|
Haber:
Gülşen Kaş
– Ağustos 2008
Sağlık Haberleri, İstanbul
Çocuklarda
Yaz Hastalıklarına Dikkat!
Açıkta
satılan gıdalar ve kaynağı bilinmeyen sular, yaz hastalıklarına davetiye
çıkarıyor…
Yeditepe Üniversitesi
Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Alerji Bilim
Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, çocuklarda yazın rastlanan pek çok
hastalığın nedeninin olumsuz şartlar olduğunu belirterek, “Kirli su
içilmesi, açıkta satılan gıdaların tüketilmesi ve kişisel temizliğe dikkat
edilmemesi bu hastalıklara davetiye çıkarıyor” diyor.
Okullar
kapandı, aileler çocuklarıyla tatile koştu. Tatilde genelde açık hava deniz,
havuz gibi yerlerde olmayı tercih eden aileler, çocuklar açısından bazı
tehlikeleri göz önünde bulundurmalıdırlar... Cengizlier, çocukların enerji
toplayacakları bu güzel günleri daha sağlıklı geçirmeleri için yaz
hastalıkları riskine karşı aileleri, dikkatli olmaları konusunda uyarıyor…
Yaz mevsiminin pek çok
hastalığı da beraberinde getirdiğini söyleyen Cengizlier, “çocuklardaki
yaz hastalıkları arasında güneş çarpması, ishal ve kusma ile giden barsak
enfeksiyonları, hepatit A, havuz enfeksiyonları; dış ve orta kulak
enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, üst solunum yolu enfeksiyonları, deride
mantar, böcek sokmaları, alerjik reaksiyonlar ve kırık çıkık gibi travmalar
olduğunu söylüyor.”
Röportaj:
Gülşen Kaş
Prof. Dr.
Reha Cengizlier, yazın çocuklarda ortaya çıkabilecek bu hastalıkları şöyle
anlatıyor:
Kulak
enfeksiyonları: Kulağa dışardan giren mantar,
bakteri, virüs gibi mikroplar, önce kaşıntı, ardından iltihaplı, pis kokulu
akıntılara neden olabilir. Kulakta zaten normal olarak salgılanan
sarı-kahverengi buşon kirli suyu çeker, şişer, içindeki mikrobun hastalık
yapmasını kolaylaştırır. Pis kokulu, beyaz, sarı, yeşil akıntı olursa hemen
doktora görünüp gerekli ve doğru ilaç tedavisi uygulanmalıdır.
Solunum yolu
enfeksiyonları: Damlacık enfeksiyonu olarak nefes
yoluyla vücuda giren mikroplar, üst solunum yolu, boğaz enfeksiyonu
yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar. Çok daha
ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma, boğazdaki potansiyel hastalık
mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir.
İdrar
yolu enfeksiyonu: Özellikle kız çocuklarda daha
sık görülür. Islak mayo ile bekleme, yeterli temiz olmayan suya girme veya
su kenarında yerlere oturarak oynama, mikropların girişini kolaylaştırır.
İdrar yolu enfeksiyonu, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın
ağrısı, ateş veya kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bazen bunların
birçoğu birlikte olur. Erken tanı ve tedavi, ilerde oluşabilecek daha ciddi
ve kalıcı rahatsızlıkları önleyecektir.
Güneş çarpması:
Çocuk uzun süre etkili güneş altında kalırsa, oyuna dalıp kaybettiği suyu
yerine koymazsa, bir süre sonra ateş, halsizlik gibi belirtiler başlar.
Vücuttan kaybedilen suyun içindeki sodyum, potasyum gibi elementlerin
eksikliği de belirtileri şiddetlendirir. Su kaybının şiddetine göre şoka
kadar varan tablolar oluşabilir. Güneş çarpması, sık sık su ve meyve suyu,
ayran gibi elementleri de içeren sıvı verilmesi, çocuğun öğlen güneşinde
oyuna bırakılmaması, diğer zamanlarda da gözetim altında ve güneşte çok
kalmadan oynaması sağlanarak önlenebilir. Ortaya çıktığında, hemen değişik
içerikli sıvılardan bol bol verilmeli, çocuk alamıyorsa veya kusuyorsa,
hemen sağlık kurumuna götürüp gerekiyorsa damardan sıvı verilmesi gerekir.
Güneş
yanığı: Bu dönemde en sık görülen rahatsızlık
güneş yanığıdır. Burada korunmak önemlidir. Güneş ışınları 45 dereceden daha
dik iken güneşlenmemek gerekir. Suyun içindeyken de güneş yakar. Hem direkt,
hem de sudan yansıyan ışık yakar. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör
civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Dikkat edilecek
konu; bu kremlerin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi, her 3 saatte
bir de tekrarlanmasıdır. Özellikle yüzü korumak için de kıyıda oynayan
çocuklara geniş kenarlı şapka takmak yararlı olabilir.
Sinek-böcek sokmaları:
Sinek böcek sokmaları da kaşıntıya, ardından deride iltihaplı yaraya neden
olabilir. Geceleri mümkünse koruyucu tül perdeli yatak kullanmalıdır.
Özellikle “bebeklerde” ciltten emilim çok olacağı için cilde sık sık
“kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir”. Yaz akşamlarında uzun
kollu, ince, hava alan pamuklu giysilerle sineğin sokacağı alanı azaltmak
gerekir. Geceleri, sineklikli odanın ilaçlanıp yatmadan önce iyice
havalandırılması da uygun bir yöntemdir. Sinek, böcek sokmasında
antihistaminik ve ek ilaçlar içeren lokal kaşıntı önleyici krem, merhem,
losyonlar kullanılabilir.
Yazın
ortak kullanılan eşya ve yiyecekler Hepatit A’ya neden olabiliyor
Mantar:
Mantar bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Islak mayo zemin hazırlar. Genel
kullanıma açık, yeterince temizlenmeyen havuz kenarı, banyo, tuvalet gibi
ortamlardan, hastaların kullandığı terlik, havlu gibi eşyaları kullanmakla
bulaşabilir. Kaşıntılı, bazen kızarık, bazen beyaz kabuklu görünümdedir.
Mutlaka doktor kontrolünde uygun mantar ilacının uygun süre kullanımı
gerekir.
Deri alerjileri:
Dıştan bazı bitkilerin temasına bağlı kızarma, kaşınma olabilir. Direkt
güneş ışığına bağlı deride kızarma, kaşınma, hatta ödem gelişebilir. Bazen
soğuk su, hatta sadece su bile deride ürtiker ve anjioödem denen kızarıklık,
kabarıklık, kaşıntı yapabilir. Hemen antialerjik ilaç verilmeli, esas
tedavisi için de sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
Sarılık:
Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık türü, özel bir virüsün
bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır.
Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik, ateş şikayetleriyle başlayıp, kusma,
karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde portakal kabuğu gibi koyu sararma,
göz akında sararma ile belirginleşir. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman
alabilir.
Korunma:
Artık
çocuklarımızı bu hastalıktan da aşı ile koruyabiliyoruz. 1 yaşından itibaren
yapılabilen, 6 ay ara ile 2 doz aşı korumada önemli rol oynar.
Hepatit A’dan korunmanın diğer yoları: Hepatit A
geçiren kişilerin mikrobu bulaştırmalarını önlemek için
el ve tırnak temizliğine son derece dikkat etmek
gerekiyor. İç çamaşırlarının, çarşaflarının ve tuvaletlerin
solüsyonlar ile temizlemek, hastaya bakan hemşire, doktor, hasta bakıcı ve
aile bireylerinin de ellerini sık sık mikrop öldürücü sıvılarla yıkamaları
bu hastalıktan korunmada son derece önemlidir.
Yaz
ishalleri çocukları etkiliyor
Yaz
aylarında sıklıkla görülen ishal, bulaşıcı hastalıkların en sık
görülenlerinden biri. İshalin çeşitleri olduğunun altını çizen Yeditepe
Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Pediatrik
Allerji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, ishalin sebeplerini şöyle
açıklıyor:
“İshal,
sebebine göre değişik şekillerde seyreder. Örneğin bazı bakterilerin
toksinlerinden kaynaklanan ishal, bozuk gıdalardan bulaşabilir. Bir de
mikropların bazıları, bizzat kendileri ishal yaparlar. Bunların başında rota
virüsü gelir. Rota virüsü aşı ile korunması mümkün olan mikroplar
grubundandır. Buna rağmen hala rota virüse bağlı ishaller çok sık
görülmektedir. Rota virüsü, çocuklarda ateş, kusma, şiddetli ishal, belirgin
derecede halsizlik, bitkinlik, yorgunluk hatta daha ağır sonuçlar
oluşturabilir.”
İshalin 1-2
kez olduktan sonra geçmediği durumlarda ailelerin hemen en yakın sağlık
kuruluşuna gitmesi gerektiğini önemine değinen Prof. Cengizlier, alınması
gereken önlemleri ve yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:
Öncelikle
“su vermeyelim de ishal geçsin” gibi yanlış düşüncelerle oyalanmamak ve en
erken dönemde bir sağlık kuruluşuna başvurularak tedaviye başlanması
gerekir. Tedavide temel amaç ishalde kaybedilenin yerine konmasıdır. Sadece
basit su olarak değil, elektrolit içeren; meyve suyu, ayran gibi içecekler
içirilmelidir. ORS diye bilinen çocukların hem su hem de elektrot kaybını
ortadan kaldıran poşet halinde bir toz, suya karıştırılıp çocuklara
içirilir. Vücut ağırlığının yüzde 5’inin kaybını bu şekilde rahatlıkla
yerine koyabilir. Kayıp yüzde 5-10 arası olduğunda serum gerekebilir, yüzde
10’dan fazla ise mutlaka hastanede tedavi görmesi şarttır.
İshalin
durdurulması başka hastalıklara zemin hazırlıyor
İshale
yol açan virüslerin tedavisinde hiçbir antibiyotik veya hiçbir ishal
durdurucu ilacın yeri olmadığını vurgulayan Dr. Cengizlier, “Vücudun kendini
koruma görevi vardır. Eğer siz bağırsak hareketini durdurursanız, vücut
bağırsaktaki virüsü ishal yolu ile atamaz. O zaman virüs bağırsaktan kana
geçerek çok daha başka rahatsızlıklara neden olabilir. Amipli dizanteri,
kolera gibi hastalıklar da ishale neden olabilir. O nedenle sebebi
saptanmadan durdurulan ishal istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Bir diğer
yanlış da ishalin yanı sıra kusma varsa kusma önleyici ilaçların
kullanılmasıdır. Oysa ishale kusma eşlik ediyorsa kusmayı durdurucu ilaç
vermiyoruz. Çünkü bazı virüs hastalıkları varsa bu ilaçlar ağır yan etkilere
yol açabildiği gibi “ölüme bile neden olabilir” diyor.
Çocukta
ishallerin yaz aylarında artış göstermesiyle ilgili olarak hijyen şartlarına
değinen Dr. Cengizlier bu konunun önemini de şöyle vurguluyor:
İshalin
en önemli nedeni temizlik kurallarına tam uyulmaması. Özellikle el temizliği
çok önemli. Annenin veya çocuğa bakan kişilerin el temizliğine çok dikkat
etmesi gerektiğinin altını çizen Cengizlier, ishalde mikrop el aracılığı ile
bulaşabiliyor. Örneğin hastaneye ishal nedeni ile yatırılan çocukların anne
ve yakınında da ishal başlaması, durumun son derece önemli olduğunu ve defa
fazla önlem alınması gerektiğini gösteriyor.
Biyografi Prof.Dr. Reha Cengizlier
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Çocuk
Allerjisi Bilim Dalı Başkanı
Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesinden, 1983 yılında mezun oldu. Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesinde 1989 da uzmanlık, 1993 yıllında da yandal
uzmanlık unvanını aldı. 1983 -1985: yıllarında Korgan Merkez Sağlık Ocağı
Korgan – Ordu grup başkanlığı yaptı. 1985 -1993: yılları arasında Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesi Asistan olarak çalıştı. 1993-1994’te T.C.Merkez
Bankası Sağlık Merkezi Pediatri- Alerji Uzmanı olarak görev aldı. 1994 -2006
yılları arasında SSK Ankara Çocuk Hastalıkları Eğitim Hastanesi Allerji
Departmanı Pediatrik Alerji Uzmanı, Doçent Dr. olarak görevine devam etti.
15 Mart 2006 -1 Ekim 2006 yıllarında Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi
Pediatrik Alerji Bölüm Başkanı yaptı. 15 Ekim 2006’dan beri Yeditepe
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Pediatri Anabilim Dalı Çocuk
Allerjisi Bilim Dalı Başkanı olarak görevini sürdürüyor.
Tel: 0216 578 40 00
e-mail:
rcengizlier@yeditepe.edu.tr
2008 ©
indigodergisi.com
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Gülşen Kaş
1975 İstanbul doğumlu. Anadolu
Üniversitesi
AÖF
İşletme mezunu. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı. Uzun
yıllardır sağlıkla ilgili araştırmalar yapıyor. Dünyayı gezmek
ve farklı kültürleri tanımak istiyor. Özgürlük herkes gibi onun
içinde çok önemli.
Detaylı Bilgi
|