|
Yazar:
Eray
Çetinkaya
Kasım 2007
Seni
Unuttukça Seveceğim
Bir Pazar sabahının erken
vakitlerinde niyetim dertlerimi irdelemek değil, içimde ötelemekti aslında.
Sabahın en karanlık gün ışımında, dünden kalma bir yalnızlık olgusuyla yine
ben kadar yalnız sahillere, uçsuz bucaksız dalgaların tüm gayretiyle
sensizliğimi kazıdığını görüyordu gözlerim. Yanımda olmanı istediğim en
derin anlardan birinde yine aynı çılgın tesadüfle yoktun işte. Hiç olmadığın
kadar beni yalnızlığımla baş başa bırakıyordun. Yarım kalan kabahat benmişim
gibi vicdanımla yüz yüze gelip, canımı kamçılıyordum delicesine..
Hangi bahanedir bilmem
seni haklı kılan bende.

Ellerim, varlığından
kalan son umut parçasını tutmak isterken kesildi ve yokluğun aktı yüreğimden
içeri bir kez daha. Bilsen ki seni zamana direnmeden ne deli sevdim ben.
Şimdi yokluğunu bana haykıran bu sahile esir ettin ya beni, ona bu yangınım.
Durmanı istediğim en şımarık hallerinle aklıma kazılı yaptıkların. Pazar
sabahlarının vazgeçilmez ikilisiydik sen ve ben, bu koca kumsalın ince altın
sarısı kumlarında. Hani şarkımızı söylerdi ya dalgalar tüm durgunluğuyla, o
ne unutulmaz bir andı. Bana koşup sarılma bahanenmiş gibi öyle tatlı bir
yalandı ki, hiç bitmesini istemediğim.
Hangi cesarettir bilmem,
sensiz bu sahile getiren beni.
Özlemiş olsam gerek,
yokluğundan sıkılmış olsam gerek. Öyle tatlı bir bahane gibi duruyordu ki
yokluğunun duvardaki resmi, seni varmışsın gibi yaşamamak elimde değildi.
Sen, anlamsızca yaşanılan günlerimin, en tatlı düş kırıklığında saklı, mavi
duygularımın gri dokunuşlarınla güzellik bulan hayallerimin pıhtısıydın
aslında. İçime akıyor göz yaşlarım sensizliğimde. Bir koca yılı devirdi
yokluğun. Bu aslında eski hayatımdan eksilen ilk yıldönümümdü. Yokluğunda
içimde çırpınan biri var sanki. Sana bensizliği anlatmak isteyen ama
sensizliği yaşatan biri var. Kımıltısız bulutların gün akımıyla öyle güzel
sindiriyor ki zaman yokluğunu içime. Ve hep aynı tesadüfler biçiyor güne
serptiğim umut tohumlarını.
Hangi duygudur bilmem,
hasretine alıştıran beni.
Sensizlikten tünemiş
yüreğimi nasıl gözlerine bakmadan kurtaracağım bu çılgın prangadan. Hiç
yakışmayan bir sevda biçimi aslında beni parçalara bölen. Nefretimle
sevebildiğim tek şeysin. Aşkın öyle tatlı bir pelerindi ki ruhumu saran.
Yokluğunda nasıl üşüdüğümü sana anlatamam. Şimdi cennetten bana bensiz
bakışın zoruma gidiyor. Biliyorum dokunamasam da yanımdasın ama hiç
kızmadığım kadar kızgınım, bu sancılı ömrü bana bırakıp gidişine.
Hangileri boşver şimdi.
Nasılsa bir yalanın
binbir bahanesi kadar haklıydı gidişin. Hiçbir şey değil zoruma giden
aslında. Ama son bir kez gözlerine bakabilme ihtimalimin olabilme ihtimali
kalmayışı bitiriyor beni. Bu
yüzden sana kızmıyorum ve de kin kusmuyorum yokluğunda. Ne kaderime
küsüyorum ne de halime gülüyorum. Çünkü kazanacak
düşlerim var benim, daha güzelliğini ruhuma bandıramadığım sevda lokmalarım
var. Kiralık duyguları olan, satılık fahişeler kalıbında, onca sene beni
aldatmışlığın ve şuursuzca sana aşık olmuşluğumu semirmişliğin var bu yitik
şehrin bitik kalabalığında.
Hangilerini al artık
lütfen hayatımdan.
Bırak yalnızlığım bana
kalsın. Pişman olmadan sevebildiğim tek şey çünkü o kaldı geride. Vardan az
yoktan çok bir aşkı daha kaldıramaz bu harabe yüreğim. Sonbahar poyrazı
estirme artık düşlerime. Sana söz, seni unuttukça seveceğim.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Eray
Çetinkaya,
Istanbul doğumlu.
Yüzme, fitness, karate,
thaibox ve kickbox sporlariyla ugrasiyor. Muzikle
ilgileniyor, org ve gitar çalıyor. Gelirini
otistik çocuklar sığınma evine bağışlamayı düşündüğü bir
şiir kitabı ve deneme yazıları var.
Detaylı Bilgi
|