|
Yazar:
Erol Erdoğmuş
“Sosyal Kare”
Basamaklarıyla
Tam
Demokrasi’ye Yönelmek
Yönetimin temel ilkesi, Hz.
Muhammet’in şu hadisi –özdeyişi- ile açıklanabilir: “Nasılsanız, öyle
idare edilirsiniz”. Her toplumda çoğunluğun duyguları, düşünceleri,
davranışları; o toplumun baskın karakteridir, somut halidir.
Toplumun ortalama
duyguları, düşünceleri, davranışlarının –nasıl’lığı-; o toplumun yönetim
biçimini belirler. Toplumun baskın karakteri; diktatöre, ya da az, yarım ve
oldukça demokrasiye razı olsa da; tam demokrasi, masallarda geçen ve
gerçekte var olmayan büyük bir kuştur, Zümrüdüanka kuşudur. Tam demokrasi,
her zaman her toplumda ulaşılamayan; ulaşılması arzulanılan ufuktur.
Dikkat
bilinç, bilinç dikkattir
Dikkat dağılırsa, bilinç
yok olur. Uyku ve koma, dikkatin dağılması, bilincin yok olmasıdır. Bilinç
parçalanarak, bölünerek dağılır, ufalanır ve yok olur.
A. Bölünmemiş –yoğun- dikkat
İçine kapalı, sırf
kendisiyle ilgilenen, kendisinin dışındaki kişileri, olayları, nesneleri,
kavramları yok sayan kişinin; kişisel bilinç alanı 1/1=1’dir, bütündür.
B. Bölünmüş dikkat
Biz; bir başka kişi,
olay, nesne ya da kavramla ilgilendiğimizde; dikkatimiz 2’ye bölünür.
Dikkatimizin bir bölümü izleyici ve yorumlayıcı olarak bize, öbür bölümü o
kişiye, olaya, nesneye, kavrama yönelir.
Bilincin A ve B olarak
2’ye bölünmesi kabaca şu oranlarda olabilir:
A önemsenmişse:
75A+25B=%100 bilinç, veya B önemsenmişse: 75B+25A=%100 bilinç olabilirken; A
ve B aynı önemdeyse, yine 50A+50B=%100 bilinç söz konusudur. Bilincin eşit
olarak 2’ye bölündüğünü varsayarak değerlendirimimizi sürdürelim:
a. 1/3 Dikkat
Eğer 3 kişi iletişim
içindeyse; her birinin kişisel bilinç alanı hem kendisine, hem de öbür iki
kişiye bölünerek 1/3=0.33 olacaktır.
b. ¼ Dikkat
Dört kişi iletişim
içindeysek, bu kez her birimizin kişisel bilinç alanı ¼=0.25 olur.
İletişen
kişilerin sayısı büyüdükçe, iletişen kişilerin kişisel bilinç alanı küçülür.
İletişime katılanların toplam bilinç alanı; giderek kişisel bilinçlerin
algılama yeteneğini aşacak ölçüde büyür. Sözgelişi bir toplumda 43.000.000
seçmen –karar verici- varsa; toplam bilinç alanı, teorik olarak; her biri
1/1 ölçeğinde 43.000.0000 adet bireysel bilinç alanıdır. Seçmenlerin –bir
konuda karar vericilerin- her birinin, toplam seçmen bilinç alanı içindeki
kişisel bilinç alanı; 1/43.000.000 =0.000.000.023.250 ölçeğinde
küçülecektir… Bu ölçekteki bir bilinçte, akıl yoktur; refleks vardır.
Sonuçta; olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğurabilen refleksler ortaya çıkar.
Bireyler teker teker akıl yürüterek rasyonel kararlar verebilseler bile,
toplumda bilinçli bir toplam bilinç oluşamayacağı için; toplam bilinç
açısından kararlar refleks’ten öteye gidemeyecek, bilinçli –akılcı-
olamayacaktır.
Bu durum,
yönetim boşluğuna neden olmaktadır. İster fizik, ister sosyal doğa’da olsun
tüm boşlukları doldurmaya hazır; tetikte bekleyen güçler vardır ve
boşlukları derhal doldururlar.
İletişen
öznelerin sayısı arttıkça, iletişim içindeki her öznenin bilinç alanının
daralıp küçülmesi; yatay –birebir, yüz yüze olabilen- iletişimden;
ast üst, emir komuta eksenli dikey –yabancılaşmış- iletişime
geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum; halkın üzerinde jokey;–halk
atının binicisi- olmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmektedir.
“Demokrasi;
halkın, halk tarafından ve halk için yönetilmesidir. Abraham Lincoln”
söylemi; özde değil sözde kalmaktadır. Bu nedenle,“Halk tarafından ve halk
için” koşulu; “Halk adına ve halk için” söylemine dönüşür ve politikacı
esnafına gün doğar. “Ne kadarı halk adına, ne kadarı halk için?” sorusu
sürekli tartışılageldi ve tartışılabildiğine göre demokrasi var denildi.
Oysa,
karar vericilerin –seçmenlerin- sayısının artması iletişimin kalitesini
düşürdüğü, bireysel bilinç ve dikkat alanlarını daraltarak toplumsal bilinci
denetimsiz –başı boş- bıraktığı için; halkın , halk tarafından ve halk için
yönetilmesi gerçekleşemezdi, bir ütopya olarak kaldı.
Bilindiği
gibi hacir; bir kimsenin akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebebiyle,
himayeye muhtaç olması üzerine; medeni haklarını kullanma yetkisinin yasal
olarak kaldırılarak bir başkasına verilmesidir
Halk;
genel seçim adı verilen iktidar ihalesi panayırlarında, kendi rızasıyla oy
vererek, hacir altına alınmakta; iradesini “Biz halkın hizmetkarıyız!..”
diyen efendilerine teslim etmek zorunda bırakılmaktadır.
Halk; tam
demokrasi yolunda ilerleyebilir, zincirlerini gevşetebilir, ya da kırabilir
mi? İsviçreli eğitim reformcusu Johann Heinrich Pestalozzi -1798; 1803-: “Kendi
kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez” diyordu. Halk,
bilinç daralması nedeniyle kendi kendine yardım etmeyi bilmiyorsa; vekilleri
–tavşanın suyunun suyu olarak- ona ne kadar yardım edebilirler?
Halk
politikacılar tarafından değil, demokrasiye gönül vermiş aydınlarca
eğitilmelidir. Her “Sosyal Kare” halk’a sosyal kare eğitimi vermeyi
de üstlenmelidir . “Eğitim” diyor Pestalozzi, “elin, kafanın ve
yüreğin eğitilmesidir”. Halkın; duygularının, düşüncelerinin ve
davranışlarının geliştirilmesidir. Bu amaçla sosyal kare uygulamaları
başlatılmalıdır.
“Sosyal
Kare” oluşturmak
Herkesin
sosyal çevresi; birinci kişi olarak kendisinden –ben’den- başlar,
ikinci kişi Sen ile dışa açılır, üçüncü kişi O –veya o’nlar-
ile sınırlanır, dördüncü kişilik Biz ile tamamlanır.
Sosyal
kare; geometrideki kare’nin sosyal ortama uyarlanmasıdır. Bilindiği gibi
geometride kare; açıları dik 4 eşit kenarın birleşmesinden oluşur. Sosyal
kare; aralarında astlık üstlük, emir komuta ilişkisi bulunmayan; bir amaç
için toplanmış, ya da internet ortamında bir araya gelmiş 4 eşit insandan
–yurttaş’tan, partili’den, üye’den- oluşur. Üye sayısı, bilinç daralmasını
engellemeye elverişli –optimal- sayı olabilen 4’ten az veya çok olamaz.
1 Kişi
yalnızdır, yanızlığın ağır yükü altındadır. 2 Kişi yalnızlığı yarı yarıya
bölüşerek azaltırlar. 3 Kişi daha da azaltır. 4 Kişi yalnızlıklarını 4’e
bölerek en elverişli –verimli- şekilde paylaşırlar.
4’ten
fazla kişinin yalnızlıklarını paylaşmaları, bilinç ufalması nedeniyle,
yalnızlığı giderici olmaktan çıkar; daha çok yalnızlığa –kalabalık içinde
yalnızlığa- neden olmaya başlar.
Sosyal
karelerin tüzel kişiliği yoktur. Tüzel kişilik kazanılması –dernekleşilmesi-
için 7 üye gerekir. Sosyal kareler 4 üyelidir ve tüzel kişiliğe ihtiyacı
olmadan dinamik bir çalışma düzenindedir.
Sosyal
Kare’lerin kartezyen çalışma yöntemi
Karar
verilecek konular, kartezyen olarak irdelenir. Apsis’te kesinlikler,
ordinatta olasılıklar yer alır. 4 Üyenin dördü de 4 seçeneği aynı
ilgi ile değerlendirerek görüş belirtir. Sosyal kare çalışmasında işbölümü
yoktur, işbirliği vardır.
|
Örnek:
5x5 Yirmibeş midir? Değil
midir konusunun değerlendirildiğini varsayalım.
Apsis
(Kesinlik)
(+x) = 5x5 yirmi beştir.
Çünkü…
(-x) = 5x5 yirmi beş
değildir. Çünkü…
Ordinat (Olasılık)
(+Y) = 5x5 belki yirmi
beştir. Çünkü…
(-y) = 5x5 belki yirmi beş
değildir. Çünkü… |
Her üye 4
seçeneğe yoğunlaşarak Çünkü’lerini not eder. Sonuçları dördü birden
tartışırlar ve 4 seçenekten 1’inde oy birliği sağlayarak karar verirler.
Oybirliği sağlayamazlarsa, çekimser kalırlar. Sosyal kare
çalışmasında kişisel kararlar geçerli değildir. Oybirliği veya çekimserlik,
bireysel değil bütünsel karardır. Ben’i, sen’i, o’nu aşan; “Biz kararı”dır.
Sosyal
Kare Forumları
Sosyal
kare uygulaması ile üyelerinin katılımcılığını amaçlayan her dernek, vakıf
ve siyasal parti; üyelerin tartışacakları ve bilgilenecekleri birer bağımsız
forum oluşturur.
Sosyal
Kare İstatistik Birimi
Dernek,
vakıf ve siyasal parti üyelerinin; dörder üyeli sosyal kare çalışmalarıyla
alacakları kararların istatistik düzenini sağlayacak noter bağımsızlığında
birer istatistik birimi olması gerekir. İstatistik birimi bir internet
sitesidir. Kurulan sosyal kare’ler, istatistik biriminden sıra numarası ve
site’ye giriş için şifre alırlar.
Sosyal
Kare Kararlarının uygulayan yönetim
Her sosyal
kare; kendi özelinde uygulayabileceği kararı uygular. Karar verme
çalışmasına katılan tüm sosyal karelerden en az 2/3’nün benimsediği
–İstatistik Birimince- belirlenen genel kararlar; dernek, vakıf, siyasal
parti yönetimlerince uygulanır.
Dernek,
vakıf ve siyasal parti yönetimleri, kendi istatistik birimlerinde internet
ortamında yapılan seçimlerle, süresiz olarak seçilirler. En az 2/3
çoğunlukla değiştirilmeleri istendiğinde, süre beklenmeksizin
değiştirilebilirler.
Bir Sosyal
Kare özelinde oybirliğini sağlamak, sağlanamıyorsa çekimser kalmak
mümkünken; sosyal kareler genelinde dört dörtlük oybirliğine varmak mümkün
değildir. 2/3 çoğunluğu –evet, hayır, çekimser- oylardan hangisi kazanmışsa,
o geçerli olacaktır.
Genel
Seçimler öncesinde Sosyal Kare’lerden nasıl yararlanılabilir?
Sosyal
kare’ler; genel seçimlerden önce yurttaşların siyasal bilgi ve bilincini
artırıcı çalışmalar yapabilir. Sözgelişi; salon toplantıları düzenleterek
katılanlardan Kartezyen Anket Formu’nu isimsiz olarak doldurmalarını
isteyebilir:
|
Kartezyen Anket Formu
Anket formunu; adınızı
yazmadan, herhangi bir belirtici işaret koymadan, boşluğa
değerlendirdiğiniz siyasi partinin ismini yazarak doldunuz. Dikkat:
Sadece bir parti değerlendirilecektir.
KESİN OLUMLU: (…) Partisine oy vereceğim; Çünkü:
.....................................................................
KESİN OLUMSUZ: (…) Partisine oy vermeyeceğim; Çünkü:
.....................................................................
BELKİ OLUMLU: (…) Partisine belki oy vereceğim; Çünkü:
.....................................................................
BELKİ OLUMSUZ: (…) Partisine belki oy vermeyeceğim; Çünkü:
..................................................................... |
Formlar toplanır. Bir
Sosyal Kare üyesi; her formda önce kesin olumlu yanıtları okur, sonra öbür
formlardaki kesin olumlulara geçer; kesin olumluların okunması bitince, aynı
yöntemi izleyerek sırasıyla olumsuz daha sonra belki olumlu ve belki
olumsuzları okurken, ikinci üye istatistik düzenlemeye çalışır. Üçüncü üye
toplantı tutanağını tutar, dördüncü üye toplantıyı yönetir.
Parti yetkilisinin; kesin
olumsuz ve belki olumsuz eleştirileri yanıtlamasına ve yurttaşların ona
sorular sormasına olanak tanınır.
Böylece seçmenin daha
bilgili ve bilinçli oy kullanmasına katkı sağlanır.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Erol
Erdoğmuş,
Gazeteci-Yazar, 1 Şubat 1933’te
Tirebolu –Giresun- doğumlu. İstanbul İktisadi ve Ticari
İlimler Akademisinden (1966) ve İÜ İktisat Fakültesi
Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulundan mezun
(1980) oldu. “Sosyal Sigortalar Kurumunda Hizmet içi Eğitim
Uygulaması ve Kurum Eğitim Merkezlerinin Halkla İlişkiler
Esprisi İçinde Organizasyonu” adlı tezle Yüksek Lisans
eğitimini tamamladı. İstanbul
Tekniker Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi (1971-1972), SSK
İstanbul Eğitim Merkezinde Müdür (1974-1980) olarak görev
yaptı. Şişli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
Müdürlüğünde (1986-1990) müdürdü.
Spor Toto Çocuk Yılı Masal Yarışması (1979), Oluşum Dergisi
“Gençliğe Nasıl Eğitim Verebiliriz?” Yarışması (1986), Milli
Prodüktivite verimlilik Mansiyonları (1987) sahibidir.
Eserleri: “Tek!”, (Radyofonik hikaye, Ankara 1953), İşletme
Bilgisi Ders Notları” (Teksir, İstanbul 1971), “Ağaçlar
Kaçamaz” (Biyografi çevirisi, Redhouse Yayınevi, 1978),
“Kapkara Bir Aydınlık” (Radyo oyunu, 1983). Ayrıca, bugüne
kadar 1000’i aşkın makale, deneme, öykü yazdı.
erdogmus.erol@gmail.com
|