|
Haber: Didem
Çivici
Çevre Haberleri, İstanbul
Düşmeyen Gündem Küresel
Isınma
Son
iki aydır hızlanan haberlerle birlikte gündemimize taşıdığımız "İklim
Değişikliği ve Küresel Isınma" konusunu her ay dergimizin içeriğinde görmeye
devam edeceksiniz.
Bireylerin daima
gözü önünde bulunması gereken ve her birimizi yakından ilgilendiren bu
değişimleri, İndigo Dergisi olarak gündemimizden çıkarmama ve kimseye
unutturmama kararı aldık.

Her geçen gün çok
daha farklı senaryoların sunulması artık bizleri şaşırtmıyor. Bu
değişikliklerin geçtiğimiz Mart Ayı boyunca gündemde yer alması ile
oluşturduğumuz "İndigo Dergisi Raporu"nda bu ay da maalesef pek iyimser
haberlere yer veremiyoruz. Lakin haberimizin sonunda da ayrıntıları ile
ileteceğimiz "Live Earth", sanıyoruz ki tepkilerimizi
biraz olsun dile getirecek bir nitelik taşıyor.
Uluslararası Kutup Yılı
Geçtiğimiz ay
yayınlanan haberlere göz attığımda, daha öncekileri aratmamakla birlikte,
artık son raddelerini deneyimlemekte olan gezegenimize dair atıflarda
bulunan "yüksek makam" yetkililerimizin halka beyan ettikleri bilgilere
şöyle bir değinmek istiyorum:
Göze çarpanlar
arasında, kutuplar için kararlar almak adına Paris'te toplanan binlerce
bilim adamının "Uluslararası Kutup Yılı"nı duyurması vardı. Son 50
yılın bu en büyük bilimsel araştırmasına 50.000 araştırmacı katıldı. Kuzey
ve Güney Kutupları'nı kapsayan bu araştırmada 228 projenin yer aldığı, ve bu
projelerin 2 yıl süreceği belirtildi. 1.5 milyar dolar tutacağı belirlenen
araştırma üzerine, BM tarafından da desteklenen Uluslararası Kutup Yılı
programı Başkanı David Carlson da yorumda bulundu. Artık çok daha fazla
dikkat çekilmesi gerektiğini söyleyen Carlson'ın sözlerinin yanısıra, Dünya
Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Michel Jarraud da, bu programın
gezegenimizin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ekledi.
Buzullar eriyor, okyanuslar ısınıyor
Araştırmalara
göre, son 20 yılda sıcaklık artışının en yüksek olduğu bölgelerin başını
Alaska, Sibirya ve Antarktika çekiyor. Ayrıca, Kuzey Kutbu'ndaki sıcaklık
artışının, son 100 yılın ortalama artışının 2 katı olduğu da bilgiler
arasında. Ocak'ta yapılan Hükümetlerarası iklim Değişikliği Paneli'nde
açıklanan bir gerçek ise şu şekilde: Buzullardaki kutupların hepsinin
çökmesi durumunda, okyanus seviyesinde 77 metre kadar bir yükselme yaşanması
ile karşı karşıyayız. Tamamlamak üzere olduğumuz kış mevsimi boyunca
Tokyo'ya hiç kar düşmediğinin ve bu durumun, meteoroloji kayıtlarının
tutulmaya başlandığı 1876 senesinden, yani 131 yıldan beri bir ilk
olduğunun da tarihe geçmesi gibi bilim adamlarını şaşırtan bir olayın
ardından, bu felaket senaryosu da kaçınılmaz görünüyor.
Bu rapordan çıkan
başka bir sonuç da, 1961 yılından beri yapılan gözlemlerin, küresel
okyanusların ortalama sıcaklığının en az 3000 metre derinliğe kadar
arttığını ve okyanusların iklim sistemine verilen ısı enerjisinin %80'inden
fazlasını emdiğini göstermesiydi. Okyanuslardaki bu ısınma deniz suyunun
genleşmesine neden olarak, deniz seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır.
Ayrıca hazırlanan bu taslak raporda altı çizilen bir başka hakikat ise 20
yıl içerisinde yüz milyonlarca kişinin susuz kalacağı.
Büyük sel felaketleri
Nisan ayı
içerisinde Brüksel'de yapılacak olan toplantı öncesinde hazırlanan raporda,
ısı ve deniz seviyesi artışları nedeniyle kıyılarda oluşması beklenen
sellerden ötürü her yıl milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda
kalacak. Bu sellere karşın susuzluğun da 20 yıl içerisinde Afrika ve Latin
ülkelerindeki milyonlarca kişiyi etkileyeceği tahmin ediliyor. Bu sayı 2050
yılından itibaren 1 milyar; 2080'de ise 1.1-3.2 milyar arasında. Doğrudan
ilişkili olarak ortaya çıkacak olan kıtlık sonucunda, 2080 yılında 200-600
milyon kişinin açlık çekeceği; ve sellerin ise 100 milyon kişiyi
etkileyeceği sanılıyor. Lakin burada durup düşünülmesi gereken, bu verilere
dayanarak çıkarılan sonuçların temel alındığı ortamın korunması durumunda
böylesi bir değişimle karşılaşılabilecek olunması. Zira, özellikle son iki
sene içerisinde, şimdiye kadar belirtilmiş olan tüm o olasılıklar ters tepti
ve "hiç tahmin edilmeyen"(!) geri dönüşümlerle karşılaşmaya başladık!
NASA:
"Deniz
seviyesindeki artış ve buzullardaki erime sanıldığından çok daha hızlı"
YANDAKİ
FOTOĞRAF:
SALİH GÜLER, THE RISING STAR National Geographic ve Nikon'un ortak
düzenlediği "Küresel Isınma" konulu uluslararası fotoğraf yarışmasında
birinci oldu.
Dağ buzulları ve
kar örtüsünün ortalamasında her iki yarımkürede de azalmaların belirlenmesi,
ve buzullar ve şapkalarındaki azalmaların deniz seviyesi yükselmesine neden
olduğu da elbette ki aşikar şekilde gözlemlenen bir gerçek oldu. Bilim
adamlarının açıklamalarına göre, deniz seviyesindeki artış ve buzullardaki
erime sanıldığından çok daha hızlı. NASA Okyanus Bilimi Bölümü Başkanı Eric
Lindstorm'un uydu verilerine dayanarak Reuters'a yaptığı açıklamaya göre,
buzullardaki erime ve deniz suyu seviyesinin yükselmesi "daha da
hızlanacak".
Göz önünde olan
ve bizlere sağlam mesajlar veren Afrika'nın en yüksek dağı Kilimanjaro da
çığlıklarını duyurmaya çalışanlardan. Ohio Üniversitesi'nden Lünnie Thomson,
Kilimanjaro'ya yaptığı son araştırma gezisinde, erime sürecinin daha da
hızlandığını fark etti. Dünya genelinde meydana gelen erimeler hızlanırken,
her yerden gelen erime haberleri de gündemlere taşınır oldu. 19. yy
ortalarından beri %20 ile 30 arasında erimenin gerçekleştiği Alpler için buz
kaybı beklenilenin çok çok üzerinde oldu örneğin. 2004 senesindeki buz
kaybı, 2025 yılı için beklenilen orana ulaştı; ki bu sonuç, şu anda
olagelen ısınma ve değişikliğin, tüm o söylenilen ya da beyan edilen
verilerle paralel doğrultuda işlemediğinin de bir kanıtı diye düşünüyorum.
Yüksek dağların zirveleri git gide yok olmakta. Doğu Himalayalar'da
yaklaşık 2000 buzul yok oldu. Kilimanjaro için düşünürsek, 1912
senesinden 2000'e kadarki süreçte %80 buz tabakası kaybı olduğu da yüzümüze
vurulan gerçeklerden biri. Bilim adamları, bu son verilere dayanarak
yaptıkları hesaplamaların sonucunda tek bir cümle kuruyorlar: Küresel
ısınma yüzünden Kilimanjaro'nun zirvesindeki buzullar, 2015 yılından önce
tamamen yok olacak. Araştırma ve ölçümler gösteriyor ki, 1962 ve 2002
yılları arasında Kilimanjaro'daki buz tabakasının kalınlığı, bazı bölgelerde
17 metre kadar azaldı. Volkan'ın üç ana zirvesinden biri olan Kibo'da artık
hiç buz yok; ki burada şoke eden ve biraz (!) da düşündürmesi gereken bir
durumda şu: Böyle bir durum 11.000 yıl içinde hiç yaşanmamıştı!
Beklenenden daha da hızlı
1995-2006 arası
12 yıldan 11'i, 1850'den beri yapılmakta olan aletli küresel yüzey sıcaklığı
ölçüm kayıtlarında en sıcak 12 yılın arasında yer aldı. Bu yüzden,
güncellenen 100 yıllık (1906-2005) doğrusal eğilimin büyüklüğü, 0.74
dereceye ulaştı. Bu değer, Paris'teki İklim Değişikliği Paneli 3.
Değerlendirme Raporu'nda 1901-2000 dönemi için 0.6 derece olarak hesaplanan
doğrusal ısınma eğiliminden daha büyük. Doğrusal ısınma eğilimi, geçtiğimiz
50 yıllık dönemde, 100 yıllık dönemin yaklaşık 2 katı (0.13/10 yıl).
Peki, bu
değişimlerin sonucunda yaşanacakları düşündüğümüzde, bize açıklamalar yapan
yetkililerin beyanatları ne yönde?
Mart
ayında
açıklama yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, bu ısınmanın ve
getirilerinin, tüm dünyaya "Savaş kadar" zarar verdiğini söyledi.
"Savaş kadar" sözlerini geçiyoruz, bu değişimlerin gelecek dönemde "savaşa
neden" olacakları da kati gibi görünmekte. ABD'nin bu mücadelede öncü olması
gerektiğini de sözlerine ekleyen Ban, bu değişime en az etkide bulunan
Afrika ve küçük ada ülkelerindeki yoksul halkın, en fazla etkiye maruz
kalacaklarını açıkladı. Buradan çıkarılan şu ki; en az katkı, en çok zarar
alımı. Kyoto Protokolü üzerine de yorum yapan Ban, 2012'de bitecek olan bu
protokolün yerini daha etkili bir sistemin alması gerektiğini söyledi.
Ayrıca Haziran'da Gerçekleşecek olan G8 toplantısında da küresel ısınma
sorununun masaya yatırılacağını da sözlerine ekledi.
Dünya liderleri tehlikelerin farkında değil!
Ya AB'nin bu
ısınma karşıtı savaşında aldığı yeni kararlar? Brüksel'de bir araya gelen AB
devlet ve hükümet başkanları, karbondioksitin 2020'ye kadar en az % 20
azaltılması gerektiğini açıkladılar. Bio-yakıt ve yenilenebilir enerjiyi
zorunlu kılan liderler, küresel ısınma savaşında olan ülkelerin nükleer
enerji kullanımını da serbest bıraktı! Angela Marker'ın "çok azimli
hedefler" olarak ele aldığı bu kararlarda yer alan nükleer enerji kullanımı
gibi çevre ile çelişen bir kavramın nasıl olup da gündeme getirildiği de
kafa karıştıran cinsten sanırım.
14 Mart'ta da
İngiltere'de iklim değişikliği karşısında durarak bir tasarı parlamentoya
sunuldu. Bu tasarı, 2050 yılına kadar(!) karbon emisyonlarının %60 oranında
azaltılmasını öngörmekte. Anlaşılan o ki, Blair isminden söz ettirerek
görevi bırakmaya hazırlanıyor. Yetkili kişilerimizin hala politik çıkarları
ya da anılmaları(!) doğrultusunda bir şeyler yapma(!) çalışmaları takdire
şayan gerçekten de! Hal böyle olunca, Çevre ve Orman Bakanlığımızın,
İngiltere'nin kararı ile aynı zamanda yaptığı açıklamaya değinmeden olmaz
sanırım. Çok sevgili bakanlığımız, Kyoto Protokolü'ne imza atılması ve bunun
gerekliliklerinin yerine getirilmesi halinde, Türk ekonomisinin finansman
açısından ciddi bir şekilde etkileyeceğini bildirmesi, ve bu konunun her
açıdan(!) ele alınması gerektiğini açıklaması bizi yeterince bilgilendirdi!
07.07.07
Tüm bu tartışma ve
çelişkilere(!) karşı "Dur!" diyecek olan ve dünya çapında eyleme geçecek
olan bir etkinlik ise, önümüzdeki yaz gerçekleşecek.
Bundan 22 yıl
önce Etiyopya'daki açlığın önüne geçmek ve bunun için para toplamak amacıyla
bir araya gelen binlerce insan Londra Stadyumu ve ABD Philadelphia'daki JFK
Stadyumu'nu hıncahınç doldurmuştu. Bob Geldof'un atılımı ile gerçekleşen bu
organizasyon sonunda elde edilen sadece para ile sınırlı kalmadı elbette ki;
aynı zamanda tüm dünyadaki insanların da dikkatlerini toplayan bir eyleme
dönüştü. İkincisi 2005 yılında, G8 liderlerine baskı uygulayarak kendilerini
halkın sesi haline getiren sanatçıların katkısı ile, dünyanın 10 şehrinde
yine binlerce insan, eylemleriyle meydanlara döküldü ve bu liderlerin Afrika
ve yoksul ülkelere yardımlarını arttırmaları ve borçlarını silmeleri için
şarkılar söylediler.
Bu sene ise,
enerjisinin bizler için de bambaşka bir şeyi temsil eden 07.07.07 tarihinde,
şimdiye kadar yapılmamış bir eylem daha tarihe geçiriliyor! Daha
öncekilerden farklı olarak, "bölgesel" amaçlar doğrultusunda değil, şimdi
"tüm gezegen için" birleşiliyor! "Live Earth" adı altında, "Dünya için
S.O.S! -Save Our Selves!" -Kendimizi Kurtaralım!- projesi, global ısınma
ve iklim krizine karşı bir savaşın önde ilerleyenlerini bir araya getirmeye
hazırlanıyor!
Organizasyon
mimarlarının başında Cameron Diaz, Live 8 organizatörlerinden Kevin Wall,
Pharrel Williams, Mana ve Al Gore var. Ana sponsorluğunu Microsoft Net
(MSN)'in yapacağı programda, 7 Temmuz günü 24 saat boyunca konserler
verileceği açıklandı. 7 kıtada; Şangay, Sidney, Johannesburg, Londra, Kyoto
ve Rio de Janerio'da gerçekleşecek olan konserlerin ABD'de nerede yapılacağı
daha kararlaştırılmadı. Bu etkinlikler kapsamında konser verecek olan
sanatçılar ise şimdilik şöyle:
Pharrel, Red Hot
Chili Peppers, Foo Fighters, Snoop Dogg, Lenny Kravitz, Bon Jovi, Sherly
Crow, AFI, Melissa Etheridge, John Mayer, Damien Rice, Duran Duran, Snow
Patrol, John Legend, Black Eyed Peas, Akon, Enrique Iglesias, Fall Out Boy,
Mana, Keane, Kelly Klarkson, Korn, Faith Hill ve Bloc Party. Tabi ki de
bunların dışında daha pek çok sanatçının da konserlerde olması bekleniyor.
Ayrıca projenin, bilim adamları, sanatçılar, politikacılar ve işadamları
tarafından da destekleneceği umuluyor.
Konserlerle
ilgili detay ve Live Earth ile ilgili bilgi için:
http://liveearth.msn.com
http://liveearth.org
Kaynak:
Cumhuriyet Gazetesi- Bilim Teknik eki
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve
Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve
latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor.
Detaylı Bilgi
|