Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Türker Ercan (Özgür Ruh)

İndigo Ebeveynlerine Dersler Serisi


İndigo Ebeveynlerine Dersler: 1-10

İndigo Ebeveynlerine Dersler: 10-20

İndigo Ebeveynlerine Dersler: 20-30

İndigo Ebeveynlerine Dersler: 30-40


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 1

Bu yazının muhatabı indigo ebeveynleridir. Öncelikle çocuğunuzla savaşmamalısınız. Kaybedersiniz! İndigolar savaşçı ruhlu insanlardır. Bu savaşçı ruhu onlar yeni bir dünya kurmak için kullanacaklardır. Savaşmadığınızı zannedebilirsiniz. Bu durumda bile onlarla savaşıyor olabilirsiniz. Onlara düzene itaat ettirici ya da kurallar ile tanımlanan yapılar sunmayın. Onlar çok iyi biliyorlar, kural ve düzen diye giydirilen gömlekler insanın öz varlığını sergilemesine engel teşkil etmektedirler. Özellikle mecburiyet altında bırakmamalısınız çocuklarınızı. Siz onlara mecbursunuz. Sıra dışı varlıklarınız var. Onlara sıradan anlatımlar ya da sunumlar sunmayınız. Sizde kendinizi sıra dışı ebeveynler yapınız. Sıra dışılıkta sıradanlaşmalıyız. Yeni normlar bulmalı ve onları yaratmalıyız. Eski yapılar kendilerini çökerttiği gibi bugün dünyamızı da can çekişir hale getirdi. İndigo ebeveynleri: Değişip – dönüşmek artık sizinde kaderiniz. Çünkü buna mecbursunuz. Çocuğunuz için.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 2 

Önce tüm bildiğinizi zannettiklerinizden kurtulun! Bardaklarınızı boşaltın ve tekrar doldurmak için hazır olun!Hiçbir şey bilmediğinizi bilin. Böylece bilginin kapısından girin! Korkmayın ve güven duyun! Üzerinde çalıştığınız gerçek kendinizsiniz! Kendinizi bilmeden indigo çocuklarınızı bilemezsiniz! Bilin ve emin olun! Emin olmaya mecbur, bilgiye ise muhtaçsınız! Siz kendinizi çocuklarınız için yeniden yaratmak zorundasınız!

Önceki dersi pekiştirme : Bu yazının muhatabı indigo ebeveynleridir. Öncelikle çocuğunuzla savaşmamalısınız. Kaybedersiniz! İndigolar savaşçı ruhlu insanlardır. Bu savaşçı ruhu onlar yeni bir dünya kurmak için kullanacaklardır. Savaşmadığınızı zannedebilirsiniz. Bu durumda bile onlarla savaşıyor olabilirsiniz. Onlara düzene itaat ettirici ya da kurallar ile tanımlanan yapılar sunmayın. Onlar çok iyi biliyorlar, kural ve düzen diye giydirilen gömlekler insanın öz varlığını sergilemesine engel teşkil etmektedirler. Özellikle mecburiyet altında bırakmamalısınız çocuklarınızı. Siz onlara mecbursunuz. Sıra dışı varlıklarınız var. Onlara sıradan anlatımlar ya da sunumlar sunmayınız. Sizde kendinizi sıra dışı ebeveynler yapınız. Sıra dışılıkta sıradanlaşmalıyız. Yeni normlar bulmalı ve onları yaratmalıyız. Eski yapılar kendilerini çökerttiği gibi bugün dünyamızı da can çekişir hale getirdi. İndigo ebeveynleri: Değişip – dönüşmek artık sizinde kaderiniz. Çünkü buna mecbursunuz. Çocuğunuz için.

Teneffüs bitti! Derse devam! Kendinize karşı samimi misiniz?Yoksa kendi vicdanlarınızı rahatlatmak peşinde misiniz? Siz önce ne siniz? Kendini bilmeyen derse devam edemez! Samimiyet esastır!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 3

Çocuklarınızın bedenleri çocuk ama bilinç seviyeleri yetişkinler gibidir. Çocuklarınıza çocuk muamelesi yapmayın. Onlara yetişkinler gibi davranın. Onların sizden istediği budur. Onları anlamaya çalışmayın! Onları anlayın! Empati de ustalaşın.Onlarla beraber sizde büyüyün. Göreceksiniz ki “onlar sizi yetiştirecek ve eğitecek”. Rolleri onlar değiştirecek ve sizi onlar büyütecek. Büyüyün çocuklarınızla beraber. Onlar öğretmenlerdir. Öğreteceklerdir. Onlara güvenmelisiniz. Onlar güvensizliği hissettikleri zaman sizi reddederler. Onların tüm şartlarına uymak zorundasınız. Çok şeyde istemezler. Onlar sadece insanlığa yeni bir form verme niyetindeler. Onlarla dikkatli ve sağlam bir iletişim kurmalısınız. İletişim ağında siz onlara yönelmek zorundasınız. Onlar davalarında haklıdırlar. Bu nedenle onlar alt seviyelere yaklaşmazlar. Alt seviyelerin yukarı çıkması için uğraşırlar. Onlar yaşanacak olan bilinç devriminin tohumlarıdır. Onlarla büyümek ve onlarla yepyeni dünyalar keşfetmek! Çocuklar ve ebeveynler diye bir şey yoktur. İnsanlar vardır. Çocuk insanlar, yetişkin insanlardan daha da insandırlar.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 4 

İndigolar yaşatmak için vardırlar! Siz onlara kurallar koyup durdukça onlar yaşayamazlar! Onlar “Özgür Ruh”lardır. Onları öldürmeyin! Onlar gibi sizde özgürleşin. Onları yaşayarak onları yaşatabilirsiniz. Yaşayın ve yaşatın! Sizlerde kavrayın! Kavrayın: Algıladığımız her şey bir illüzyon! Anlayın: Yaşadığımız tek gerçek sadece “kendimizi bilmek”! Çocuklarınıza “Sahip Olamazsınız”! Bir indigo “Oluşum” insanıdır! Onlar sahip olma mantığına göre değil, “olmak” mantığına göre yaşayanlardır. Çocuklarınıza sahip olamazsınız. Siz sadece çocuklarınız “olabilirsiniz”! Onlar olduğunuzda zaten “biz” olacaksınız. Böylece bir sorunda kalmayacak. “Olmak” ya da “Sahip Olmak”! Birisinde sizin için çözüm var!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 5

Sorun nasıl baktığınızla ilgili! Bakışlarınız sorun üretiyorsa eğer o bakışlarla çözümü göremezsiniz! Ya hiç bakmayın ya da bakışlarınızı değiştirin. İndigo çocuklarınız baktıkları zaman çözümü görürler. Onlar çözüm üretirler. Onların çözüm üretme yaşantılarında onlara sorun üretmemelisiniz. Sizin ürettiğiniz sorunları siz çözmelisiniz! Sorun çözücü olmak esastır. Çünkü sorunları herkes çıkarabilir. Önce ortada bir sorun olmadığını görün! Sizin sorun dedikleriniz ise kendi kurallarınıza uymayan yapılar görmenizdir. O yapılar sizin sorunlarınızın çözümleridir. Çözümleri görmelisiniz. Sorun ise aslında sizsiniz! Kaç indigoya zehir edildi bu hayat! Artık insaf! Yeter artık onlarda insan! Değişin-dönüşün ve gelişin! Kendi benliklerinizden taviz verin! Benliklerinizi yok edin! Bırakmayın kendinizden geriye bir şey! Sadece sevginiz kalsın! O sevgi size de yeter indigo çocuklarınıza da! Severek sevilin! Sevgi üretin! Sevdikçe kurtulun kendinizden, sevdikçe bulun kendinizi! Benliğiniz aslında sadece sevgi! Görün kendinizi! Kendinizi gerçekten gördüğünüzde, o gördüğünüz şey sizin indigo çocuklarınız olacaktır. Onlar bunu bilmektedir ama size sizden dolayı anlatamamaktadır! Onlarla sadece sevgi yaşanmalıdır. Korkmayın! Dertleriniz varsa çözerler! Hayallerinizi ise geliştirirler! Cesur olmanız yeterli…


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 6

Sevgili ebeveynler! İndigo çocuklarınız ve siz ayrı varlıklar değilsiniz! Siz aynı gerçeksiniz! Siz ve biz diye tanımlanan sadece bir illüzyondur! Benlik niçin tek bir bedendir? Öyle midir? Acaba “BEN” tek beden midir? İlk algıladıklarınız siz midir? Elim, kolum ve bacağım! İşte ben bu varlığım! Ya akabinde algıladıklarınız niçin hep ayrıdır? Hatırlayın! Biz, tüm algıladıklarımızız!Ben olan biziz! Biz sonsuz ruhların tek bedeniyiz! Ete, kemiğe ve kana dayalı ve bu yapıya inandırıcı benlik bir yalandır! Benlik; et, kemik ve kan dışında olandır! Fark edin! Tüm algılamalarınız ayırma üzerine kurulu. Bu halde ve durumda nasıl bütünleşilebilir? Ayırmalar hep ayrılık yaşamalar değil midir? Baştan ayrılığı kabul eden ruhlar nasıl bütünleşebilir? Ayrılık yoktur! Ayırmaya çalışan ise illüzyondur. Ayırmadan sevelim! Ayrılığı mezarına gömelim! Öldürelim ayrılığı ve yaşatalım tüm ruhları! Yaşayan yaşatır!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 7 

Sevgili ebeveynler! Bilinçlerinizi yükseltmelisiniz. Bilinçlerinizi yükseltmeden bilemezsiniz. Bilemediğinizi kavrayamaz ve anlamlandıramazsınız. Bildim zanneder durur ve hep yanılırsınız. Bilmek boynunuzun borcudur artık. Borcunuzu ödeyin! Bu borç ağır bir yüktür. Bilin! Önce neyi bileceğinizi bilin! Neyi bilmediğinizi fark edin! İlk farkında lığınız sizin ilk bilginiz olacaktır. Bu ilk bilgi sayesinde indigo çocuklarınız sizi alıp sizi yaşatacaktır. Fark edin! Eğitilen sizsiniz. İndigo çocuklarınızı eğitebilmek için eğitimden geçmelisiniz. Eğitimi kabul edip, öğretime razı olmak ilk istemeniz gereken şeydir. Bu eğitim keskin ve zordur. Çünkü kendinizi bileceksiniz. Kendinizle bir AŞK geliştireceksiniz! Konu: indigo çocuklarınız değil, sizsiniz. Siz eğitimden geçirilmek için O çocuklara sahipsiniz.Siz çocuklarınız sayesinde büyük bir bilince ulaşabilirsiniz. Sizin için bu istenmiştir. İstenene uyun!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 8 

Sevgili Ebeveynler! Çocuklarınıza sorumluluklar verin. Onları aile içi karar mekanizmalarınızda bulundurun.Onları sakın, çocuktur deyip küçümsemeyin! Onlara verilmesi gereken değerlerini verin ve sizde onlar tarafından ödüllendirilin. Aile içi planlarınızda onlara da düşüncelerini söyletin.

Onları dinleyin. Onlarla uzun uzun konuşun. Onlara ceza vermeyin. Sevgi verin ve sevgi alın. Onlar hassas ruhlardır. Onları küçük düşürmemelisiniz. Onlar küçücük yüreklerinde kocaman bir dünyayı taşırlar. Anlamsız kurallara tahammül edemezler. Kurallarınızı gözden geçirin. Eğer bir konuda diretiyorlarsa, onlara kulak verin. Onlarla baş etmeye çalışmayın, onlara gemler vurmayın. Buna gerek yok. Bizler kendi zihinlerimizdeki gemlerden kurtulmalıyız. Dışlanmak ve kabul edilmemek onlara büyük acı verir. Onları dışlamayınız. Şunu da bilin: indigo olmak özenilecek ya da imrenilecek bir durum değildir. Onlar çokça acı çekmektedir. Aşırı duyarlılıkları ve ruhsal algıları, bir taraftan dünyanın düştüğü içler acısı yapı ve tüm bunları algılayıp yüreği acılar içerinde kıvranan, insanlığa yeni bir ruh vermek için çırpınan ve toplum ve aileleri tarafından devamlı dışlanan bir indigo olmak hiçte özenilecek bir durum değildir. Ayrıca her insanın yaşadığı diğer sıkıntıları onlarda yaşamaktadır. Aslında indigo olmak gerçekten zordur. Bütün bunların üstüne birde “erdem” olmalıdır. Erdemli olmak zorundadır indigo. Erdemli yaşamak ve yaşatmak onun amacıdır. Erdemi olmayan bir ruh asla indigo bilinci olamayacaktır.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 9 

İndigolarla anlaşmak! İletişim kurmak! Onların özgür ruhlarına müdahale etmediğiniz ve onları kendi yapıları ile kabul ettiğiniz sürece onlarla anlaşmak ve iletişim kurmak sorun değildir. Onlar kendi özgün ve özgür ruhlarına müdahale edildiği sürece asla sizinle iletişime geçmeyecektir. Bu kesin ve değişmez bir gerçektir. Özgün ruhlar kendi özgürlüklerine çok düşkündür. Gelenekler, toplumsal baskı ve dayatmalar, mecburi, klasik, resmi ve bunlar gibi özü içerisinde bulunmayan ve dışı ile de insanı ısıtmayan ne kadar sahte ve bayağı ve ne kadar ucuz ve yalancı ve ne kadar insanı öz doğasından uzaklaştırıcı ve güya toplumu bir arada tutup ta aslında o toplumun ruhlarını kendilerinden koparıcı yalanlar üstüne inşa edilmiş tüm yapılar indigo ruhlar tarafından kabul edilemez ve bu şartlarla onlarla iletişime geçilemez. Kendi yalanlarında boğulan bir dünyayı onlar yalanların dışından görüyor ve o yalanların içerisine girmiyor. Olay budur! Tablo ortadadır. Onlar apaçık gördükleri bu utandırıcı insanlık alemi güya gerçeği karşısında tabi ki kendileri olarak yalnız ve özgür yaşamayı tercih edecekler ve her fırsatta yapıyı dönüştüreceklerdir. Hiç anlaşılmasalar da ve daima horlanıp durulsalar da yalanlardan umduğu medeti bulamayan insanlık ve yine aynı yalan dünya dan medet bekleyen kalabalıklar onların bu gerçek dünyasına onlarla “bir” olmadan ulaşamayacaklardır. Onlar yalansız yaşayacaklardır. Yalanı olanın yolu olamaz. Yalan her yolun düşmanıdır. Yalansızlık ise başlı başına bir sevdadır. Aslında ilk savaşımız yalanladır. Yalan cehaletin anası ve zorbalığın üstadıdır. Cehalet yalanlarla büyür ve gelişir. Bu cehalet sonrada insanlığa zorbalıkla boyun eğdirir. Yalanlardan kurtulabilenler ancak gerçeği görebilir.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 10 

Sevgili ebeveynler! Çocuklarını sevin! Zaten seviyoruz demeyin. Gösterilmeyen ve karşı tarafa sıcaklığını hissettirmeyen sevgi, sevgi değildir. Sevgi doğası gereği güneş gibidir. Seven ısıtır. Isıtılan sever. Sevmekle insan kendi kendine aynı zamanda sevgi hediye eder. Sevgi veren sevgi alır. Vermeyen ne sevmiştir nede sevilebilmiştir. Ben içimden seviyorum sözlerinin tümü masal. Ne kendinize nede çocuklarınıza masal anlatmayın. Belki siz kendinizi kandırabilirsiniz ama onları kandıramazsınız. Sevgisiz ise hiçbir şekilde bir dünya kuramazsınız. Dünyayı kurallar biçimlendirmez. Kurallar soğuktur. Kurallar sevginin olmadığı yerde açığı kapatmak için uydurulmuş bir yoldur. Ağacı sevene kural koymanıza gerek yok. O sevgi sayesinde o ağacı koruyacaktır. Ağaç sevgisi yok ise eğer kişide, o ağacı hiçbir kural koruyamayacaktır. Kural sevgidir. Tüm kurallar bu ilk ve ana kuraldan sonra ve bu kural ile berber anlamlıdır. İlk kuralı uygulayın. Sevmek insanlığın insan oluşunun olmazsa olmaz gereği ve kuralıdır. Sevemeyen insan olamamıştır. Şimdi kalplerini kontrol edin! Çocuklarınızı sevin ve bu sevgiyi onlara hissettirip verin. Kendinize saklamayın sevgiyi. Sevgide cömert olun. Sevgiyi kendine saklayan içinde o sevgiyi yitirir. Sevgisini insanlığa dağıtan ise tüm sevgiler ile gelişir. Seven sevebilendir. Seven sevgi görendir. Seven sevmeyi de öğretebiliyor demektir. İnsanlar sevgi aldıkça sevgi üretebilir. Sevin ve sevgiler ürettirin. Kurun sevda sektörünü ve alın tüm sevda işçilerini işe. Çalıştırın onları yirmi dört saat boyunca aralıksız sevgi üretsinler ve yayılsın sektör tüm dünyaya, ele geçirin tüm dünya insanlığını ve hepsini çalıştırıp sevda fabrikasında yaratın yeryüzü cennetini! İlan edilip yaşanmamış ve karşılıksız dağıtılmamış sevda bir yalandan ibarettir! 


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 11 

Sevgili ebeveynler!: İndigo bilincinin temel ilkesi “Doğruluktur”!

Bilincin özgür ve su gibi olan akışına müdahale etmemek, her şeyi olduğu gibi görebilmek, yargılarla “doğal olanı” infaz etmemek, yaşamayı ertelemeden her türlü baskı unsurlarına karşı direnmek, ne olduğunu bilmek ve olduğu gibi yaşayabilmek, yalanlardan arıtmak gerçeğin temiz yüzünü, yalanı “yalan” sayıp ondan uzak durmak, yalanın insana verdiği her türlü güçlüğü baştan reddetmek, yalansız bir dünya olabileceğine gönülden inanmak ve insanları yalandan nefret ettirmek, üzerine atılan her yalan pisliğine karşı dosdoğru göğüs gerebilmek ve “doğruluğu” temel ilke kabul edip dosdoğru yaşayıp ölmek! İşte bilincin ilk çıkış noktası budur!

Bir şeyler adına doğru olunmaz. İnsanı, “insan” yapan kendi doğasının kendisini yaşamasıdır “doğruluk”! İçerisine hiçbir şey karıştırılmamış ilk saf ve temiz hali insan doğasının. Hiçbir şey bilmeden önceki koşulsuz, lekesiz ve öz insan durumu. İlk bilgi ile de bize yalanlar yüklendi. Sonra tüm ömrümüz şaşmaz gerçek kabul ettiğimiz ilk yüklenen yalanlarla yüzleşmekle geçti.

“Yalan” yolunun “yük”leri: Yalan söyleyen bir insan kendisini açık ve net yaşayamaz, ifade edemez ve kendisi olamaz. Yalan yalanı doğurur. Yalanın mecburen doğurmak zorunda olduğu diğer yalanların bir öncekilerle koordine halinde olması gerekir. Yalanlar birbirini aynı zamanda tamamlamak zorundadır. Yoksa yalanlar açığa çıkacaktır.

Böylece yalanın emrine girmiş bulunan insan köleleşme yolunda hızla ilerler. Ayrıca yalanlar aslında gerçeğin üzerini örtemezler, örtmüş görünürler. Yalanın kölesi olan ruhlarda bunu bilir ve bu bilgi ile onlar daima endişelidir. İnsana verdiği mecburi kölelik dışında ayrıca yalan alışkanlık yapıcıdır. İçinde ve dışında yaşadığı gerçeklikler çelişkisinde “yaşayamayan” yalancı ruhlar “sonsuz çelişkileri ise ruhlarında hep yaşarlar”.

Yalan söylemek risk’tir. Üstelik kaybettireceği belli olan bir risk. Yalancıların çok bilmişliklerinin aksine yalancı olanlar çok kolay deşifre edilirler ve güven vermezler, er geç kaybederler. Yalan insanın kendisini bilerek zarara sokmasıdır. Yalan “doğruluğun” olmadığı yerde olandır. “Doğruluk” var ise eğer yalan olmamalıdır. Söylenen her bir yalan bir yüktür. Yalan söyleyen ruhlar yalanları ortaya çıkmasın diye hep yorulup dururlar.

Yalan bir yüktür. Yalancı insan güven duyamaz. Her kesin kendisi gibi yalan söyleyebileceği ihtimalini onlar hep göz önünde tutarlar ve rahat olamazlar. Güvenemezler ve güven vermezler. Yalan bir yüktür. Yalancı insanlar sevemezler. Çünkü sevgi gerçektir. Onlar ise hep seviyor görünecektir. Bu ise onların sevgi yalanlarıdır.

Yalan yalancının tüm hayatını ele geçirir ve o yalanları onları daima yönetir. Kendiliğinden yaşayamaz yalancı ruhlar. Çünkü ortaya çıkmasından korktukları yalanları onların yakasını bırakmazlar. Yalancı insanlar korku içerisindedir. Yalancı her yalan söylediğinde ezilir! Çünkü o yalancı bilir ki o yalanda ona daha bir çok yük getirecektir. Yalancı bu içsel ezikliğine karşı dışında ise yüzsüzlük geliştirir.

Yalan şaşkınlaştırır. Yalancı, yalanlarının artık oyuncağı olmuş şaşkın, şaşkın ortalıkta dolaşmaktadır. Dışa karşı ise “cin” gibi gözükmesi ise başka bir yalanıdır. Yalancının “hal”ide yalan söyler.

Görüldüğü gibi “yalan” insanın tüm hayatını “kısır”laştırır ve o kişinin elinden o hayatı çekip alır. Yalancı kurduğu yalan dünyasında artık hep şaşkın ve köle olarak ağır yükler altında yaşayacaktır.

İndigo çocuklarınız bunları bilir. Onlar “dosdoğru” yaşayıp “özgürce” kendisi olabilmektedir. Çocuklarınıza yalan söylemeyiniz!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 12 

Sevgili ebeveynler! Sahip olmak mı? Yoksa olmak mı? Sevgi hangi “tercihte” büyütülebilir?Üçüncü boyut “güdüsel bilinç insanının”, “sahip olmak mantığı” temelli “Aşk” serüveni! Çıkış noktasını “cinsiyetten” alan sonra bu çıkışın üstünü kapatıp “ilahi” bir “Hal”miş gibi sunan bilinç önce “arzular” arzuladığı karşı cinstir. Sonra bu arzusunu büyütüp, geliştirir ve “istek” haline getirir. İstekler “kalplerde” olur. Kalbinde ki isteği ile mağrur bilinç aşaması bu isteğinde gittikçe diretir! Diretir ve bu isteği “tutku” kıvamına getirir. Tutkusunu insanlara “Aşk” diye sunup daha da ileri yüklenir. Tutkusunda tutunamaz artık o bilinç, sahip olma mantığının ise sonu olmayacaktır. Tutku beslendikçe beslenir ve “İhtiras” olarak kendini gösterir. İhtirasını daha çok yüceltir. “Kara Sevda” diye kendince kendisine bir rütbe verir. Sahip olma isteğinden hiç vazgeçemeyecektir.

Oysa bu nasıl “Aşk” olabilir? “Aşk” insanı nasıl köleleştirebilir? “Aşk” değil midir ki ruhun beslendiği kaynak ve hayat bulduğu ırmak! Ya “sahip olunca” geriye ne kalacak? Artık güya “Aşk” olan nasıl yaşayacak? Sahip olunca fesh etmeyecek mi o istek kendisini? Bitmeyecek mi onun ille de benim olmalı derdi? Ya bitene ne demeli? Aşk nasıl bitebilir ki? Biteni nasıl alıp ta koynumuza sevmeli?

Hiç bitmeyecek olan istenmeli! “Aşk”, “Olmaktır”. Bu olmanın sonu yoktur. Ölüm bile bu oluşa bir son olamayacaktır. “Aşk” beden derdi gütmemelidir. Düşününüz ki! Kendi bedenlerimiz bile bizim değildir! Hep ben olan “Aşk” olmalıdır. Her zaman yanımda duran! Beni sıcacık ısıtan! Yaralamayan! Daima basıp koynuna beni hep alnımdan öpüp duran! Aşk’ın bir sonu olamaz!

Bizler önce “İnsan” sonra “adam” sonrada “erkeğiz” yada bizler önce “insan” sonra “kadın” sonrada “dişiyiz”. Erkek ve dişinin derdidir beden arzuları! İnsanlara ise “Aşk” yakışmalı… İnsanız daima! İnsan olmak bilincinin nasibidir “Aşk”! Erkekler ve dişiler bu sözleri anlayamayacaklar.

Sevgili ebeveynler! Çocuklarınıza seviniz! “Aşk”ın gerçeğini görüp tüm insanlığa “Aşk” diye sesleniniz! İndigo bilinci beden derdinde değildir. İndigo çocuklarınız “olmak” mantığı ile yaşamayı seçenlerdir. Sizde olunuz! Sahip olmaya çalışmayınız, yitirirsiniz sahip olduklarınızı. Olunca ise kaybedecek bir şeyiniz yoktur. Artık siz bütün bir kainat “olmuş”sunuzdur.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 13 

Sevgili ebeveynler! İndigo çocuklarınız “Özgür Ruh”lardır!

“Özgür Ruh” olmak! Özgür ruh olmak, istediğini yapabilmek değildir! Özgür ruh olmak, hayal edebilmektir. Hayal edebilen gelişebilir. Hayal edebilen yaşayabilir. Hayal edebilen sevebilir. Hayal edebilen özgürce yaratabilir. Hayal etmek özgürlüktür. Hayal etmek yaratmaktır. İnsanlar sadece hayallerinde tam olarak özgürce yaşamaktadır. Hayal edebilenler hayallerinin peşine düşebilenlerdir. Hayal edebilenler hayali uğruna ömrünü verebilenlerdir. Hayal edebilenler insanlığa yepyeni cennetler sunabilenlerdir. Hayal edebilenler “AŞK” olabilenlerdir. Hayal edebilenler “Kaskatı Gerçek” yalanlarına “Özgürce Varolabilmenin” nefesini üfleyebilenlerdir! Hayal etmek demek: Kafamızdan bir takım vizyonları geçirmek değildir. Hayal etmek demek: Yeni ve serbest kılıcı bir insanlık senaryosunu önce kendine sonrada tüm insanlığa yaşayarak ve yaşatarak ve uğruna ömrünü bir işçi gibi adayarak yalanlardan arıtmaktır yaşanması gereken cenneti. Hayal etmek demek bekleyip durmamaktır cennetin misk kokan güzelliğini. Hayal etmek güzeldir. Güzellik ise özgürlüğün kendisidir. Hayal edenler güzelleşirler! Hayal edenler özgürleşirler! Hayal edenler hep sevebilirler! Hayal edenler her şey olabilirler! Hayal etmek tanrısallaşmaktır. Tanrı gibi olmaktır. Hayalinde yaşatır insan yaratıcılığını ve hayalinde gerçek kılar varlığı! Tüm gerçek diye yutturulan yalanların aslında olmadığını yine hayalinde anlar insan. Hayal etmek sevmektir. Bu sevgi öz sevgidir. Sevgili ebeveynler! “Hayal ediniz”! Çocuklarınız gibi!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 14 

Çocuklarınız size “ait”mi? Yoksa size “mensup” mu?

Aidiyet mi? Yoksa Mensubiyet mi?

Eğer çocuklarınız size “ait” ise onları öldürüyorsunuz demektir! Eğer size “mensup” iseler sevinmeniz gerekir!

Varlığınızı “ait” olmaya göre mi yoksa “mensup” olmaya göre mi konumlandırıyorsunuz? “ait”seniz eğer bu seçimi niçin yaptınız? Bu aidiyeti siz mi istediniz yoksa emredilene boyun mu eğdiniz? “Mensup”sanız eğer bu tercih sizindir! İnsan kendi damgasını ancak kendisi belirleyerek özgürleşebilir. “Ait” olanlar anlatmasınlar bize özgürce masallar”! Onlar “Ait” oldukları yalanda yaşamaya mahkumlar! İndigo ruhlar asla “ait” olmazlar! Onlar ancak özgürce “mensup” olabilirler. Mensubiyet bilinçli ve özgür bir seçimdir! Aidiyet ise sürüde bir koyun olmaktan başka bir şey değildir. Uyanın! Sürü aşamasını zaten hiçbir zaman insanlık yaşamadı! Sizleri sürü gibi kılan yalana sizleri kim ne zaman inandırdı? Uyanın! Sürü diye bir şey yok! Uyanın! Beyinleriniz kontrol edilip yönlendiriliyor! Yine uyanın bu yaşadığınız yalan rüya sizden her şeyinizi alıyor! Dönüp te bir bakın diğer her şeye! Her şey gibi olanlar acaba ne? Niçin bilinçlerimiz var bizim? Her şey gibi sıradan ve güdülmek için mi? Niçin düşünebiliyoruz biz? Her emre boyun eğmek için mi? Niçin sorusunu hep sorun! Bu soruyu sormaktan korkmayın! Niçinler sizi kurtaracaktır. Niçin siz bir hayat için önce “Niçin”!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 15

Sevgili ebeveynler! Çocuklarınızın hayatlarında onlara rehber olabilirsiniz ama onların hayatlarının sorumluluklarını onlara vermeli ve onların “özgüven” gelişimini engellememelisiniz. Yaşamsal becerilerini onlar kendileri geliştirmelidir. “Koruyucu” ve “kontrol edici” ebeveyn tutumları ne koruyabilir nede kontrol edebilir. Tam tersi çocuğunuzun gelişme ataklarına karşı gelici davranışlar ve kısırlaştırıcı uygulamalar olarak hep reddedilecektir! Kontrol ve koruma anlayışlarınızı gözden geçirmelisiniz.

Mümkün olduğunca müdahaleden kaçının! Yaşaması gereken tecrübelerde onlara engel olmayın! Siz hiç hata yapmadan mı geldiniz bu yaşa kadar? Hata yapmak bir “hata” değildir. Hata yapabilmelidir çocuklarınız. Hata yapma hakkı yada durumunu engellemek bir “hatadır”!Onlarının hatalarına baştan engel olarak onlara iyilik yapmıyorsunuz. Onların ruhlarına kilitler vuruyor ve onların ömrü boyunca içlerinde saklayacakları acıları yine onlara hiç hata yada suçları yokken vermiş oluyorsunuz!

Sandalyeye çıkıp oturmaya çalışan bir çocuğa müdahale etmemelisiniz. Müdahale ederseniz eğer ( düşer vesaire gibi anlayışlarla ) o çocuğun “zafer” duygusunu baştan kendi ellerinizle “yenilgiye” çevirirsiniz! O uğraşıp sonunda o sandalyeye çıkabilecek ve anlatılması mümkün olmayan o “başarma”, “zafer” duygusunu tüm ruhu ile yaşayabilecektir. Ona engel olarak siz bu duyguyu ona nasıl yaşatabilirsiniz? Çıkmaya çalışırken belki düşecek belki ağlayıp sinirlenecek ama sonunda çıkabildiğinde ve çıktığında kendine güveni gelişecek! O sandalyenin üzerinde o çocuk kendini bir kral gibi hissedecek!

Çocuklarınız kendi hayatlarında kendileri “Olmalıdırlar”. Sizlerin kopyası değil!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 16

Sevgili ebeveynler! Aşırı ilgi göstermek ilgisizliktir! Bu davranış indigolar tarafından hemen fark edilir. İlgi göstermek demek ilgiyi kendiliğinden yaşamaktır. Çocuklarınızda bu durumda o ilgiye karşılık sunacaktır! Ne kendinize nede indigo çocuklarınıza hiçbir şey ispat etmek zorunda değilsiniz. Bırakın her şey doğal olsun! Abartılmış ilgi gösterileri indigoları kendinizden uzaklaştırma işine yarar ve sıkılır çocuklarınız. Bu sıkıntı ise onları sizden uzaklaştırır.

Aşırı tekrarlardan da kaçının, daha doğrusu tekrarlayıp durmayın. Çocuklarınız aptal değil! Siz bir şeyleri onlara tekrarladıkça onlar kendilerinin sizler tarafından aptal olarak görüldüğü düşünür. Bir bilgisayar programı yapmıyoruz. İnsanlarla iletişim kuruyoruz. Çocuklarınız onlarla gerçek iletişime geçeceğiniz günü bekliyorlar ve biliyorum ki bir çoklarının da umutları bu bekleyişte kaybolup gidiyor! Aslında normal olanlar onlardır. Anlamını yitirmiş tüm normlara onlar hayretle bakıp durmaktadır. İnsanoğlu nasıl bu kadar şaşkın olabilir diye kendilerine sormaktadırlar.

İndigo çocuklarınıza, kendinize yöneldiğiniz gibi yönelebildiğiniz gün bağlantı kurulacak ve siz çocuklarınızla beraber yeni bir dünyanın kapısından içeri adım atacaksınız. Biliyorum! Değişimden korkuyorsunuz. Korkularınız yönetiyor sizi. Korkularınızdan korkmamak ihtimalinden bile korkuyorsunuz. Bu dünyanın böyle yaşanılması gerektiğine inanıyorsunuz! Ancak korku yaşandığı zaman güvende olunacağı gibi çok yanlış bir inancada sahipsiniz. Sizler korku dolu yüreklersiniz! Sanki tüm korkularınızdan sıyrılırsanız dünya tepenize üşüşecek ve size hesap verdirecek! Korkular yaşatmaz. Korkulara odaklanmış bir hayat anlayışı ise hiçbir zaman insanı birey yapamaz! Daha önce bahsetmiştim: “Üzerinde çalıştığınız gerçek kendinizsiniz! Kendinizi bilmeden indigo çocuklarınızı bilemezsiniz! Bilin ve emin olun! Emin olmaya mecbur, bilgiye ise muhtaçsınız! Siz kendinizi çocuklarınız için yeniden yaratmak zorundasınız!

Değişip – dönüşmek artık sizinde kaderiniz. Çünkü buna mecbursunuz. Çocuğunuz için!”


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 17 

…….“Ruhun Yeniden Doğuşu 1”…….

Sevgili Ebeveynler! Her şeyin değiştiği ve dönüştüğü ve hiçbir şeyin sabit kalmadığı ve geliştiği ve tüm bu olan biten tekamül evresinde ruhlarımızın da tekrar doğması gerektiği artık tercih olmaktan çıkmış ve bir zorunluluk olmuştur!

Ruhların yeniden doğabilmesi için önce ruhlarımızın ölmesi gerekir! Ölmeyen doğamaz! Ölümsüz olan ruhun ölmesi demek: İçinde bulunduğu kuşatıcı gerçekler karşısında kendini yenilemek demektir! Ruhun ölmesi demek: Ruha azap veren tüm baskılara, dayatmalara ve diretmelere karşı gelmek ve ruhu sulta altında bulunduran her türlü şarta isyan etmektir. Ruhsal bir başkaldırıdır ruhların ölmesi! Ruhsal bir yeniden doğmadır ruhların kendilerini yenilemesi. Yeniden yapılanmadır ruhların ölmesi! Ruhu sıkıp duran eski anlayışların öldürülmesidir ruhun ölmesi! Ölen ne ruhtur nede bedendir. Ruhun ölmesi demek kendini kendi istediği gibi yetiştirebilmesi ve özgürce yaşayabilmesi için kendi ruhuna başkaldırmak demektir. Kendi zannettiği ruhun aslında kendine emredilen ve bilerek yada bilmeyerek kabul ettirilen güya gerçekler olduğunu ruhun fark etmesidir.

Yeni bir bina inşa edilecek! Önce eskimiş ve yıkılmak üzere olan bina yerle bir edilecek ve yeni bir inşanın temelleri atılarak doğum gerçekleştirilecek! Sizi özgür kılanda sizsiniz, köle yapanda! Dışarıda bir şeyler aramayın. Ne ararsanız içinizde arayın! İçiniz sizin dışınızdır. İçiniz sizin dünyanız ve içiniz sizin yaşadığınız ve yaşayacağınız tek ortamdır!

Yeni bir hayat inşası için, yıkın içinizdeki eski binayı ve doğuma geçin!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 18 

…….“Ruhun Yeniden Doğuşu 2”……. 

Sevgili Ebeveynler! Niçin “Değişim”? Bu soruyu kendinize yöneltin ve cevap verin! Verdiğiniz cevap sizin gerekçeniz olacak. Bizim cevabımız ise “Tekamül” için. Sorgulayın! Bir defa sorgulayıp bırakmayın. Tüm hayatınızı sorgularınızla yaşayın! Önce kendinizden başlayın! Sorgulamadan asla kabul edip yaşamayın. Sorgusuz kabuller insanı “mecburi hallere” sürükler. Aksiyomlarınızı ve temel önermelerinizi bilin! Hangi temeller üzere bir hayat sürdüğünüzü keşfedin! “Dogma”larınızı bilin ve onları gözden geçirin, eleştirin! İnanmayın, bilin! İnanmak tembelliğini alt edin. Bilme çaba ve eylemine yönelin! Mantığınızı siz seçin! Aklınızı siz yönetin! “Alice” olup tavşan deliğinden girin! Beyaz tavşanı izleyin! Felsefenizi geliştirin! İhtimaller aleminde sonsuz olasılıklarla beraber “tümden gelin” ve sonra yine “tüme gidin”! ve böylece ruhunuzun bilgisini edinin!

Gerçek şu ki: Tüm gerçeklerimiz zamanı geldiğinde onları bırakıp gitmemiz içindir. Bu tekamül gereğidir. “Değişim” işte bunun içindir! Her varılan yer bir konaklama ve durak yeridir. Bizler baştan beri hep yolcu idik! Hep yolcu olacağız. Yaşadığımız hiçbir hal ve bilinç seviyesi bizim için bir son olmayacak! Sonsuzdan geldik ve hep sonsuza yöneleceğiz. Terk etmektir bizim işimiz. Önce rahatsız olmak, çabalar içinde kıvranmak ve sonra yakalamak ve ulaşmak teselli konaklarımıza ve sonra onlardan da sıkılmak ve hep sonsuza doğru bir yol almak! Yolculuk halini hep yaşamak!

Bulmak yoktur! Aramak vardır! Bulunması gereken: “aramayı kavramaktır”! Aramayı bulan artık hep arayacak ve baştan bulmuş olmanın rahatlığıyla keşiflere dalacak! Yoksa hep buldum zannettiği “Hakikatin Gölgesi” çıkacak! Seyretmemiz istendi bizden ve hep seyrediyoruz. Yaşadığımız budur. Olmayanı yakalamak değil. Yaşanılanı kavramak ve farkına varmak! Fark edebilenler seyredebilenlerdir. Seyredebilenler ise “Aşk” içinde kendinden geçenlerdir.

Kendinde olma hali bir yalandır. Tüm yaşanılanları anlamsızlaştırmaktır. Sonrada kalkıp “anlamın anlamı nedir” diye sormaktır. “Anlamın” içinde hayatın anlamsızlıklarını yanlış şekilde sorgulamaktır. Kendinde olmak, hayata bizim anlamlar yüklediğimizi ve bizim anlamın ta kendisi olduğumuz gerçeğini bilememektir. Kendimiz dışında müstakil bir gerçeklikler alemi tahayyül ve tasavvur etmektir. Kendinde olanın bulunduğu yer “İllüzyonlar” merhalesidir. Bilememe halidir, kendini kendinden hep uzak tutma noktasıdır kendinde olmak! Kendinden kurtulan kendisini bulur!

Sevgili ebeveynler! İşte çocuklarınızın hayat serüveni budur. Sizlerde onlarla beraber gidin! Her gün yaşantınıza yeni anlamlar yükleyin! Her doğan güneş farklı güzel! Her yaşanılan an farklı biçimde! Her doğum sıcacık ve doğumlar arifesindedir tüm insanlık! Ruhlarımız her an yeniden doğacaktır! Hayal edelim! Hayal edebilelim! Sevelim! Sevebilelim! Akledelim ve sezinleyelim! Ruhlarımızın yeniden doğuş hallerini sürekli gerçekleştirelim! Sevdada doğalım ve sevdalar doğuralım! İnsanlığın hizmetine sevdamızı sunalım! Yeşertelim insanlık cennetini ve can verip, besleyip üretelim! Sevgili ebeveynler! Değişelim! İndigo çocuklarınızla beraber insanlığa yepyeni nefesler verin!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 19 

Sevgili Ebeveynler! Ne indigo çocuklarınıza ne de kendinize şartlar koşmayın! Yaşamayı bir şeylere bağlamayın! Yaşamak yaşanılıp durulandır, yaşamak o anda sizin var olmanızdır! Yaşamak anı kavramaktır. Çocuklarınız yönetilmeyi sevmezler! Onlara koyacağınız şartlarla onlar sizi yönetirler. Belki fark edersiniz belki etmezsiniz ama yönetenler hep onlardır. İndigo bilinçler yönetilemez olanlardır. Kayıtsız ve şartsız yaşayın! Her şart bir programdır. Kendinize koyduğunuz şartları unutsanız bile o programlar işliyor olacaktır!

Sevgili ebeveynler! İndigo çocuklarınıza rahat bir nefes alabilecekleri bir ortam hazırlayın! Onlarla girişilen savaşlarda kazanamayacağınız ortada! İndigo bilinçler iyi-doğru-güzel değerleri ile yaşamayı seçerler. Çocuklarınızı anlamak zorundasınız. Onların isyankar gibi görünen yönleri onların özgürlük adına “bağ”lara verdiği tepkidir sadece. Onlar yeni bir bilinci yaşayabilmek için savaşırlar. Onların savaşları mutlak haklı oldukları davalarıdır.

Sevgili ebeveynler! Yaşamamız ve bu hayattan zevk almamızın tek şartı vardır, o da hayatta olmaktır. Yaşamayı ertelemek yada bir şeylere göre değerlendirmek ise yaşamamaktır. Yaşıyorum sanmaktır! Zannetmeden yaşayalım. Çocuklarınız bunun farkında. Onlar her an kendi hayatlarını yaşayabilmek için savaşmakta. Onlar sonradan pişman olmamak için böyle davranıyorlar. Onlar biliyorlar! Onlar kendileri olmadan yaşamanın ağır ızdırabını baştan reddediyorlar! Özgün ve özgür bir hayat için çabalıyorlar! 

Sevgili ebeveynler! Yaşamımızı hiçbir boyunduruğun altına sokmayalım! Sadece kendi gerçekliğimize bağlı kalalım! “Ah keşke” dememek için yaşayalım! “Ah keşke” siz bir hayatın tohumlarını ruhlarımıza saçalım! Sadece ve sadece kendimiz olalım. Kendi hayatımızı kendimiz tasarlayalım. Kendi hayatımızı yaşamamızın zevkiyle ruhlarımızı ısıtalım! Bu zorlu gibi görünen durumun çok kolay olduğunu anlayıp kıralım zincirlerimizi ve yaşayalım artık kendimizi! Çocuklarımız gibi olalım ama bilinç yükselişinde, hiç kimse gibi olmayalım kendi gerçekliğimizde!

Sevgili ebeveynler! Bir gün gelecek! Bizler bakacağız geçmişlerimize! Birden irkilip uyanacağız. Hayret üstüne hayret yapışacak yakamıza. Anlayacağız ki biz : Bu yaşamış olduğumuz hayat biz değiliz. Kim adına yaşadım ve ne adına var oldum? Bu hayatı ben neden başkaları uğruna soldurdum? Neden istemedim? İsteyip yönlendirmedim? Niçin hayallerimin peşinden gitmedim? Niçin ben hep benden istenileni seçtim? Ben ne zaman kendim oldum? Peki şimdi ölüm tepemde nöbet beklerken, uğruna hayat sürdüklerim nerede? Onların benden çalmış oldukları hayatımdan geriye kalan ise sadece “AH KEŞKE”! dememek için sizde çocuklarınızla beraber yükselişe geçin! 

 Sevgili ebeveynler! Hayatınızı çaldırmayın! Bilinçlerinize sahip çıkın ve kendi cennetinizi her nasıl istiyorsanız aynen öyle yaratın! Yeter ki siz başkaları adına değil, kendi adınıza kendi anlamlarınızı yaşatın! 


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 20 

Sevgili ebeveynler! İndigo bilincini tekrar gözden geçirelim ve giriş-önsöz bölümünü bitirelim! 

Yozlaşmış ve anlamsızlaşmış her türlü ilişki, durum, ortam ve yapılar yumağının kıskacında kıvranan insanlığın; bu içine düştüğü şuur çıkmazında bireysel var oluş planından tamamen uzak yaşadığı gibi toplumsal var oluş ve ruhsal huzurdan da bir o kadar yalıtılmış çaresizliği doğurmuştur “indigo bilincini”!

Bireye çare olamadığı gibi toplumların sorunlarını da arttırıp duran ve her yeni günde insanlığa yeni çıkmazlar sunan ve sunduğu her çıkmaza karşılık olarak ta sanki tüm çıkmazları onlar çıkarmamış gibi insanlığa çözüm adı altında bağımlılıklar yaratan ve her bağımlılığı ile insanları ruhlarından uzaklaştırıp duran bütün bu yapılar insanlık için çare olamazlar! 

İnsanlığın bağımsız olması gerektiği ve bu bağımsızlığı yaşamlarına yansıtabilmeleri için tüm bağımlılıklarından sıyrılmaları gerektiği anlatılır indigolar tarafından! Bağımsızlık indigoların karakteridir! 

İndigo bilinci insanı temel alan bir yükseliştir. Yeni bir insan yeni bir dünya yaratabilir. İndigo bilinci yeni insan modelidir. Daha sonra beraberinde yeni siyasi, sosyal ve ekonomik yapıları da getirecektir. “Her şey insan içindir!” söylemini yalan olmaktan çıkarıp hakikatine büründürecek ve yeni insanları üretecektir. Her şey insan içindir söylemini yaşayıp ve yaşatıp gösterecektir. 

İndigolar yeni şifrelerdir. Sorun değil çözüm üreticilerdir. Şifreleri sorunları çözmek içindir. Sezgisel bilincin bedenlenmiş halidir.

İndigoları tanımlamaya çalışmayın! Tanımlanabilen bir bilinç indigo bilinci değildir. İndigolar kalıpları sevmemektedir. Kalıplar biçimlendirir ve şekillendirir. İndigolar ise su gibidir. Şekilsiz ve renksizdir. Onlar istedikleri zaman tüm şekil ve renk olabilenlerdir. Onlar şekil ve renklerle daimi yaşamayı sevmeyenlerdir. İndigolar bilmektedir. Tanımlanan gerçeklikler yalan olma yolunda hızla ilerlerler. Tanımlanan bir hayat, kendisine şekil ve yön tayin edilmiş bir hayattır. Böyle bir hayat ise o tanımlar tarafından “kontrol” altındadır. 

Bireyler kendilerini kontrol, sevk ve idare edebilmelidir. Sizin adınıza ve size karşı güya size yardım etme amaçlı yaklaşımlar sizi kontrol altında tutmaya çalışırlar. Sizler her şeyi başarabilir, her şey olabilirsiniz. Aracıları çıkarın aradan! Aracılar sizlere aracı olamazlar. Aracılar araya girip kendi sultalarını kurarlar. 

Kendi hayatlarınızın sultası kendinizde olsun! Sizler sultanlar olun! 


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 21 

Sevgili ebeveynler! İndigo bilinci “bir”leme, “düzen”leme ve bu “birlik düzeninde” “sevgiyi” yaşayıp yayma eğilimi ve ruhu taşır. İndigolar kendilerini böyle anlamlandırır. Birliği bozan yada yaşatmayan yada oluşumuna engel olan her ne var ise eğer bunların hepsi indigo bilinci ile savaş içerisindedirler! Düzen gereklidir! Bu bir gerçektir! Ama düzen adı altında düzensizlikler üretiliyor ve üretilenler bize bunlar sizin uymanız gereken düzenlerdir diye dayatılıyor! Düzen dayatılamaz! Düzen kendiliğinden doğar insanın ve insanlığın yüreğinde ve aklında ve kabul görür tüm ruhlarca! Kabul göreceği şaşmaz bir kesinliğe sahip insanlığın bu yitik değeri niçin dayatılıyor?

Dayatılan sadece kölelik olabilir! Güzelliğe ise hangi ruh karşı çıkabilir? İşte bu kadar yalanın ve dolanın sarmaş dolaş bir halde önümüzde ve tepemizde bizimle uğraşıp durmasının sebebi sizce ne? İndigolara göre ise kölelik henüz yeryüzünden kaldırılmadı! Kölelik insanların ruhlarına kabul ettirilip hep yaşatıldı! Köleliğe karşı duran ruhlar! Ruhlarınızdaki zincirleri kırın! Sevda ikliminde tüm insanlığı bağrınıza basın! Dağıtın özgürlük halini insanlığa ve toparlayın insanların acılarını kendi ruhunuzda!

İndigoların temel bakışları böyledir! Onlar hep işlerin özü ile ilgilenir! Onlar tüm bir hayat boyunca bu yaşadıkları anlamları, kendileri adına ve topluma mal etme anlayışıyla hep uğraşacaklardır. Onların sözlüğünde “vazgeçme” sözü bulunmamaktadır! Düzen yıkıcılar gibi görünmelerine karşın aslında onlar düzen yapıcılardır. Mevcut düzenler adı verilen tüm yıkıntılar onların gözünden asla kaçamazlar. Bu durumda ise mecburen yapmak için önce yıkmak zorundadırlar. Onların kendilerini anlamlandırması “düzen”-“birlik”-“sevgi” temellidir. Düzen kurabilmek için yıkarlar. Birliği oluşturabilmek için dağıtırlar ve sevgi “yaşanan bir gerçek” olsun diye de çırpınıp dururlar. Sonuçta ise günah keçisi olmaktan hiç kurtulamazlar! Ne yapsalar göze batarlar. Bir şey yapmasalar da göze batarlar. Biliyor musunuz sevgili ebeveynler! Aslında onlar hep yorgundurlar. Çok yorulurlar ve çok yıpratılırlar. Bunların ötesinde birde hep kara keçi olmak var! Beyaz sürüye ihanet eden, sürüden kaçan deli keçiler!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 22 

Sevgili ebeveynler! Zaman zaman yada çoğu zaman indigo çocuklarınızla baş edemiyor olabilirsiniz. Bu durumda bile onlara kötü söz yada yaklaşımlarda bulunmayı tercih etmemelisiniz. Bir çok insan bütün düzenini şerliyle işbirliği yapma üzerine kurmuş olabilir ama bu durum çocuklarınız için geçerli değildir. İnsanlar şerlilerin şerriyle korkutulmuş ve şerlilerle işbirliği halinde olanlar içinde bir torpilliler sınıfı oluşturulmuş!

İndigo bilinçler şerrinden emin olabilmek için şerliyle işbirliği içine girmez. İnsanlar şerlinin şerrinden emin olamazlar! İndigo bilinci şerlinin şerrini yok etme derdine düşer ki insanlar şerliden korkmasın ve yeryüzü tüm şerlerin karanlığından aydınlığa çıkabilen bir yol bulsun! İnsanlık korkularının esiri ve şerlilerin yağcısı olmasın!

İndigo bilinci “emin” olduğu ile işbirliği halindedir ve şerlilerin şerrinden de korkacak değildir. Tüm düzenler “güven” üzerine kurulurlar. Güvende sevgi vardır! Güven ısıtır ve sıcaktır. Kendisinden “emin” olunabilen kişi, kendisine güvenilebilen kişidir. Güvenilen kişinin sıfatı emindir. Eminler ancak güven verir. Şer ile işbirliği ise güvensizlik temelinde geliştirilmiştir. Şerli ile işbirliği içine girenler asla emin değildir ve kalpleri hep tedirgindir! Baştan yanlış yaptığının belki farkında tabi şuurueğer açıksa yada korkusundan kurtulup cesurca davranamamaktadırlar!

Sevgili ebeveynler! Aile yapılarınızı gözden geçiriniz. Kurduğunuz aile yapısı hangi esas üstüne temellen dirilmiştir? Şerden emin olmak mı? Yoksa karşılıklı güven duymak mı? İndigo çocuklarınızın çıkardığını zannettiğiniz tüm sorunlar aslında sizin aile yapınızdan kaynaklanmadırlar. Onlara da düşen bu yapıyı düzenlemektir. Sorun onlarda değildir. Onlar bu düzensizlikleri size davranışlarıyla haber vermektedir. Dışarıda aranmaz aranılacak olanlar! İnsanlar önce kendi yapılarını sorgulamak zorundadırlar.

Gözler nedense reddeder görmek istemez gerçekleri! Benliklerin ise tek derdi: “en iyi, en doğru, en güzel benim söylemi!” Gerçekler gözümüzün önünde olduğu gibi benliklerimizin ürettiği sorunların çaresi ise güven melekemizin cesur çözümlerinde gizli!

Güvenelim! Güven duyalım ve güven verelim! İnsanları güvenilir hale getirelim! Kendisinden emin kişiler olalım ve emin bir dünya yaratalım! Sorunlarda biziz, çözümlerde biziz. Bizler sadece tercihlerimiziz! 

Tercihlerimiz bizleri şekillendirir ve kararlarımız ise bizlere yönler verir! Tercih seçmektir, karar ise belirlemektir! Seçimleriniz belirli olsun! Belirlemek için ise güven duyun! Güven duymak için ise sevdanın öz bağrına girip orada yoğrulun!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 23 

Sevgili ebeveynler! “Bir indigonun bir anından ve bir halinden ve o anki renginden özetler”: Yaşadığımız hayatın tüm boyutlarında ve her olasılığında yaşanılıp durulanları çıkmazından çıkarabilmek! Sonrada tüm çıkmazları içinden çıkamayacakları bir mezara gömebilmek! Üzerine de tüm “çıkmaz” lafazanlarına karşılık olarak onların unutamayacağı sözler söylemek! Her sözümüzü bilmek ve her sözümüzün anlamı ile bütünleşebilmek! Yaşamı; yaşamayı varsayarak değil, bizatihi yaşayarak bir cennete çevirmek! Beynimizdeki tüm olmazları “olur” haline getirebilmek! Her türlü “nasıl olabilir?” endişelerinin ise kendilerinden bile gizledikleri gerçeklerle onları yüzleştirebilmek! Nasıl olabilirliği yaşayıp onlara öğretmek! Yaşamadan ahkam kesenlerin yolumuzu kesmelerini engellemek! Yaşayabilmek! Yaşatırken de yaşattıklarımız adına güven ve sorumluluk geliştirebilmek! Her bir ruhun kalbine sevda enjekte etmek! Korkularından kurtarmak insanlığı ve korkusuz kılmak tüm varlığı! Korkunun bir mecburiyet olmadığını kavratmak, korkusuz ruhları Tanrı ile kucaklaştırmak! Ve öğretilen bize tüm masalları toplayıp çöpe atmak! Kandırılmamak ne adına olursa olsun! Vicdanın ve kalbin temizliği kandırılmama garantisi vermez! Temiz ruhlar vicdanlarını akılları ile bütünleştirmezlerse eğer sonuçta ne temizlik nede akıl o ruhları kurtarmaya güç yetiremezler! Akıllar hayret içindedirler! Düpedüz gerçekler nasıl engebeli hale getirilip insanlığın önüne bir set gibi çekilmişler! Akıllar hayret ve dehşet içindedirler! Her türlü iyilik masalı bizleri cehennem çukuruna itmekle görevliler! Bu nasıl bir rüya? Yaşanması gereken bir hülya! Yaşamak boynumuzun borcu, yaşatmak emelimiz, yaşamayı engelleyenler bizim rakibimiz, yaşamayı engelleyenleri bile yaşar hale getirmek ise kinsizliğimiz!

Sevgili ebeveynler! Bu an tasviri hakkında düşünmeniz gerekli! Düşünün! Anlayın ve Anlatın!.. 


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 24 

Sevgili ebeveynler! Çocuklarınızı tanıyınız! Tanıyormuş gibi yapmayınız! O çocuklar sizin diye, onları çok iyi tanıdığınız zannından kurtulmalısınız! Aslında hiçbir ruhun hiç kimseye ait olmadığı gerçeğini de kavrayınız! Sizler sebepsiniz! Onları dünyaya getirmekle mükellef ve görevinizi yerine getirdiniz. Artık onların özgür yapılarıyla bütünleşmelerine izin veriniz! Onlara “sahip” değilsiniz. Onlar size “emanettir”! “Emanete” ihanet edilmemelidir! Emanetler boyun eğdirilmek için değildir. Emanetler uğrunda yaşanılacak gerçeklerdir. Çocuklarınız sizi eğitmek için sizlere verilmiştir. Sizler öğrencilersiniz! İndigo bilinci tarafından yetiştirileceksiniz. Değişip, dönüşecek ve yepyeni benlikler geliştireceksiniz! Ters bakıyorsunuz olaya! Bakış açınız: İndigoları anlamaktan ziyade onları yönetme ve kontrol temelli. Bu bakışın ortaya çıkışındaki temel hatalar şunlardır!:

1. “Benim” çocuğum anlayışı!

“Benim” sözü yanlıştır. Kimse kimsenin değildir. İster annesi olun ister babası! Bu gerçek değişmezdir. Her ruh özgün ve tektir. O ruh kendisidir. Kimsenin eşyası yada sahip olabileceği bir şey değildir. Bu sözünüz onlara hakim olma ve onların öz ruhlarını kendi formlarınızda yapılandırma amaçlıdır! 

2. Çocuklarınızı kontrol ihtiyacı!

Kontrol edip durabildiğinizi mi zannediyorsunuz? Kontrol etme gereğine niçin inanıyorsunuz? Yoksa çocuklarınızın aleyhlerinizde çalışmaları mı var? Yada onları kontrol altında tutmakla siz ve onlar ne kazanacaklar? Kontrol çabaları “Baskıdır”. Hiçbir baskı haklı gösterilemez ve de mazur görülemez! Bırakın her kes öz saygı, öz güven ve sevda temelli yapılanmalarda pişsin ve sizlerde bu sayede çocuklarınızla gerçek bütünlüğü geliştirin. Olmazları oldurmaya çalışmayın. Sevgi ile yaklaşın ve çocuklarınızla aynı ruhu paylaşarak tek bir anlamda yaşayın! Tek kural vardır: Sevgi! 

3. Bilgilerinizi asıl ve değişmez zannetmeniz!

Bu nedenle onları anlayamamanız ve onlara tuhaf gözlerle bakmanız! Anlayamadığınızı tabi ki anlamlandıramamaktasınız! Bu durumda bilginin sonsuz olduğu ve her bilincin daima gelişmeye muhtaç ve mecbur yapılandırıldığını anlamalısınız. Geleneksel yapılarınızı kırın vedarmadağın yapın. Aydınlığa açılan bilinç ufuklarınızın perdelerini aralayın! Sonsuzluk sizsiniz! Sonu olan her şeyi terk ediniz! 

“Mış” gibi yaşamaktan artık kurtulmalıyız. Şimdiki zamanı ve birinci tekil şahısı kullanmalıyız. Milyarlarca ruh kendinden bile habersiz! Siz evet görünürde o çocukların gelmesine sebepsiniz ama o çocukların öz ebeveynleri olmak için onları çok iyi bilmelisiniz! Zaten çok iyi bilseydiniz bu satırları okumazdınız!

 Spiritüel çocuklarınız var. Onlar hayata psişik anlamlar yüklüyorlar! Bir çok yaşadıklarını ise sizlere hiç açıklamıyorlar: “Diğer bedenlerin rahatsızlık ve düzensizliklerini görebilme, olağanüstü sezgisel farkındalık gösterme, zihin okuyabilme, zihinler arası haberleşme yeteneği, doğum öncesini hatırlayabilme, bir çok şifa tekniklerini kendiliğinden bilme, olacak olayları önceden görebilme, akaşik kayıtlara nüfuz edebilme, hami varlıklarla iletişime geçme, bedeninden çıkıp astral de gezinebilme, düşünce aktarabilme, görünmeyen varlıklarla iletişime geçebilme, cisimleri onlara fiziksel tesirde bulunmadan hareket ettirebilme, duyular dışı idrak yetenekleriyle belirme, alfa dalgası ritmini çoğu zaman yaşayabilme” gibi yeteneklere sahiptirler.

Onlar “Kodları değiştiriyor, yeni ve bambaşka frekanslarda yayın yapıyorlar! Onlar bilgeliğin kutsal ışıklarıdır! Onlar yaşadığımız dünyanın aslını bizlere anlatmaya çalışan “sevda ruhlarıdır”! Acılara boğulacaklarını, dışlanacaklarını ve yalıtılıp, uzak tutulacaklarını ve yalnız bırakılacaklarını ve en yakınlarının bile onları anlamayıp onlara bambaşka gözlerle bakacaklarını baştan bilerek bu zor göreve talip olmuş aydınlanma çağı çocuklarıdır! Onlar Aşk’ın kızları ve oğullarıdır! 

(Dersleri dikkatle takip ediniz! Derslerden benliklerinizin istediği anlamları değil, idrake muhtaç olduğunuz manaları yakalamalısınız! İnsanlığa yeni ufuklar açacak olan çocukları hep birlikte yaşatmalıyız!) 


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 25 

Sevgili ebeveynler! Özgürlük bizim kaderimizdir. Hayatımız, özgürlüğü deneyimlemek için bizlere verilmiştir. Özgür irade sahibiyiz. Bu gerçeği asla göz ardı etmemeliyiz. Özgürlük nedir, ne değildir? Bu asıl soru değildir! Asıl soru özgürlükten niçin kaçtığımız ve niçin özgür olmaktan hep korkup durmamızdır. Özgürlüğün ne olduğuna gelince; o hali yaşadığımızda zaten onun özgürlük olduğunu biz biliriz. Biz aslında özgürlüğü çok iyi bilmekteyiz. Maalesef bu bilişimiz bizi korkutmaktadır. Bu bilincin bedelini ödemekten kaçıp durmaktayız. Kaçamayacağız! Boşuna uğraştır yapılıp edilenler. Deneyimlenmesi gerekenler ister istemez deneyimlenecekler. Kaçmakla kurtuluş yok! Plan işleyip durmaktadır. Biz özgürlükten kaçıp köleliğe sığınsak ta kölelik bizi bağrına basmayacaktır. Sonuçta mecburen bile olsa özgürlük bize tattırılacaktır. Mecbur bırakılmadan önce özgürlüğü tercih edin! Özgürce özgürlüğün kapısından girin! Girin ve girişinizle özgür olun, özgürlüğünüzle birliktede sevdayı hakkıyla bulun. Mecburen özgür olmak aslında özgür olmanın kölesi olmaktır. Köle ruhlar, özgürlük halini bile köle şuuruyla yaşamaktadır! Her nasılsa yaşamanız gerekeni yaşayacaksınız! Ya gerçekten özgürlük çağında tekrar doğacaksınız yada özgür“müş” gibi yapıp daima oyalanacaksınız ve sonuçta siz tercih ve kararlarınız olma yolundasınız. Biz indigo bilincine düşen görev: Korkularla savaşmak ve insanları korkusuz olma yolunda tercihler yapmaları için onlara öneriler sunmak! Değişim insanın kendisindedir. Bizler sadece yol gösterenleriz. Yolu bilmeyi kabul edenler bilir ama o yolda ilerlemek bambaşka bir gerçektir. Tüm ruhların özgürlük deneyimlemesi süreçleri kendi kaderleridir. Kaderleriniz kendinize koyduğunuz ölçülerdir. Tanımlarınızı değiştirip kaderinize hükmediniz! Sizler her şeysiniz!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 26 

Sevgili ebeveynler!

Her türlü eleştiri ve incelemelere kapalı, tartışılmaz ve değişmez kabulleriniz ve bu kabullerinizin ürettikleri düşüncelerinizden kendinizi kurtarınız! Doğru kabul edilendir. Sizin doğrularınız, içinde bulunduğunuz bilinç boyutunun gereği olarak kabul ettiklerinizdir. Kabuller her aşamada değişen bilgilerimizdir. Her bilinç düzeyinde kabul ettikleriniz sizin o bilinçteki doğrularınızdır. Bir ileri bilinç boyutunda ise o doğruların bir dogma olduğu anlaşılır. Dogmalarınız sizleri daha ileri bilinç boyutlarına hazırlamak için akıllarınızın konaklayıp nefes aldığı ve kendini toparladığı duraklardır. Dogmalarınız, kendilerini terk etmeniz için vardır. Terk ederek doğarsınız! Terk etmek aklın her bir boyutta kendini doğurup durmasıdır. Kendinizi ifade etmekten korkmayın! Dışlanmak korkusu yaşamayın! Dışlansanız bile siz kendiniz olarak kalın. Bastırılmış duygularınızı da açığa çıkarıp rahat bir nefes alın! Üzerinizdeki baskılar ve boyun eğmişlikleriniz sayesinde donuk ve soğuk kalıplara girmiş olabilirsiniz. Siz canlı ve sıcacıksınız. Bütün yapınızı tekrar sorgulayıp içinizdeki güneşleri açığa çıkarmalısınız. Kendinize değer vermeli ve değerinizi bilmelisiniz. Sizler çok değerlisiniz. Çünkü sizler Tanrının yeryüzündeki nefeslerisiniz! Bundan dolayı kendinizi bulup ortaya çıkarın ve kendinize karşı bağımsızlık sözü verin! Yeryüzünde Tanrının nefesleri olarak dolaşıp özgürlüğünüzü keşfedin! Bağımsız ve güven içerisinde yaşayın, her türlü sınırı koyan ve baskılarla azgınlaşan dogmalarla yatıp kalkmayın! Dogmalarınızı doğdukları yerde yakalayıp ortadan kaldırın! Sizler duygularınızı doya doya yaşayın. Yaşamak adı altında “yaşıyormuş” oyunu oynamayın! Kurulan tüm köleleştirici oyunları kırıp yeni oyunlar oynayın ama oyunun kurallarını sizler koyun ve sizler o kurallara hakim olun. Kurallar sizlere hakim değil sizler kuralları yönetenler olun! Sizler fikirlerinizin sahibi olun kölesi değil. İstediğiniz zaman fikirlerinizi evirip çevirip değiştirebilin. Fikrin köleleri fikirlerin oyuncağı olur. Fikrin efendileri ise yepyeni fikirlerle insanlığa cennetler doğurur!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 27 

Sevgili ebeveynler!

“Benlik” ister, “Ben” hayal eder! İnsan istediklerinin gerçek olduğunu zanneder! Gerçek “hayaldir”! Hayalleriniz “gerçektir”! Gerçeğiniz düşlerinizdir! Benlikleriniz ise düşlerinize engel olan bir “perdedir”! Kaldırın perdeleri! Işığa kapılar açıp yolda bulun kendinizi! Yol ile olan kader birlikteliğinizi birleştirin! Benliksizleşin! “Benlikleriniz” sizi “Ben”den alıyor! Benlikleriniz sizi öz “ben”inizden uzaklaştırıyor! İnsan öz benliğidir! Gördüğü rüyadaki beden değildir! İnsan rüyayı görendir! Rüyada olduğunuzun bilincine varın! Rüyalarınızı hayalleriniz gibi yaşayın! Bu rüya sizin isteğiniz! Rüyayı gören hayal ise sizsiniz! Hayal edin!..


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 28 

“Rüşvet” ve “Baskı” anlayışından yada “anlayışsızlığından”, “antlaşma” kültürüne doğru “dosdoğru” bir yol edinmek! Yolları gözden geçirmek gerek! Çocuklarınıza bir şey yaptırmak için yada bir şey yaptırmamak için onlara bir şeyler vaat edip rüşvete alıştırmayınız. Rüşvetçi insanlar yaratmaya çalışmayınız. Yine onlara bir şeyler yaptırma yada bir şeyleri yaptırmama adına baskılar uygulamanız onları bastıramayacaktır. Savaşçı ruhlarını bilemeye yarayacaktır sizlerin bu tavırlarınız. Baskılar bastırmaz. Baskılar asi ruhlar yaratırlar. Hiç yoktan çocuklarınızı asi yapmayınız. Onlarla “antlaşma” kültürünü paylaşınız. Bu şekilde onlarla karşılıklı olarak “sorumluluk” duygusunu yaşarsınız. Sorumluluk duygusunu hem kendinize hem de onlara mal ettiğinizde ortada bir sorunda kalmayacaktır. Zaten çocuklarınız sorun çıkarıp durmaya çalışmamaktadır. Onların baştan beri istediği işte bu “antlaşma” yaklaşımıdır. Böylece sizlerde bir şeyleri daha iyi anlayacak ve ebeveynlikte ustalaşacaksınız. Antlaşmada karşılıklı rıza vardır. Anlaşma hali yaşanır. Çözümler birlikte yaratılır ve beraberce uygulanır. Bu yol ile sizler “antlaşma kültürü”nü çocuklarınızdan öğrenecek ve hayret edeceksiniz. Onlar sizi eğitecek ve antlaşma kültürü ile önce sizlerin aile düzeninizi değiştirecekler. Sizlerde değişimler meydana getirecekler. Ebeveyn rolünü sizlerden alıp sizleri kendi çocukları gibi yetiştirecekler. Sadece onlara güvenmeniz gerekir. Onlar sizin çocuklarınız. Bu güveni onlar hak ediyor olmalıdır. Çocuğuna güvenemeyen ebeveyn kendine güvensiz demektir. Kendine güveni olmayanın ise ilk öğrenmesi gereken şey cesarettir!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 29 

Sevgili ebeveynler!

Yeni bir iş yada oluşa adım attığınızda yada adım atmayı kararlaştırdığınızda insanların sizin hakkınızda neler düşüneceğine değil kendi işinize yada tasarladığınız oluşa odaklanın! Baştan çıkış merkezinizi elden kaçırmayın! İnsanlar her halükarda zaten bir şeyler söyleyeceklerdir. Lehinize yada aleyhinize sözleri zaten duyacaksınız. Önemli olan sizlerin kendi değerleriniz adına yaşamanızdır. 

Genel kabul görmüş değerler adına yaşıyorsanız eğer bilin ki o değerler sizlere bunları uygulayın denilenlerdir. Adları değer diye geçer ama en büyük değer olan insanın kendisini ve o insanın öz tercih ve kararlarını hep küçümserler ve insanı bilinen kabul edip insanın değer üretmesine engel olarak kendilerini ileri sürerler. Genel kabul görmüş değerler insanı baştan belirlerler. Biçerler insanlara baştan kalıplar ve dayatırlar da dayatırlar. Ben bunları değil kendi kararımı uygulamak istiyorum derseniz işte o zaman affedilmezsiniz.  

Genel kabul görmeleri çok iyi ve güzel olduklarından değildir. Genele kabul ettirildikleri içindir. Genel, bu kabulleri mecburen etmektedir. İnsanlar sürü dışında kendilerini görmek istememektedir. İnsanlar yalnızlıktan korktuklarından ve dışlanma duygusuyla yaşamak istemediklerinden dolayı bedel olarak kendi hayatlarını verirler ve genele göre yaşayıp kendilerini tanımadan ölürler. 

İnsanlara göre yaşamak hiçbir şey yapamamaktır. İnsanlar çoğu zaman bizim hayatlarımızı ellerimizden almaktadır. Başarılarınızı da üstlenin başarısızlıklarınızı da sonra da çekinip durduğunuz toplum karşısında gururla kendinizi gösterin! Bakın ben bir şeyler yaptım, sonuçta şurada başardım burada başaramadım ama bunları ben yaptım diyebilmelisiniz. Sizler ise bir şeyler yapmaya cesaret edemiyorsunuz demelisiniz! Bu yüreklilik karşısında o toplum artık sizi eleştirmekten çekinecek ve size yol verecektir. 

 Duygularınızı doya doya yaşamalısınız! İçinizdeki boşluğu telafi etmek için mutluluğun ve huzurun kaynağını dışarıda aramamalısınız! Kaynak sizsiniz Hayatımızı öğrenme ve sevme temeline göre yapılandırmalıyız! Biz aslında işte bu yapıdayız. Kendi zihinsel yapımızı ve duygu atlasımızı çok iyi bilmeli ve ona göre özgürlüğümüzü geliştirmeliyiz. İnsanları çok iyi tanımaya çalışmalı ve empati yapabilmeliyiz! Hayatınızı kimselere adamayın! Hayatınızı herkes ile birlikte ama siz olarak yaşayın! İnsanlar arası ilişkilerde güç önemli değil sevginin paylaşımı değerlidir. Sevgiyi paylaşabilenler güçlenenlerdir! Mükemmeliyetçi bir yaklaşım mükemmel bir yaklaşım değildir! İlk memnun etmeniz gereken kişi kendinizsiniz. Diğerlerini ise memnun etmek zorunda değilsiniz. Zorunluluğa bağlı memnuniyet alış verişi memnuniyet vermez. Haklarınızı koruyun ve suçluluk duygularından kurtulun. Kendinize özgü bir yapınız olsun ve yetersizlik zanlarından kurtulun. İma etmeyin açıkça söyleyin! İletişimlerinizi bir şeyleri kastederek bilmeceye çevirmeyin. Açık ve net konuşun ve konuşmaların ardında kasıt arama huyunuz varsa eğer kurtulun.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 30 

Varlığın Bilgisi. 

 Varlığın bilgisi için anlamlar sistemi dil. Varlık anlamlıdır. Bu varlığın bilgisidir. İnsana anlam öğretildi. Bilgi=Anlam. Anlamlandırabildiğimiz kadar bilir, anlamlandırabildiğimiz kadar anlarız. Anlamlandıramadıklarımızı bilip yaşayamayız. Biz anlamlarımızı yaşarız. Anlamı biz yükleriz hayata ve biz yaşarız yüklediğimiz anlamla! Anlamı yaratanda yaşayanda biziz. Bizim anlamlarımız ise bizim gerçeğimiz. Anlamlarımız kadar var oluruz ve anlamlarımız kadar hayat buluruz. Biz yaşattığımız anlamların hayat bulan ruhuyuz. 

Bilgi=Anlam=Varlık. Varlığımız kadar biliriz.Varlığımız kadar anlarız. Hayatımıza ne kadar çok anlam yüklersek işte biz o kadar “Var”ız. İnsanlarla paylaştığımız anlamlar yoksa insanlar bizi anlamaz. İnsanlar anlamadığını istemez, benimsemez. İnsanlar kendilerini, kendilerinin anlamlandırdığı biçimde anlaşılmak ister. İnsanlar kendi anlamlarını yaşamda diretirler.  

 Tanrı ile sadece bilgiyi paylaşabilirsiniz. Onu bilip anlayabilirsiniz. Onu anlamlandırıp anlayabilir ve onda yeniden yaratılabilirsiniz. İnsanın varoluşun anlamı : “Varlığının anlamını bilmektir”. Karşı konulamaz bilgilenme ihtiyacı ise bu anlam gereğidir.  

 Varlığımızı hangi temeller üzerine kurduk? Varlığımızı her an var olma keyfiyle yaşayabiliyor muyuz? Biz aslında var iken, niçin “VAR” olamıyoruz? Nedir bizim kendimizle zorumuz? Niçin hep hayatımızda olumsuzluklar buluyoruz? Niçin ve yine niçin biz kendimizi sevemiyoruz? 

 Sevelim ve sevilelim! Hayatımıza sevdanın kor gibi yakan aşk ateşini bir filiz gibi dikelim! Dikelim ve alevlenmiş aşk filizini ruhlarımızın can suyu ile besleyelim. Sevelim ve sevilelim. İçimizde yandıkça o ateş! Biz varlığımızı sevdanın cehennem sıcaklığı ile bilelim. 

 Sevmekten korkmayalım! Sevdikçe yeniden her an doğan ruhlar olalım. Yaşayalım sevdayı ve koruyalım aşkı. Yaşamak bir rüzgar gibi sarsın her yanımızı.

Sevgimize yepyeni sevda anlamları yükleyip onu karşılıksız ve şartsız yapalım. Beklentisiz sevebilip beklentisizce yaşayabilelim. Beklentiler ile hayatımızı önemsizleştirmeyelim. Beklentiler : Beklenip durulanlardır. Beklemeye ne gerek ? Beklemeden sevmek! Beklemeden vermek! Beklemeden yaşayabilmek! Beklememek ne güzel emek!Beklentilerimiz, amaçlarımız ve şart koşmalarımız, bilmiyorum farkında mısınız ama bunlar bizim yaşamımızdan alacağımız zevkleri bizden gasp eden yanlarımız. Biz bu yanlarımız ile yaşayamayız. Bu yanlarımızın bize olan ihanetine artık katlanmamalıyız!

Bekleyebiliriz tabi ki ama beklenti tüm yapımıza sızmadan. Amaç edinebiliriz tabi ki ama amaçlar bizi bizden koparmadan. Şartlarımız tabi ki olur ama bu şartlar bizim yaşam zevklerimize şart koşmuyor ise haddini biliyor demektir.

Bizi ne bize ait nede bizim dışımızda herhangi bir şey, bizimle aramızda engel ve uçurum oluyorsa işte o şey bizim değildir. Bizim olmayan her şey ise sadece bize acı ve kederdir. Soyunalım kendimizden başka her şeyden. Geriye bir tek ruhlarımızı bırakalım. Bedenlerimiz bile kalmasın yanımızda! Biliyorsunuz bedende bizim değil ve bizde o değiliz. Yoksa bizi bırakıp gitmezdi bizler ölürken. Klavyelerimiz bizde dostlarım! Bizde yine tüm potansiyel veri tabanı. İşletim sistemlerimiz bize ait değil. Format zamanıdır. Kendimizi tekrar anlamlandırmak ve programlamak. Kendi içimizin işlettiği sistemi kendi ruhumuzun anlamı ile donatmak. Kendini yaratan programcı olmak. Kendini kendi anlamları ile her an huzur içinde yaşamak.

Yaşayalım ve yaşatalım! Sevgi anlamının girmediği hiçbir yer bırakmayalım!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 31 

Sevgili Ebeveynler! 

Korkularınızdan korkmayınız! Korkularınızı çocuklarınıza taşımayınız! Siz çocuklarınızsınız! Onlar siz değil! Onlara korku dolu geçmişinizi vermek hakkı sizin değil! Korkutmayın ve korkmayın! Korkulara açık kapı bırakmayın! Korkulara açılan tüm kapıları kapatın ve sevdaya kapalı olan duvarları yıkın! Yeniden doğun ve korkusuz bir hayatın sevda tohumları olun! Korkulması gereken bir şey yoktur. Bu gördüğümüz sadece bizim yarattığımız bir oyundur. Oyunun kurallarını değiştiriyorum! İnsanlığa korkusuz bir hayatın mümkün ve olası olduğunu haber veriyorum! Yeni bir oyun kuruyorum. Gelin oynayalım! 

Çocuklarınız ne istiyorlarsa o olsunlar! Zaten indigolar istediklerini olacaklar! Onların bu oluş sürecinde onlarla beraber olun! Onlara kendi isteklerinizi gerçekleştirmeleri için baskı kurmayın. Onlar kendi hayallerini yaratacaklar ve sizlerin hayal edemeyeceğiniz bir dünyayı sizlere sunacaklar. İnsanlık adına çalışıp dururken insanlardan bu kadar engel gören başka bir bilinç varmıdır acaba? Zannediyorum ki yok!

Aile bütünlüğünüz içerisinde birlikte zaman geçirin! “Bir” olduğunuzu hissedin! Beraberce hayatı özümleyin! Birbirinizi gerçekten sevin ve sevgi gösterilerini terk edin! İndigoları kandıramazsınız! Beraber daha çok zaman geçirmek için tüm olanakları “oluyor” kılmalısınız! Koşuşturup durmayın ve çocuklarınızı o daldan o dala atlamak zorunda bırakmayın. Mükemmellik peşinde koşmayın. Mükemmel diye bir şey yoktur.

Çocuklarınız çok iyi bir şekilde hissederler. Onların bu hisleri çok iyi işler. Sizlerin kendinizden bile gizlediğiniz duygularınızı onlar bilirler. Onlar bilirler ve onlar sizlerin acılarınızı kalplerinde özümserler. Tüm kavramlarınızı gözden geçirin! Korku temeline dayanan kavramları alaşağı edin! Sevgiyi yüceltin ve yaşayarak gösterin! İndigo çocuklarınızın yüksek algıları vardır ve fark etme hali onların doğal yaşantılarıdır. Onlar son derece duyarlıdır. Onlar her halükarda kendileri olacaktır! Onlar için sizlerde bir şeyler yapabilirsiniz!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 32 

Sevgili Ebeveynler! 

Bireysel varoluşa izin vermeyen ve önceden kalıplar koyup sizlerin ve çocuklarınızın neler olabileceğini ve neleri başarabileceğinizi önemsemeyen ve muhteşem insan varlığını görmezlikten gelen, başkaları adına yaşamayı ve konmuş kurallara itaati temel esas kabul eden bu tanımlanmış hayat bizim hayatımız değildir. Biz hayatı tanımlayanlarız. Tanımlanmış olana uyamayız! 

Özümüzü ortaya koyamadan baştan insanın öz varlığını yaşamasını reddeden yapılar ile özdeşleşmek bir hatadır. Bu hata kabul edilebilir ve mazur görülebilir hatalardan değildir. Bir kalemde siliniyor insanlar! Uyanmaya çalışanlar bastırılıyor! Kendi özgün varlığı ile yaşamaya çalışanlar uzaklaştırılıp yalıtılıyor! Hayatımızın önüne yaşamamamız için bin set çekiliyor. Tüm bu setler kutsal gösteriliyor. İnsana ihanet ediliyor. İnsanın kendisi olması engelleniyor.

İnsana bir şey vermeden kalabalıklar o insandan bin şey bekliyor. Olup biten tüm anlamsızlıklar büyük anlamlar gibi gösteriliyor. Biz anlam vermeye çalıştığımızda ise anlamlarımızla dalga geçiliyor. Öz gözlem ve öz güven gibi insanın doğasına ait ne varsa gereksiz görülüyor. Sen sadece senden beklenilenleri yap deniliyor!

Herkes maskeli baloda ve herkeste yüz maske bulunmakta. Görünüşte can ciğer dost. Hakikatte kanlı bıçaklı egolar savaşı bu! Kimse kimseye inanmıyor. Her söylenene yalan gözüyle bakılıyor. İnsanlığa ait inancından tam yoksun olarak can çekişerek yaşamayı öldürüyor! İnsanlığın dirilten nefeslerine deli deniliyor! Doğruyu söyleyince onuncu köyde fayda etmiyor. Hiçbir köy kabul etmiyor.

Yaşamı ne kadar yalana dolamışlar! Yalanlardan örülü bir insanlık mezarlığı öyküsü! Değer vermeden değer alma derdinde, üretmeden tüketmek istemekte, mutsuzluklarının kaynağını bu insanlar hep dışarıda bir yerde zannetmekte! Bu insanoğlu nerede?


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 33 

Bilinci “İndigo” yapan nedir? Niçin indigo bilinci “İndigo Bilincidir”? Bu bilincin ilk fark ettiği ve ona göre şekillendiği gerçek nedir? Bir indigo bilinci çok küçük yaşlarda iken bir şeylerin yanlış olduğunu fark eder. Yada sonradan indigolaşan bilinçler ise kendi zamanlarında bu farkında lığa erer. İndigolar yaşamın, yaşayanlar tarafından öldürülüyor oluşunu sezerler ve fark ederler ki bunun sebebi “benliklerdir”. Bu “benlikler” sayesinde insanlığın yaşanamadığına hükmederler. Benliklerin kendi faydaları adına savaşıp durmaları, kendileri dışında hiçbir gerçek tanımamaları, her benliğin “En” “İyi-Doğru-Güzel” olanın kendisi olduğu yanılgısı ve böylece azgınlaşmış olması sonucunda bireysel anlamda yada toplumsal yapılarda insanlığı benliklerinden kurtarmak ve insanlığa nefes alabilecekleri bir saha açmak indigoların hayalidir. Bu hayal indigoların kendisidir. Hayal insanıdır indigo! Kaskatı yalan gerçeklere karşı sıcacık ve yumuşacık hayallerin insanıdır indigo! Benliklerinin kölesi olmuş bir insanlığı yaşatmayı kendisine amaç edinmiş varlıktır indigo! Benlikleri ile özgür olduklarını zanneden ve böylece kendi benliğinin emri altında kölelik üreten, kendine engel diğerine rakip bir kısır döngünün insan adı altındaki yavruları, benliklerinizden sıyrılmadan kendinizi bulamayacaksınız ve insanlığı da rahat bırakmayacaksınız. Birbirlerinize hep engel olacaksınız. Benlik varsa eğer “antlaşma” yoktur. Çıkar ortaklığı vardır. Çıkarlar çıkana dek! Çıkınca ise yine kavga! Bir indigo “benlik” düşmanıdır! İndigoyu indigo yapan farkındalık ise : benliklerin insanlığı yok ediyor oluşudur. Bir indigo “Ego”suzdur. Bu nedenle diretme ve dayatmalara gelemezler. Her türlü ego tahakkümünü reddederler ve tahakküm etmezler. Egolar ile hiç geçinemezler. Egoların insanlığı rezil ettiğini bilirler. Egolar ile savaş içerisindedirler. Egonun nasıl bin bir kılıf içerisinde insanlığa zorbalık getirdiğine onlar şahittirler.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 34 

“Genetik ebeveynlikten” “ruhsal ebeveynliğe” geçiş!

Anne ve baba olmanın çocuğa sahip olmakla olmadığını seziş!

Sanki bu anlatılanları biliyormuş gibi yapıp ta aslında bilmeyiş!

Zaten biliyorum zannıyla hiçbir şekilde derinmanayı fark edemeyiş!

Hep çocuğa yükleniş ve ebeveynlerin haklılık arama davasında hepsi müthiş! Bu ne kadarda güzel bir rüya imiş!

Kutsal ebeveynler kutsal bir şekilde kusursuzca ben elimden geleni yapıyorum ama olmuyor derdinde!

Ebeveynler baştan haklıdırlar!

Ebeveynler bu şekilde çocuk üzerindeki tüm tasarruflarından olurlar!

Baştan haklı olmak, tüm hakkı baştan yitirmektir!

Hak aramayı bırakın!

Çocuklarınızın sizin haklarınızla sorunu yok!

Onlar sizlerden haklarını kurtarma derdinde!

Rahat bırakılmayı hasretle beklemekte!

Elinizden hiçbir şey gelmiyor! “Çaresizsiniz”!

Aslında “çare” de “siz”siniz!

Çaresizliğinizi siz çareye dönüştüreceksiniz!

Önce tüm yapıp ediyorum edebiyatlarını bırakın!

Kendinize ve çocuklarınıza karşı samimi olun ve hep öyle yaşayın!

Açık ve net olun!

Aydınlık bir dünyada huzur bulun!

Dosdoğru iletişime geçin çocuklarınızla!

Huzur içinde yaşayın ömür boyunca!

Klasik ana baba tavırlarını da unutun!

Karşınızdakiler yeni bilinçler!

Siz zannediyorsunuz ki, bu çocukları bir an önce “kalabalıkların” kurallarına adapte etmeliyim!

Öz çocuğumu kalabalıkların isteklerine göre şekillendirmeliyim!

Ebeveynliği bu şekilde yorumluyorsunuz!

Bu yorumunuz ile indigo çocuklarınızı zor buluşturursunuz!

Onlar kendileri olmak için geldi!

Artık kalabalıklar adına yaşayıp kalabalıklar için yok olma dönemi çoktan bitti! Kalabalıkları unutun!

Toplama kampı değil sizin yuvanız!

Yeni toplumlarının özgürleştiren yapılarını çocuklarınızla beraber sizler kuracaksınız!

Hayatınızı birlikte alacağınız kararlara göre yaşamalısınız!

(Bu yazı serisinin “kırk’ı” çıkana dek hep benzer şeylerden bahsedeceğim! “Kırk’ım” çıktıktan sonra ise konuları değiştireceğim!)


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 35

“ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ” TOPLANTISINI AÇIYORUM!

Hayatı yaşanabilir kılmak!

Bir indigo bilincinin hayalidir bu!

Geride hayat olmayan ne varsa bırakmak!

Coşkuyla ve heyecanla tekrar yaratılmak!

Hayat olmak ve hayatı paylaşmak!

Şiir gibi yaşamak ve hayatı bir sanat eseri yapmak.

Baş yapıtımızı yaratmak!

Yaratıcı olmak!

Tanrısallaşmak!

Hayatımız bizim başyapıtlarımızdır!

Özgürce yaratın hayatınızı ve sadece sizin olsun!

Hayatınızı şiir tadında hissedin ve bir şiir olup hem kendinizi hemde insanlığı kendinden geçirin!

Bal gibi damlasın güzellikler ruhumuza ve yaşatalım dünyayı, ortaya çıkaralım hiçbir zaman varolmamış yepyeni unsurları!

Gerçekçilik yalanlarından sıkılıp usanmıştır indigolar!

Gerçekçilik, insanlara kara dünyalar vaat eden sıkıntı ve bunalım kalıplarıdır! Aydınlığa açılan kapıların kapatılışıdır gerçekçilik masalı!

İnsanın öz ruhunu yaşamasına engel olarak üretilmiş sinsi virüsler!

Gerçekler yalandır!

Gerçek diye tanıtılanlar insanlığı hep yalnızlaştıran ve korkular içerisinde kıvrandıran hastalıklardır!

Gerçek biziz!

Ötemizde berimizde başka bir gerçek yok!

Biz varsak eğer her şey vardır!

Bizim varlığımız ise kendi hayallerimizi yaşamamızla olacaktır!

Her şeyi reddedin!

Sadece kendinizi kabul edin!

Çünkü sadece siz varsınız!

CARPEDİEM! :)


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 36 

Sevgili Ebeveynler! 

İndigo çocuklarınız bazen bir işe başlamakta zorluk çekebilir! Hatta o işi yapamayabilir. Bu onların o işlerle ilgilenmediğini gösterir. Yapmak istemedikleri işlerden uzak dururlar. Mecburen yaparlarsa da işte böyle yaparlar! Ama sevdikleri işlerde çok başarılıdırlar. Bazen sevdikleri bir çok işi de bir arada yapabilirler! Bu onlara çok kolay gelir! Yapmak istemedikleri işler konusunda onları zorlamayın. Mutlaka yapılması gerekiyor ise çocuklarınızın sevdiği işlerle bağlantılı hale getirebilirseniz o işi işte o zaman isteyerek yaptırabilirsiniz. 

Sizler genellikle indigo çocuklarınızın savaşçı ve aksi yönlerini görüyorsunuz. Çünkü onları kurallarla boğuyorsunuz. Onlar ise rahat olabilmek adına sizlerle savaşıyor ve içlerindeki gerçek sevgi ve merhameti sizlere karşı açığa çıkaramıyor! Oysa onlar sizi çok sevmektedir. Buna rağmen onları kurallarla engellemeye devam ederseniz onların sizlere olan tüm inancını ve güvenini yerle bir edersiniz! 

Sevgili ebeveynler indigo çocuklarınız çok “merhametli”dir. Neredeyse merhametin timsalidir onlar. Onların bu yönlerini de görmelisiniz. Onlar merhamet adına canlarını bile verebilir. Onlar işte bu kadar insan sevgililerdir. Merhamet ağızların iğrenç sakızı değildir. Merhamet asil bir histir. Ama onların bu merhametini kullanmaya çalışanlara onlar merhametlerini vermeyeceklerdir. Merhametin asaleti yerlere düşürülmemelidir. Merhametin lafazanı olup onların bu yüce asaletini sömürmeye çalışmak indigolarla savaşıp kaybetmek demektir. 

İndigo çocuklarınız yalancı, dolancı ve içten hesaplar yapıcı kişilerle geçinemezler. Hangi ortam olursa olsun onlar için fark etmez. Onlar yalana ve dolana prim vermez. Size göre en olmadık zamanlarda bile gerçeği söylerler ve yalanla savaşlarını sürdürürler. Yalanı idare etmezler. Yalanı yok etme eğilimindedirler. Onların güvenini kazanmanın şartı dürüst olmaktır.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 37 

“Sorunlarla” değil “sorularla” gelmek! 

Sevgili ebeveynler!

İndigo çocuklarınızın empati yeteneklerinin çok güçlü olduğundan bahsetmiştim ve size de empatide ustalaşmanızı önermiştim! Çocuklarınız tüm insanları yaşıyor. Her bir ruhu sanki oymuş gibi hissedebiliyor. İnsanların acılarını yüreklerinde duyuyorlar. Bu nedenle de yoğun enerji çekiyorlar. Bazen çok yoruluyor ve bitkin düşüyorlar. Bu nedenle siz çocuklarınız tarafından anlaşılmadığınızı zannetmeyin. Onlar sizin tüm hissettiklerinizi sizin ile beraber yaşarlar ve sizi çok iyi anlarlar. Mesele sizin onları anlamanızdır. Bu nedenle işiniz empatide “ustalaşmak” olmalıdır! Bu konudaki ikinci öğüdüm. Bu öğüdü uygularsanız eğer, önünüze çocuklarınız yeni bir dünya serecekler!

Çocuklarınız sorunlara farklı yaklaşırlar! Bu nedenle yanlış anlaşılırlar. Bir çok sorun çözme yöntemi “var olanı koruma” anlayışına sahiptir. Oysa indigo bilinci “var olanla” değil “olması gerekenle” ilgilenir ve sorun çözme yaklaşımlarında sorunları çıkaran yapıları koruyup ta sanki sorunu çözüyormuş gibi yapmalardan hoşlanmazlar. Sorunlar eğer yapıyı muhafazayla çözülebilseydi, o zaman o yapıların aynı sorunları tekrar tekrar çıkarmaları önlenirdi. Sorun yapıdır! Böyle olduğu içinde indigolar sorunları daha da sorunlu hale getiren kişiler olarak anlaşılırlar. Sorunun doğasına bakın! Kaynak nedir? Ondan sonrada kaynağı yok edin! Islahat anlayışı bizatihi sorun üretir. Yok edin! Kangren olan bir bacak kesilir! O bacak merhemle iyileşemez! Islah etmeye çalışmayın! Sorunlar ıslah edilmez, yok edilir! İşte bu kadar basittir!

İndigo çocuklarınıza sorumluluklar verin! Onlara sorunlar üretmeyin ve onlara sorumluluklar vererek aile yapınızı işlek bir yapıya yükseltin! Yatay değil dikey geçişle aile yapınızı yüceltin! Sorumluluklarını herkes bilsin! Kimse sorun üretmesin! Birbirlerinize “sorunlarınızla” değil “sorularınızla” yönelin! Birbirinizi eğitin ve birbirinizi öğretin! Sorular üretin! Her şeyle ilgilenin! Her şey insanı ilgilendirir. Çünkü insan her şeydir! Esnekliğinizi de yitirmeyin. Ev ortamını sorumluluk adını kullanarak askeri bir kışlaya çevirmeyin! Sorumlulukları çok kesin kurallar gibi görmeyin ve hissettirmeyin. Çocuklarınız severek yaptıkları sorumluluklarını eğer bir kural gibi hissederlerse reddederler!


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 38 

Sevgili ebeveynler!

İndigo çocuklarınız sizlere gördükleri vizyonlardan yada sizlerin göremediğiniz arkadaşları olduğundan bahsederlerse onlara inanın! Onlar bu anlattıklarını uydurmuyorlar! Nereden mi biliyorum! Çünkü ben uydurmamıştım! Ama bana inanmadıkları gibi üstelik benim normal olmadığım bana telkin edilmişti. Psikolojime yüklenilmişti! Bu yazı serisini benim çektiklerimi diğer indigolar çekmesin diye yazıyorum!

Çocuklarınız gizemlidir ve her türlü gizem konularıyla ilişkilidir. Tanrı başta olmak üzere yaratılış ve varlık – yokluk konuları ilgilerinin başında gelir. Bunlar gibi yada farklı her konu hakkında bilgi isterler. Her şeyi bilmek isterler. Çocuklarınız müthiş bir potansiyeldirler. Sizler psikolojik olarak hasta çocuklara değil, elmaslara sahipsiniz! Çocuklarınızın değerini biliniz. Onlara hasta muamelesi yapmayınız. Onlara zaman kaybettiriyorsunuz. Bırakın aksın gitsin hayat akacağı noktaya! Müdahale etmeniz sonucu değiştirmez. Sadece biraz zamanı uzatabilir. Her şey olması gerektiği gibidir ve her şey olması gerektiği gibi olacaktır. Gerçeği anlamaya çalışın! : “BİR KAŞIK YOK”!

Onları gözlemleyin ve onların nelerle ilgili olduğunu kendi gözlerinizle görün ve bilin! Onlardan öğrenin! Onlar boş olarak gelmediler dünyaya. İyi bir donanıma sahipler. Onlar her türlü meslekten olabilirler ama hepsi esas itibariyle öğretmendirler. Kurumsal eğitim ortamında öğretmen olmaları şart değildir. Onların kişilik yapısı öğretmenlik üzeredir. Öğretirler ve öğrenirler. Öğrenmeyi ve öğretmeyi çok severler. Öğrenilenin yaşanması gerektiğini ileri sürerler. Bilgiyi hayata geçirme derdindeler. İşte bu noktada hayret içindedirler. İnsanların neden bildiklerini yaşamadıklarını merak ederler. 

Bilmiyorum belki de artık sizlere anlatmaktan vazgeçmişlerdir. Yaşadıkları Spiritüel deneyimleri vardır çocuklarınızın. Bende bahsetmeyeceğim! JÇocuklarınız lüks meraklısı değildir. Onlar sıradan giysiler giymeyi tercih ederler. Hatta bazen hiç önemsemezler. Her konuda olduğu gibi yine onlara giyim konusunda da baskı yapmayın! Bırakın her şey olduğu gibi kalsın.

Saçma sapan cümleleri ise sakın onlara kullanmayın! İki ayaklarını bir pabuca sokmayın yada mecbur kılıcı yada emri vaki (oldu-bitti) yapmayın! Hiçbir şeyle onları korkutmayın. Onlara sevgi ile yaklaşın! Mantıksız olan ne kadar örf, adet, yasa yada bunlar gibi özünü yitirmiş neler varsa çocuklarınız onları uygulamaz. Mantıksız olduğunu bile bile o saçmalıkları onlar yaşamaz. Zorlamayın! Sizlerde o saçmalıkların mantıksız olduğunu anlamaya çalışın.


ÖZGÜR RUH DEDİ Kİ! : İNDİGO EBEVEYNLERİNE DERS 39

Sevgili ebeveynler!

İndigo çocuklarınız denemeyi çok severler. Yaparak ve yaşayarak öğrenme yöntemini seçerler. Deneyler ile görüp bilmek isterler. Bu istekleri sahip oldukları bilgileri hayata geçirmelerindendir. Hayat bulmayan bir bilgi onlara göre ek