|
Yazar:
Prof.Dr.İbrahim Ortaş

Çukurova Üniversitesi, Adana
Sorun İneternette Değil
Ne Aradığını
Bilmeyen Eğitim Sitemimizde
İnsanlık tarihinin birbirinden önemli
dönüşümlerinden biri de sanayi toplumundan bilgi çağına geçiştir ki bu
geçişte en belirleyici unsur ineternettir. Günümüz insanının iletişim erişim
hızını, SANİYELERE İNDİREN bu teknoloji sayesinde bugün dünya küçülmüş,
küreselleşme denilen kavram ortaya çıkmıştır. Çağı yakalamak isteyen
toplumlar kısa sürede bu teknolojiden yararlanmak için gerekli altyapıyı
oluşturmuşlardır. Sanırım bugün batı toplumlarında mektubun ve telefonun
işlevini artık internet iletişimi sağlamaktadır. Eğitim ve öğretim artık
uzaktan eğitim ile internet üzerinden yapılmaktadır. Reklam faaliyetleri
neredeyse tamamen Internet üzerinden yürütülmektedir.
Bilgi
çağında internet zararlı mı? Gerekli mi?
Internet iletişiminin bizlere sunduğu bu
olağanüstü kolaylığın amaca uygun kullanılıp kullanılmadığı bugün tartışma
konusudur. Dokuz yaşındaki oğlumu zaman zaman ineternet kafelere arkadaşları
ile buluşturmaya götürdüğümde gördüğüm manzara hep beni düşündürmüştür.
Pırıl pırıl yüzlerce çocuğun ve gencin yönettiği makineler, yazışmalar ve
dinlenilen müzikler kendimi ister istemez çocukluk çağımda yaşadıklarıma
götürmektedir. Ben çamurdan oyuncak yapmaya çalışıyordum. Ağaçtan oyuncak
yapmak için tahta, ip, tel, bıçak, kibrit çöpü ararken, bugünküler
ineternetten oyun indiriyorlar. Günümüz çocuklarının ineternetten indirdiği
oyunlar ile yarattığı harikalara bakıyorum, gezindiği sitelere ve çetleştiği
ortama bakıyorum, bazen kendim yapamadığım için hayıflanıyorum, bazen de bu
denli zeki ve yaratıcı bir gençlik görmekten mutlu oluyorum. Ancak bir o
kadar da kullandıkları oyunlardaki savaş oyunları, yarış rallileri, ve diğer
adrenalin yükseltici ilginç oyun denemeleri de beni hep
düşündürmekte ve kaygılandırmaktadır.
Acaba iletişim çağının bu denli nimetlerini yanlış mı kullanıyoruz?
İnternet
zorunlu iletişim araçlarındandır
Günümüzde her binada elektrik, su ve
telefon şebekesi ne kadar zorunlu ise Internet bağlantısı da artık bir
zorunluluk haline gelmiştir. Bir çok şirket artık telefon ve normal posta
servislerini devre dışı bırakarak Internet üzerinden her türlü iletişimi
sağlamaktadır. Günün her saatinde her türlü bilgi alışverişi ve iletişimi
sağlayan olağanüstü bir buluş. Bu olanağı doğru değerlendirip sağlıklı
adımlar ile ilerlemek gerekir.
Unutmayalım ki çağımız iletişim çağı ve
bunun mimarı da ineternettir. Her yönü ile yaşamımız değişmiş bulunmaktadır.
İnsanlık bugüne kadar hiç karşılaşmadığı bir yaşam biçimi ile karşı karşıya.
Gelecekte belki de internet bağımlılığının yaratacağı yeni alanlar ve
hastalıklarla çok uğraşmak zorunda kalacağız. Önemli olan süreci doğru
yönetmektir.
Doğru
kullanırsanız yararlı, yanlış kullanırsanız zararlı olur
Internet’in amacı bilgi edinmek ve
paylaşmaktır. Internet kullanarak yapmak istediğiniz işinizi
kolaylaştırırsınız. Ancak internetin bizatihi kendisi amaç olursa, o zaman
sorun olmaya başlar. Çok güzel bir örnek vardır "küçük bir çakı bıçağı ile
çok güzel iş de yapabilirsiniz, bir insanı da öldürebilirsiniz". Bugün
internet ortamlarını gezdiğinizde bir şey yapmak isteyen, yaşı küçük ancak
dinamik bir insan topluluğu görürsünüz. Bu çocukların ve gençlerin ilgi
alanı ve uğraşıları kendilerine sunulan ortam ile doğrudan ilgilidir. Son
günlerde Trabzon geneline mal edilen ve Hrant Dink'in öldürülmesi ile
başlayan internet tartışması da bence yanlış bir tartışma. Zanlı internet
kefeye takılıyormuş, oradan bazı arkadaşlar ile iletişime geçmiş ve de
internet ortamının yarattığı etki ile cinayet işlemeye merak salmış
deniliyor. Sanırım bu çok yanlış bir yaklaşım ve akıl yürütme yöntemidir.
Evet internet ortamında oynatılan oyunlar kişileri daha maceracı yapıyor,
ancak internetin suçlamak ile olmaz. Internet kafe olmaz ise marketten aynı
oyunu CD ile alır evinde oynar. Nihayet bir çok aile öyle yapıyor. Pekala,
her gece aynı TV ekranında peş peşe ağalığı, silahı, kadın üzerindeki söz
sahipliği ve nihayet işlenen cinayetlere ne demeli? Yetersiz altyapı,
kırsaldan kentlere
göçmek
zorunda kalan ve varoşlara sığınan insanların ruh hali? Gelir dağılımındaki
artan adaletsizlik, işsizlik ve yetersiz eğitimin yarattığı ortamın bu tür
suçları teşvik edeceğini ortaya koymuyor mu?
Günümüz gençliğinin güce dayalı kendini
gerçekleştirme anlayışı maalesef çok kolay manipule edilmektedir. Bugün
din, dil, ırk, mezhep üzerinde kolaycı söylem ve tutumlar ile gençleri
belirli yerlere kanallize eden unsurların olduğu bir gerçek. Yetersiz
ekonomik koşullar ve fakirlik nedeniyle gençliğe sunulan para, silah ve
cinsellik gibi güç unsurları gençleri pençesine alabiliyor. Kendisini ifade
edecek parası olamayan, kişinin eline verilecek bir başka güç unsuru silah
çok kolayca 17 yaşındaki bir genci ciddi suç işlemeye itecektir. Sosyal
psikologların bu ve benzeri konularda daha fazla aydınlatıcı açıklama
yapmaları yararlı olacaktır.
Sorun
ineternetten değil, eğitimsizlikten kaynaklanıyor
Ülkemizin hedeflediği muasır medeniyetler
çağını yakalayabilmesi için mutlaka bilgi çağının gereği olan süreçleri
yakalaması gerekir. İnternetin suçlu görmek ile değil, buraların kullanımını
doğru değerlendirmek gerekir. Ülkemiz insanının nitelikli eğitime
kavuşmasını ve çağın bütün nimetlerinden yararlanmasının önemini ortaya
koymak gerekir. Türkiye bu süreci kaçırırsa bir daha belki çok uzaktaki bir
baharda dünyanın sayılı ülkesi olur. Madem bu kadar genç bir nüfusumuz var,
gençlerimiz yaratıcı ve zeki, bu çocukları eğitmek, olanak sunmak, iş imkanı
yaratmak gerekir. Bunu yapmaz isek gençlerin gideceği yer belli. Herhangi
bir "izm"in kuyruğuna takılmak zorunda kalır. Çocuğun çevresi ne ise, çocuk
da oraya benzeyecektir. Trabzon'da ise başka, İzmir'de ise başka, Van'da ise
başka bir gruba katılacaktır. Bu çocukları suçlamak yerine, bizim insanımızı
ne kadar eğittiğimiz, ne tür ortamlar yarattığımız düşünmeli ve geleceğe
ilişkin gençlerimiz için alternatif yeteneklerini geliştirme ortamları
sunmamız gerekir.
Önemli
olan ne aradığını bilmektir. Aileler ne tür bir çocuk yetiştirmek
istediklerini bilmeleri ile başlamalıdır. Ne aradığını bilen veya ne
aramadığını bilen bir bilince sahip isek çok da korkmamak gerekir diye
düşünüyorum.
İnternet iletişim
özgürlüğüdür
İnterneti suçlu göstermek yerine, bireyi
ve toplumu eğitmek için kapsamlı ve sonuç alıcı proje üretmek gerekir.
Internet şirketleri de değişik filtre sitemleri ile anne ve babalara
yardımcı olarak çocukların zararlı yayınlara ulaşması engellenmektedir.
Tabii zararlı yayın nedir sorusu akla gelebilir. Çin 100 bin kişilik dev bir
ordu ile kendince zararlı ve yabancı yayınları filtrelemeye çalışıyor. İran
benzer şekilde zararlı yayını engellemeye çalışıyor. Ancak nafile.
Bilgi
hep kontrol edilmek istenir olmuştur
Ülkemizde de bazı üniversitelerde
internet kullanımına sınırlama getirmeye çalışılmış anacak insanların
özgürlüğüne müdahale edildiği gündeme gelince geri adım atılmıştır.
Bugün başta üniversiteler olmak üzere bir
çok kurumun en kritik merkezleri bilgi işlem merkezleridir. Genelde bilgi
kontrol edilmek istendiği için yöneticiler bilgi işlem merkezlerini
ellerinde tutmak istemektedirler. Bilgi işlem merkezleri güçlü kurumlar,
gerçekten güçlü kuruluşlardır. Her şeye rağmen günümüzün biricik özgürlüğü
ineternettir. İnşallah onu da yasaklamazlar.
Üniversiteler
ne kadar bilgisayar kullanıyor
Bugün çağı yakalaması gereken genç
beyinler yerine halen bilgisayar kullanamayan yüzlerce üniversite hocası
bulunuyor. Bu hocalar nasıl çağını yakalayacak? Genç gözüküp yaşlıdan daha
yaşlı beyinlere ne demeli? Tabii burada sorgulanan üniversite öğretim
üyesine biçilen toplumsal ve tarihsel misyon. Neden sıradan insan bilgi
işlemi üniversite hocasından daha erken kavrıyor ve kullanıyor da bilgiyi
oluşturma görevi ve sorumluluğu yüklenmiş bilim adamı neden yerine
getirmiyor. Internet kullanımını bilmeyen akademisyenin durumu ise, bu
yazının içine zaten sığmaz.
Adana'nın tabla kebapçılığından yerleşik
alana geçen kebapçı İbo WEB sayfası kullanıyor, e-mektup ile sipariş alıyor.
Türkücülerin e-mektup adresi ve web sayfası var. İbrahim Tatlıses bile web
kullanırken, çağı yakalaması gereken bazı Türk bilim adamları nedense halen
bırakın e-mektup göndermeyi daha
bilgisayar
bile kullanamıyorlar. Peki nasıl yakalayacağız ışık hızı ile ilerleyen
dünyayı? Bilgi çağında at sırtında giderek yol alınırsa yarın daha büyük
sorunlar oluşur.
Toplumu eğitmek
zorundayız.
Sorunun yeniden tartışılması gerektiği
kanısındayım. Sorun internet veya kafeler değil, sosyal ortamdan
kaynaklanıyor. Bozulan gelir dağılımı, ifade edilemeyen duyguların güç
ilişkisi ile iletilmesinden kaynaklanıyor. Yapılması gereken, silahlı güç
değil, ciddi ve nitelikli bir eğitimle, düşünen, sorgulayan, ve kendisine
sahip, her yönü ile donanımlı bir nesil yetiştirmektedir. Yoksa yumurta
tavuk örneği ile birbirimiz ile uğraşırız. Eğitim bugünkü unsurları bilgi
teknolojisidir. Bunu da doğu ve amacına uygun kullanarak gelişeceğiz.
Gençliği
eğitmek zorundayız
Bugünkü hali ile ülkemizi ileriye
taşımamız zor görülüyor. Bir çok ülkenin toplam nüfusundan çok daha fazla
gençliğe sahip Türkiye'nin bir an önce 20 milyon gencini geleceğe nasıl
hazırlaması gerektiğinin planlarını yapması gerekir. Gençliği geleceğe
hazırlamak için doğru bilgilendirme ortamları yaratmamız gerekir. Bu
ortamlardan biri de ineternettir. İnterneti yasaklamak değil, teşvik ederek
gençliğimizin dünyadan haberdar olmasını sağlamamız gerekir. Kendisini ve
dünyayı bilmeyen bir kişiden ne kendisine ne de topluma fayda gelir.
Ne aradığını bilmek
önemli
Bugün ülkemizde yaşanan ve birçoğumuzun
olmamsı gerektiğini arzuladığımız sorunların kültürel yapımızdan
kaynaklandığı rahatlıkla görülmektedir. Gencecik, eğitilmemiş ve çevrenin
etkisinden kalan kimseyi suçlayamam.
Bir
bütün olarak baktığımızda sorun
ineternette değil.
Ancak sorunun temelde ne aradığımız veya
ne aramadığımızı bilmediğimizden kaynaklanıyor.
Sorun olaylara ve yaşama bütünsel
bakamamaktan kaynaklanıyor, sorun plan program yapamamamızdan kaynaklanıyor.
Sorun yoksulluk ve işsizlikte,
Sorun eğitimsizlikte,
Sorun aktardığımız ya da aktaramadığımız
değerlerde, bakış açımızda, dünya görüşümüzde yatıyor.
Sorun yaşama ve geleceğe nasıl
baktığımızda yatıyor.
Hepimize toplumu sağlıklı ve
yaşanılabilir bir ortama kavuşturma konusunda büyük görev düşmektedir.
Sorumluluk sahibi kişi sorumluluk sahibi nesil yetiştirecektir. Hepimizin
okuyarak aydınlanarak farkına varılabilirliği sağlamamız gerekir. Biz ne
yapacağımızı bilmiyorsak çocuğumuz nereden bilecektir? |