Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Erdal Didar

Köşe Yazısı, İstanbul

Yitirilen Kutsallık

Âdemin ayak bastığı yer, ilk cinayetin işlendiği. İnsanoğlunun birbirine ilk kez ihanet ettiği, Dünya'nın en bereketli toprakları ve varoluşundan bu yana savaşın bitmediği topraklar. Neresi mi? Burası Mezopotamya.

Mezopotamya, dünyanın var oluşundan bu yana en fazla savaş gören topraklardır. İlk kez bu topraklarda cinayet işlendi. İlk kardeş kanı bu topraklarda döküldü. Bundan mıdır bilinmez ama lanetlenmişçesine bu topraklarda bir türlü huzur sağlanamadı.

Tanrı insanlardan kendisi için yeryüzünde bir anıt inşa etmelerini istedi. Bu anıtın eşi benzeri olmayan güzellikte ve yükseklikte olmasını istedi. Anıtın adeta gökyüzünü delmesini istiyordu. İnsanlar hemen işe koyuldular. Bugüne kadar görülmemiş bir anıt inşa ediliyordu. İnsanlar kendi yaptıkları karşısında şaşkına düşüyorlardı o kadar muazzam bir anıt olmuştu ki bu yüzyıllarca konuşulacaktı.

Tanrı insanların yaptığı anıtı görünce çok beğendi ama işler ters gitmeye başladı insanlar anıtı önceleri tanrı için inşa ederken sonradan kendi egolarını tatmin etmek ve kendi üstünlüklerini ispatlamak için inşa etmeye devam ediyorlardı. Tanrı bunu görünce çok öfkelendi ve bir anda onların birbirilerini anlamamasını sağladı. İnsanlar birbirini anlamayınca bir anda ortaya büyük bir kargaşa çıktı ve sonunda Babil Kulesi yıkıldı.

Babil Kulesi'nin yıkılmasıyla ortaya çıkmıştır bugünkü diller ve dinler. Birçok dil ve din ortaya çıkınca bu topraklarda tabi ki kargaşa ve buna bağlı olarak ta savaşlar boy göstermeye başladı. Bu topraklarda doğan çocuklar neredeyse öldüklerinde bile halen bu topraklarda savaş devam etmektedir. Savaş bu topraklarda yaşayan insanlar için hayatlarının bir parçası olmuştur artık. Tanrı insanlara Babil Kulesi'nde çok açık bir mesaj vermiştir ama biz insanoğlu, halen kendi egolarımız ve üstünlük duygumuz için savaşmaktayız ve bu mesajı reddetmekteyiz. Babil Kulesi'nde ilk zamanlar nasıl beraber yaşadıysak yine aynı şekilde yaşayabiliriz aslında ama bu duygularımızdan kurtulmamız karşılığında.

Savaş yüzyıllardır bu topraklarda sadece güç gösterisi ve çıkar üzerine çıkmakta. Kudüs, bu topraklardaki en kutsal yerlerden biridir. Dört büyük din için en kutsal mekân sayılan Kudüs, sürekli süren savaşlardan dolayı artık kutsallığını kaybetmeye yüz tutmuştur. Kardeşkanının döküldüğü hiçbir toprağı Tanrı asla kutsal kabul etmez. Kudüs'ü bu kadar kutsal yapan ne peki? Burada bulunan kadim tapınakları mı, yoksa sadece kendini tatmin etme duygusu mu? Sellahadin Eyyubi’nin Kudüs'ü fethederken, "Bu şehrin senin için anlamı nedir?" sorusuna; "Hiçbir şey, ve her şey" demesindeki çelişki nedir acaba? Tanrının kutsal tapınakları için mi işleniyor bu kadar cinayet? Tanrı için mi dökülüyor kardeş kanı? Bütün büyük dinlerin kitabında barış içinde birlikte yaşamamızı isteyen tanrı için mi? Hiç sanmıyorum.

Bu coğrafyada yaşayan insanlar yüzyıllardır kardeşçe yaşıyorlardı. Peki, ne oldu da birden düşman oldular birbirlerine? Alt komşu üst komşusuna silah çevirdi? Bu coğrafyada yaşamayan insanların sürekli bu topraklara barış, demokrasi ve huzur getirme adı altında savaş getirdiklerini artık herkes biliyor. Bu topraklarda yaşayan insanları din, dil, ırk, renk, mezheplere ayırıp bir kargaşa yaratıp daha sonra da "huzur ve barış getirdik yalanı" altında kardeş kavgasını körüklediler. Geçmişte bunun çok net kanıtları bulunmakta. İngiltere Filistin topraklarından çekildiği gün, o güne kadar beraber yaşamış Müslümanlar ve Museviler arasında savaş başladı.

Dünya’nın en etnik yapısına sahip ülkelerinden biri olan Lübnan'da bir gecede iç savaş çıkıyor, Beyrut bir anda ikiye bölünüyor, beraber yaşayan halk din ve mezhep savaşına bulaştırılıyor. Batılı ülkeler ve ABD sürekli bu topraklarda bir kargaşa yaratıp, bu topraklarda yaşayan insanları birbirine kırdırıyor. Bunun altında yatan en büyük neden bu topraklardaki yeraltı ve yer üstü zenginlikleri. Tabi bunun yanı sıra burada yaşayan insanlar, eğer beraber yaşamaya başlarsa, artık dünyanın her yerinde barış içinde yaşanılabilecek.

Bu topraklarda yaşayan insanlara sürekli terörist muamelesi yapanlar, bu topraklarda sürekli kargaşa çıkaranlar, kendi evlerinde kendi silahlarıyla kendi yaptıkları oyuna düştüler. Babil'den ders almayan insanoğlu, yüzyıllar sonra Babil gibi sembol olan ikiz kulelerin yıkılmasından bile halen ders almadılar. 11 Eylül, bütün Dünya için bir dönüm noktası oldu. Çünkü yine savaş, kargaşa ve yıkımlar arka arkaya geldi. Geçmişinden ders almayan bizler, geleceğimizi yine kendi ellerimizle yok ettik. Başka bir dünya mümkün, bunu asla unutmamalıyız, bunu yaratmak bizim elimizde. Biz bu topraklarda yıllarca kardeşçe yaşadık, eğer istersek yine yaşarız. İlklerin yaşandığı bu kutsal topraklarda yine bir ilki gerçekleştirip bütün Dünya’ya kardeşçe yaşayabileceğimizi göstermeliyiz. Hayatımızdaki en önemli amacımız BARIŞ olsun…


Savaşla ilgili seçtiğimiz videolar:

Filistinli Çocuk (Süre: 05:03)

Asalah Nasri, Filistin Şarkısı (Süre: 07:18)

New York'ta yapılmış Savaşa Karşı Miting (Süre: 08:35)


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Erdal Didar, 1984, Şanlıurfa doğumlu. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler bölümünde eğitim görüyor. Uzun dönem yerel televizyon, gazete ve radyolarda çalıştı. Profesyonel olarak kamera ve fotoğraf makinesi kullanıyor. Heykel, resim, senaryo, film çekimi, felsefe ve müzik üzerine eğitim aldı. Halen Greenpeace ve Tarih Vakfı'nda gönüllü olarak çalışıyor.  Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Küresel Isınma Oyunu


Enerji Sorunu Perspektifinden


Özgürlük Yalnızca Bir Sözcük Olunca


Sevgili Kardeşim Hrant


Yeni Nesil Gençlerin İçsel Sorunları


Dünyanın Kalbine Vize


Pedofili Vakaları Hakkında Detaylı Bir Çalışma


Kök Hücre Araştırmalarında Yeni Gelişmeler


Sağlık Bakanlığı Kuş Gribi Önlemlerini Arttırdı


Çekim Yasası


İnternet 1 Numara!


AB Proje Uygulama Merkezleri


Mikro Krediden Makro Krediye


Haydi Kızlar "Hangi" Okula?


Silvan'da Kadına Sosyal Gelişim Kursu


Bilgiye Açılan Yol


Vejetaryenlik (2.Bölüm)


Benzetmeler

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Özge Gündem

Türkiye'de Opera Kültürü


M.Cem Batu

Sevgiliye Mektuplar-1


Didem Çivici

Gümüş Gözyaşları


Rüya Yüksel

Bir Yıl Daha Bitti


Didem Çivici

Onca Yoksulluk Varken


Asu Sanem Kaya

Meleklerin Sözü Var


Fırat Erdoğan

Yazmaya Dair 


Levent Altaş

Kozmik Ritim


Asu Sanem Kaya

Denemeler


Burcu Özgeçen

Korku Yolu Sevgi Yolu 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00