|
Haber: Gülşen Kaş
Sağlık Haberleri, İstanbul
Beynin Dili Nöroterapi
Neden bazı insanlar hep sinirlidir?
Bazılarımız laf bitmeden hemen verir cevabı. Kimimiz sabırsız yerinde
durmaz. Kimileri dağınıktır ve hep kaybederler eşyalarını, hatta sürekli.
Kimileri suskun, kimileri çok konuşur, kimileri ise, dokunduğunuz zaman bile
ağlarlar.
Bu farklılıkları yaratan beynimizin
çalışma özelliğidir. Ya doğuştan almışızdır bazılarını, ya da sonradan
oluşuvermiştir beynimizde bir şeyler.
Beynin ön tarafı, insanı hayvanlardan
ayıran temel özellikleri yönetir. Dikkat, konsantrasyon, sabır, muhakeme
etme, hatalardan ders çıkarma, analitik düşünce, gelecekle ilgili öngörüde
bulunma, sağduyu, insanların duygularını anlama, hoşgörü, tolerans, düzenli
olma, zamanı iyi kullanma, etkilere uygun tepkiler verme.
Beynimizin ön tarafında oluşan
farklılıklar, karakterimizi belirler. Aslında grinin tonlarıyız bizler. Gri
tonu koyulaştıkça hastalıklar ortaya çıkıyor. Renkler normal tonlarda ise
normal insanlar sayılıyoruz diyor Nöroloji Uzmanı Dr. Güçlü Ildız.
Röportaj:
Gülşen:
Beynin çalışma sisteminden bahseder misiniz?
Dr. Güçlü Ildız: Beyin iki temel özellik
ile çalışır. Elektrik akımı ve kimyasal maddeler. İç ve dış uyaranların
çoğu, beyin merkezinde bulunan “talamus”a gelir, burada analiz edilir ve tüm
beyine elektrik akımıyla dağıtılır. Ulaştığı beyin bölgeleri bilgileri
alarak kendi özelliklerine göre çalışmasına yön verir. Elektrik akımı beyin
hücreleri içinde iletimi sağlarlar. Hücreler arası iletim ise kimyasal
maddeler (nörotransmitterler) ile sağlanır. Hücre içi oluşan bir sorun hem
elektrik akımını bozar hem de nörotransmitter yapımını etkiler. Sonuç beyin
duyarlılığıdır.
Gülşen:
Nöroterapi nedir ?
Dr. Güçlü Ildız: Beyinde var olan anormal
duyarlılığı düzeltmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir.
Gülşen:
Beyindeki duyarlılığa neden olan şeyler nelerdir?
Dr. Güçlü Ildız: Öncelikle kalıtım
özellikleri. Elimiz yüzümüz anne-babaya benzediği gibi beyin çalışması da
bundan nasibini alır. Doğum zorlukları, anne sütü almamak ya da yeterli
almamak, ateşli havale geçirilmesi, çocukluk dönemi beyni etkileyen diğer
hastalıklar, aile içi eğitim özellikleri ve kafa darbeleri beyin
duyarlılığının oluşmasını sağlayan nedenlerdir.
Gülşen:
Beyin duyarlılığı bizleri nasıl etkiliyor?
Dr. Güçlü Ildız: Duyarlılık, beyin hücre
içi çalışmasında olan farklılıklardır. Kişilik özelliklerimizi duyarlılıklar
belirler. Her insanda duyarlılık dereceleri farklıdır. Kimi insan genelde
çabuk sinirlenir. Nedeni, ilgili beyin bölgesinde duyarlılığının fazla
olmasıdır. Diğer tüm kişilik özellikleriyle bu kural örneklendirilebilir.
Yukarıdaki nedenlerle oluşan duyarlılık, stres gibi iç ve dış etkenlerle
artar ya da azalabilir. Genelde sinirli yapıya sahip insanlar, aşırı
sıcakta, üzüntülü durumlarda zaten fazla olan duyarlılığın daha da
artmasıyla daha kolay sinirleneceklerdir.
Başka bir örnek verelim. 30 yaşında aktif
çalışan bir kadın. 50 km. sabit hızla giden araba aniden durduğunda beyin bu
ivmeli harekete ayak uyduramayıp kendi kafatası içine çarpar. O an hafif bir
şaşkınlık yaşanır ve önemli bir şey olmadığı düşünülür. Ya da çekilen beyin
MR raporu normal olarak gelir. Ama gelişen duyarlılık, beyni gösteren
filmlerde anlaşılamaz. Çünkü sorun yapısal değil beyin çalışmasıyla
ilgilidir. Bir kaç ay ya da yıl sonra baş ağrıları, isteksizlik, hayattan
zevk almama gibi yakınmalar başlar. Bu durumda hekimin hastayı sorgulaması
çok önemlidir. Ne yazık ki bu gibi durumlar çoğunlukla hastalar tarafından
da önemsiz olduğu gerekçesiyle unutulmaktadır.
Hafif ya da şiddetli kafa darbelerinden
aylar sonra hipertansiyon, astım, diyabet gibi hastalıkların geliştiği
görülebilmekte. Çünkü beyindeki duyarlılığın kafa darbesiyle artışı sonucu
vücudun kontrolü de bozulmuş, hastalıklar başlamıştır. 
Gülşen:
Bu birçok insanı etkileyebilir mi?
Dr. Güçlü Ildız: Beynimizin ön bölgesi
bize insan olma özellikleri sağlayan bölgedir. Sabır, dikkat, sağduyu,
hoşgörü, analitik düşünme, karar verme, yargılama, duyguları ifade etme ve
anlama gibi kişinin karakter özellikleri bu bölgenin çalışmasıyla
belirlenir. Her kesin beyin ön bölge duyarlılık dereceleri farklıdır.
Kişiliklerin çeşitli olmasını sağlayan da budur.
Eğer duyarlılık çok fazla ise o zaman
sabırsız, aceleci, çabuk sinirlenen bir kişilik oluşacağı gibi içine
kapanık, duygularıyla hareket eden biri de ortaya çıkabilir. Son yapılan
bilimsel çalışmalarda, vücudumuzun çalışmasını kontrol eden ve bu kontrolün
bozukluğu sonucu oluşan hipertansiyon, şeker hastalığı gibi hastalıkların
ortaya çıkmasını sağlayan merkezin beyin ön bölgesi
tarafından kontrol
edildiği ortaya çıkmıştır. Bu çok önemli bir konu. İşte Nöroterapi ile beyin
ön bölge duyarlılığı azaltılabiliyor. Üstelik bunu sağlayacak bir ilaç ta
yok. Kulak çınlaması olan bir hastam vardı. Nöroterapi’den fayda gördü ama
hastamın şeker hastalığı da vardı ve seanslar sonunda şeker hastalığı için
artık ilaç kullanmasına gerek kalmadı. Çünkü kan şeker düzeyi de normale
dönmüştü. Bu da beyin ön bölgesinin şeker hastalığı yaratan beyin merkezini
kontrol ettiğini ispatlıyor.
Gülşen:
Nöroterapi ile nasıl tanıştınız?
Dr. Güçlü Ildız: 4 yıl önce internette
karşılaştım ilk defa. Kafa travması sonrası gelişen yakınmalarda çok
başarılı sonuçlar alındığına dair bir haberdi. Araştırmaya başladım.
Amerika’dan kitaplar getirttim. Sonra Uluslararası Nöroterapi derneğine üye
oldum. 2 kez kongrelerine katıldım. Nöroterapi uygulayanlarla tanışma
fırsatım oldu. Biri İngiltere, diğeri Hollanda da bulunan Nöroterapi
merkezlerinde volünter olarak çalıştım. 2006 yılından bu yana, son 1 yıldır,
aktif bir biçimde uyguluyorum.
Gülşen:
Nöroterapi kimlere uygulanabilir?
Dr. Güçlü Ildız: Migren ve diğer baş
ağrıları, epilepsi ya da sara ve çocuklardaki havaleler, hafif zeka geriliği
olan çocuklar, uzun süreli olan baş dönmeleri, kulak çınlamaları, tikler,
huzursuz bacak sendromu, yaygın vücut ağrılarıyla olan fibromiyalji
sendromu, panik atak, depresyon, anksiyete gibi
psikolojik bozukluklar,
aşırı sinirlilik durumları, uzun süreli olan ağrılar mesela bel, boyun, sırt
ağrıları gibi, uzun süreli sindirim bozuklukları mesela
kabızlık, barsak
tembelliği, ya da irritabl barsak sendromu, ayrıca son yapılan çalışmalar allerjik durumlarda, sinirsel tansiyon denilen tansiyonun inip çıktığı
durumlarda nöroterapinin belirgin faydası oluyor. Sonuçta tüm bu sayılan
rahatsızlıklar, beyin duyarlılığı sonucu gelişen sinirsel
rahatsızlıklardır.
Gülşen:
Uygulama yapmadan önce hastalara test yapılıyor mu? Hangi testler yapılıyor?
Hastanın terapi için uygun olması gerekiyor mu? Böyle bir kriteriniz var mı?
Dr. Güçlü Ildız: Evet, tabi. Öncelikle
QEEG (beyin haritası) ile duyarlılıkları saptıyoruz. Beynin hangi
bölgelerinde çalışmamız gerektiğini öğreniyoruz. Kısaca uzun süreli
yakınmaları olan hastalar için nöroterapinin uygun olduğunu söyleyebilirim.
Gülşen:
Nöroterapi uygulaması nasıl yapılıyor?
Dr. Güçlü Ildız: QEEG ile tespit edilen
kafa bölgelerine, diğer ucu nöroterapi aletine bağlı olan 3 adet elektrot
adı verilen alıcılar yapıştırılıyor. Mikrofon gibi. Ses yerine beyin
elektriğinin oluşturduğu dalgalar ölçülüyor. Ölçümler nöroterapi aletiyle
animasyona dönüştürülüp monitörde gösterilerek, aslında olması gereken
ölçümleri elde etme konusunda, kişi kendi beyin dalgaları nı
yönlendirebiliyor. Doğru yönlendirme sonucu çıkan ses, ödül ya da feedback
(geri besleme) ile kişinin anlaması sağlanıyor. 30 dakika süren seanslar
sonucu beyin öğrendiği yeni ve normal çalışma biçimini unutmuyor. Her 40
seansta bir QEEG ile duyarlılıkların durumu kontrol ediliyor.
Gülşen:
Terapi etkisinin kalıcı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Dr. Güçlü Ildız: Çoğunlukla kalıcı. Tabi
bu seansı alan kişinin özelliklerine de bağlı. Ne kadar istekli ve başarılı
bir seans geçirirse etkisi de o ölçüde kalıcı oluyor.
Gülşen:
Terapinin etkili olabilmesi için kişinin bu terapiye inanması gerekiyor mu?
Dr. Güçlü Ildız: Hayır, koma durumunda
bile uygulanabilir.
Gülşen:
Nöroterapi’nin etkin olduğu hastalıkların tümüne aynı yöntem mi uygulanıyor?
Farklı bir uygulama yaptığınız hastalık var mı?
Dr. Güçlü Ildız: Temelde aynı yöntem ama
her kişinin tedavi protokolü farklı. Çünkü ölçülebilen 40 ayrı beyin dalgası
var. 19 ayrı kanaldan ölçüm yapılıyor. Olasılıklar çok fazla. QEEG bu
nedenle çok önemli.
Gülşen:
Terapi yapılamayacak olan hasta var mı? Varsa nedeni nedir?
Dr. Güçlü Ildız: Bebekler. Rahat
duramadıkları için.
Gülşen:
Uygulamalar kişiye nasıl etki ediyor? İlk seansta geri bildirim alınabiliyor
mu? Ya da hastalığın türüne göre, kaçıncı seansta alınabiliyor?
Dr. Güçlü Ildız: En az 40 seans
prensibiyle çalışıyoruz. Her insanın beyin özellikleri farklı. Bu nedenle
nöroterapiye verilen yanıtlarda farklı olabiliyor. Zekâ geriliği gibi ciddi
duyarlılıklar dışında ilk 40 seans içinde mutlaka faydası görülüyor. Her 40
seansta bir beyin harita çekimi tekrar ediliyor ve seans başarıları
saptanıyor ve kaç seans daha gereklidir sorusuna cevap veriyor. Hastalığın
durumuna göre 200 seansı bulabiliyor.
Gülşen:
Terapinin beyin egzersizi olduğunu söyleyebilir miyiz?
Dr. Güçlü Ildız: Evet, diyebiliriz.
Batıda psikologlar çok yaygın bir biçimde uyguluyorlar. Bildiğiniz gibi 4-5
yıl sürebilen psikoterapi ve psikanalizin kısa süreli bir versiyonu diyorlar
Nöroterapi için. Tabi bu psikolojik yakınmaları olan hastalarımız için
geçerli
Gülşen:
Epilepsi nedir?
Dr. Güçlü Ildız: Beyin duyarlılığının bir
ürünü. Duyarlılığın bulunduğu yer ve kalıtım özelliklerine göre hastalık
tipide ortaya çıkıyor. Epilepsi yerine migren de olabilirdi mesela. Gene
duyarlılık yerine göre verdiği belirtilerde farklı olabiliyor.
Farkedilemeyen 1 sn.lik dalgınlıklar epilepsi olabileceği gibi sadece
yutkunma ile ortaya çıkan epilepsi türleri de var.
Gülşen:
Bu aileden geçen genetik bir rahatsızlık mı? Başka hangi şekilde insanlar bu
hastalığa yakalanıyor?
Dr. Güçlü Ildız: Epilepsi nedenleri ile
beyin duyarlılığı nedenlerinin aynı olduğunu görürsünüz. Epilepside genetik
etkinin daha fazla olduğu söylenebilir. 20 yaş sonraları başlıyor ise kafa
darbeleri ve beyin yapısıyla ilgili yer kaplayan nedenler düşünülmeli.
Gülşen:
Bu anlamda genetik olarak aileden geçen başka rahatsızlıklar var mı?
Dr. Güçlü Ildız: Beyin duyarlılığının
genetik özellikleri olduğu düşünülürse çoğu hastalıklarda da genetik geçişi
görebiliriz. Ama tıpta kesinlik yoktur. Olasılıklar üzerinden görüş
bildirmekte fayda var. Kimi hastalıklar direkt genetik etkiyle başlarken
birçoğu hem genetik hem de diğer etkenlerin varlığında ortaya çıkabilir.
Gülşen:
Ağır psikolojik rahatsızlığı olan kişilere de uygulanıyor mu? (şizofreni)
Dr. Güçlü Ildız: Bu konuyla ilgili
yapılmış başarılı çalışmalar var. Benimde ılımlı bir kaç hastam oldu.
Hastalığın şiddeti bu noktada çok önemli.
Gülşen:
Psikolojik bozuklukları olan insanları, terapi öncesinde bir psikologla
görüştürüyor musunuz? Bu terapinin etkin olması için gerekli olabilir mi?
Dr. Güçlü Ildız: Psikoloji, beyin
çalışması sonucu ortaya çıkar. Amerika BD'nde kimi psikologlar artık
Nöroterapi uyguluyorlar.
Gülşen:
Hastalar seanslardan sonra tamamen iyileşiyor mu? Başarı düzeyi nedir?
Dr. Güçlü Ildız: Başarı beyin
özelliklerine göre değişir. Hiç bir biçimde çare bulunamamış hastalara
faydalı olduğu düşünüldüğünde bugün ki tıp uygulamaları
içinde geleceği
parlak olan bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyebilirim.
Gülşen:
Beynimizi nasıl korumalıyız? Hangi besinler beyne faydalıdır?
Dr. Güçlü Ildız: Doğal olan tüm besinler.
İşlenmemiş, rafine edilmemiş tüm gıdalar. Bu nedenle ekmek asla temel besin
maddesi olamaz. Şeker sadece beynin değil insanlığın önemli bir düşmanı
olduğunu düşünüyorum.
Gülşen:
Beyni geliştirmek için neler yapılabilir?
Dr. Güçlü Ildız: Düzenli spor, doğal
beslenme ve okumak
Gülşen:
Yapılan bu çalışmalar IQ düzeyini yükseltebilir mi?
Dr. Güçlü Ildız: QEEG ile IQ ölçüm ve
takibini yapıyoruz. Nöroterapinin olumlu etkisi var.
Gülşen:
Tıptaki son gelişmelerden bahseder misiniz?
Dr. Güçlü Ildız: Akıl, beyin çalışmasıyla
ortaya çıkar. Hastalıkları vücudun patronu beyni göz ardı ederek tedavi
edemezsiniz. Son 10 yılın bu şekilde özetini yapabilirim. www.beyindoktoru.com
adlı sitemde ayrıntılı bilgileri okurlar bulabilirler.
Gelecek sayı: Beyin sağlığı için çok
önemli ipuçları
|
Biyografi:
Dr. Güçlü Ildız:
14 Ekim 1965 doğumluyum. Çukurova Ün. Tıp Fakültesi mezunuyum.
Ankara Hastanesi Uzmanlığımı aldım. (1998) 7 yıllık uzmanlık sonrası
yapılan tedavilerin aslında bir işe yaramadığını düşünüp arayışa
girdim. 3 yıl önce Nöroterapi yöntemini internet aracılığıyla
tanıdım. Önce 2 yıllık teorik sonra da 1 yıl önce Amerika,
İngiltere ve Hollanda eğitim ve deneyim turunun ardından Osmanbey’de
bulunan Medİstanbul kliniğinde Nöroterapi uygulamaya başladım.
İletişim:
0212, 296 48 48 / 0212 669 11 98
/
0555 566 97 07
Web:
www.beyindoktoru.com
|
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Gülşen Kaş 1975
İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi AÖF. İşletme 4.sınıfta
öğrenimine devam ediyor. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı.
Özgürlük onun için çok önemli. Hayattaki tek amacı her şeyden
özgür olmak. Detaylı Bilgi
|