|
Haber
ve Röportaj: Gülşen Kaş
Saglik
Haberleri, Istanbul - KASIM 2007
Tanrının Nefesi
"Ozon"
Uzaydan
ve özellikle güneşten gelen yoğun zararlı ışınları emerek, yeryüzüne
inmesine engel olan atmosferin Stratosfer tabakasındaki ozon için eski
tarihlerde Tanrının Nefesi (ozein)” adı verilmiştir.
İlk kez
1785 yılında elektrik üreten çeşitli makinelerin çıkardığı ekşi kokusu
sayesinde kimyager Martin Von Marum tarafından keşfedilen ozon, 1840 yılında
Alman kimyacı Schönbein tarafından ilk kez, insanlar üzerinde kullanılmaya
başlandı. Fizikçi Werner, 1857 yılına gelindiğinde ilk ozon üretecek
makineyi buldu.
Tıpta ozon
kullanımı ise, ilk kez 1. dünya savaşında yaraların iyileştirilmesi amacıyla
kullanılmaya başlandı. 1916 yılında Dr. Wolff yaptığı çalışmalarda ozon
gazını mikrop kapmış yaraların üzerine verilmesi suretiyle, ağır yaraların
hızlı ve hayret verici bir şekilde iyileştiğini bildirmiştir.
NUC-ON
Tıp merkezi doktorlarından Dr. Murat Baş,
tanrının nefesi olarak ifade
edilen Ozon’un, dünya’da pek çok ülkede kullanıldığını belirterek, son
yıllarda ülkemizde de oldukça rağbet gördüğünü ve kanserden, diyabete,
karaciğer rahatsızlıklarından selülite kadar pek çok rahatsızlıkta başarı
ile kullanıldığını ifade etti..
Röportaj:
Gülşen
Kaş
Gülşen: Bize Ozon’un
ne olduğunu anlatır mısınız?
Dr. Murat BAŞ:
İnsanoğlu ozonu atmosferde yoğunluğu azalmış OZON DELİĞİ ile tanırken onun
tedavi edici muhteşem özelliğinden habersiz kalmıştır. Uzaydan ve özellikle
güneşten gelen zararlı ışınları emerek, yeryüzüne inmelerine engel olarak
canlıların yaşaması için bir şemsiye görevi yapan ozon için eski tarihlerde
Yunanca “Tanrının Nefesi” ismi verilmiştir. Yaşamımız için çok önemli olan
ozon için Kur-an da “İnsana Ruhumuzdan Üfledik” ayetinin biyolojik yorumunu
kabul edenler belki de haklıdırlar.
Ozon, iklimi etkilemekte
ve yeryüzündeki canlıların korunmasında önemli rol oynamaktadır. Şimşek ve
yıldırımların oluşturduğu fırtınalardan sonra taze hava kokusu diye içimize
çektiğimiz hava da bulutların elektriklenmeleri esnasında meydana gelmiş
olan bol miktarda ozon mevcuttur. Aynı zamanda oksijenin kimyasal bir
akrabası olan ozon(O3), atmosferde yüksek enerjiye sahip güneş ışınlarının
normal oksijen molekülüne (02) çarpmasıyla ortaya çıkan oksijen atomlarının
(0) diğer oksijen molekülleriyle (02) birleşmesi sonucu meydana gelir.
Ozon,
yeryüzü yakınlarında zehirli ve kirletici etki yaparken Stratosfer
tabakasında ise, hayati önem taşıyor…
Ozon nerelerde
kullanılıyor?
1) Medikal Ozon şeklinde
tıbbi tedavi de, tıbbi sterilizasyon ve dezenfeksiyonda, antiaging ve
kozmetolojik tedavilerde,
2) Havanın, kötü
kokuların,atıkların temizlenmesinde ve dezenfeksiyonunda,
3) Suların temizliğinde
(içme suyu ve havuz-kaplıca dezenfeksiyonunda) ve suların uzun süreli
korumalarında,
4) Gıda endüstrisinde
sterilizasyon da, soğuk hava depolarında,
5) Cam, şişe (soda, bira
v.s.) temizliğinde ve renk giderilmesinde,
6) Tarımda verimin
arttırılmasında (suni gübre yerine) ve ilaçlama yerine,
7)
Veterinerlik-hayvancılıkta tedavide, verimin arttırılmasında,
8)
Toksinlerin(zehirlerin) giderilmesinde: Kimyasal ve petrol ürünlerinin
zehirsizleştirilmesinde,
9) Tekstil
sektöründe(boya ve kumaş canlılığının arttırılması, renk giderilmesi, kot
beyazlatma vs) uygulanmaktadır.
Medikal
(tıbbi) Ozon - “Ozon terapi” nedir?
Dr: Murat BAŞ:
Aktif oksijen molekülü olan OZON GAZI
kullanılarak yapılan iyileştirici tedavilere “ozon terapi” denilmektedir.
• Medikal ozon % 5 ozon
ve % 95 oksijen karışımından oluşmaktadır. Ozon çok yüksek oksidasyon(yakma)
gücüne sahip olduğu için tıpta “aktif oksijen veya süperoksijen” olarak
tanımlanır.
• Her normal sağlıklı
hücre yaşam ve fonksiyonlarını sürdürebilmesi için oksijene bağımlı işleyen
metabolik yollarla enerji (kalori)ye ihtiyacını karşılamak zorundadır.
Enerji içinde yakıta ihtiyaç duyulur, bu yakıt canlılar için oksijen’dir.
Aldığımız besinleri oksijenle yakarak, enerji ihtiyacımız karşılanır.
• Kanserden Diyabete,
Hepatit den AIDS’e, Kronik Yorgunluktan Stress’e, Antiagingten Kozmetiğe
kadar yüzlerce hastalıkta uygulanmaktadır.
• Ozon, tıpta
hastalıkların tedavisinde 150 yıldan fazla zamandır uygulanmaktadır. Dünyada
Almanya, İngiltere, ABD, Japonya, Malezya, Brezilya gibi pek çok ülkede
binlerce ozonterapi klinikleri yanında, sadece ozon terapi yapan özel
hastaneler ve İtalya Siena Üniversitesinde kürsüsü mevcuttur.
• Ozonun vücuttaki
etkisi, yoğunluğuna ve kullanıldığı doza bağlı olarak değişiklik gösterir.
• Ozonterapist, konusunda
eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve hastalığın cinsine göre uygulanacak
tedavi protokollerini belirler.
• Ozon tedavisi ile
birçok hastalığın iyileşmesine yardımcı olunabilir veya tamamen düzelir.
• Ozonterapinin
bilimselliğini kanıtlayan binlerce bilimsel çalışma yapılmış ve etkili
olduğu kesin tespit edilmiş bir tedavi yöntemidir. “Asla alternatif bir tıp
yöntemi değildir.”
• Ozonterapi ya da
Alman’ların deyimiyle “Kan Temizleme” pek çok hastalıkta kullanıldığına dair
çok sayıda kanıt mevcuttur.
• Ozon terapi ucuz,
basit, pratik uygulama şansına sahiptir. Ozonlama, yaklaşık yüz yıldır
bilinen bir teknoloji ile yapılmaktadır.
Ozon
tedavisi güvenilir ve doğal bir tedavi yöntemidir. Doğru uygulandığında
neredeyse hiç yan etkisi yoktur.
Yeteri kadar
oksijen alamamamızın nedenleri nelerdir?
Dr. Murat BAŞ:
Yaşam biçimimiz, stres, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, sigara, alkol
gibi alışkanlıklar, yaşlanma, tıkanan damarlar, soluduğumuz havanın
kirliliği, şeker, akciğer ve kalp hastalıkları, damar sertliği gibi
hastalıklar oluştuğunda veya olağan yaşamımızın biraz dışına çıktığımızda,
hücrelere oksijenin yetersiz gitmesine neden oluruz. Oksijen eksikliğini
arttıran bu türden nedenler, insanı ölüme kadar götüren olaylar zincirini
etkileyebilir.
Yeteri kadar
oksijen alamadığımızda neler oluyor?
Dr. Murat BAŞ:
Sıklıkla baş ağrısı, kronik eklem ağrıları, unutkanlık, sık geçirilen
enfeksiyon, iyileşmeyen yara, bitkinlik, yorgunluk, çalışma gücünün
zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, hayati önem taşıyan
organların yıpranması geliyor.
Ozon
tıbbi tedavide nasıl kullanılıyor? Nasıl etki ediyor?
Dr. Murat BAŞ:
Doku ve hücrelerin oksijenlenmesini arttırır.
Alyuvarların (kandaki kırmızı oksijen taşıyan hücrelerin) elastikiyetini
artırarak kılcal damarlardan geçişini hızlandırır.
• Kanın dokulara oksijen
bırakma yeteneğini artırarak organların oksijen havuzunda yüzmesini
sağlayarak OKSİJEN EKSİKLİĞİNİ giderir.
• Bağışıklık sistemini
uyararak, güçlendirir. Beyaz kan hücreleri yani savunma hücreleri olup,
enfeksiyonlara karşı koruyan oluşumunu artırır, fonksiyonlarını düzenler.
Bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyon ve kansere direnci artırır.
Bağışıklık sistemini düzenleyici özelliği ile bağışıklık sisteminin
sapmasından kaynaklanan hastalıkların tedavisinde iyileştiricidir. İlave
olarak İmmünmodülatör (bağışıklık sistemi düzenleyicisi) etkisi ile alerji
ve astım gibi hastalıkların tedavi edilmesine yardımcı olur.
•
Dezenfeksiyon ve antimikrobik özelliği ile bakteri, virüs ve mantarları öldürür. Klordan
3125 kat daha güçlü, doğal ve atık bırakmayan dezenfektandır.
• Kanın
kıvamını
azaltır, akışkanlığını artırır. Damar duvarındaki plakların yumuşamasını
ve küçük kan damarlarındaki tıkaçların çözülmesini sağlayarak “kan
dolaşımını düzenler” damar duvarına olan etkisi ile de “tansiyonun
normalleşmesini” sağlar.
• Hızlı çoğalan
hücrelerin (Tümör, mikrop gibi) çoğalmasını engeller. Kanser
hücrelerinin çoğalmasını ve yayılmasını engeller. Kanser hücreleri
üzerindeki etkisini tümör hücrelerinin zarlarını parçalayarak ve bağışıklık
sistemi üzerinden etki ederek çoğalmasını ve yayılmasını engeller.
• Tedavilere
duyarlılığı artırır, tedavilerin yan etkilerini önler. Kemoterapi ve
Radyoterapi gibi klasik kanser tedavilerinin etkisini dokulardaki oksijen
miktarını arttırarak güçlendirir (Kemoradyo duyarlaştırıcı etki). Kemoterapi
ve Radyoterapinin yan etkilerini asgariye indirir. Kemoterapi ve
radyoterapiden önce başlanan ozonterapinin yan etkilerini en aza indirdiği
saptanmıştır.
• Yasam enerjisini
artırır. Hücre içi solunumunu hızlandırarak, hücrenin fonksiyonları için
gerekli enerji olan ATP’nin üretimini arttırır. Daha enerjik ve fonksiyonel
bir vücut oluşturur.
• Detoks etkisi sağlar:
Karaciğer hücrelerini aktive ederek, böbrek süzmesini ve cildin detoks
edici özelliğini arttırarak, vücudumuzdaki kimyasal maddelerin (Kronik
kurşun, cıva gibi ağır metal zehirlenmeleri, böcek öldürücüler, ilaç
atıkları, asidik maddeler, tarım ilacı kalıntılarının atılmasını
hızlandırarak) temizlenmesine yardımcı olur.
• Ağrı kesici etki
gösterir. Vücudumuzdaki doğal ağrı kesicilerin açığa
çıkmasını sağlayarak
AĞRI KESİCİ özellik gösterir.
Yara ve
yanık tedavisinde Ozonterapi
Ozon terapi
hangi hastalıklarda kullanılıyor?
Dr. Murat BAŞ:
* Mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun
dezenfektan(mikrop temizleyici) özelliğinden,
*
Dolaşımını düzenleyerek,kılcal damarları geliştirerek ve kanın kıvamını
azaltarak, yaralı dokunun oksijenlenmesini, kanlanmasını ve beslenmesini
arttırarak, iyileşmesini hızlandırıcı etkisinden.
Ozonun
kullanıldığı
yara ve yanıklar:
• Diabet yaralarında,
• Enfekte olmuş
iyileşmeyen yaralarda,
• Uzun süre yatmaya bağlı
ortaya çıkan bası yaraların (dekubitus ülserleri) da,
• Dolaşım bozukluğuna
bağlı bacaklarda ortaya çıkan ciddi yaralarda,
• Çeşitli nedenlere bağlı
cilt enfeksiyonları, alerjileri, egzamalarında,
• Ameliyat öncesinde ve
ameliyat sonrasında zor iyileşen yaralar da veya
• Yara izlerinde
başarıyla kullanılmaktadır.
Dolaşım
bozuklukları ve damar tıkanıklıklarında
Ozon tedavisinin 40
yıldır en çok kullanıldığı alanlardan birisidir. Dolaşım bozukluklarındaki
ozon tedavisinin başarısı, yapılmış bir çok sayıda tıbbi çalışma ile
kanıtlanmıştır.
Dr. Murat BAŞ: Dolaşım
bozukluklarında ozonterapinin şu etkisinden faydalanırız:
• Damarların cidarında
bulunan düz kasların gevşemesini sağlayarak, damar içi basıncı azaltır ve
bu özelliği ile Hipertansiyonun tedavisinde yer alır.
• Dokuların yeniden
oksijenlenmesini, kılcal damarların yeniden oluşmasını ve dokunun
kanlanmasını,
• Kanın pıhtılaşmasının
dolayısıyla da kıvamını azalmasına, daha akışkan hale
gelmesini ve aynı zamanda damarlardaki tıkacın erimesini sağlayarak “Damar
Tıkanıklıkları”nın tedavisinde kullanılır.
• Damar sertleşmesine
neden olan cidardaki yağ tabakasının yıkılmasını sağlar.
Kanserde Ozonterapi
Nobel ödülü sahibi
bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran
çalışmalarında:
• Kanserin temel
nedeninin oksijensiz yaşam (tümör hücresinin oksijensiz yaşama-anaerobik-
yeteneğinde olduğu, normal hücreler oksijene gereksinim duyan-aerobik-
yaşam) olduğu,
• Vücuttaki
‘onkojen’ler(yani tümör yapan genler)in; stres, kirlilik, radyasyon yanında
oksijensizlik gibi faktörlerle uyarılarak kanserin başlayabildiği,
• Oksijen eksikliğinin,
kanserin yayılmasını kolaylaştırdığı,kanser hücrelerinin, oksijen açısından
zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediği, yeterli oksijen sağlandığında
ise tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü,
• Ozonun, direkt tümör
hücrelerini öldürücü etkisi (oksidasyon-yakıcı-etkisi) yanında tamamlayıcı
olarak bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğu tespit edilmiştir.
• Kemoterapi ve
radyoterapinin yan etkilerini engelleyici ve kemoterapi-radyoterapinin tümör
üzerindeki öldürücü etkilerini artırarak tamamlayıcı tedavi
olarak oldukça başarılı bir şekilde kullanıldığı saptanmıştır.
• Kanser tedavisinde
direkt tümör öldürücü etkisinin yanında, tamamlayıcı olarak - bağışıklık
sistemini güçlendirici - Kemoterapi ve Radyoterapinin tümör üzerindeki
öldürücü etkilerini arttırmakta ve KT ve RT’nin olumsuz etkilerini en aza
indirmede yardımcı olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.
Enfeksiyon, virüs hastalıkları ve hepatit’te
• Hepatitin bütün
tiplerin de ozonterapi, hem antimikrobik etkisiyle direkt hepatit virüsü dış
çeperini-zarfını tahrip ederek, hemde bağışıklık sistemi üzerindeki
etkisiyle İNTERFERON salgılanmasını uyararak, “altın
standartlarda” bir tedavi
olduğunu kanıtlamıştır.
• Hepatit A diğerlerine
göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B,
sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metotlarına
ilave olarak, ozon tedavisi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Ozon tedavisi
hepatit C hastalığında da uygulanır.
• AIDS, zona, uçuk, kuş
gribi, SARS gibi viral hastalıklarda virüsün harap edilmesinde, ozon
bağışıklık sistemini güçlendirir, aynı zamanda virüse direkt teması ile
etkili olur.
• Kızamık sonrası görülen
SSPE gibi yavaş virüs enfeksiyonlarında ve
• Beynin tüm virüs
enfeksiyonlarında (Ensefalit),
• Grip ve sık geçirilen
üst solunum yolu ve bronşit gibi akciğerin virütik hastalıklarında,
Karaciğer hastalıklarında
• Karaciğer hücrelerinin
fonksiyonlarında yardımcı olarak karbonhidrat, yağ ve protein seviyelerini
düzenler. Böylece kandaki yağ ve şeker seviyesini normalleştirir.
• Karaciğer hücrelerinin
yenilenmesini sağlayarak, karaciğer yetersizliği ve Siroz’da destekleyici
olarak kullanılır.
• Karaciğer
iltihaplarının, ilaç ve kimyasalların karaciğer üzerindeki tahribatının en
az seviyede olmasını sağlar.
Mide ve
bağırsak hastalıklarında Ozonterapi
• Gastrit ve ülserin
tedavisinde,
• İltihaplı bağırsak
hastalıklarında ( Ülseratif Kolit, proktit ve diğer Kolit çeşitleri ile
(spastik kolon gibi) ozon tedavisinin çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır.
Böbrek
ve ürolojik hastalıklarda Ozonterapi
• Tüm böbrek ve mesane
iltihaplanmalarında, idrar yolu enfeksiyonlarında ve prostat
rahatsızlıklarında,
• Özellikle “Ozon Sauna”
ter bezlerini uyarak terlemeyi artırma yoluyla ve yağ dokusu içinde
depolanan toksinleri etkisiz hale getirerek, deri, akciğer, böbrek ve
bağırsak yolu ile atılmasını sağlayarak, kimyasal
maddelerin atılmasını hızlandırarak böbreğe yardımcı olur.
• Diyalize giren
hastalarda, böbreklerin 24 saat boyunca çalışmasını gerektiren ağır
metallerin boşaltım işini saunada terleme yolu ile 15 dakikada yerine
getirir. Bu nedenle diyalize giren ağır böbrek hastalarına ev tipi ozon
saunasını önerilmektedir.
Kas,
sinir, kemik, eklem hastalıkları ve romatizmal durumlarda
Kas hastalıklarında ve
travmalarda (kaza ve spor yaralanmaları gibi); iyileşmeyi hızlandırmakta,
dolaşımı düzenlemekte, sinirlerin harabiyetini önlemekte ve tamir edilmesini
kolaylaştırmaktadır. Kasların daha güçlü hale gelmesini sağladığından kronik
kas ve sinir hastalıklarında da kullanılır.
Genel olarak ozon
tedavisinin fizik tedavi veya diğer tedaviler ile beraber tamamlayıcı amaçla
kullanılması tavsiye edilmektedir.
• Eklem iltihapları,
kireçlenmeleri, eklem harabiyeti ve kemik erimesi gibi pek çok ağrılı,
fonksiyon kısıtlığı da yapabilen hastalıklarda da ozon kullanılmaktadır.
• Kemik deformasyonu
gelişmemiş eklem kireçlenmesi-eklem faresi-gonartrozlar da, diğer ozonterapi
yöntemlerine ilave olarak eklem içine yapılan ozon enjeksiyonları ile hem
eklem içinde hava yastığı oluşturarak, hem de eklem şişkinliğini azaltarak
ağrıyı giderdiği, ayrıca, kıkırdak dokusunun yeniden tamir edilmesini
sağladığı tespit edilmiştir.
• Romatoid artrit gibi
bağışıklık sisteminin sapması ile ortaya çıkan hastalıklarda bağışıklık
sistemini düzenlendiğinden, diğer tedaviler ile birlikte kullanıldığında
hızlı iyileşmeler gözlenmektedir.
• Ayrıca yoğun adale
ağrıları, yorgunluk, uyku bozuklukları ile seyreden ve çok yaygın rastlanan
bir hastalık olan fibromiyaljide başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Nörolojik hastalıklarda
Ozon tedavisi,sinir
hastalılarında beyin oksijenlenmesini arttırarak ve damar düzenleyicisi
olarak kullanılabilmektedir:
• Başağrısı ve Migren
tipi gerilim ağrılarında,
• Multiple Skleroz da,
• Alzheimer hastalığında
ve Demans(bunama),
• Parkinson gibi
nörolojik hastalıklar da,
• Polinöropati,myotoni,muskuler
distrofi,ALS gibi kas-sinir
hastalıklarında,
• Spastik çocuklarda,
serebral palsi’de, SSPE gibi beyin
ensefalitlerinde,
• Beyin kanaması,
vertebrobaziller yetmezlik gibi beyin kanlanması veya oksijenlenmesinin
azaldığı durumlarda fizik kapasitede azalma, yürüme
güçlüğü ve baş dönmesi
gibi belirtilerle kendini gösteren beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu
etkileri mevcuttur.
Ağrı
tedavisinde
•
Nöron ve kaslarda iyileşmenin yanı sıra, santral sinir sisteminde analjezik
(ağrı kesici) etki yaparak ağrıların azalmasına yol açmaktadır.
•
Ozon gazının direkt uygulanması ile şiddetli ağrılarda sinir blokajı da
yapılabilmektedir.
•
Ağrı oluşturan maddelerin etkisini azaltarak ağrı tedavisini kolaylaştırır.
Devam
edecek…
|
Biyografi
Dr. Murat
BAŞ,
1988,
Uludağ Üniversitesi Tıp
Fakültesi mezunu. 1994 yılında İstanbul
Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünde Radyasyon Onkolojisi ihtisasını
tamamladı.
1994 Haziran ayına kadar Dicle üniversitesinde Yardımcı Doçent olarak, Tıp
Fakültesi Radyasyon Onkolojisi merkezinin kuruluş çalışmasında bulundu.
1994-1995 arasında Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji
Hastanesinde Başhekim yardımcısı olarak kuruluş çalışmalarında bulundu.
ABD'nin Teksas eyaleti Houston
kentindeki M.D.Anderson Cancer Center’da 11 ay çalıştı. Türkiye'ye döndükten
sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi
başkanı ve
kurucusu olarak görev yaptı. Ayrıca Türk
Onkoloji Vakfı Trabzon Şubesi Başkanlığı ve Türk Kanser Savaş Araştırma
Kurumu yönetim kurulu üyesi olarak faaliyetlere katıldı.
1998-2003 yılları
arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon
Onkolojisi anabililim dalı başkanı olarak görev yaptı. Yüzüncü
Yıl Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Hastanesinde başhekim yardımcılığı, satın alma komisyonu
başkanlığı, acil ünitesi ve kütüphane sorumluluğu
görevlerinde bulundu. Bursa'da NUC-ON Sağlık Hizmetleri adında Nükleer Tıp-Onkoloji ve Ozonterapi
alanında faaliyet gösteren bir şirket kurdu. 2 yıldır faaliyet gösteren bu
şirkette Türkiye’de ilk defa uygulanan yeni bir konsept geliştirdi.
Devlet hastaneleri ile işbirliği yaparak “Radyoterapi ve Nükleer Tıp Hizmet
Alım Projeleri”ni tüm ülkede kabul ettirmeyi başardı.
İlk uygulama Bursa
Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesinde 2004 yılında gerçekleştirildi. Ardından
Mersin Devlet Hastanesi Radyoterapi ve Nükleer Tıp Hizmet Alım ihalelerini
kazanarak faaliyete başladı. Yine ülkemizde henüz yeni olan
“Ultrapreventif Tıp” projesinin ilk adımları Dr. Murat Baş
tarafından atıldı. Bu
çerçevede Türkiye'nin en büyük Ozonterapi Kliniği ile yaklaşık 2000 hastaya
Ozonterapi uygulandı. Dr. Baş'in,
Onkoloji, iyleşmeyen yaralar ve
antiaging amacıyla
kullandığı Ozonterapiye ilişkin kitap çalışmasi
bitmek üzere. |
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Gülşen Kaş
1975 İstanbul doğumlu. Anadolu
Üniversitesi
AÖF
İşletme mezunu. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı. Uzun
yıllardır sağlıkla ilgili araştırmalar yapıyor. Dünyayı gezmek
ve farklı kültürleri tanımak istiyor. Özgürlük herkes gibi onun
içinde çok önemli.
Detaylı Bilgi
|