Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Haber: Gülşen Kaş

Sağlık Haberleri, İstanbul - EKİM 2007

Stres, Beyin ve Tedavi Yöntemleri  

Stres’in pek çok tanımını vardır. Vücudu etkileyebilen iç ve dış etmenlerin tümüne stres diyor uzmanlar. Geçirilen üzüntüler, ameliyat, soğuk yada aşırı sıcak, kazalar, çevre kirliliği de bizleri etkileyen faktörler arasında yer alıyor.

Dr. Güçlü Ildız’a göre bu etkiler, insanlar üzerinde farklı sonuçlara yol açıyor. Çünkü her insan, şahsına özel ve tektir. Benzerlikler olabildiği gibi, tıpa tıp da aynı değillerdir diyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Güçlü Ildız’la Stres, Beyin ve Yeni Tanı-Tedavi Yöntemleri hakkında konuştuk. 

Röportaj: Gülşen Kaş


Gülşen: Hocam stressiz bir yaşam düşünülemez değil mi?

Dr. Güçlü Ildız: Evet. Stresin derecesi ve çeşidinin insanlar üzerindeki etkisi farklılıklar yaratabilse de, çok daha önemli olan, kişinin strese karşı gösterdiği dirençtir. Bu nedenle aynı şiddetle gelişen stres, insanlarda farklı etkiler yaratır. Etkiyi belirleyen bireysel dirençtir. İnsan çeşitliliğini sağlayan organ beynimizdir. İnsan olma özeliğini kazandıran bölüm ise, beynin ön bölgesidir. Beyin ön bölgesinin farklı çalışma özellikleri ile farklı duygu, düşünce ve davranış özellikleri ortaya çıkar. Aşağıda yer alan tabloda beyin ön bölge çalışmasıyla oluşan özellikler görülmektedir.   

- Dikkati sürdürme

- Sabır

- Planlama, tasarlama

- Yargılama

- Tepki kontrolü

- Düzenli olma

- Kendini kontrol edebilme

- Sorunları çözme

- Ayrıntılı düşünme

- Gelecekle ilgili öngörüde bulunma

- Hatalardan ders çıkarma

- Duyguları anlama ve ifade etme

- Empati kurma

- Sağduyu

  

Gülşen: Daha önceki röportajımızda beynimizin renk tonlarından da bahsetmiştiniz. Renk koyulaştıkça beyinde nasıl farklılıklar ortaya çıkıyor?

Dr. Güçlü Ildız: Beyin ön bölge çalışmasıyla ortaya çıkan özelliklerimizin farklılıkları grinin tonlarına benzetilebilir. Her kişilik özelliğinin ayrı bir tonu var. Ton farklılıkları kim olduğumuzu- kişilik özelliklerimizi belirler. Ton açıldıkça daha normal olurken, koyulaşan tonlar ve bunun sonucu olan duyarlılıklar farklı kişilik, duygu ve davranışlarla ilgili yakınmalar ortaya çıkmasına neden olur.

Duyarlılıkları da ton farkına benzetebiliriz. Beyin ön bölge yapısını etkileyen nedenler duyarlılık derecelerini de etkileyerek farklılaşmamızı sağlar.  

Beyin ön bölge çalışma biçimi ve hacmi hayvanlarda çok daha basit ve küçüktür. Bu nedenle tüm ceylanlar birbirinin tıpa tıp aynısıdır. Bu nedenle strese verdikleri tepki hepsinde aynıdır. Bu nedenle doğal ortamında yaşayan hayvanlarda, insanlarda görülen hastalıkların çoğu görülmez. Beyin ön bölge duyarlılıkları farklı olan insanlarda, stresin yarattığı etkiler farklı, dolayısıyla hastalıklarda farklıdır.

Gülşen: Bunlar hangi hastalıklar?

Dr. Güçlü Ildız: Kanserden şeker hastalığına, kan basıncı yüksekliğinden depresyona kadar geniş bir yelpaze içinde olan hastalıkların gelişim yeri, beyinde yer alan ve hem hormonal hem de sinirsel yollarla vücudun çalışmasını sağlayan hipotalamusun normal dışı çalışmasıdır. 1-15

Hipotalamus, diğer beyin bölgeleri gibi, beyin ön bölge çalışmasının etkisi altındadır.16-29

HPA, HPG, HPT denilen ve memeli hayvanlarda da bulunan yolların normal işleyişi ile vücut bütünlüğü için gerekli olan enerji sağlanır (homestaz). Hipotalamus kaynaklı yolların, kendini koruma içgüdüsü yaratan tehlikelerle (korku, saldırıdan kaçma) ve çevre şartlarının çok değişmesiyle (aşırı soğuk) etkin hale gelir. Amacı değişen ortama bedenin uyumunu sağlamaktır. Bu yolun etkin olmasıyla kan şekeri yükselir, kan basıncı (tansiyon) artar, kolesterol düzeyi kanda yükselir, kalp hızı artar, vücudun savunma-bağışıklık sistemi aktif hale gelir ve kanda bir çok maddenin düzeyi artar yada azalır. Normalde geçici süre ve yaşantımız süresince gereken durumlarda etkin olması beklenir (allostaz). Yolları kontrol eden beyin bölgelerinin duyarlı hale gelmesi yada kimi gıdaların sıkça alınması sonucu etkinliği artar (allostatik yüklenme). Bu durum çokça bilinen hastalıkların başlangıç dönemini oluşturur. Bu yolun aşırı etkinliği sonucu duyarsız hale gelmesi (allostatik aşırı yüklenme) ile hastalıklar ortaya çıkar. İşte hipertansiyon, diyabet, astım, guatr, allerjik hastalıklar, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, ruh hastalıkları, kimi cilt hastalıkları, bağışıklık (immünolojik) sistemi hastalıkları, mide-barsak hastalıklarının altında yatan asıl neden hipotalamus kaynaklı yollarda oluşan duyarsızlaşmadır.

Gülşen: Stres yaşamımızı nasıl etkiliyor?

Dr. Güçlü Ildız: Bu saptamalar ışığında sonuç olarak gelinen nokta şudur; Stresin insan üzerinde olan etkisini (yakınma ve hastalık yaratma ölçüsünü), beyin ön bölge duyarlılıkları belirler. Her kişilik özelliğin duyarlılık dereceleri farklıdır. Bu farklılık strese olan direncin bir göstergesidir.

Stres altında yakınma yaratmayan beyin, iyi çalışan beyindir. Tüm hastalıkların tedavisinde öncelikle beyin ön bölge özellikleri değerlendirilmeli, tedaviler bu sonuca göre şekillenmelidir.

Örneğin, yüksek kan basıncı (hipertansiyon) olan kişi strese girdiğinde kan basıncında ani yükselmeler gözlenir. Nedeni, duyarlı olan beyin ön bölgesidir. Bu kişiye verilen tansiyon düşürücü ve sakinleştirici ilaçlar sadece geçici çözümdür.

Halen beyin ön bölge çalışma özelliklerinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek 3 objektif yöntem vardır. (kimi nöropsikiyatrik testler beyin ön bölge özelliklerini değerlendirebilse de sözel bildiriye dayalı olduğundan sübjektiftir)

Gülşen: Tanı ve tedavi yöntemlerinden bahseder misiniz?

Tanı: 1.HEG (Hemoensefalografi): Başa bağlanan bir bandın içinde bulunan verici ile sağlanan kızılötesi ışınlar sürekli olarak beyin ön bölge kanlanmasını ölçer.

Duyarlılığı olan kişilerde ölçüm değerleri normalin altındadır. Bu yöntem nöroterapi, nörofeedback (geri besleme) yöntemiyle birleştirilerek, beyin ön bölge kanlanmasını artırıcı olarak kullanılabilir.

Ölçülen değerler bir monitör aracılığıyla kişiye gösterilir. Bu ölçümler anlık olarak iniş ve çıkışlı bir grafik çizer. Çıkış durumunda yani beyin ön bölge kanlanmasının arttığı anlarda nöroterapi aletinden çıkan ses pozitif feedback (olumlu geri besleme) olarak beyni telkin eder. Yarım saatlik seanslar ile verilen ses telkinleri beynin nasıl daha iyi kanla beslenmesi gerektiğini beyne öğretir.

HEG yöntemi ile beyin ön bölgesinde hücrelerin çalışması sonucu açığa çıkan maddeler beyinden daha hızlı bir biçimde temizlenir. Beyin hücrelerinin daha çok oksijen, glukoz vb.. maddeleri daha verimli kullanması sağlanır. Sonuçta daha iyi çalışan bir beyin ön bölgesi ile bu bölgenin kontrol ettiği diğer beyin bölgelerinin ve vücudun daha sağlıklı olması amaçlanır.

2.TOVA testi: Beyin ön bölge duyarlı çalışmasıyla 2 özellik özellikle etkilenir. Dikkati sağlama ve sürdürme ile tepki kontrol. TOVA testi bir bilgisayar programı ile çalışır. Program içinde yer alan veri tabanında normal kişileri ve hastaların test sonuçları bulunur. Testi olan kişinin sonuçları, veri tabanında bulunan sonuçlarla karşılaştırılır. Tanı ve takipte faydalıdır.

3.QEEG (Beyin haritalama yöntemi); Başa bağlanan 19 elektrot ile alınan beyin dalga özellikleri bilgisayar programı ve veri tabanında yer alan normal ve hastaların sonuçlarıyla karşılaştırılır.

Her 3 yöntem başta ABD olmak üzere dünyada kullanım yaygınlığı giderek artmaktadır. Ancak ülkemizde ne yazık ki doktorlar tarafından hala bilinmemektedir. Özellikle subjektif temeller üzerine oturmuş olan psikiyatri bilimi, ülkemizde bu 3 objektif tanı yöntemine şüpheyle baktığı görülmektedir. Reçete ettikleri ilaçlarla beyin çalışma özelliklerini değiştiren nöroloji uzmanları ve psikiyatristlerin, beyin çalışma özelliklerini değerlendiren objektif yöntemlere daha sıcak bakmaları dileğimdir.

Tedavi

Beyin duyarlılığının en uç noktası (gri tonunun siyaha yaklaştığı) şizofrenidir. Dikkat eksikliğini de duyarlılığın kendini göstermeye başladığı sınır olarak varsayabiliriz. Bu iki klinik özellik arasında kalan pek çok duyarlılık dereceleri hemen tüm hastalıklara eşlik eder (sinirlilik hali, gerginlik, yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, uykusuzluk, depresif ruh hali vb.)

Beyin ön bölge duyarlılıklarını azaltarak ve bu bölge çalışmasını güçlendirerek doğrudan yada dolaylı olarak pek çok hastalığa fayda sağlanabilir.

İlaçlar, beyin ön bölgesini tedavi edemezler, sadece kullanıldıkları süre içinde beyni baskılayarak yakınmaları hafifletebilirler.

Ülkemizde yeni gelişen tedavi yöntemlerinden biri olan nöroterapi, yukarıda anılan 3 tanı ve takip yöntemi ışığında uygulanarak, beyin ön bölge duyarlılığının azaltılması yönünde ümit vermektedir.


Nöroterapi: Tamamen kişinin kendi kontrolü ile, kendi beynine nasıl doğru çalışması gerektiğini gösterir. Yan etkisi yoktur. 30 dakika süren seanslar halinde uygulanır.


Biyografi: Dr. Güçlü Ildız: 14 Ekim 1965 doğumluyum. Çukurova Ün. Tıp Fakültesi mezunuyum. Ankara Hastanesi Uzmanlığımı aldım. (1998) 7 yıllık uzmanlık sonrası yapılan tedavilerin aslında bir işe yaramadığını düşünüp arayışa girdim. 3 yıl önce Nöroterapi yöntemini internet aracılığıyla tanıdım. Önce 2 yıllık teorik sonra da  1 yıl önce Amerika, İngiltere ve Hollanda eğitim ve deneyim turunun ardından Osmanbey’de bulunan Medİstanbul kliniğinde Nöroterapi uygulamaya başladım. 

İletişim: 0212, 296 48 48 / 0212 669 11 98 / 0555 566 97 07


www.noroterapi.com


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Gülşen Kaş 1975 İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi AÖF  İşletme mezunu. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı. Uzun yıllardır sağlıkla ilgili araştırmalar yapıyor. Dünyayı gezmek ve farklı kültürleri tanımak istiyor. Özgürlük herkes gibi onun içinde çok önemli. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Çıkarlarını Düşünmeyenler Unutulacaktır!


Aydının Duruş Yeri Sorunu


İslam'ın Devlet Talebi Var Mıdır?


“Sosyal Kare” Basamaklarıyla Tam Demokrasi’ye Yönelmek


Belçika’da Kurulamayan Hükümete Sivil Tepki


Gerçek Vatan Sevgisi Aslında Hangisi?


Stonehenge’in Sırrı


Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme


Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik


Grip Aşısının Tam Zamanı


Vücudunuzun Suya İhtiyacı Var


Stres, Beyin ve Tedavi Yöntemleri


Hastalıkların Ruhsal Sebepleri


Kendine Zarar Verme Davranışı 


Çocukerkil Ailenin Reisi Olmak


Kozmik Bilim Açışından Oruç

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Adnan Çelik

Aldatmak Aldanmaktır


Levent Altaş

Arı vız vız vız... 


Volkan Burnaz

Hoşçakal


Buse Doğan

Öz’ün Ruhla Dansı 


Hale Karaarslan

Kara Delikler ve Sevgi


Didem Çivici

Sonbahar’ı Karşılarken


Burçin İvren

Karanlık Sokaklarımdan


Can Duman 

Elbette Varlığım Elimde Yokken Yokluğum Kadar Varlık’ım… 


Didem Çivici

Rüzgâra Dokunmak... 


Didem Çivici

Kuyu


Rüya Yüksel

Olan Olmakta Dostum, Sen Telaş Etme!


Zuhal Keresteci

Bir Mendil Hediye Et Bu Bayram 


Eray Çetinkaya

Sönmüş Izgarada Laf Çevirmek


Tuğçe Karaarslan

Huzura Çıkan Yolum

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00