|
Yazar: Erdal Didar
Köşe Yazısı, İstanbul
Yitirilen
Kutsallık
Âdemin ayak bastığı yer, ilk cinayetin
işlendiği. İnsanoğlunun birbirine ilk kez ihanet ettiği, Dünya'nın en
bereketli toprakları ve varoluşundan bu yana savaşın bitmediği topraklar.
Neresi mi? Burası Mezopotamya.
Mezopotamya,
dünyanın var oluşundan bu yana en fazla savaş gören topraklardır. İlk kez bu
topraklarda cinayet işlendi. İlk kardeş kanı bu topraklarda döküldü. Bundan
mıdır bilinmez ama lanetlenmişçesine bu topraklarda bir türlü huzur
sağlanamadı.
Tanrı insanlardan kendisi için yeryüzünde
bir anıt inşa etmelerini istedi. Bu anıtın eşi benzeri olmayan güzellikte ve
yükseklikte olmasını istedi. Anıtın adeta gökyüzünü delmesini istiyordu.
İnsanlar hemen işe koyuldular. Bugüne kadar görülmemiş bir anıt inşa
ediliyordu. İnsanlar kendi yaptıkları karşısında şaşkına düşüyorlardı o
kadar muazzam bir anıt olmuştu ki bu yüzyıllarca konuşulacaktı.
Tanrı
insanların yaptığı anıtı görünce çok beğendi ama işler ters gitmeye başladı
insanlar anıtı önceleri tanrı için inşa ederken sonradan kendi egolarını
tatmin etmek ve kendi üstünlüklerini ispatlamak için inşa etmeye devam
ediyorlardı. Tanrı bunu görünce çok öfkelendi ve bir anda onların
birbirilerini anlamamasını sağladı. İnsanlar birbirini anlamayınca bir anda
ortaya büyük bir kargaşa çıktı ve sonunda Babil Kulesi yıkıldı.
Babil Kulesi'nin yıkılmasıyla ortaya
çıkmıştır bugünkü diller ve dinler. Birçok dil ve din ortaya çıkınca bu
topraklarda tabi ki kargaşa ve buna bağlı olarak ta savaşlar boy göstermeye
başladı. Bu topraklarda doğan çocuklar neredeyse öldüklerinde bile halen bu
topraklarda savaş devam etmektedir. Savaş bu topraklarda yaşayan insanlar
için hayatlarının bir parçası olmuştur artık. Tanrı insanlara Babil
Kulesi'nde çok açık bir mesaj vermiştir ama biz insanoğlu, halen kendi
egolarımız ve üstünlük duygumuz için savaşmaktayız ve bu mesajı
reddetmekteyiz.
Babil Kulesi'nde ilk zamanlar nasıl beraber yaşadıysak yine aynı şekilde
yaşayabiliriz aslında ama bu duygularımızdan kurtulmamız karşılığında.
Savaş yüzyıllardır bu topraklarda sadece
güç gösterisi ve çıkar üzerine çıkmakta. Kudüs, bu topraklardaki en kutsal
yerlerden biridir. Dört büyük din için en kutsal mekân sayılan Kudüs,
sürekli süren savaşlardan dolayı artık kutsallığını kaybetmeye yüz
tutmuştur. Kardeşkanının döküldüğü hiçbir toprağı Tanrı asla kutsal kabul
etmez. Kudüs'ü bu kadar kutsal yapan ne peki? Burada bulunan kadim
tapınakları mı, yoksa sadece kendini tatmin etme duygusu mu? Sellahadin
Eyyubi’nin Kudüs'ü fethederken, "Bu şehrin senin için anlamı nedir?"
sorusuna; "Hiçbir şey, ve her şey" demesindeki çelişki nedir acaba? Tanrının
kutsal tapınakları için mi işleniyor bu kadar cinayet? Tanrı için mi
dökülüyor kardeş kanı? Bütün büyük dinlerin kitabında barış içinde birlikte
yaşamamızı isteyen tanrı için mi? Hiç sanmıyorum.
Bu
coğrafyada yaşayan insanlar yüzyıllardır kardeşçe yaşıyorlardı. Peki, ne
oldu da birden düşman oldular birbirlerine? Alt komşu üst komşusuna silah
çevirdi? Bu coğrafyada yaşamayan insanların sürekli bu topraklara barış,
demokrasi ve huzur getirme adı altında savaş getirdiklerini artık herkes
biliyor. Bu topraklarda yaşayan insanları din, dil, ırk, renk, mezheplere
ayırıp bir kargaşa yaratıp daha sonra da "huzur ve barış getirdik yalanı"
altında kardeş kavgasını körüklediler. Geçmişte bunun çok net kanıtları
bulunmakta. İngiltere Filistin topraklarından çekildiği gün, o güne kadar
beraber yaşamış Müslümanlar ve Museviler arasında savaş başladı.
Dünya’nın
en etnik yapısına sahip ülkelerinden biri olan Lübnan'da bir gecede iç savaş
çıkıyor, Beyrut bir anda ikiye bölünüyor, beraber yaşayan halk din ve mezhep
savaşına bulaştırılıyor. Batılı ülkeler ve ABD sürekli bu topraklarda bir
kargaşa yaratıp, bu topraklarda yaşayan insanları birbirine kırdırıyor.
Bunun altında yatan en büyük neden bu topraklardaki yeraltı ve yer üstü
zenginlikleri. Tabi bunun yanı sıra burada yaşayan insanlar, eğer beraber
yaşamaya başlarsa, artık dünyanın her yerinde barış içinde yaşanılabilecek.
Bu
topraklarda yaşayan insanlara sürekli terörist muamelesi yapanlar, bu
topraklarda sürekli kargaşa çıkaranlar, kendi evlerinde kendi silahlarıyla
kendi yaptıkları oyuna düştüler. Babil'den ders almayan insanoğlu, yüzyıllar
sonra Babil gibi sembol olan ikiz kulelerin yıkılmasından bile halen ders
almadılar. 11 Eylül, bütün Dünya için bir dönüm noktası oldu. Çünkü yine
savaş, kargaşa ve yıkımlar arka arkaya geldi. Geçmişinden ders almayan
bizler, geleceğimizi yine kendi ellerimizle yok ettik. Başka bir dünya
mümkün, bunu asla unutmamalıyız, bunu yaratmak bizim elimizde. Biz bu
topraklarda yıllarca kardeşçe yaşadık, eğer istersek yine yaşarız. İlklerin
yaşandığı bu kutsal topraklarda yine bir ilki gerçekleştirip bütün Dünya’ya
kardeşçe yaşayabileceğimizi göstermeliyiz. Hayatımızdaki en önemli amacımız
BARIŞ olsun…
Savaşla ilgili seçtiğimiz videolar:
Filistinli Çocuk
(Süre: 05:03)
Asalah Nasri, Filistin Şarkısı
(Süre: 07:18)
New York'ta yapılmış Savaşa Karşı Miting
(Süre: 08:35)
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Erdal Didar, 1984, Şanlıurfa doğumlu.
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler bölümünde eğitim
görüyor. Uzun dönem yerel televizyon, gazete ve radyolarda
çalıştı. Profesyonel olarak kamera ve fotoğraf makinesi
kullanıyor. Heykel, resim, senaryo, film çekimi, felsefe ve
müzik üzerine eğitim aldı. Halen Greenpeace ve Tarih Vakfı'nda
gönüllü olarak çalışıyor. Detaylı Bilgi
|