Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Erdal Didar

Köşe Yazısı – 4 Şubat 2008

Herkes Farklı, Herkes Eşit!

Şekilcilikten uzak yaşayamamak bizim kaderimiz olsa gerek. Sürekli dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmek bir kısır döngü mü yoksa bizim yaratığımız sorunu bulamadan çözüm arama yolu mu?

Sürekli birbirimizi şekille kalıba sokmak artık günlük hayatımızın bir parçası olmakta ve ne yazık ki böyle devam etmektedir. “Hop birader nereye?” sorusuna karşılık “Okula derse gidiyorum cevabına” karşılık “Giremezsin” yanıtını aldıktan sonra yıllarca bu okulda okuyan öğrenci için bir yıkım olmakta. Asıl yıkım gerekçesinde, çünkü öğrenci ortalama hayatının 11 yılını okula harcadıktan sonra bu 11 yıl bütün birikimini 3 saate ondan isteyen sisteme direnip istediği üniversiteyi kazanıp gelmiştir. Bu defa da sistemin yeni bir oyunu ile karşılaşmakta yıllardır okuduğu okula giremeyerek. Nedeni ise saçları uzun, kulağında küpe var veya top sakallı ya da elinde “t” cetveli var. Çok komik görünen ya da “Hadi canım bunlar da olur mu?” diyenler geçmiş yıllarda üniversitelerden atılan öğrencilerin atılma nedenlerinin bu olduğunu duysa eminim daha da şok olurlar. Özgür üniversiteler aslında hiç te özgür değiller. Eğitim yuvaları geleceğin bilim insanlarını yetiştiren bu kurumlar kişilerin kılık-kıyafet, saç-sakal ve takılarıyla uğraşmakta. Oysa topluma hizmet verecek kişinin önemli olan özelliği kılık-kıyafeti ya da şekilli değil verdiği hizmetin ne kadar verimli olduğudur. Bir takım kalıplaşmış söylemlerle ya da sloganlarla korkutma üzerine siyaset yapan partiler, dernekler ve oluşumlar toplum arasında gerginlik yaratarak bazı kişilerin ekmeğine yağ sürmektedir. 

Ata’nın huzurunda saygısızlık

Bazı siyasi partilerin ve derneklerin öncülüğünü yaptığı Anıtkabir’de türban protestosu tamamen amacını aşıp artık protestodan çıkıp bir saldırıya dönüşmüştür. Atatürk herkesin atasıdır sadece türban takmayanların değil. Anıtkabir’i ziyarete gelen atasının sonsuzluğa uğurlandığı yeri görmeye gelen başı kapalı bir bayana protesto grubu adeta linç girişiminde bulunmuş. Bayan protestocuların saldırması yetmezmiş gibi birde olaya erkek protestocuların katılması durumu daha da vahim bir boyuta getirmiştir. Tamamen anayasal haklarını kullanan protestocular bir an kimin huzurunda olduklarını unutup adeta birer suçluya dönüşmüşlerdir. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’de yaşayan ve Türk kimliğine sahip olan herkesin atasıdır.  

Özgürlük mü? O da ne?

Özgür olmak herkesin bu hayatta istediği en temel haktır. Anayasa kanunlarında herkesin eşit olduğu yazmaktadır. Günlük hayatımızda yâda gözlemlerimize dayanarak bunun gerçek olduğunu pekte söyleyemeyiz. Herkes bir biriyle eşitse peki neden sürekli farklılaştırma yaratıyoruz toplumda. Özgür üniversite diyoruz ama sadece tek tip öğrenci alıyoruz okullara. Tam her şey bitti sonunda özgürce okuya cam diyoruz ama bir bakıyoruz daha büyük sorunlar çıkıyor karşımıza. Hayatımızın 11 yılını tek tip öğrenci olarak geçirdiğimiz yetmezmiş gibi bu defada özgür olduğumuzu düşündüğümüz yerde yeni yasaklarla karşılaşıyoruz. İnsanların etek boyu ya da taktığı başörtüsüyle uğraşmak yerine topluma nasıl daha iyi hizmet veririm, öğrencilere daha iyi eğitimi verebiliriz küsmüş, pes etmiş, yılmış gelecekten pek ümidi kalmamış gençleri nasıl geri kazanabilirim demek daha doğru gelmektedir. Herkes eşit ise eğer herkesinde okumaya hakkı vardır ister saçı uzun ister kısa olsun ister başı kapalı ister açık olsun ister Müslüman isterse Hıristiyan yâda ateist olsun herkesin okumaya eğitim almaya ve öğrenmeye hakkı vardır. Değişen Türkiye diğer bas bas bağırıyorsak eğer bunun altını boş bırakmamamız lazım. Nasıl olur ki bir bayan kendi hem cinsine baskı uygulanırken eğitim hakkı elinden alınırken buna göz yumup baskıcı tarafın yerinde yer alır. 

Her şeyi tersten alalım

Düşünün ki biz bir şeriat ülkesinde yaşıyoruz ve üniversiteye girmek isteyen orda okumayı sistemin yaptığı sınavla kazanmış başı açık bayan öğrenciler var yalnız başları açık olduğu için bu öğrencilerin öğrenim hakları ellerinden alınıyor ve bu insanlar bu hakları için mücadele vermeye başlıyorlar. Sonra birden başı açık öğrencilerin de öğrenim haklarını geri veren bir yasa çıkarılmak isteniyor. Bu defa başı kapalı olan insanlar eyvah din elden gidiyor sloganlarıyla sokaklara dökülüyorlar. O zaman başı açık olan insanlar davalarında haksızlar (mı)? Yoksa başı kapalı olanlar davalarında haklılar (mı)?  

Sürekli şekillere sokarak birbirimizi ya da sürekli ötekileştirerek kendimizi hiçbir zaman gelecek için sağlam adım atamayız. Farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamayı başarmak o kadar da zor olmasa gerek. “Herkes farklı, herkes eşit!” Sloganı bence tüm gerçekleri açık bir şekilde ortaya koymaktadır.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Erdal Didar, 1984, Şanlıurfa doğumlu. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler bölümünde eğitim görüyor. Uzun dönem yerel televizyon, gazete ve radyolarda çalıştı. Profesyonel olarak kamera ve fotoğraf makinesi kullanıyor. Heykel, resim, senaryo, film çekimi, felsefe ve müzik üzerine eğitim aldı. Halen Greenpeace ve Tarih Vakfı'nda gönüllü olarak çalışıyor.  Detaylı Bilgi


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00