|
Yazar:
Erol Erdoğmuş

Türk Dil Yurdu Projesi
Gerekçe:
Bebek insan
bedeniyle yeryüzüne indik. Kişilerin, cisimlerin, olayların, kavramların
adlarını bilmiyorduk. Dilsizdik. Bin bir derdimize deva tek kelimemiz,
içgüdüsel ağlayışımızdı. Bizce yanlışları düzelttiriyorduk ağlayarak. Bizi
Dünyaya getiren, bize en yakın insanla, anamızla; anadilimizin kelimelerini
öğrenerek iletişim kurabilmeyi başardık. Artık kişilerin, cisimlerin,
olayların, kavramların adlarını biliyorduk.
Kronolojik sıralamada: 1.
İnsan olarak Dünyaya geliriz ilkin. 2. Sonra, anadilimizi -milliyetimizin
dilini- öğrenerek, insanlarla iletişim kurarız. 3. En sonra da,
-ergenleşince- milliyetimizin dinini benimseme aşamasına geliriz. İnsan
bedeniyle Dünyaya gelmemiz, biyolojik bir olaydır. İnsan, insan yavrusu;
kedi, kedi yavrusu doğurur. Dil; insanı bil gilendiren,
insana milliyet ve din edindiren psikososyal bir ortamdır. Milliyetin
olmazsa olmazı dildir. Aynı anadili konuşan ve çeşitli dinlerden olan
kimseler vardır-Gagauzlar, Karaimler gibi-.Dil kavramı ve kullanımı
olmasaydı, insan hayvan düzeyinde kalır; insanlaşamazdı. Kronolojik
sıralamada doğal olarak; önce insan olmak, sonra milliyet, en sonra din önem
taşıyor.
Kronolojik doğal
sıralamayı aşırı dindarlar ve/veya aşırı milliyetçiler bozarlar:
Aşırı dindarlarda önem
sıralaması: 1. Din, 2. Milliyet, 3. İnsanlık. Aşırı milliyetçilerde önem
sıralaması: 1. Milliyet, 2. Din, 3. İnsanlık. Aşırıların birinci sıraya
kendilerini, ikinci sıraya milliyeti ya da dini yerleştirdikleri; en az
önemli yere, kronolojik sırada birinci sırada bulunan "insanlık"
unsurunu koydukları görülmektedir.
Gerçekte;
önce insanız, sonra Türk insanıyız, daha sonra Türk dindarıyız. İnsanlık
olimpiyatlarında -bilimde, teknolojide-; Türk takımı olarak şampiyonluğumuzu
kanıtlayabilmeliyiz. İnsanlığın bütünleşip yücelmesi için; öncelikle aynı
anadili konuşan insanların birbirleriyle kaynaşmaları gerekir. Anadili
Türkçe olan Türk’tür. Anadili Türkçe olanın, anayurdudur Türkçe... Anadil;
tarih boyunca ulusların, yaşamları süresince bireylerin yaşadıkları seyyar
vatandır. Anadillerini şimdiki vatanlarına
taşıyamayanlar,
Bulgar oldular, Macar oldular.
"Vatan ne Türkiye’dir
Türklere ne Türkistan
Vatan büyük ve müebbet
bir ülkedir: Turan"
diyordu Ziya Gökalp.
Diyebiliriz ki:
"Vatan ne Türkiye’dir
Türklere ne Türkistan
Vatan büyük ve müebbet
bir ülkedir: Türkçe"
Burada sözü edilen
Türkçe, Ortak Türkçedir.
Ne
yapılmalı?
1.
Latin alfabesi ortamında Türkiye Türkçesi; Türk lehçe ve şivelerinden
alıntılarla zenginleştirilerek, ORTAK TÜRKÇE oluşturulmalıdır.
2.
İnternet ortamında TÜRKDİLYURDU portalı yapılandırılmalı; Türk ülkelerindeki
aydınlar, çeşitli konuları tartışırlarken ORTAK TÜRKÇE'yi oluşturmalı,
birbirleriyle tanışmalı, kaynaşmalıdırlar.
3.
Türk Birliği; ortak dil, ortak tarih ile temellenir ve ortak amaçlara
yönelir. Böyle başlamak gerekir.

YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Erol
Erdoğmuş,
Gazeteci-Yazar, 1 Şubat 1933’te
Tirebolu –Giresun- doğumlu. İstanbul İktisadi ve Ticari
İlimler Akademisinden (1966) ve İÜ İktisat Fakültesi
Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulundan mezun
(1980) oldu. “Sosyal Sigortalar Kurumunda Hizmet içi Eğitim
Uygulaması ve Kurum Eğitim Merkezlerinin Halkla İlişkiler
Esprisi İçinde Organizasyonu” adlı tezle Yüksek Lisans
eğitimini tamamladı. İstanbul
Tekniker Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi (1971-1972), SSK
İstanbul Eğitim Merkezinde Müdür (1974-1980) olarak görev
yaptı. Şişli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
Müdürlüğünde (1986-1990) müdürdü.
Spor Toto Çocuk Yılı Masal Yarışması (1979), Oluşum Dergisi
“Gençliğe Nasıl Eğitim Verebiliriz?” Yarışması (1986), Milli
Prodüktivite verimlilik Mansiyonları (1987) sahibidir.
Eserleri: “Tek!”, (Radyofonik hikaye, Ankara 1953), İşletme
Bilgisi Ders Notları” (Teksir, İstanbul 1971), “Ağaçlar
Kaçamaz” (Biyografi çevirisi, Redhouse Yayınevi, 1978),
“Kapkara Bir Aydınlık” (Radyo oyunu, 1983). Ayrıca, bugüne
kadar 1000’i aşkın makale, deneme, öykü yazdı.
erdogmus.erol@gmail.com
|