum araştırmaya. Merakım ve konu ile alakam akıbetinde proje sahibi Kaan Demirdöven’le iletişime geçiyor ve yazışmaya başlıyoruz. Bu, öyle bir proje ki, şu anda deneyimliyor olduğumuz BİRLİK ve BULUŞMA olgusunu yaşamımıza yansıtmaya ve deneyimletmeye hazırlıyor bizleri. Kaan’ın, proje hakkında verdiği bilgiler ve amaçları öğrendikçe daha heyecanlanıyor ve konunun daha da içlerine yolculuğa çıkıyorum…  

Yamaçlarda rüzgar olan ozanlar,

Gecelerde baykuş olup uçanlar,

Süte maya çalıp da peynir eyleyen canlar,

Ve yağan ‘Mevla’nın suyundan can bulan canlar…

 

Sabahın şua güneşi ile yüzler apaçık ifşa edilir iken,

“Bereşit” ile ikilik BİR’de var ola!

“Ve o vakittir ki...
Vuku bulan vahdet-i vücutlar aşk ile BİR olup VARlıkta 'pir' olsunlar,
'Ben'den ziyade 'biz' olanlar, viranelerden ırak nur olsunlar...”
  (dç) 

 

 

Amaç, bilinçten öz-bilince geçmek. Film projesi yine kendinde bir araca dönüşüyor, çünkü kişiye 1 YTL (değersiz belirli bir nicel değer) aracılığıyla bir ayna tutuyorum.  

1 İM (1 YTL = 1 SÖZ =  1 İSTEK =  1 HAYAL = 1 İNSAN  = 1 GÜÇ) + 1 REY =  KOLEKTİF SİNERJİ (KS) 

 “KS, Arapça Peynir demek. Peynir nasıl oluyor bir düşün!” diye ekliyor ardından Kaan. Heyecanını ve içini yazılarından algılıyorum içim titreyerek. 

İşte ülkemizde ilk defa uygulanan bir projenin öyküsü:

 

1YTLVER1FİLMÇEKEYİM 

“1 YTL kendi başına değersiz bir niceliktir ama onun ortak bir hedefte arttırılması ile ulaşılan nitel bir dönüşüm kendi başına bir değerdir.” diyor ve facebook’taki sayfasında 1 ytl hakkındaki düşünceleriyle pekiştiriyor bu konuyu:  “1 YTL'ye baktığımda yalnızca bir nicel-nitel birlikteliği, tüketim aracı olan bir satın alma birimini değil ama onda dirimli bir İnsan öyküsü, özdeğe batmış bir tinin nikel görüntüsünü görüyorum. Ama bir ayna gibi sırrında altın değerinde bir varlık var. Emek. Bu imge, insanlığımızdan arta kalan en küçük şeyde simgeleşiyor. Buna Hayal diyorum. Emek, hayalle başlıyor. Hayal emekle gerçekleşiyor. İnsan Hayali için birçok şeyden vazgeçer ama mühim olan bir hayal oyununda hayallerden bir halay çekebilmektir.  İnsan mutuna izin vermeyen bu dünyada emeğin karşılığı yürek sevincidir. 1 YTL ile onu biriktirmek, saklamak ve birine yardım etmekten başka ne yapabiliriz? Satın alma değer en küçük tekil birimdir 1 YTL. Damlaya damlaya göl olur derler! Ve o gölde, birimiz hepimizin yansımasını görebilir. Görebiliriz. Nedir o yansıma? Buna “Ortak Akıl” diyorum. Projeye gelen her 1 YTL'de ‘Ortak Aklı’ sezinliyorum.  En güçsüz olan en güçlü olabilir! 1 YTL ver 1 FİLM çekeyim, derken bu ortak akılda birleşen hayalleri bir emekle buluşturmayı anlıyorum. Buna da sinemanın törebilimi diyorum.” 

Ve Kaan Demirdöven projenin vizyonunu içtenlikle anlatıyor: 

"Türkiye’nin ve İstanbul’un tüm dünyada tanıtımını yapacak, toplum sinerjisinin pozitif ve kolektif gücünü, avantgard bir eylemle ortaya koyacak ve her hangi bir dini, ırkı, ideolojiyi, devleti, topluluğu, kültürü, kişi, kurum, kuruluş ve kavramı zedelemeden, tamamen fantastik bir kurgu ile hazırlanmış, görsel efektlerle süslü, yeni yeteneklere olanak tanıyan, toplum değerlerini yücelten bir film çekmektir. Bizim geleneğimiz buna İmece Usulü Film Çekmek der."

Misyon ise vizyonda hedeflenen kolektif-sinerjiyle; sinemamız adına dünya sinemalarıyla yarışabilecek güzel şeylerin de yapılabileceğini kanıtlamak, modern Türkiye sinemasında yeni imge arayışlarına farklı pencereler açmak, sektör olma yolunda gelişimimize dinamizm katacak yaratıcı fikirlerle bir mihenk taşı olabilmek.

 

Sinerji ve kolektif bilinç 

Sinerji için internette şunlar yazıyor: Bir madde ya da sistemin başka bir madde ya da sistemle birleştiğinde etkinin ikisinin etki gücünün toplamından fazla olması durumudur. (Ör. 1+1=3)

Kolektif içinse şunlar yazıyor: Kitlenin ruhunu ve yönelimlerini hissederek yaptıkları üretimlerde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar benzer dışavurumlarla ortaya koyarlar, bu toplumsal bilinçaltının bir sonucudur.

Kaan, projesi hakkında şunlara değiniyor: 

1ytlver1filmcekeyim'de iki kavram öne çıkıyor. Biri kolektivite, diğeri sinerji. Ben bu iki kavramı bu projede bir araya getirdiğime inanıyorum. Sonuçta 1,000,000 kişiye ulaşamasam da ulaşabildiklerim ölçüsünde bu iki kavramı deneyimliyorum. Bunun duyurulması için internet ortamı ideal bir yer. Özellikle internet alışkanlığımıza yeni bir boyut katan Facebook (ben gerçekle yüzleştiğimiz nefs kitabı diyorum Facebook’a), kişilerin kendilerini oldukları gibi ifade edebildikleri içsel bir özgürlük alanı. Facebook, kuşkusuz bir nimet değil ama insanlarda gizil halinde bulunan yaratıcılığı sergiledikleri bir nimet.  Bu sınırsız zeminde kolektif güç kol geziyor. Bilmem farkında mıyız? Peki, kolektif gücü sinerjiye nasıl dönüştürebilirim? 

Öyleyse kolektif güç, bizde, bizi aşan bir güç. İçindeyiz ama içimizde, Mevlana’nın içindeki içinde dediği kavram sanki. Kolektif güç için ben daha anlaşılır bir sözcük seçiyorum: El Birliği diyorum. Hiçbir karşılık beklemeden el birliğiyle bir hedefe odaklandığımızda bağlı bulunduğumuz toplumda bir imge yaratırız. Bu yaratım, bir talebe dönüştüğünde, kolektif-sinerji açığa çıkar. Kısaca bir imge; haberleşme ve iletişim kanalıyla bildirişime dönüştüğünde aslında dönüşen kolektif imgedir. Başka bir deyişle üniter toplumlarda toplumdan dışlanan birey (ki kahraman bu demektir) “mesai dışında” yeniden topluma döner, işte kolektif imge bu dönüşte ortaya çıkar ve eğer bu dönüşte toplum ondan razıysa, bu karşılıklı razı oluşta kolektif-sinerji açığa çıkar. Post modern terminoloji ile konuşursam, temelde bir yapıbozumcu karaktere sahip sosyal bir eylemin güç potansiyeli olan kolektif-sinerji, ortak bir zeminde buluşan bireylerin potansiyel emek ve imgelem gücünden beslenir. Ortaya garip bir görüngü çıkıyorbu durumda: Bir kişi destek verdi mi, artık talep kolektif! Ortada sanki sonuca ulaşmaya az kalmış bir para kitlesi duruyor. Bunun algısını veren, 1 YTL’nin kişiye ayna olması. “ 

Her daim ihraç ve taklitten yakınan Kaan, orijinal bir fikirle gelerek kendi deneyimleriyle harmanladığı ve hala daha harmanlıyor olduğu bu projeyi ortağı olduğu her bir varlıkla büyütmekte kararlı görünüyor. Bu noktada bana ilettiği satırlardan şunlar gözüme çapıyor: 

“Neden özgünlük şart? Çünkü insan bir kodlamalar ortamına doğuyor, aynı ortamda yetişiyor, yaşıyor. İnsan hiçbir engeli yokken ne zaman hareket kısıtlaması yaşar? Karanlıkta…Kodlar bizim algımıza hitap etmiyorsa, algımız kararır. Bakar ama görmeyenlerden oluruz. Bu yüzden bu proje, talep ederken bir soysal yardımı değil, bir dostun dostundan desteğini talep ediyor. Neticede 1,000,000 kişi, 1 ytl verdiği ve yapımına katkıda bulunduğu filmi, karanlık bir salonda, motorun çalışıp görüntüleri perdeye yansıtmasıyla parçası olduğu ışığı görecek.” 

Batı’da metinlerin yeniden yorumlanmasını konu alan dekonstrüksiyonculuk ekolünden bahsediyor sonra. Batı formatlı anarşizmin temelinde de bu yapıbozumcu anlayış vardır. Bu anlayış, epistemik düzlemde hayatı metinlerde yeniden yorumlayan örnek okur ideası temel alınır.

“Anarşist dedim,” diyor Kaan, ve ekliyor: ”çünkü yeni bir şeyler söylemek istiyor ‘Proje’ (eski sözcükte Suret). Eskiye dair değil eskimişliğe dair ne varsa söküp atıyor ve metinden öte sözel iletişime önem veriyor. Batı’nınki gibi yazılı geleneğe değil. Bu yüzden "dekomünikasyon" diyorum temeldeki görüngüye. Yeni bir terminoloji ve yöntem üzerine yoğunlaştım böylece. Ben epistemden ziyade varlık düzleminde metinlerin canlandığı oyunlarda kendini ve hayatını yeniden yorumlayan örnek izleyici ideasını temel alıyorum. Dekomünikasyon ile film izlerken parçası olduğumuz sınırlı seyrin içinde bir kendini yeniden üretme sürecini doğurabilmeyi anlıyorum.Örnek İzleyici, böylece izlediği sanal dünyanın içinde derinleşerek Gerçekle yüzleşebilsin. Burada filmin kalitesi değil, filmin ereğindeki bilincin kalitesi deşifre ediliyor.  En “tohu ve bohu” senaryolara dayanan filmlerde bile örnek izleyici, bir Anka'ya dönüşebiliyor. Bu seyre, Anadolu sufi bilgeliğinde Amak-ı Hayal deniyor. Türkçemize Hayalin Derinlikleri olarak çevrilen bu kavram aslında 1900lerin başında kaleme alınmış fantastik bir romanın adı. Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi Efendi’nin yazdığı bu kült romanı 2001’de senaryoya uyarladım. Bir gün Türk sineması büyük bütçeli filmlere kollarını sıvarsa bu hayalimi de gerçekleştirmek istiyorum.

Dekomünikasyon kavramının Kaan’a sunulması ise bir hayli enteresan olmuş… 

“5 Aralık 2007, Çarşamba gecesi sabaha karşı gördüğü rüyada bir derslikteyim. Derslik kalabalık ama kimse yoktu. Biri, kim olduğunu hatırlamasam da belki birileri bana kalınca bir metin verdi. Metin daktilo ile yazılmış, felsefi bir çalışmaydı. Güya benim kitabım. Okumam için vermişler. Okurken her satırını kolaylıkla anladım. Rüyamın sonlarında uyanışa geçiyordum. O sırada metinde bir kavram, ara başlıktı, diğer satırlara oranla kalındı ve dekomünikasyon yazıyordu. Uyandığımda okuduğum metinde aklımda kalan yalnızca bu kavramdı. Bütün bir gün bu kavramla meşgul oldum. İnternette araştırdım. Böyle bir kavrama rastlamadım ama benzer bir yapıda başka bir sözcükle karşılaştım. Bildiğim bir kavramdı: Dekonstrüksiyon.” 

 

“1 ytl = 1 yapımcı

1,000,000 kişi üye olsa...
Bu 1 milyon kişi 1'er YTL verse...
Bu 1,000,000 YTL eder ki harika bir film çekilebilir.
1,000,000 kişinin yapımcısı olduğu bir film....
1,000,000 gişe garantisi olan bir film...”
 

 

Sinerjinin böylesi!

Peki projenin işleyişi ne şekilde olacak: 

1 ytl yatıran ilk 101 kişi projenin Onur Üyesi seçildi. “Onur Üyeleri”, Kaan Demirdöven’e göre projenin kolektif sinerjisini temsil eden “Tin”i simgeliyor. 101 kişiden sonraki 900 kişi ise Fahri Elçi olacak. “Projenin gerçekleşme ayağında yerel oluşumları, uluslararası ilişkileri, tanıtım ve tutundurma çalışmalarını netten organize ederken fikirlerine ve desteklerine ihtiyacım olacak kişilere "fahri elçi" diyorum. 1 Fahri Elçi kendi başına projenin yapımcısı olduğu kadar tanıtıcısıdır da.” diyor Kaan. 1000 – 10.000 kişi arasından seçilecek kişilere filmin başrolleri çeşitli yarışmalarla belirlenecek. 10.000 – 50.000 kişi arasından kalan casting tamamlanacak. 50.000 - 100.000 kişi arasında filmin çekimi için gerekli teknik konularda yarışmalar düzenlenecek. 100.000 – 500.000 kişi arasında filmin ana sponsorluk çalışmaları başlayacak.  

 

HEDEFLER 

1- Projeyi beğenip filmin hikayesine inanan, böyle bir projede “benim de katkım bulunsun” diyen 1,000,000 kişiye ulaşmak, 

2- 1’er YTL veren 1 milyon kişi sayesinde –onlara Yapımcı diyorum-  toplanan parayı filmin prodüksiyonu için kullanmak (senarist, yönetmen, oyuncu, tanıtım ve diğer teknik kalemler) ve kalem kalem sitede neyin nereye harcandığını göstermek, belgelemek, 

3- 2010’a kadar biriken para yeterli seviyeye ulaşamazsa, 7 Ocak 2010’da biriken parayı, sitede 1 ay öncesinden açılan bir anketle yatırımcılara ve kamuoyuna bildirmek, sonuca göre biriken parayı bir hayır işinde kullanmak.

Para yeterli bir seviyeye ulaşırsa, toplanan paranın hiçbir kuruşu film projesi dışında keyfi işler için kullanılmayacak, para sitede tanıtılan projeyi gerçekleştirmek için harcanacak ve tüm 1 YTL sahiplerinin ad ve soyadlarının Yapımcılar olarak yazılı olduğu bir kitapçık, film vizyondayken biletle birlikte dağıtılacak.

Proje Sahibi Kaan Demirdöven işbu açıklamalarda yer alan Hedef maddelerini ve verdiği sözleri yerine getireceğini şimdiden kabul eder.

Para biriktikçe, geçen zaman içinde projeyle ilgili değişiklikler ve gelişmeler sitede üyelere duyurulur.

Kaan Demirdöven, projenin ana kavramı sabit kalacak şekilde, Bonuslarda paylaştığı bilgileri değştirme hakkını saklı tutar.

 

PROJENİN TANITMI İÇİN İZLENECEK YOL VE STRATEJİ 

Facebook’ta tanıtımı yapılan ve ilk 100 Onur Üyesinin belirlendiği çalışma dışında, internet sitesi aktif hale getirilecek

Projeyi duyuran banner, mailing, afiş, sticker, rozet, flyer gibi tanıtım tutundurma araçları yapılacak

Basın bülteni ile medyaya ulaşılacak; TV, gazete ve dergilerde haber alması sağlanacak

Facebook’ta 1ytlver1filmcekeyim Grubu aktif hale getirilecek

Çeşitli internet portallarında projeyi tanıtan haberler yer alacak

Bir kurye firması ile posta gönderimi konusunda anlaşma yapılacak

Bir oyuncak firması ile kumbara konusunda anlaşma sağlanacak

Sitenin İngilizcesi hazırlanacak

Proje ilerledikçe hukuki prosedürler izlenecek

 

NASIL DESTEK VEREBİLİRSİNİZ? 

1- 1 YTL’yi elden, postayla gönderebilirsiniz. Postayla gönderirseniz mutlaka isim ve soyadı belirtmeyi unutmayın.

2- Bu projeyi arkadaş gruplarınızla paylaşabilirsiniz.

3-İnternet bankacılığı ile iletmek isteyenler aşağıdaki mail adreslerine e-posta gönderebilirler. 

1 YTL gönderip destek verenler internet sitesinde ad ve soyadıyla yerini alacaktır.

1 YTL verin vermeyin her türlü yapıcı eleştiri, katkı, öneri ve fikir değerlendirilecektir.

 

Posta ile ulaşmak isteyenler için adres:

ERA MEDYA

ASMALIMESCİT MAH. GENERAL YAZGAN SOK. NO. 12 2. KAT TUNEL BEYOĞLU İSTANBUL  34420

 

Mail ile bilgi almak veya öneride bulunmak isteyenler için:

kaandd@makaraci.com (özel)

kaan@eramedya.com (iş)

demirdovenkaan@hotmail.com (msn)

 

Kaan Demirdöven ile ilgili bilgi edinmek isteyenler için:

Kişisel sitesi: http://www.makaraci.com

Günlükleri: http://feta.blogcu.com

Video: http://www.youtube.com/profile?user=kaandd


Kaan Demirdöven
işbankası beyoğlu şubesi 1011
hesap no 1542621

*
Ama mutlaka açıklama olarak "1ytlver1filmcekeyim projesine katkı” yazınız. 

 

Projenin resmi sitesi: www.1ytlver1filmcekeyim.com

Facebook’tan ulaşmak için: http://www.facebook.com/group.php?gid=5313848550

 

Kaan Demirdöven kimdir?

7 Ocak 1975’te Flensburg’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. İlk okuduğu kitap resimli bir albümdü: Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı. İlkokulda amcası Nurettin Demirdöven’in Asimov serisini okumaya başlayarak yazın dünyasının büyüsüyle tanıştı. Büyüdükçe simgesel anlatım diline ilgisi arttı ve bu bağlamda aklı rüşte erdiğinde kendisini dünya kültürlerinin yeraltı kaynakları arasında yüzmeye çalışırken buldu. Gençliğinde İstanbul’daki felsefe etkinliklerine katılıp dirimsel felsefenin olanağının farkına vardı. Anadolu tasavvuf geleneği ve felsefe tarihinin önemli eserlerini okuyup iki dizge arasında kavramsal bağıntılar kurup kuramayacağını araştırdı. Bu bağıntılar onu “Gönlün Görüngübilimi” çalışmasına sürükledi. Çalışma, Hegel’in Tinin Görüngübilimi’nde yaptığı bütünsel-spekülatif kavrayışın Anadolu’da Tinin İçeriğinin Belirlenmesi bağlamında işletilmesini konu almaktadır. Hala Era Medya’da dergi editörlüğü, reklâm yazarlığı ve Stüdyoimge Yayınevi’nde yayımlanan yeraltı edebiyatı kitap dizilerine konu editörlüğü yapıyor. İş dışında kalan zamanımda uzun metraj film senaryoları yazıyoru. Yakın zamanda bitirdiği bir kitap var. Sinema filmlerinin tözsel gereci senaryo yazımı üzerine bir deneme: Sinemanın Simyası: Senaryo. Yönetmen ve çevirmen Sabri Kaliç’in şerh koyduğu çalışmasında, Türk tininin kendi yerel şablonuna uzanarak geleneksel mitos bağlarını, kültürel ritlerle devindirmeyi hedefledi. Bununla amacı, okur ile deneyimsel bağlar kurabilecek “imge-replik” göstergesi oluşturmak ve “örnek izleyici ideası”nı açığa çıkartmak.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor, araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına inanıyor. Detaylı Bilgi


 


 


 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00