Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: İdil Soyseçkin

Köşe Yazısı: Politika | Ankara

Bitimsiz Koşu

Nereye birader? Seçime...

Önce büyük bir korkuyla sarsıldık. “Yetişin! Cumhuriyet elden gidiyor”du. “Şeriat çok yakın!”dı. 1’di, 5’ti, 367’ydi, yeterdi, yetmezdi oyunları; Anayasa Mahkemesi’nin kılıcı, iptalin demokrasi utancı... Kılıçla utanç arasında Tandoğan mitingi. Ardından, zamanlamasıyla piyasa gözetici, duyurulma biçimiyle teknoloji takipçisi ama mirasından bir şey kaybetmemiş muhtıra.

Şeriatla darbe kıskacında sıkışıp kalmak... Oysa on yıllarca en çok yarayı böylesi “ya-ya da”lardan almadık mı? Bir arada yaşamayı savunmayı öğrenmemiz hiç mümkün olmayacak mı? Peki bir arada yaşamak?... Sonra başka şehirlerde de insan gözünün bile sonuna varamadığı kıpkırmızı kalabalıklar çoştu, taştı, rahatladı. Her ne kadar kürsülerden dillendirilen düşünceler yer yer tüylerimizi diken diken etse de, yüz binlerce insanın yanlış gittiğini düşündükleri şeyler için harekete geçmeleri, güçlerini farkına varmaları sevindiriciydi. Demokrasi adına umut verici miydi? Pek emin olamıyorum açıkçası.  

Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin ele avuca sığmazlığının kaynağının 12 Eylül anayasası olduğunu bilmeyenimiz kaldı mı acaba? Ya Kızıllara karşı Yeşilleri palazlandıranların kimler olduğunu? Bu anayasanın değişmesi için meydanları doldurmanın vakti gelmedi mi? Güçlü odaklara sırtını dayamamış eylemlere kalkışmak kolay değil ama. Kalkışanların (ve kalkışmayanların dahi) bu yılki 1 Mayıs’ta İstanbul’da başına neler geldiğini bütün dünyayla beraber izledik [İzle(ye)meyenler ya da anaakım medyada sunulandan farklı görüntülere ulaşmak isteyenler için karahaber.org]. Şehrin abluka altına alınışının sebebi elbette sendikalar. Eh polis de tabi ki kafa göz yaracak. Kaşınanı kaşırlar ne de olsa.  

%10’luk seçim barajı mı dediniz? Deli misiniz? Baraj inerse DTP meclise girer.

-Girecek ki, milletin iradesi demokratikçe yansımasını bulsun.

Halk nereden bilecek her şeyi. Yönlendirmek lazım. Başıboş bırakılırsa yanlış yollara sapar. Her şeyin doğrusunu biz biliriz. Herkesi biz kurtarırız.

-Siz kimsiniz?

Biz gücü elinde bulunduranlar. Biz cahil cühela takımından olmayanlar. Biz her şeyin en iyisini bilenler.  

Her konuda çocuklar gibi birbirlerinin saçını çeken partiler, DTP’nin bağımsız adaylık yoluyla temsiliyet sağlamasının önünü tıkamak için gözleri faltaşı açtıracak kadar kısa zamanda ve büyük bir işbirliği içinde kararlar aldılar. Ayakta alkışlıyoruz. Bu korkaklık timsali ve gülünç seçim barajının kaldırılması için yüz binler sokağa dökülürler mi bir gün dersiniz? 

Sol birleşsin, sağ birleşsin; ortada kuyu var yandan geçsin; yeter ki AKP iktidara gelmesin. Peki ya IMF politikaları ve dolayısıyla fütursuz özelleştirmeler, budanan sosyal haklar, büyüyen işsizlik?.. AKP korkusunu anlamıyor değilim. Kadrolaşma ipinin ucu kaçtı. Büyükşehir belediyeleri şehirleri en yaşanılmaz hale nasıl getiririz yarışına çıktı. Tahammülsüzlük, kendini aştı. Ama bunların hepsi AKP’den önce de vardı, sonrasında da varolmaya devam edecek. Hatta AKP’li olmayan bir büyükşehir belediyesi başkanı gelişi dünden belli olan su sıkıntısına banyo yapmak yerine silinmeyi salık veriyor.

Golf sahaları yapmak için dönümlerce ormanlık alan yok ediliyor. Üstelik golf sahalarının çimlerinin sulanması için geren su miktarı insanın içini acıtıyor. Pıtrak gibi uçak firmaları, pıtrak gibi uçak seferleri ürüyor ülke içinde seyahat için. Doğanın korunması mı kar mı sorusuna cevap hep ikincisinden yana oluyor.

Hala petrol krallığının zehirli yılanları karayollarına yatırım yapılıyor. Başka memleketlerde hızlı tren rekor denemeleri yapılırken, biz rekoru ölümlerde kimselere kaptırmıyoruz. Enerji kayıplarını engellemek, yenilenebilir kaynaklar yaratmak yerine nükleer santraller kuruyoruz. Kabahat kanunları çıkarıp, bırakın yaşam alanları yaratmayı travesti ve transeksüellerin yolda yürümelerini bile engelliyoruz. Şeriat-laiklik karşıtlığı üzerinden politika üretmek çok kolay. Oysa mesele adalet ve demokrasi meselesi, insanca yaşamak meselesi. CHP-DSP birleşip iktidara gelse yukarıda saydıklarımın hangisinde farklılaşma olacak? Hiç mi iktidar yüzü görmedi bu partiler? Ve 2007’de neredeyiz?

Diyelim imam bayıldı, biz ayıldık mı?


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

İdil Soyseçkin, 1980 Ankara doğumlu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisansını, aynı üniversitenin Medya ve Kültürel Çalışmalar Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı. Çeşitli sosyal çalışmalara katıldı. Kısa filmle uğraşıyor. Gündelik hayatın problemlerini, özellikle kadınları sarmalayan sorunları sokakta tiyatro yaparak ifade etmeye çalışan Kadın Tiyatrosu içerisinde. Detaylı bilgi


HABERLER

 

 

Yükselen Yeni Tür; Homo Violents


Her Şeyin Teorisi


İklim Dostu Bir Yaşam


Şifacı Doktor İnci Erkin


Kanser Tedavisinde Akıllı Moleküller


Balinaların Nesli Tehlikede!


İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek


Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları


Selçuk Erdem: İyi Çocuklar Değiliz Biz!


Okumanın Dinamiği


Nükleer Yayılma


Tiyatro Sporu ve Mahşer-i Cümbüş


Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi


Çocukluk Çağı Sinüzitleri


Barış Kadıköy'deydi 


Merakla Beklenen Seçim Kampanyaları


Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?


Haydi Türkiye Günde Bir Yumurta


Ayrıştırma


AKM Yıkılsın Mı?

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman 

Aydın Olgusu


İdil Soyseçkin

Mayıs Karnesi


Nilay Altın

Sihirli Dokunuşlar 


Burcu Akar

Anne Karnında Başlayan Öğrenilmiş Korkular -I-


Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak


Didem Çivici

Her Şey Güzel


Arbil Çelen

Tamam O Zaman


Engin Sezen

Anne Babaların Yapageldikleri Hatalar


Melda Güngül

Ne Yapmalıyım?


Özge Esirgen

Dünya’da Büyümek 


Rüya Yüksel

Sevgiliye Mektup


Özge Gündem

AKM Yıkılırsa Sevgilimi Nerede Bekleyeceğim?


Volkan Burnaz

Burası Ne Kadar Bizsiz


Buse Doğan

Nasıl yani, anlamak için yaşamak, özlemek için yitirmek mi gerekir?


Didem Çivici

Salıncak


Eray Çetinkaya

Zaman Yaşamı Yiyor


Fırat Erdoğan

Kapatılan Köy Enstitüleri ve Açık Olan Okullarımız 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00