|
Yazar:
Funda Umut Pakkal
Eğitim Haberleri, İstanbul
Okul Öncesi Kurum ve Kişilerin Önemi
Hemen her toplumda anne-baba
ve eğitimcilerin çocuk için istedikleri, onun bedensel, duygusal
ve zihinsel yönden sağlıklı bir biçimde büyümesi, topluma
yararlı, bağımsız bir birey olması ve çevresinin eseri değil,
ama ona uyum sağlayabilen, gerektiğinde onu kontrol edebilen ve
değiştirebilen bir kişi olabilmesidir.
Çocuk ve gençlerin problem
çözen bireyler olarak yetiştirilmesine ve onlara eleştirel
düşünme yeteneğinin kazandırılmasına, kişiliğin temellerinin
atıldığı anaokulu çağından başlanmalıdır. Anaokulu çağı,
çocukların hem bedensel hem de zihinsel olarak hızla geliştiği
bir dönemdir. Bu durum, öğrencilerin zihinsel yeteneklerinin
bilinmesi ile öğretilecek olan derslerin buna göre
düzenlenmesine bağlıdır. İçinde bulunduğumuz yeni yüzyılda,
toplumlar sürekli gelişen bilim ve teknolojiye bağlı olarak
dinamik bir
yapıya
kavuşmuştur. Toplumların içinde barındırdığı bu hareketliliği
bireylere aktararak, geleceğe yönelik sağlam temellerin
atılmasını sağlamak ise eğitimle olacaktır.
Aslında, bu konu çok uzun
zamandan beri insanların dikkatini çekmektedir. Eğitim tarihinde
çocuğun çok erken yaşlarda eğitilmesi ile ilgili kaynaklar
mevcuttur. Eskiçağda pek çok Yunan ve Latin düşünürü çocuğun
eğitiminin erken yaşlarda başlatılması gerektiği üzerinde
dururken, Ortaçağ’da İslam düşünürü ve şair Sadi, eğitimin
erkenden başlatılması ile ilgili olarak görüşünü şöyle dile
getirmektedir. “Taze ağacı istediğin gibi bük, kurudu mu ateşten
başka hiç bir şeyle doğrulmaz.” Dilimizde bununla ilgili bir
atasözünün bulunması –ağaç yaşken eğilir- Türk toplumunun
düşüncesinde erken eğitim görüşünün yaygın biçimde kabul
edildiğinin işaretidir.
Okul
öncesi dönem insan yaşamının temelini oluşturur. Bu dönemde
çocuğun sağlığı, beslenmesi ve aile ortamının ona sağladığı
sevgi, şefkat de önemlidir. Ancak önemli olan bir başka nokta
da insanın gelişiminin tüm yönlerini destekleyebilecek sosyal ve
fiziksel bir ortamdır. Bu dönemdeki yaşantılar onun gelecekte
hayata bakış açısını da önemli ölçüde etkiler. Hayatın ilk
yıllarında kazanılan davranışlar, yaşam boyu sürekliliğini
koruduğu için; kişiliğin temelinin atıldığı kritik dönem olarak
bilinen okul öncesi yıllarda verilen eğitimin, tüm eğitim
kademelerini hatta tüm yaşamı etkilediği artık bilinen bir
gerçektir. J. J. Rouesseau “Nice çocuk, kendilerine yürüme
yanlış öğretildiği için yaşam boyunca sıkıntı çekmektedir.” der.
Çünkü insanların tüm davranışları çocukluğunun ürünüdür. Bundan
dolayı insanlara, çocukluk döneminde örnek davranışlar aşılamak
gereklidir. Bir çocuğun hayatı, iyi bir eğitimle tamamen
değişebilir ve iyi yetişmiş bireylerle de daha güvenli, mutlu,
sağlıklı bir toplum oluşturulabilir.
Yaşamın
erken yıllarındaki olumlu, destekleyici ilişkilerin yalnızca
bilişsel gelişim için değil, aynı zamanda sağlıklı bir duygusal
ve sosyal gelişim için de kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Erken
çocukluk yılları temel motor becerilerin kazanılması, dil
gelişimi ve gelişimin yaşam boyu süren diğer etkileri olan
birçok temel yönü için de elverişliliğin en üst düzeyde olduğu
(optimum) zamandır. Bu yüzden erken yaşlarda sağlanan
olanakların ya da olanaksızlıkların beyin gelişimi üzerindeki
etkisi uzun sürelidir. Kendileri ile çok seyrek konuşulan, çok
az oyun materyali ile karşılaşan, çevresini araştırma ve
keşfetme olanağı bulamayan ya da çok seyrek bulan çocuklar,
ilerideki öğrenmeyi kolaylaştıracak olan sinir bağlantılarını ve
yollarını en iyi biçimde geliştirmekte başarısız olacaklardır.
Çevre, yalnızca beynin hücre sayısını ve bağlantılarını değil,
aynı zamanda onların bağlanma yollarını da etkilemektedir. Bu
nedenle erken yaşlarda karmaşık algılama ve fiziksel deneyimler
için sağlanacak olanaklar, ileri yaşlardaki değişik öğrenme
becerilerinin gelişimini olumlu yönde etkiler.
Bu bilgiler ışığında bizlere
düşen görev, çocuklarımızın erken dönemlerinde hem en
yakınındaki kişiler hem eğitimciler ve hem de onların gelişimine
katkıda bulunabilecek her kişinin donanımlı, sevgi, ilgi ve
şefkatli olmasıdır.
Devam edecek…
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Funda
Umut Pakkal
1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik
yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul
Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe
Üniversitesi'nde
Psikoloji, Felsefe,
İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı.
Detaylı Bilgi
|