|
Funda
Umut Pakkal
Bir Zamanlar
Normaldik
Önceliğimiz ne? Sadece
hayatta mı kalmak? Coşkulu, donanımlı, daha doyumlu bir hayat mı
yaşamak?
Birçoğunuz duymuştur. Modern
Çağ insanının, zihinsel yetileri arttıkça bedensel yetilerinin
azaldığını... Son 100 yıldır insanın zeka puanlarında ölçülür
farklılıklar oldu. Kimi bilim adamları bu farklılığı 10 puan kimi 20
puan diye ilan ederken; zeka puanlarında da normal zeka marjı
genişledi. Yalnızca zeka değil; hafızamız ve soyut düşünme tarzımız
da gelişti ve değişti. Bırakın anneannelerle boy ölçüşmeyi, kendi
annemize bile elektroniği kullanma, akıldan problem çözme, pratiklik
gibi vb. kulvarlarda, çoktan, bir kilometrelik fark attık. Ancak
yazımın başında da belirttiğim gibi bedensel işlevlerde durum pek
parlak değil.
“Nasıl"
mı? Neredeyse bakkala bile araba ile gittiğimiz için 30’lu
yaşlardan itibaren hareketsizlik ve kondisyonsuzluktan bel ağrıları
ve bel bölgesinde aşırı yağlanma başlıyor. Bütün gün masa başı
işlerde çalışan bizler; akşamları, tutulan omzumuzdan, bacağımızdan
sırtımızdan bahsediyoruz. Çevremde bel fıtığı teşhisi konmuş o kadar
çok kişi var ki say say bitmez. Bunlar benim gözlemlerin. Peki bilim
ne diyor?
Bilim
adamlarına göre yakın bir
gelecekte ayağımızın küçük parmağı yok olacakmış. 8 ayak parmağına
sahip olacakmışız. Üstelik kullanmaya-kullanmaya en dıştakiler de
bir süre sonra aynı akıbete uğrayacaklarmış. Belki de zamanla
ayaklarımızı faal olarak kullanmadığımız (tırmanmadığımız, gerektiği
kadar çıplak ayakla yürümediğimiz tüm gün ayakkabının içinde sıkışıp
kaldıkları) için yitirip gideceğiz. Kulaklarımızın gitgide
küçülmesi, kaslarımızın azalması, hep yoğun çalışma hayatına
bağlanıyor, ancak hep olumsuz da gitmiyor gelişimimiz... Japonya'da
yapılan bir araştırmada, son 10 yıldır Japon gençlerinin baş
parmaklarına çok hakim oldukları görülmüş. Çok etkin ve hızlı
kullandıkları, kendilerinden önceki nesillerden daha gelişmiş
bir
baş parmağa sahip oldukları anlaşılmış. Tabii bu gelişmeye de “Cep
telefonun ve mesajlaşmanın çok fazla etkisi var” dersem kimse
şaşırmaz.
Teknoloji ve modern dünya
hayatımıza bir çok yenilik ve fark katıyor. Ufkumuz genişliyor,
hayata bakış açımız değişiyor. Ancak bu yüzyılın insanının içine
düştüğü bunalım, depresyon ve akıl hastalıkları, hiç de azımsanacak
gibi değil. Hayatımızı kolaylaştırmaya ve daha fazla şeye sahip
olmaya çalışırken, hem bedensel hem de ruhsal yetilerimizi
yitiriyoruz. Önceliğimiz ne? Sadece hayatta mı kalmak? Yoksa, Doğan
Cüceloğlu’nun da dediği gibi “Coşkulu, donanımlı, daha doyumlu
bir hayat mı yaşamak?”
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Funda
Umut Pakkal
1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik
yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul
Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe
Üniversitesi'nde
Psikoloji, Felsefe,
İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı.
Detaylı Bilgi
|