Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Firdevs Burçak – Mayıs 2008

Yalnızlık Senfonisi 

Devleşmeye yüz tutmuş sorunlarla, kaygılarla, korkularla, işlerle… Durmaksızın dönen hayat çarkınızdan sıkılıp, dışına çıkmayı başarabilirseniz eğer, yalnızlığınızın senfonisini duyabilirsiniz, kendinizde. Kimilerine “sadece korkuları”, kimilerine “unutulmaz hatıraları”, kimilerine “devasa acıları”, kimilerine “acımasız gerçekleri”, kimilerine ise “olmak istedikleri kendiliği” fısıldamıştır çoğu kez, bu senfoni. Farklı sembollerle zihinlerde anlam bulan yalnızlığın, tüm ruhlarda vazgeçilmez bir ihtiyacı oluşturduğu da, su götürmez bir gerçektir. Bedenin hayat bulabilmesi için “su” ne kadar önemliyse, ruhun da hayat bulabilmesi için “yalnızlık” o kadar önemlidir. Zaten Aldous Huxley’ de, “Vücut bulmuş her ruh yalnızlığa mahkûmdur” sözüyle bu durumun önemine yeterince vurgu yapmıştır.  

İnsan yalnızlığa ihtiyaç duyar çünkü; zaman zaman sessizliğin içindeki, sesini duymak ister. Bu sessizlik kimi zaman (bahşedilen düşünme yetisinin kullanılmasıyla)  düşüncelerinizi fark etmenize, kimi zaman bu düşüncelerinizi eleştirmenize, kimi zaman da (beyninizin kıvrımlarında) kısır bir döngü halini almış sorulara yeni cevaplar keşfetmenize olanak sağlar. Bu esnada hayatınızı sorgulamaya başlarsınız aslında, çok bilinmeyenli denklemlerle boğuşarak. Yürüdüğünüz, yürümekte olduğunuz ve yürüyeceğiniz hayat yolunu incelersiniz, uzun uzadıya. Arkada bıraktığınız geçmişinizin tozlu sayfalarını karıştırırsınız tek tek ve kimi zaman pişmanlıklarla dolu hatalar, kimi zaman unutulamayan mutluluklar, kimi zaman yaşanmış belirsizlikler… ilişiverir gözünüze, bu tozlu sayfalarda. Adına “deneyim” dediğiniz hatalarınız yerini,  yaşam rehberinize bırakmışsa eğer; sağlam ve emin adımlarla devam edersiniz yürümeye, kaldığınız yerden. Tüm iç hesaplaşmalarınıza da tanıklık eden bu süreç, kendinizi bağışlamanız için kendinize verdiğiniz bir armağandır da, aynı zamanda.

Yalnızlığın insana en büyük öğretilerinden biri hiç kuşkusuz ki, “kendiliktir”. Bu öğreti, sizi size anlatır, kendinizi dinlemenize ve sorgulamanıza olanak verir, kendinizi ve başkalarını sevmeyi öğretir ve sizi çok iyi tanımadığınız “siz”le tanıştırır. En büyük hayat gayelerimizden biri olan ve çoğu kez de tam olarak gerçekleştiremediğimiz “kendimizi tanıma” eylemi yalnızlığın senfonisinde saklıdır aslında. 

Yalnızlık, ruhunuzun özgürce içinde nefes alabildiği ender diyarlardan biridir. Belki de yalnızlık, insan özgürlüğünün diğer insanlar tarafından hunharca sömürülmesine izin vermeyen, toplum empozelerinin ve püriten ahlak anlayışının can bulamadığı tek yerdir. İşte bu nedenledir ki yalnızlık; bazen sonu gelmeyen isyanlara, bazen acı dolu haykırışlara, bazen de acıların beraberinde getirdiği gözyaşlarına ev sahipliği yaparak; ruhun özgürce tüm duygu katmanlarını yaşamasını sağlar ve ona hayatı öğretir. “Okumak öğrenmeye yol açar, ama dehanın okulu yalnızlıktır.” diyen Alex Browning, bu durumu çok güzel ifade etmiştir.  

Yalnızlık, ölmeye başladığınız ilk günle beraber, size özgü olan ve size bahşedilmiş, muhteşem hediyelerden biridir. Tüm bunlara rağmen çoğumuz korkarız yalnızlıktan ve getirilerinden; onunla baş başa kalmamak için kaçarız anlamsızca. Çoğu kez de gözle görülmeyen yalnızlıklarla, her tarafı kaplanmış kalabalıkları tercih ederiz. Çünkü yıllardır süregelen, yalnızlığın ne denli “korkunç” olduğuna ilişkin öğretilmiş kalıp yargılar, bu korkunun bizden sıyrılmasına izin vermezler. Öyle ki, yalnızlığa dair öğretilen bu kalıplaşmış yargılar, dev kalabalıklar için de bile, onun kaybolamayacağı gerçeğini görmemize büyük bir engel oluşturmuştur. Oysa ki, insan denilen varlığın temelinde vardır yalnızlık. Her insan yalnızdır her daim; yalnız doğar, yalnız ölür ve yalnız yaşar o görkemli kalabalıklarda dahi. Bu yüzdendir ki, insanın yalnızlığı kabullenmesi, onunla yaşamayı öğrenerek dost olması, onu sevmesi ve ona ihtiyacı olduğunu (en az temel ihtiyaçları kadar) bilmesi gerekir.  

İnsanlar, ruhlarını bedenlerinde taşıdığı sürece, yalnızlıklarını da beraberinde taşımaya devam edeceklerdir; çünkü ruh ve yalnızlık, içinde bulunduğumuz düzenin ayrılmaz bir bütününü oluşturmaktadır. Öyleyse yalnızlıktan duyulan gereksiz korku nedeniyle, ondan amaçsızca kaçmak ve onu yok saymak niye?  

İçinde bulunduğunuz hayat çarkınız ne kadar hızlı dönerse dönsün; yalnızlığınızın senfonisine kulak vermekten asla vazgeçmeyin.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Firdevs Burçak: "Paradokslar zinciri olarak tanımladığım hayata, 17 Şubat 1988’de Denizli sınırları içerisinde başladım. Bu zincirin bir halkası olarak yoluma; hayatı, kendimi,  var olma nedenimi bulmaya ve anlamaya çalışarak devam ettim ve etmekteyim. Yazıyorum, çünkü yapılan adaletsizliklere, toplum empozeleriyle öldürülmeye çalışılan kimliklere, sıradanlığa ve sürünün parçası olmak zorunda bırakılan her koşula inatla, nefretimi kusmak için..."

Detaylı bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 Agustos 2008 TSİ 14:00