|
Yazar:
İdil Soyseçkin
Köşe Yazısı: Politika | Ankara
Bitimsiz Koşu
Nereye birader? Seçime...
Önce büyük bir korkuyla
sarsıldık. “Yetişin! Cumhuriyet elden gidiyor”du. “Şeriat çok
yakın!”dı. 1’di, 5’ti, 367’ydi, yeterdi, yetmezdi oyunları;
Anayasa Mahkemesi’nin kılıcı, iptalin demokrasi utancı...
Kılıçla utanç arasında Tandoğan mitingi. Ardından,
zamanlamasıyla piyasa gözetici, duyurulma biçimiyle teknoloji
takipçisi ama mirasından bir şey kaybetmemiş muhtıra.
Şeriatla
darbe kıskacında sıkışıp kalmak... Oysa on yıllarca en çok
yarayı böylesi “ya-ya da”lardan almadık mı? Bir arada yaşamayı
savunmayı öğrenmemiz hiç mümkün olmayacak mı? Peki bir arada
yaşamak?... Sonra başka şehirlerde de insan gözünün bile sonuna
varamadığı kıpkırmızı kalabalıklar çoştu, taştı, rahatladı. Her
ne kadar kürsülerden dillendirilen düşünceler yer yer
tüylerimizi diken diken etse de, yüz binlerce insanın yanlış
gittiğini düşündükleri şeyler için harekete geçmeleri, güçlerini
farkına varmaları sevindiriciydi. Demokrasi adına umut verici
miydi? Pek emin olamıyorum açıkçası.
Cumhurbaşkanlığı
yetkilerinin ele avuca sığmazlığının kaynağının 12 Eylül
anayasası olduğunu bilmeyenimiz kaldı mı acaba? Ya Kızıllara
karşı Yeşilleri palazlandıranların kimler olduğunu? Bu
anayasanın değişmesi için meydanları doldurmanın vakti gelmedi
mi? Güçlü odaklara sırtını dayamamış eylemlere kalkışmak kolay
değil ama. Kalkışanların (ve kalkışmayanların dahi)
bu yılki 1 Mayıs’ta İstanbul’da başına neler geldiğini bütün
dünyayla beraber izledik [İzle(ye)meyenler ya da anaakım medyada
sunulandan farklı görüntülere ulaşmak isteyenler için
karahaber.org]. Şehrin abluka
altına alınışının sebebi elbette sendikalar. Eh polis de tabi ki
kafa göz yaracak. Kaşınanı kaşırlar ne de olsa.
%10’luk
seçim barajı mı dediniz? Deli misiniz? Baraj inerse DTP meclise
girer.
-Girecek ki, milletin iradesi
demokratikçe yansımasını bulsun.
Halk nereden bilecek her
şeyi. Yönlendirmek lazım. Başıboş bırakılırsa yanlış yollara
sapar. Her şeyin doğrusunu biz biliriz. Herkesi biz kurtarırız.
-Siz
kimsiniz?
Biz gücü elinde
bulunduranlar. Biz cahil cühela takımından olmayanlar. Biz her
şeyin en iyisini bilenler.
Her konuda çocuklar gibi
birbirlerinin saçını çeken partiler, DTP’nin bağımsız adaylık
yoluyla temsiliyet sağlamasının önünü tıkamak için gözleri
faltaşı açtıracak kadar kısa zamanda ve büyük bir işbirliği
içinde kararlar aldılar. Ayakta alkışlıyoruz. Bu korkaklık
timsali ve gülünç seçim barajının kaldırılması için yüz binler
sokağa dökülürler mi bir gün dersiniz?
Sol
birleşsin, sağ birleşsin; ortada kuyu var yandan geçsin; yeter
ki AKP iktidara gelmesin. Peki ya IMF politikaları ve
dolayısıyla fütursuz özelleştirmeler, budanan sosyal haklar,
büyüyen işsizlik?.. AKP korkusunu anlamıyor değilim. Kadrolaşma
ipinin ucu kaçtı. Büyükşehir belediyeleri şehirleri en
yaşanılmaz hale nasıl getiririz yarışına çıktı. Tahammülsüzlük,
kendini aştı. Ama bunların hepsi AKP’den önce de vardı,
sonrasında da varolmaya devam edecek.
Hatta
AKP’li olmayan bir büyükşehir belediyesi başkanı gelişi dünden
belli olan su sıkıntısına banyo yapmak yerine silinmeyi salık
veriyor.
Golf sahaları yapmak için
dönümlerce ormanlık alan yok ediliyor. Üstelik golf sahalarının
çimlerinin sulanması için geren su miktarı insanın içini
acıtıyor. Pıtrak gibi uçak firmaları, pıtrak gibi uçak seferleri
ürüyor ülke içinde seyahat için. Doğanın korunması mı kar mı
sorusuna cevap hep ikincisinden yana oluyor.
Hala
petrol krallığının zehirli yılanları karayollarına yatırım
yapılıyor. Başka memleketlerde hızlı tren rekor denemeleri
yapılırken, biz rekoru ölümlerde kimselere kaptırmıyoruz. Enerji
kayıplarını engellemek, yenilenebilir kaynaklar yaratmak yerine
nükleer santraller kuruyoruz. Kabahat kanunları çıkarıp, bırakın
yaşam alanları yaratmayı travesti
ve
transeksüellerin yolda yürümelerini bile engelliyoruz.
Şeriat-laiklik karşıtlığı üzerinden politika üretmek çok kolay.
Oysa mesele adalet ve demokrasi meselesi, insanca yaşamak
meselesi. CHP-DSP birleşip iktidara gelse yukarıda saydıklarımın
hangisinde farklılaşma olacak? Hiç mi iktidar yüzü görmedi bu
partiler? Ve 2007’de neredeyiz?
Diyelim imam bayıldı, biz
ayıldık mı?
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
İdil Soyseçkin,
1980 Ankara doğumlu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji
Bölümü'nde lisansını, aynı üniversitenin Medya ve Kültürel
Çalışmalar Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı. Çeşitli
sosyal çalışmalara katıldı. Kısa filmle uğraşıyor. Gündelik
hayatın problemlerini, özellikle kadınları sarmalayan
sorunları sokakta tiyatro yaparak ifade etmeye çalışan Kadın
Tiyatrosu içerisinde.
Detaylı bilgi
|