Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Haber ve Röportaj: Didem Çivici

"8 Kadın" ile 8 Mart Kutlaması

Perdelerini 9 Kasım'da Sabancı Gösteri Merkezi'nde açtılar. Ardından 2. oyunlarını 13 Aralık'ta Orhanlı Kültür Merkezi'nde sahneye koyan Sabancı Üniversitesi Tiyatro KulübüıÜ SUO’nun 8 bayan oyuncusu, “kadın” temalı oyunlarını, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde tekrardan SGM'de ücretsiz olarak sahneye koyacak.

1950’li yıllar Fransa. Karlarla kaplı tenha bir bölgede bulunan malikanede varlıklı bir aile Noel’i kutlamak üzeretoplanmıştır. Fakat kutlamalar gerçekleşemeyecektir; ailenin sevilen reisi öldürülmüştür! Katil, evde bulunan veöldürülen adamın hayatındaki en yakın sekiz kadından başkası olamaz. Acaba katil güçlü karakterli karısı mıdır? Yoksa evde kalmış görümcesi mi? Cimri kayınvalidesi? Belki de saygısız hizmetçi veya sadık yardımcıları? Veya sevimli iki genç kızından biri? Kurbanın kız kardeşinin sürpriz bir biçimde ziyareti, kendi aralarında başlattıkları soruşturmayı, sinir krizleri ve çekişme ile dolu bir güne dönüştürür.

Yavaş yavaş ortaya çıkan aile sırları, komik durumlara tuz biber olmaktadır. Baştan çıkarma ihanetle dans etmektedir. Kadın ruhunun gizemi ortaya çıkmaktadır.Sekiz kadın. Hepsi şüpheli. Hepsinin bir nedeni var. Hepsinin bir sırrı var. Sekiz kadın. Güzel, vahşi, akıllı, hassasve tehlikeli... İçlerinden bir tanesi suçlu. Acaba hangisi? Robert Thomas tarafından kaleme alınan, pek çok tiyatro tarafından sahnelenen, kara mizah ve polisiye temelli bu tiyatro eseri bu kez de Sabancı Üniversitesi Tiyatro Kulübü Oyuncuları tarafından sahneleniyor. Sibel Karadağ tarafından başlatılan bu projede Hülya Demir, Doğa Tuğçe İslam, Sinemis Temel, Esin Uyar, Meryem Kösehasanoğulları, Ceylan Alemdar ve Işın Hazal Açıkgöz rol alıyor.

"8 Kadın" oyununu, Mamy rolünü üstlenen, Sabancı Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Doğa Tuğçe İslam ile konuştuk.

Röportaj: Didem Çivici


Didem: Merhaba Tuğçeciğim.

Tuğçe: Merhaba.

Didem: Öncelikle oyununuz hakkında genel bir bigli verebilir misin bize?

Tuğçe: Oyun, 1950 Fransa'sında, görkemli bir malikanede aile reisi ve evin tek erkeği Marcel’in odasında ölü olarak bulunmasıyla başlıyor. Katil ancak evde bulunan ve kurbanın hayatındaki en yakın sekiz kadından biri olabilir. Bu 8 kadının teker teker her birinin kendilerine özgü sırları ve nedenleri var. Peki ama katil hangisi?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sahnelenecek “kadın” temalı oyunu Sabancı Üniversitesi Su Oyuncuları’nın bünyesideki bir grup bayan oyuncu, ücretsiz olarak sahneleyecek.

Didem: Hepiniz öğrenci misiniz?

Tuğçe: Evet, hepimiz Sabancı Üniversitesi öğrencisiyiz.

Didem: Peki, oyuna başlama kararını nasıl aldınız? Nasıl, nereden çıktı bu oyunu sahnelemek?

Tuğçe: Geçen sene başında her sene olduğu gibi SUO, yani Sabancı Üniversitesi oyuncuları olarak oyunculuk çalışmalarımıza ve oyun üzerine provalarımıza başladık. Ardından daha önceki senelerde olduğu gibi, eğitmenimizle tüm yıl yapılan çalışmalar sonucu sene sonunda bir oyun çıkarma geleneğimize gelen alternatif yaklaşımla ertesi senenin başında perdesini açacak olan yeni bir oyun fikri ortaya çıktı. Böylelikle hem her iki dönemde de etkinlik sergileyerek kulübümüzün verimliliğini arttırırmış, hem de öte yandan okulumuzda bir ilk gerçekleştirerek hiç bir eğitmen ya da danışman olmaksızın kendi içimizde ürettiklerimizle, biraz daha kendi yağımızda kavrularak farklı bazı deneyimlere de yelken açmış olacaktık. İşte bu fikirde yoğunlaşan Sibel ile Hülya gelip benimle konuştular.

Ben de bu anlayışı paylaştığımı ve böyle bir projede yer almaktan son derece mutlu olacağımı söyledim çünkü kendi adıma tiyatro konusunda yeni ihtiyaçlarım doğmuştu. Ve Sibel ve Hülya ile paylaştığımız bakış açısının bu gereksinimlere uyacak ve beni doyuracak bir proje doğuracağına çok inandım. Ardından Sibel'in daha önce lisede dahil olduğu bir proje olması itibariyle "8 kadın" oyunu fikri çıktı ve metnini daha önceden tanıyıp sevdiğimiz bu oyundaki deneyimini bize yönetmen olarak yansıtabileceğini düşündük.

Didem: Harika. Sonra?

Tuğçe: Böylece oyuncu seçimi arayışına çıktık. Hemen toplulukta arayışlara çıktık ancak SUO'nun her seneki işleyişinde olan sene sonu oyunu olarak seçilmiş olan "Midas'ın Kulakları" oyunun çalışmaları bir yandan devam etmekteydi. Öyle olunca çoğu kişi ikinci bir projeye evet diyemiyordu. Zira okulumuzdaki ders yoğunluğu, bir oyun için bile yeterinden az zaman tanıyor. Oyunculuk çalışmalarının ardından senelik oyuna yoğunlaşıldığı bir dönemde çıktı bu 2. proje. Aramıza Ceylan, Esin, Beril ve Tuğçe kulüp içindeki o seçmeler sırasında katıldı. Ancak hala bir oyuncu eksiğimiz vardı. Her şeye rağmen provalara başladık. Derken bir süre sonra Beril ve Tuğçe çeşitli sebeplerden oyundan ayrılmak zorunda kaldılar. Fakat topluluğumuza baktığımızda aradığımız rollere uygun oyuncuları SUO’nun vakit ayırabilen oyuncularının arasında bulamadık.

Biz de mecburen tiyatro kulübü dışındaki arkadaşlarımıza bir seçme yaparak kast eksiğimizi tamamlamak zorunda kaldık. Bu seçmeler esnasında da Işın ve Sinemis aramıza katıldı. Derken kast tekrar tekrar yapıldı durdu. Rollere karar veremiyorduk giren çıkan oyunculardan ötürü ve hala Chanel rolüne uygun bir oyuncu bulamamıştık. Bir yandan da sürekli vakit geçiyor ve biz bir aldığımız her provadan sonra ya kastı değiştirmek ya da eksik oyuncu sebeplerinden yepyeni düzenlemeler yapıp herşeye yeni baştan başlıyorduk. Üstelik oyuncu konusunda olduğu gibi sahne arkasında ve dışında bize destek olacak teknik ekibe katabileceğimiz kişileri bulmakta da zorluk yaşıyorduk. Dolayısıyla henüz bir reji asistanımız bile yoktu.

Bu arada yönetmenimiz Sibel aynı zamanda oyuncularımızdan biri olduğundan oluşturduğumuz rejileri o da kaydedemiyordu. Bu nedenle bir kere yapılan reji bir daha hatırlanamıyordu. Derken bir şekilde Chanel rolünde aramıza Ebru diye bir arkadaşımız katıldı ve tam kast sonunda tamamlandı diye sevinirken sene bitti. Yaz tatili dönüşünde Ebru’nun da staj sebebiyle gruptan ayrılması gerektiğini öğrendik ve tesadüfen son dakikada Meryem diye bir arkadaşımız oyuna girdi ve kast şu anki halini aldı. Meryem, Işın ve Sinemis’in tamamen ilk tiyatro deneyimleriydi. Kast pek çok kere değişti ve 8 kişilik kadroda ben belki de en istemediğim rol olan Mamy karakterini oynamakla yükümlü buldum.

Didem: Neden?

Tuğçe: Ben hiç yaşlı oynamamıştım daha önce ve belki de bu oyunda son oynamak istediğim roldü Mamy. Başta hiç yapamayacağım sanıyordum. Çok zorlanıyordum. Çünkü hiç gözlemlemediğim bir karakterdi ve sahnede ve provalarda en konsantre olması gereken kişi bence Mamy’yi oynayan kişiydi. Sadece replik söylemek ya da cevaben oynamak değildi yapmam gereken sürekli bir yaşlı bedenine, sesine, hareketine de sahip hakim olmam gerekiyordu. Zaten pek fazla iki üst jenerasyonumla vakit geçirmediğim için gözlemim de yoktu dediğim gibi.

Didem: Peki bu değişimi nasıl gerçekleştirdin? Gerçekten zor olmuş olmalı senin için.

Tuğçe: Bir şekilde yaşlı beden ve sesini oturturken duygu değişimlerinde bunları ve yaşlılığımı korumayı öğrendim ve karakterim yavaş yavaş çıkmaya başladı. Ki benim karakterim çok repliği olan bir karakter de değil ama sürekli sahnede. Bu yüzden tekerlekli sandalyesinde çoğu sahneye tanık olmaktayken küçük oyunlarla detaylarla bezemek gerekti. Başta hiç haz etmediğim halde zamanla belki de o sahnedeki en eğlenceli karakter olduğuna karar verdim, çünkü çok özgürdüm. Tabi Sibel ve Hülya'nın ve geriye kalan 5 kadınımızın da çok yardımı oldu oyunlarımı kurmamda.

Didem: Sahneden söz edelim. Derslerle birlikte zor olmadı sanıyorum. Sosyalleşmeye yeterince zaman ayırdınız sanıyorum. Bir de senin sahne duyguları; senin rolün ve getirdikleri, yaşamına kattıkları neler oldu?

Tuğçe: Benim rolüm genel olarak evin alkolik, paragöz, dedikoducu, hastalık hastası ve entrikacı anneannesi. Bu karakteri yaratırken bi şekilde sabır, konsantrasyon ve kontrol konusunda çalıştım. Ayrıca yaratıcılığıma da çok katkıda bulundu. Ama artık Mamy o kadar benimle yaşıyordu ki günlük konuşmalarım da sanki yaşlıymışım gibi yavaş ve Mamy gibi huysuz olmaya başlamıştı. Oturup kalkarken konuşurken bile surat çizgilerim yerlerini alıyordu; ya da her hareketim sözüm yavaştı. Sahne hislerine gelince. Bu proje çıkış aşamasından kasta, dekorundan sesine, zorluklarından keyfine, göz yaşlarıyla dolu sinir krizlerinden içten kahkahalarımıza kadar o kadar hayatımız olmuştu ki... Her nefesimizi o kadar 8 kadınla alır olmuştuk ki... Sahneye çıktığımızda hiç birimizin hele ki üçümüzün sadece kendi repliklerimiz ya da hareketlerimize odaklanması gibi bi durum söz konusu değildi. Çünkü koltuk kılıflarından kostümlere, oyundaki her replikten her rejiye, her dramatürjiye kadar herşeyde hepimizin az çok emeği vardı. Ve hepimiz, herşeyi ve sekizimizi (tabii ki ses ve ışıktaki reji ve dekordaki arkadaşlarımızı da unutmamak gerek) o kadar benimsemiştik ki sahnede herkesin her davranışında ayrı bi kalp atışı yaşıyorduk. Emeğimiz o kadar fazlaydı ki her geçen gün beklentimiz de o kadar artmıştı. Stresimiz de tabii. Ben şahsen belki ilk sahneye çıkışımda bile, 9 Kasım'da o sahnede titrediğim kadar titrememişimdir.

Didem: Peki okulu etkiledi mi? Dersler, vs..

Tuğçe: Kastımızdan tut yeni oyuncu bulamayışımıza, hepsi farklı bölüm ve sınıftan insanlara uygun ortak saatler bulamayışımıza, tiyatroya bu kadar zaman ayırmamız gerektiğinden çoğumuzun ders notlarının düşmesine kadar bir sürü şeye sebep oldu derslerin yoğunluğu. Bu yüzden az sinir krizi geçirmedik. Fakat tüm bu sorunlar karşısında, dekor yapımından prova ve sahneleme için SGM’yi kullanmamıza kadar her konuda bize maddi manevi destek veren, bize güvenen ve inanan Sabancı Üniversitesi çalışanlarının da yardımıyla her zorluğun bir şekilde üstesinden geldik. Ve ne o ilk oyundan sonra ikinci performansımız için buluştuğumuzda, ne de şimdi bir üçüncüsüne hazırlanırken herhangi bi motivasyon eksikliğimiz var. Hepimiz 3. oyun için tekrar toplanmaktan son derece mutluyuz ve heyecanlıyız. Ve umuyoruz ki her şeye, bunca zorluğa, hepimizin birbirinden ayrı hayatlarına rağmen kesişmeyi başardığımız bu oyunun, bu hayatın, son gösteriminde de en az bu ilk üçü kadar sevelim yaptığımızı.

Didem: Kadro içi dayanışmanız ve birlikteliğiniz nasıl? Oyunlarda ön plana çıkan en önemli faktör dayanışma ve birliktelik olur hep...

Tuğçe: Hepimiz o kadar tek vücut olmuştuk ki, diyorum ya her replikten her harekete her şeyi hepimiz yaşadık bir bütün olarak. Ve hepimizin tek bi kalp atışı oldu. Sanırım en güzeli bunu hissetmekti.

Didem: Gelecek için planlarınız var mı?

Tuğçe: Bildiğiniz gibi şimdiye kadar sadece bir kez okulumuzda SGM sahnesinde, bir kez de Orhanlı Kültür Merkezi’nde oynadık ve her ikisi de bizim için çok güzel ve özel deneyimlerdi zira ikisinde de çok güzel ağırlamdık ve çok güzel tepkiler aldık. Bu yüzden bundan sonrası için olabildiğince çok kişiyle ve olabildiğince çok yerde paylaşmak istiyoruz oyunumuzu. Bunun için de önümüzdeki ilk adımımız ve planımız, Dünya Kadınlar Günü'nde, 8 Kadın'ın oyundaki ve oyun dışındaki maceralarını, hayatlarını yaşamak ve paylaşmak üzere sahnede olmak. Sonrasında da şimdilik kesin olmamakla beraber planlarımız arasında, Kocaeli Üniversitesi, Çanakkale Üniversitesi, İstanbulda birçok üniversite, İzmir, Antalya ve Ankara'da bazı üniversitelere performansa gitmek var. Ama yoğun dersler ve okulların ve bizim uygun zamanlarımızın kesişememesi ya da üst üste binmesi gibi durumlardan bazılarını gerçekleştiremeyeceğiz belki. Yine de elimizden geldiğince çok yere gidip paylaşmak istiyoruz oyunumuzu ve fikir alışverişi yapak istiyoruz. Çünkü tiyatro çok farklı bir platform ve paylaşacak çok fazla bilgi, duygu oluyor.

Didem: Önümüzdeki dönemlerde başka oyun düşünüyor musunuz?

Tuğçe: Bu kadroyla sorarsan, zaten Hülya bu sene mezun oluyor. Ama onunla da 8 Kadın'ın geri kalanıyla da aynı projelerde yer almak çok isterim her zaman sanırım onlar da öyle. Şu an SUO'nun diğer oyunları haricinde bir planımız yok; zira küçük çaplı bir turne bizi bekliyor bu dönem. Bunun haricinde yeni oyun çıkaracak vakit kalmıyor çoğumuza.

Didem: Zamanını ayırdığın için teşekkürler Tuğçeciğim. Başarılar diliyorum yaşamında ve oyunlarında.

Tuğçe: Ben teşekkür ederim gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu. Oyunumuzla ilgilendiğiniz için ne mutlu bize. 8 Mart'ta SGM’de görüşmek üzere...


Sabancı Gösteri Merkezi Rezervasyon için: 0216 483 94 57


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Küresel Isınma Oyunu


Enerji Sorunu Perspektifinden


Özgürlük Yalnızca Bir Sözcük Olunca


Sevgili Kardeşim Hrant


Yeni Nesil Gençlerin İçsel Sorunları


Dünyanın Kalbine Vize


Pedofili Vakaları Hakkında Detaylı Bir Çalışma


Kök Hücre Araştırmalarında Yeni Gelişmeler


Sağlık Bakanlığı Kuş Gribi Önlemlerini Arttırdı


Çekim Yasası


İnternet 1 Numara!


AB Proje Uygulama Merkezleri


Mikro Krediden Makro Krediye


Haydi Kızlar "Hangi" Okula?


Silvan'da Kadına Sosyal Gelişim Kursu


Bilgiye Açılan Yol


Vejetaryenlik (2.Bölüm)


Benzetmeler

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Özge Gündem

Türkiye'de Opera Kültürü


M.Cem Batu

Sevgiliye Mektuplar-1


Didem Çivici

Gümüş Gözyaşları


Rüya Yüksel

Bir Yıl Daha Bitti


Didem Çivici

Onca Yoksulluk Varken


Asu Sanem Kaya

Meleklerin Sözü Var


Fırat Erdoğan

Yazmaya Dair 


Levent Altaş

Kozmik Ritim


Asu Sanem Kaya

Denemeler


Burcu Özgeçen

Korku Yolu Sevgi Yolu 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00