|
Haber:
Ekin Su
Eğitim Haberleri, İstanbul
Özel Öğrenme Güçlüğü
Disleksi
Ülkemizde Özel Öğrenme
Güçlüğü yaşayan çocuk sayısı oldukça fazla. Özel Öğrenme
Güçlüğü, eğitimciler ve aileler tarafından yeterince
bilinmediğinden bu özellikteki çocuklar, gerek okul içinde
gerekse aile ve çevre içinde pek çok zorlukla
karşılaşmaktadırlar.
Özel öğrenme güçlüğüne
geçmeden önce, Can Dündar’ın çocukluğunda yaşamış olduğu ve bu
konuyla birebir ilişkili olan kısa ve hoş bir yazısını sizinle
paylaşmak istiyorum.
********
“Her şey ben ilkokula
yazıldıktan sonra başladı. Bir akşam evde ders çalışırken
annemin bana tuhaf baktığını fark ettim. Yazdıklarımı dikkatle
inceledikten sonra mırıldandı. Az sonra elinde düz beyaz bir
kağıtla çıkageldi.
“Bir ağaç çiz” dedi, bana.
Çizdim. Önce köklerini, sonra
aşağıdan yukarıya doğru gövdesini ve daha sonra dallarını ve
yapraklarını... ben çizerken annem “Allah Allah” diye
söyleniyordu. Sonra kendisi bir tane çizdi. Önce kalın bir
gövde, sonra dallar ve yapraklar, en son kökler... Ne fark eder
ki?..
Sonra yazı yazdırdı. Yazdım.
Hemen yanına kendisi yazdı. Baktım B’leri, D’leri, N’leri
benimkilere benzemiyor. Onunkiler ters.
Sabah ayakkabılarımı
bağlarken (ben hala bağlayamıyordum)
- “Öğretmenin bu yazdıklarına
bir şey demiyor mu? diye sordu. Zaman zaman bana kızdığını
söyledim. Tahta da yazılanları deftere geçirirken zorlandığımı,
gecikince de “Tembel” diye fırça yediğimi anlattım.
“Niye zorlanıyorsun?” diye
sordu annem.
“Çünkü tahta da yazılanlar da
senin gibi...” dedim. “Ters aynı...”
Öyleydi gerçekten de, benim
“ev” diye yazdığımı sınıftakiler “ve” diye okuyorlardı. N’leri,
P’leri, K’ları ters yazıyorlardı. Herkesin sağ bildiği benim
solumdu.Tahtadakileri defterime geçirirken düzeltmeye
çalışıyordum. O yüzden gecikiyordum.
O gün öğleden sonra annem
okula geldi. Öğretmenle bir şeyler konuştu. Ertesi günde
kapısında “Davranış Bilimleri Enstitüsü” yazan bir yere götürdü.
“Bak bu abla doktor. Seninle
biraz konuşacak” dedi. Güler yüzlü bir abla adını söyleyip
tokalaşmak için elini uzattı. Uzattığı eli tersti.
Tokalaşamadık. Sonra o da bir şeyler yazıp çizmemi istedi. Bunun
çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olduğunu söyledi. O
sözcüğü ilk kez orada duydum.... DİSLEKSİ....
Doktor dönüp arkasındaki
dosyalardan bir kağıt çıkardı.
- “Bu çizimler ve yanındaki
notlar Leonardo da Vinci’ye ait” dedi. Yazılar bana çok tanıdık
geldi. Benim gibi düz yazan birini bulmuştum işte.Sonra masanın
üstündeki aynayı elindeki kağıda tutup bize gösterdi.Annem
hayretler içinde kaldı.Notlar onların diline tercüme edilmişti
sanki. Ayna bir şifre çözücü gibi düzeltmişti yazıları... doktor
abla bunun bir hastalık değil, bazı çocuklar da rastlanan türden
bir bozukluk olduğunu anlattı uzun uzun. Disleksilerin bazı
harfleri ve sayıları ters yazdıklarını, ancak bunun bir zeka
eksikliğinden kaynaklanmadığını, hatta tersine, disleksil
çocukların çoğunda üstün zeka saptandığını söyledi.
Edison’un, John Lennon’ın,
Michelangelo’nun, Steven Spielberg’in, Prens Charles’ın, J.F.
Kennedy’nin disleksil olduklarından söz etti. Yine bir disleksil
olan Einstein’ın okumayı 9 yaşında söktüğünü ve normal okulda
başarılı olamayınca da babası tarafından askeri okula
yazdırıldığını anlattı.
- “ Bu saydığım isimlerin
hepsi birer dahi idi. Bize göre ters yazmalarına itiraz
edilmediği, tersine hoşgörü ile bakıldığı için dehalarını
kanıtlayabildiler.” dedi. Çıktığımızda hastalığımı sevmeye
başlamıştım. Yanılmamıştım işte. Ben değildim ters yazan
onlardı.... farklılığımdan utanmamaya başladım. Ertesi gün okula
cebimde bir ayna ile gittim. Ayna benim tercümanım olmuştu
adeta. Yazdıklarımı onların diline çeviriyordu.Onların
yazdıklarını da benim için düzeltiyordu.
Ancak o gün resim dersinde
koptu kıyamet. Öğretmen hepimizden bayrak çizmemizi istemişti.
Bir ay yıldız çizip, boyayacak ve sıramızın üzerine
asacaktık.Önce yıldızı çizip, yanına bir hilal kondurdum. Sonra
öğretmen tepemde bitti.
“Bu hilal ters” dedi.
“Hayır, düz “ dedim. Kağıdı
önümden çekip, sınıfa gösterdi.
“Sizce bu hilal ters mi, düz
mü?” diye sordu. Çocuklar hep bir ağızdan “ ters, ters” diye
bağırmaya başladılar.Öğretmen tahtaya kalkıp doğrusunu çizmemi
istedi.Kalktım, çizdim. Sınıf katıla katıla gülüyordu. Öğretmen
“bak yine ters yazıyor” diye bağırdı. “Sen benimle alay mı
ediyorsun? Bu ülkenin bayrağını ters çizemezsin herkes gibi
çizeceksin” diye gürledi. Korkarak cebimden aynamı çıkardım.
Tahtaya doğru tutup bakmalarını istedim. Aynaya yansıyan görüntü
tam onların çizdiği gibiydi. Tersti.Aldırmadılar... hem alay
ediyor, hem öfkeyle “Düz çiz... düz çiz” diyordu. Öğretmen,
elimi avuçlarının içine aldı ve zorla bana ters bir hilal
çizdirdi. Sınıfa döndü “Şimdi düz mü?” diye sordu.Herkes hep bir
ağızdan düz dedi.”Haydi şimdi yerine” dedi öğretmen. İşte ben de
terstim artık. Sırama doğru yürürken ensemde öğretmenin sinirli
ses dalgalarını hissettim. “ Sözümü dinlerseniz, yarın hepiniz
birer Leonardo olabilirsiniz” diyordu. Güldüm. Oturduğumda ay,
tahtadan ters ters bana bakıyordu.
CAN DÜNDAR
********
Can
Dündar’ın bu güzel yazısı bize eğitim sistemimizin kısa ve net
bir özetini yapıyor aslında. Disleksi veya diğer özel durumlar
yaşayan çocuklar eğitim sisteminin içinde öylesine örseleniyor
ve zarar görüyorlar ki! Büyüdüklerine bırakın Leonardo
olmalarını, liseye bile geçebilmeleri büyük bir şans oluyor
onlar için.Bu ve benzeri durum yaşayan çocuklardan kendilerince
oluşturulmuş normal diye adlandırılan bazı kriterlere uymaları,
hatta boyun eğmeleri beklenir. Kriterler dışına çıkıldığında ise
çok rahatlıkla aforoz edilip etiketleniyor ve silindirden
geçiriliyorlar.
Daha önce de belirttiğim gibi
Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklarımız çoktur. Her sınıfta en
az bir öğrenci bu durumu yaşamaktadır.Bu öğrenciler; ne
aileleri, ne de eğitimcileri tarafından tam olarak
anlaşılamadıklarından, aslında tesadüfü okuyor ve, Edison, John
Lennon, Michelangelo, Steven Spielberg, Can Dündar ve daha
ismini saymadığım bir çok kişi büyük mücadeleler sonucu toplumda
önemli bir yer ediniyorlar.
Bu kadar sık yaşanan ve
binlerin arasından ancak onların kendirini var edebildiği “ÖZEL
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ” nedir?
Zekası normal ya da normal
üstü olan, herhangi bir duyusal,nörolojik, fiziksel, ruhsal ve
kültürel özrü olmayan okuma – yazma, matematik, kendini ifade
etme, düşünme, zaman ve mekan da yönelme alanlarından biri veya
birkaçında yetersizliğe yol açan bir bozukluktur Disleksi.
Beynin sağ ya da sol yarım
kürelerinin gelişmediği veya az geliştiği ince ve dar olduğu
görülür. Yapılan araştırmalar, Bu bozukluğa neden olan etmenler
konusunda kesin sonuçlar vermemekle birlikte, düşük kilolu
doğumlar, doğum öncesi ve doğum sonrası yaşanan sorunlar, dikkat
eksikliği bozuklukları, yeme alışkanlıkları, bazı alerji
türleri, görsel – işitsel – algısal ve benzeri sorunların özel
öğrenme güçlüğü ile ilişkili olduğu varsayılmaktadır. Ancak
bunlar her çocukta farklı durumlarda ortaya çıkmakta ve her
çocuk için farklı nedenler ortaya koyulabilmektedir.
ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN
ÇOCUKLARIN GENEL DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİ
Okul Öncesi Dönemde:
-
Konuşmada gecikme
görülebilir.
-
Birbirine yakın heceli
kelimelerde sesler karıştırılır. (“Su” yerine “bu” gibi)
-
Ayakkabıların bağlanmasında
başarısızlık
yaşanır.
-
Sağ – sol karıştırılır.
-
Bir iş yapılırken her iki el
de kullanılır, kullanılacak el konusunda belirgin bir seçim
yapılamaz.
-
Alfabedeki harf ve seslerin
öğrenilmesinde zorluk yaşanır.
-
Zaman ve yön kavramları
birbirine karıştırılır.
Okul Döneminde:
-
Okuma geç ve zor öğrenilir.
-
Yavaş ve hatalı okunur.
-
Yazı bozuklukları çok
görülür.
-
Matematikte güçlük çekilir.
-
Çarpım tablosunu öğrenememe
görülür.
-
İmla ve noktalama hataları
yapılır.
-
d ile b, p ile b harflerini
karıştırılır.
-
Okuduğunu anlamada sorun
yaşanır.
-
Okurken sık sık harfler
karıştırılır. (“dağ” yerine “bağ”, “sal” yerine “şal” vb)
-
Harflerin sırası
karıştırılır. (“kız” yerine “zık” veya “ızk” gibi)
-
Benzer kelimeler birbirine
karıştırılır. (“incir” yerine “zincir”, “en” yerine “ne” vb)
-
Ayna imajı ile ters olarak
yazma
-
Bazı kelimeler yanlış
hecelenir, hece atlanır, heceler tersten okunur – yazılır.
-
Sesli okuma sırasında
vurgulamalar inişli – çıkışlı olur ve noktalama işaretleri
görülmez.
-
Dil problemleri görülür.
-
Sayfa yanlış ve düzensiz
kullanılır, çizgiler arasında yazmada zorluk yaşanır.
-
Kelimeler çok yer kaplayacak
şekilde aralıklı veya birbirine çok bitişik yazılır.
-
Yuvarlak ve düz çizgiden
oluşan harfleri yazmada zorluk yaşanır.
-
Aşırı düzensizlik görülür.
-
Dikkat dağınıklığı veya erken
unutma görülür.
-
Geç ve yavaş yazılır.
-
Şekiller, semboller ve
işaretler tersten algılanır ve yazılır. ( “+” yerine “x”
kullanma gibi )
-
Öz güven yoksunluğu yaşanır.
-
Problem çözme becerilerinde
gerilik gösterirler.
-
Yazılı sınavlarda, sözlü
sınavlara oranla daha başarısızlık görülür.
-
Zamanı kullanma, kavrama ve
söylemede zorluk yaşanır.
-
Kurulan cümlelerin sonunu
getirmede zorluk yaşanır, genelde kısa cümleler kurulur.
-
Aşırı hareketli ya da aksine
çok durağan olabilirler.
-
Birden fazla işlem gerektiren
problemlerde sorun yaşarlar.
-
Soyut kavramları algılamada
zorluk yaşanır.
-
Organize etme, sentez ve
analiz etmede güçlük yaşanır.
-
Uyum sorunu görülür.
-
Görsel ve işitsel algıda
yavaşlık söz konusudur.
-
Motor koordinasyon sorunları
yaşanır.
Öğretmenlere
Öneriler
-
Çocukların mekan analizini
geliştirmek önemlidir.
-
Çocuğa sağını, solunu
öğretmek önemlidir (Kesinlikle bilmeli. Örneğin, saat taktığı
kolun sol kol, yazı yazdığı elin sağ el olduğu gibi)
-
d ve b harflerinde büyük
d’nin karnı bu tarafta, küçük d’nin karnı diğer tarafta demek ki
küçük d annesine uymuyor, küçük d yaramaz. “b” ise annesine
uyuyor. Uslu çocuk olan b gibi.
-
Noktaları birleştirme
çalışmaları yapılır.
-
Bir öğrenci okunaklı, hızlı,
doğru ve düzenli yazamıyorsa, öğretmen endişeye kapılmadan
sabırlı davranmalıdır.
-
Kolay anlayabilecekleri kısa
kelimelerden, basit cümleler yazdırılmalıdır.
-
Çocuğun anlam dünyası,
karmaşık
değil,
dengesiz ve belirsizdir. Devamlı bir kararsızlık içinde
olduklarından çoğunlukla bocalrlar. Bu yüzden sık sık
yönlendirme yapılmalıdır.
-
Grup içinde çalışırken
kolaylıkla başarabileceği görevler verilmelidir.
-
Resimli kitaplar daha çok
kullanılmalıdır.
-
Her öğrenci ile teke tek
ilgilenilmeli ve öğretmenin kolaylıkla görebileceği ber yere
oturtulmalıdır.
-
Çabaları ödülle
desteklenmelidir.
-
Eğitime en başarılı olduğu
yerden başlanmalı, tam başarılı olmadan başka bir çalışmaya
geçilmemelidir.
-
Çocuğun ilk tercihi tespit
edilip, sağ ve sol ayrımına bakılmalıdır. Eğer çocuk iki elini
de kullanıyorsa öğretmen değişik alıştırmalar yaptırarak etkin
olarak kullanılan eli tespit etmeye çalışmalıdır.
-
Okuma alıştırmaları günde 2
–3 kez, 5- 10 dakikalık devreler halinde yaptırılmalı ve
düzenli bir şekilde yüksek sesle yaptırılarak, çocuk yorulunca
ara verilmelidir.
-
2 – 3 cümlelik okuma
parçaları üzerinde çalışılmalıdır. Bu okuma parçaları çocuğun
ilgi duyduğu konularda seçilmeli, öğrendiği parça anlattırılmalı
ve okurken satırları cetvelle veya parmakla takip etmesine izin
verilmelidir.
-
Yazmaya hazırlık döneminde
tahta ve plastikten harfler, oyun hamuru ve harf resimleri
verilmeli, harf yazdırılırken adı söylenmeli ve çizilmeli, bir
yandan da çocuğun bunu sesli ve yazılı olarak tekrar etmesi
sağlanmalıdır.
-
Çocuğun yaptığı imla
hatalarını kendisinin bulması sağlanmalıdır.
-
Sözlük kullanarak sözcük
dağarcığı zenginleştirilmelidir.
-
Sınavlar sözlü veya test
olarak uygulanmalıdır.
-
Öğrendiği konuların
devamlılığı için aile ile sıkı bir işbirliğine girilmeli
Ailelere Öneriler
-
Çok geç kalınmadan ve zarar
verilmeden; fark edilir edilmez bir uzmana götürülmesi.
-
Öncelikle çocuğu olduğu gibi,
kimseyle kıyaslama yapmadan ve inkar etmeden kabul edilmeli
-
Sabırlı, anlayışlı ve hoş
görülü olmalı
-
Tutarlı davranmalı. Bir gün
sabılı ve anlayışlı iken diğer gün “senden bıktım” dememeli.
Aynı zamanda çocuğa karşı evdeki diğer bireylerin de birbirleri
ile tutarlı olmaları gereklidir.
-
Her bireyin kendine ait
yapabilirlikleri, ilgi ve yetenekleri olduğu unutulmadan;
çocuğun yapamadıkları üzerinden değil yapabildikleri üzerinden
hareket
edilmeli.
-
Okul ve öğretmenleri ile
yakın bir iletişim içine girilerek birlikte ortak adımlar
atılmalı
-
Okul dışında gerekli
destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için ilgili
yerlere yönlendirilmeli
-
Öz güven kazanması için
gerekli desteğin verilmesi, sosyal faaliyetlere yönlendirilmesi,
yapabildiklerinin takdir edilmesi ve teşvik edilmesine dikkat
edilmeli
-
Çocuktan utanılmamalı ve
toplumdan uzaklaştırılmamalı.
-
Çocuğa her şeyin yolunda
olduğuna dair güven verilmeli
-
Kendini ifade etmesine,
farklılıklarını ortaya koymasına izin verilmeli
-
Her çocuğun büyüme – gelişme
ve öğrenme seviyesinin farklı olduğunu düşünerek çocuğa dair
büyük beklentiler içine girilmemeli, zorlanmamalı ve başkaları
ile kıyaslanmamalı.
-
Yeterli ilgi ve sevgiyi
vererek, onun sizin için ne kadar değerli ve önemli olduğunu
lütfen her defasında belirtin.
Sorunsuz ve mutlu bir yaşamı
çocuklarınızla yaşamanız dileğiyle...
|
Bazı Ünlü Disleksiler
Leonardo da
Vinci,
Albert Einstein, Thomas Edison, Alexander
Graham Bell,
Pablo
Picasso,
Winston
Churchill,
Thomas
Jefferson,
John F.
Kennedy,
George Washington,
Nelson
Rockefeller, Harrison Ford,
Tom Cruise, Muhammad Ali |
|