Yazar: Gizem Şıvka Pideci – Ağustos 2008

Gezi Yazısı, İstanbul

İstanbul’un Kıyı Semti, Tarih Özeti Büyükdere  

İstanbul’un belki de en anlaşılması güç semti Büyükdere. Sahil kenarındaki caddesinden geçerken ‘bizim mahalle’ gibi hissedebilirsiniz. Bir yandan buram buram Anadolu kokarken karşınıza çıkan Ermeni Kilisesi ile karşılaşabilirsiniz. Gayrimüslim sakinlerinin de çok olduğu bu semt İstanbul’un kültürel zenginliğini ve barış felsefesini o kadar güzel yansıtır ki...

Büyükdere, Boğaziçi'nin en eski yerleşim bölgelerinden biri olup ismini denize dökülen Bakla Deresi'nden aldığı iddia edilmektedir.

Büyükdere sakinleri ile konuştuğunuza birçok değişik hikâye ve detaylarla karşılaşabilirsiniz. Eski evlerde hala su kuyusu bulunduğunu çünkü vakti zamanında kuyuların gayrimüslimlerin evlerinin vazgeçilmezi olduğunu öğrenebilirsiniz.

Ermeni komşulardan eski Büyükdere’nin şatafatlı gece davetlerini dinleyebilirsiniz. Hatta senelerdir burada oturan halkın mutfağında Ermeni, Rum ve Osmanlı etkileri dahi hissedebilirsiniz.

Otantik havasını olabildiğince bozmadan ayakta kalmayı başarabilmiş bu semtin tarihi ise bir hayli zengindir. Bizanslıların Vathys Kolpos, Türkçeye çevirirsek derin körfez dediği yöre Osmanlı döneminde de ilgi görmüştü.

Deniz kenarında olması sebebiyle sakinleri genelde balıkçılıkla uğraşırdı fakat semtin manzarasının ve havasının güzelliği sebebiyle gitgide sayfiye hüviyeti kazandı. Rum ve Ermeni çokluğu sebebiyle yapılan köşklerle beraber birçok da kilise inşaa edildi.

Büyükdere sırtlarında ise günümüze daha yakın bir bina bulunmaktadır;  Topçu Karakolu Binası. 1911’de Sultan Mehmet Reşat döneminde gözetleme kulesi olarak yaptırılmıştır. Şu an harabe olan bina boğaza hâkim manzarası ile amacına uygun mahalleyi beklemektedir.

Sıcak yapısı, ihtişamlı yalıları sayesinde birçok diziye de ev sahipliği yapan semtin en büyük özelliği ise gelir olarak her seviyenin ve kültürün bir arada yaşabiliyor olmasıdır. Bir ünlünün jipinin dar sokaklarda gayet sakin ilerlemesi sıklıkla karşınıza çıkabilecek manzaradır.

Boğazın en renkli, en sakin, en barış kokan bu semtinde fotoğraf makinenizi taşımayı unutmayın çünkü çok güzel kareler sizi bekliyor olacaktır. 


Kaynak: Sarıyer Belediyesi


2008 © indigodergisi.com


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Gizem Şıvka Pideci, 1978 Ankara doğumlu. Üniversiteye kadar Gemlik’te yaşadı. 2000’de Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun olduktan sonra kurumsal hayatta satış-pazarlama alanında kariyerine devam etti. 2006’da Brüksel’e yerleşti. Detaylı Bilgi


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen