|
Haber: Didem Çivici
“Hippie”ler Yeniden Doğuyor
1960'ların ruhu Hippie'ler 40 seneden sonra tekrar
bir araya geliyor. 2 Eylül'de San Francisco Golden
Gate Parkı'nda yapılan "Kabileler Buluşması",
1967'deki "Human Be-In" adlı bir araya gelişin 40. yıl dönümü olarak
düzendi.
"Bizler yıldız tohumlarıyız, bizler altın olanlarız; kendimizi bahçeye geri
götürmeliyiz." ~Joni Mitchell~
San Francisco'daki
bu bir araya geliş eminim ki sadece bir yıl dönümü
olmayacak, aynı zamanda şimdiki hippi enerjisine sahip gençlerin de
mesajlarını iletmeleri için bir fırsat olacaktır. Zira yaşanmakta olanlar,
60'ları geride bırakacak kadar mühim ve her bireyi ilgilendiriyor. Dünya
üzerinde pek çok yerde sürekli toplanan binlerce insan, her an dünya barışı
ve sevgi için çalışmalar yapıyor. Aslına bakarsanız 60'ların tarzında, lakin
aynı zamanda da pek çok yandan daha değişik bir dönemde bulunuyoruz. Pek çok
genç, içlerindeki "60 ruhu"nu barındırıyor sanıyorum. "Psychedelic
trance"
müziğin de o zamanların "psychedelic rock"ının
takipçisi göz önünde
bulundurur ve daha pek çok yönden "çiçek çocuklar"ı aratmayacak felsefeleri
ile tüm evren için çalışmalarına bakarsak, şu anda yeni bir hippi akımı
içerisinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Peki bu hippiler kimlerdi? Nasıl bir
araya geldiler ve neler yaşandı?
"Sevgi, kendilerini ifade edebilmeleri için bireylere özgürlük vererek ve
kendi görünüşlerini yargılamaksızın diğerlerini oldukları gibi kabul
etmektir. Bu, hippi felsefesinin özüdür."
~Skip Stone~
"Hipster" veya "hippie",
'hip' kökünden türemiş olup, asıl anlamı bilinmemektedir (Oxford İngilizce
Sözlük). Malcolm X, 1964'te yayınlanan otobiyografisinde hippy kelimesini,
Afrikalı Amerikalıların, "zencilerden daha zenci davranan" beyaz adamı
tasvir etmek için kullandıkları sözcük olarak kullanmaktadır. Tam olarak ilk
defa 5 Eylül 1965 yılında San Franciscolu gazeteci Michael Fallon tarafından
"A New Haven for Beatniks" makalesinde kullanıldı. "Hippie", 1960'ların
başında Amerika'da görülmeye başlayan ve 1965'e kadar kurulu sosyal bir grup
halini alarak 1970 ortalarında diğer pek çok ülkeye de yayılmış olan
kültür-karşıtı alt grup üyelerine verilen ad oldu. Amerika'dan başlayarak
Avrupa, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Japonya, Meksika, Brezilya ve daha
pek çok ülkeye de yayıldı.
Türkiye’de Hippie akımı
Türkiye de hippilerin
favori merkezleri arasındaydı. Hala "Gökkuşağı Savaşçıları"nın toplanma
merkezleri arasında yer alan Olimpos ve Kelebekler Vadisi, 60'lardaki
Sirkeci taraflarındaki pansiyon ve otellerde kalan hippileri kendisine
çekmekte. Hippiler, bohem ve beatniklerden geleneksel kültürü miras alan
15-25 yaş arası gençlerin oluşturduğu bir gençlik hareketi halini aldı.
Kurulu olan düzeni ve Amerika hükümetini reddettiler, orta-sınıf değerlerini
eleştirdiler, nükleer silah kullanımına karşı çıktılar, Vietnam Savaşı'nın
karşısında durdular ve bu dönemde savaşa gönderilmeye zorlanan gençler bir
direniş oluşturdu. Aynı zamanda doğu dinlerini kabul etti ve cinsel
özgürlüğü desteklediler. Bireyin bilinçliliğini genişleten "psychedelic"
(sanrıya neden olan-uçuran) hapların yasal kullanımı için çabaladılar.
Alternatif sanatları, sokak tiyatrosunu, folk ve psychedelic rock müziğini
yaşamlarının parçası haline getirdiler ve bunları, kendilerini, protesto
ettikleri değerleri, yaşam ve dünya vizyonlarını yansıtmanın bir yolu olarak
kullandılar. Barış, sevgi ve
bireysel özgürlük ideolojisi doğrultusunda,
politik ve sosyal ortodoksluğun karşısında durdular. Hippi kültürü, rock
müzik, folk, blues ve psychedelic rock aracılığı ile yayıldı; edebiyat,
sahne sanatları, moda, film, poster ve konserler gibi görsel sanatlarda da
kendisini gösterdi. Hippilerin çoğu kendilerini pagan olarak düşünürlerdi.
Paganizm doğanın kendi içerisinde, yaşamın en önemli sorularına yanıtlara
sahip olduğu inancını barındırmaktadır. Bu inanç, dünya üzerinde sahip
olduğumuz doğal cennete duyulan saygıyı göstermenin bir yoludur. Her
birimizin bastırmakta olduğu hayvani iç güdüleriyle iletişim içerisine
sokar, ve bu sağlığımız ve yaşamımızı devam ettirebilmemiz için bir
anahtardır. Doğa Ana'nın her şeyin en iyisini biliyor olduğu düşüncesi,
Ekoloji Hareketi'nin temelidir. Kişisel kazanımlar uğruna doğayı küçümsemek,
uzun vadede (ki şu an için kısa vade diyebiliriz) umulmadık(!) sonuçlar
doğurmaya başlar.
Gezegenin
yaşayan bir varlık olduğu düşüncesi
"Hippies from A to Z" (A'dan
Z'ye Hippiler) kitabının yazarı Skip Stone hippi felsefesi için ek olarak
şunları söylüyor: "Felsefemizden doğan diğer inançlar şöyledir: Gaia inancı
(gezegenin yaşayan bir varlık olduğu düşüncesi), Yeşiller hareketi (The
Greens Movement), şamanizm ve vejetaryenlik. Bu felsefi ve politik görüşler,
doğaya saygıyı içerir ve gezegeni bütün olarak görürler, ki bunlar
kapitalist ve materyalist toplumumuzda olmayan kavramlardır. Dünya, köklü
sisteme alternatifler yaratmak ve yaşam tarzlarımızı değiştirmediğimiz
takdirde olması yakın felaketleri göstermeleri için hippilere ihtiyaç
duymaktadır."
1967'de Time dergisinde
yayınlanan bir makalede, hippi hareketinin temellerinin Eski Yunan'a,
Sinoplu Diyojen ve Cynics'e kadar dayandığı öne sürüldü. Ayrıca hippilerin,
İsa, Buda, Assisili Aziz Francis, Henry David Thoreau ve Gandhi'den
etkilendikleri de yazıldı. Aslında, 1896-1908 yılları arasında Almanya'da
"Der Wandervagel" olarak bilinen bir akım yaşanmıştı. Bu akıma dahil olan
gençler, sosyal ve kültürel klüplere karşı durmuş, amatör müzikleri,
yaratıcı kıyafetleri ve kamp yaparak seyahat etmeleriyle tanınmışlardı.
Nietzsche, Goethe, Hermann Hess ve Eduard Baltzer'den etkilenen bu akımın
öncüleri, binlerce Alman gencin ilgisini çekmiş, ve doğaya dönüş ve
spiritüel yaşamı baz alarak yeni bir yaşam biçimi oluşturmuşlardı. 20.yy'ın
başlarında Amerika'ya göç eden Almanlar, bu akımı da beraberlerinde
götürerek inançlarını ve yaşam tarzlarını Amerika gençliğine tanıtmış
oldular. "Nature Boys" olarak tanınan bir grup, Kaliforniya çölünde organik
sebze ve meyve yetiştirip doğaya dönüş felsefesini yaymaya başladılar.
İçlerinde Gypsy Boots'un da bulunduğu bu gruptan bazıları 1967'de Kuzey
Kaliforniya'ya doğru yol aldı.
"The Beat" jenerasyonu
60'lar kültürüne yol verdi. Beatnik, "beat" kökünden türemişti ve beatnikler
hippilerin ataları sayıldılar. Bu "kabile", Allen Ginsberg, Jack Kerouac,
William S. Burroughs gibi yaşamın özünün tutkuları takip etmede barındığına
ve yaşamı deneyimlemenin var olması gerektiğine inananlardan oluşuyordu.
Beat müziği caz, folk ve rock müziği içinde barındırıyordu. "Beatnik" terimi
"hippie" kelimesine geçiş yaptı ve Allen Ginsberg gibi beatniklerin çoğu
aktif olarak bu grupta devam ettiler. Beatnik teriminin hippie'ye dönüşümü
tahminen 1967'de San Francisco Golden Gate Parkı'ndaki "Human Be-In" adlı
etkinlikten sonra oldu. Beat'lerden sonra hippilerde oluşan fark: beatler
siyaset karşıtı iken hippiler sivil haklar ve savaş karşıtı hareketlerde yer
aldırlar. 60'lar boyunca Amerikan folk müziği Cambridge, Massachusetts, New
York, Berkeley ve Kaliforniya'da yayılmaya başladı. Nisan 1963'te, Chandler
A. Laughlin III, tüm gece boyunca yerli Amerikan peyote (sanrılaştırıcı bir
tür kaktüs) ayinine katılan 50 kişilik bir kabile grubu kurdu. Bu ayin,
yerli Amerikan spiritüel değerlerini içeren "psychedelic" bir deneyimden
oluşmaktaydı. Bu grup, "The Red Dog Saloon" olarak bilinen, Nevada'da bir
mekanda çıkmaya başladı. Bu mekanda, dinleyici ve sanatçılar birlikte
deneyimlere katılıyorlardı. Bu olay, "Red Dog (Kırmızı Köpek) Deneyimi"
olarak anılmaya başlandı. Grupta yer alan George Hunter ve Laughlin, uzun
saçları, botları ve farklı giysileriyle ilk hippiler olarak bilindiler.
Yaşadıkları deneyimlerde LSD (suni halusinojen bir madde) kullanılıyordu. "The
Charlatans" grubu ise bu maddeyi kullanarak psychedelic rock müzik yapan ilk
grup oldu. 1965 yazı bitince, "red dog" deneyimine katılanlar San
Francisco'ya döndü ve bu yeni akımı yaymaya başladı. 21-23 Ocak 1966'da, San
Francisco'nun Long Shoreman alanında "The Trips Festival" düzenlendi. Bu
organizasyona 100.000 kişi katıldı. 1966 Şubatı'na kadar San Francisco
psychedelic müziği herkesin kanına girmişti bile! Her yerde organizasyonlar,
konserler yapılmaya başlanmış, gençler LSD alıp gecelerce dans edip
spiritüel bilinçliliklere doğru yolculuklara çıkmaya başlamıştı.
Savaş
karşıtı yürüyüşler
Nisan 1965'te, SDS
(Demokratik Toplum için Öğrenciler) Washington'da, içlerinde Phil Ochs, Joan
Baez ve Judy Collins'in de bulunduğu 25.000 kişilik bir savaş karşıtı
yürüyüş düzenledi. 16 Ekim 1965'te, ülke çapında 80 şehirde 100.000 kişi
savaşı protesto etti. 1967'ye kadar savaş karşıtı hareket son hıza
ulaşmıştı. 10 Nisan Vietnam Haftası'nda ülke çapında bir protesto başladı.
15 Nisan'da ise New York'ta 400.000 kişi bir araya gelerek Vietnam Savaşı'nı
protesto etti; ki bu sayı o zamanki Vietnam'da bulunan asker sayısına
eşitti. Yürüyüşte Martin Luther King, Stokely Carmichael ve Dr. Benjamin
Spock konuşma yaptı.
Erken San Francisco
hippilerinden bazıları San Francisco Eyalet Üniversitesi öğrencileri idi.
Amerika gençliği San Francisco'ya akın etmeye başlamıştı ve 1966 Haziranı'na
kadar 15.000 hippi Haight'e yerleşmişti bile. Haight'teki hippi hareketi "The
Diggers" çevresinde yoğunlaşmıştı. Bu getto sokak tiyatrosu grubu, anarşist
hareket ve sanat olaylarını özgür şehir yaratmak amacıyla birleştirmişti.
1966 sonuna kadar Digger'lar ücretsiz yiyecek, sağlık ürünleri dağıtan,
bedava ulaşım ve barınak sağlayan merkezler açtılar. Bunların yanısıra
ücretsiz konserler ve siyasi sanat olayları düzenlediler. 1966 yılının 6
Ekimi'nde Kaliforniya Eyaleti LSD'yi yasal olmayan madde olarak ilan etti.
Buna tepki olarak San Francisco hippileri Golden Park alanında "The Love
Pageant Rally" düzenlediler. Bu organizasyonun amacı, LSD'nin yasaklanmasına
tepki ve bu maddeyi kullananların suçlu olmadığını anlatmaktı. San Francisco
Oracle kurucusu Allan Cohen'e göre LSD kullanmaktaki amaç, bireylerin kendi
benlikleri, kainatın düzeni ve kendilerinin bu düzen içerisindeki yerleri
hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istemeleriydi. Bu madde meditasyon,
yaratıcılık ve sanatsal ifadeye yardımcı olması için kullanılıyordu.
Tarihi buluşma
1967'de, 14 Ocak'ta
Amerika Golden Gate Parkı'nda 20.000 hippi bir araya geldi. Monteney Pop
Festivali, 16-18 Haziran arasında rock müziğini geniş bir kitleye tanıtarak
bu yazı, "Summer of Love" (Sevgi Yazı) ilan etti. Scott McKenzie'nin 'San
Francisco' şarkısı tüm Amerika ve Avrupa'da bir numara oldu. Şarkının
sözleriyse o dönemin enerjisini yansıtacak ve "Çiçek Çocuklar" ismini tarihe
yazdıracaklara yol gösterecekti: "San Francisco'ya gidiyorsan saçına çiçek
takmayı unutma..." Binlerce genç saçlarında çiçekler, yollarda insanlara
çiçekler dağıtarak San Francisco'ya doğru yollara düştü. Hippiler San
Francisco'da "Sevgi Yazı"nı kutlarlarken, Amerika gettolarında "İsyan Yazı"
yaşanıyordu. Siyahlar Chicago, Brooklyn, Cleveland, Baltimore, Nevark ve
Detroit sokaklarını kapatmıştı ve bu sokaklarda 43 kişi yaşamını
yitirmişti. Bu, "Uzun Sıcak Yaz"ın sadece başlangıcı olacaktı. "Sevgi Yazı"
sona erdiğinde binlerce hippi San Francisco'dan ayrıldı ve farklı yerlere
dağılarak gittikleri her yere alternatif yerleşim yerleri kurarak siyasal ve
sosyal eşitlik içerisinde komün yaşam sürmeye başladı. 1970'lerin başında
750.000 kişi, 10.000'in üzerinde komünde yaşamaya başlamıştı. Çervesel
etkinliklerde, hippiler ayrıca Greenpeace(Yeşilbarış), Earth First! (Önce
Dünya!), Friends of the Earth (Dünya Dostları) gibi organizasyonlar kurdular
ve bunları devam ettirdiler.
"Zorunlu askerliğe
hayır"
21-22 Ekim 1967'de 35.000
savaş karşıtı Pentagon'da toplandı. Göz yaşartıcı gazlarla geri
püskürtülmeye çalışıldılar. Göstericiler Pentagon'un önünde, yüzlerce
askerin önünde oturma eylemi yaptılar. Aralık 1967'de "Zorunlu askerliği
durdurun" (Stop the Draft) hareketi düzenlendi. 40 ayrı savaş karşıtı grup
bu harekete katıldı, ve ülke çapında protestolar düzenlendi. 5 Aralık
1967'de 1000 savaş karşıtı New York memur merkezini kapamaya çalıştı.
İçlerinde Allen Ginsberg ve Dr. Benjamin Spock'ın da bulunduğu 585 kişi
tutuklandı.
7 Temmuz 1967'de Time
dergisi, "Hippiler: Felsefe ve Altkültürleri" adlı bir makale yayınladı.
Makalede şunlara yer verilmişti: "Kendine ait olanı yap, nerede ve ne
zaman istersen. Her şeyi bırak, terk et. Bildiğin toplumu terk et.
Ulaşabildiğin her insanın zihnini değiştir." Skip Stone, bu konu
hakkında kendi ideaları için şöyle diyor: "Özgürlük, bu sistemdeki en
hakiki erdemdir. Akış seni nereye götürürse oraya git, ve yeni deneyimlere
açık ol. Bu, kişisel büyümeyi en üst seviyeye yükseltir."
Tüm bu hippi dalgalanması
boyunca Kadın Özgürlüğü hareketi de kendini gösterdi. Kadınlar, savaş
karşıtı hareketlerde en ön sıralarda yer almaya
başladılar. Düzenlenen organizasyonlarda yer aldı ve para sağladılar,
yürüdüler, şarkılar söyledi ve diğer herkes gibi tutuklandılar. 1969
başladığında, tüm Amerika'da öğrenciler kampüslere yerleşti ve isteklerini
dile getirmeye başladılar. Her yerde şiddet baş göstermişti ve Amerika, o
zamana kadar Kuzey Vietnam üzerine yaptıkları en büyük bombalamayı tarihe
kazıdılar.
Eşcinsel Özgürlük Hareketi
New York'ta Greenwich
Kasabası'nda bir eşcinsel bar polis tarafından raid edildi. Bu olay, "The
Stonewall Uprising" direnişine yol açarak 2000 kişinin 400 polisle
savaşmasına neden oldu, ve böylece "Eşcinsel Özgürlük Hareketi" başlamış
oldu. 15 Ekim 1969'da, birinci Vietnam Moratorium süresince milyonlarca
insan Amerika sokaklarında barışı savundu. Bir ay sonra ise 500.000 kişi,
Washington DC'ye yürüyerek Amerika tarihindeki en büyük savaş karşıtı
olayını gerçekleştirdiler. Bu yürüyüşte bulunan bazı konuşmacılar ise
şöyleydi: Eugene McCarthy, George McGovern, Coretta King, Dick Gregory ve
Leonard Bernstein. Tüm ülkede üniversite öğrencilerinin protesto gösterileri
devam ederken, 1970 geldiğinde hiç de beklenmeyen bir olay gerçekleşecekti:
Kent Eyalet Üniversitesi öğrencilerinden 13'ü vurulmuş, 4'ü ise yaşamını
yitirmişti. Bu olay, tüm dünyada yankı bulmuş ve herkesi şoke etmişti.
Çiçek
çocuklar değişimi yarattılar
Evet, çiçek çocuklar
muhteşem bir idealle yola çıkmışlardı. Dünya barışı ile BİRLİK düşüncesini
bir araya getirmiş, yaşamlarını bu düşünceleri doğrultusunda değiştirmekle
kalmamış, bunu dünyanın her yerine yayma kararını almışlardı. Çok şeyi
değiştirdi, binlerce insanı etkilediler. "Tohumları" teker teker sabırla
ektiler her karış toprağa. Belki görünürde baki olamadı, lakin örnek teşkil
edecek mükemmel bir değişim sergilediler bizler için. Onlar, insanın özüne
inebilmek için kadim uygarlıkların öğretilerini temel aldırlar, her şeyi
terk ettiler. Zaman içerisinde kendi içlerinde de değiştiler, farklı
yansımaları oldu belki; ancak şu bir gerçek ki, muazzam bir toplumsal
dalgalanma yarattılar kısa süre içerisinde. Ve bu dalga, dünya üzerindeki
her insana ulaştı; hala daha etkileri yaşanmakta.
Onlar korkuyu reddetti,
maddeyi reddetti, savaşı reddetti, toplumu reddetti; onlar sevgiyi
kabullendi, barışı kabullendi ve kainatın düzenini kabullendiler. Eksikleri
var mıydı, elbette ki hayır! Evet, ebeveynlerimden hep şu sözleri duyuyorum:
"Onlar ellerindeki değerleri dejenere ettiler ve kendi hazları için boşa
kullandılar."; lakin her şey olması gerektiği gibi süregeldi ve bizlere yol
açan varlıklar olarak dünyanın tarihinde yer aldılar. Saf sevgiyi aşılayarak
üzerlerine düşeni en güzel şekilde yerine getirdiler.
Şu anda olmakta olanlar
da pek farklı değil; ve bir o kadar da farklı. Enerji, aynı titreşimleri
barındırıyor: barış ve sevgiyi tüm dünyada oluşturmak. Farklı olan ise şu:
terk edişeler yine olagelmekte, lakin artık maddeden
bağımsız yaşamak vakti değildir kanımca; zira BİR olmak, madde ve ruhu bir
araya getirmek olmalı. Ancak somut ve soyut diye tabirlendirdiklerimizi, ruh
ve bedeni bir tutarsak kâinatın sırrına erişebiliriz ve birleşmek, tüm
değerleri kabul ederek, reddedişlerin değerini idrak ederek ve kâinattaki
"gerçek ve mutlak" yerimizi fark ederek mümkündür. "Değişim"... İşte şimdi
gerçekten anlayacağımız ve yaşamlarımızı yaşanır kılacak olan yegâne
kabulleniş budur.
Jimi Hendrix'in dediği
gibi: "Sevginin gücü, gücün sevgisini alt ettiğinde dünya barışı
bilecektir." Şu anda etkin olan güçler, değişmeye ve yerlerini sevginin
gücüne bırakmaya mahkûmdurlar. Ne zaman ki her bir atomumuzda sevgiyi
titreştiririz, işte o vakit özgürlüğümüz mümkün kılınmış olur. Ve şu da
aşikârdır ki, ola gelen ve değişim potansiyeli olan her bir olgu sadece
bizlerin elindedir; işte şu anda dünya gezegenine doğan her bir varlığın
idrak etmekte olduğu mutlak hakikat de budur.
Değişim, düşünce ve
inançla gelir, ki 60'larda tohumları ekilen niyetler de bu şekilde
oluşmuştur. Şu an ortalama 20'li yaşlarında olan her varlığın hücresel
yapısına işlenmiş olan "çiçek çocuk" enerjisi ile aktifleşmeye başlayan bir
dalga mevcuttur; ve bu dalga, 60'lar kuşağının düşlediği, bizlere miras
bıraktığı saf sevgi düşüncesini gerçek kılacak olan en büyük güçtür. Bu
gücün etkinleşmesine mani olacak tek şey, kişinin kendisi, yani
korkularıdır; ancak Bertrand Russell'ın da dediği gibi: "Korkuyu yenmek,
bilgeliğin başlangıcıdır." Bilgelik ise, sevgiyi deneyimlemek ve BİR
olmaktır. Hippiler ölmedi, onlar sadece dinlenceye geçti ve dünyanın bu
değişim sürecine tanık olmak amacıyla bir adım geriden bizleri izlemeyi
seçtiler. Şu anda, burada
değişimi yaratmak amacıyla dünyaya gelmeyi seçmiş
milyonlarca varlık var, ve bu değişim artık kaçınılmazdır. Zaman, gerçek
tanrıyı keşfetme zamanıdır; yani özgürlüğümüzü yaşama ve sevgiyi özümseme
zamanı.
"Dünya mistik bir devinime hazırdır, içlerdeki Tanrı'yı
keşfetmeye..."
~George Harrison~
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce
Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor,
araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni
deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına
inanıyor. Detaylı Bilgi
|