Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

 

insan ve toplum Share

 

Alice Projesi

Bu yazı akıl karı değildir! Akıllıların okumaması önerilir! Delileri muhatap alarak yazıyorum! Delilik denilen o “Alice aleminde” çok farklı değerler üretilmektedir. Zaten bu projeyi de sadece deliler uygulayabilir. Delilik bir bilmecedir. Bu bilmecenin çözümü ise akıl ile değil kalp ile anlaşılabilir. Kalpten kalplere selam olsun! Değişmeye karşı olanlar ise bu projeden uzak dursun.

Yazar: Türker Ercan

 

Kendimi Yok Ettiğimi Görüyorum Aşkla

Kendimi yok ettiğimi görüyorum aşkla… Ne mutluluk! Bu muhteşem yaşam oyununda oyunun farkına varıp, varlığımı görüp, kendimin farkına vardığımdan beri, içimdekini bulma yolculuğundayım. Ancak insan, bu yola çıktığı anda da en zorlu sınavları vermeye başlıyor. İlk haline aslına dönünceye kadar müthiş bir arınma içinde olduğunu fark etse de unutup yaşamın dualitesinde, güçlü bir şekilde tutunmaya devam ediyor.

Yazar: Hale Karaarslan

 

Öfkelerimizle Yüzleşmek

Her birimiz yaşamımız süresince dış dünyadan aldığımız etkilere tepki göstererek karşılık veririz. Bu bir anlamda kendimizi aldığımız etkiler karşısında ifade biçimimizdir. Tepkilerimiz çok çeşitli olmakla beraber zaman içinde benzer olaylarda farklılaşır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, kendi kendimizle yüzleşebilmiş olmamızdır.

 Yazar: Rüya Yüksel

 

Kendini Bil'en İnsan!

İnsan sır dolu bir varlıktır. Yaratanın sırrıdır! Bir kişi, kendi "Ben"liğinin hakikatini, aslını araştırma çalışmaları yapmazsa, kendini tam manasıyla bilemez. Kendisinin ilk defa farkına varan kişi araştırmaya, başlar. Bu büyük Giz'i fark etmiş, uyanmıştır.

Yazar: Hale Karaarslan

 

Siz Alışmak Paradoksunun Neresindesiniz?

Alışmak… Her yeni başlayan günün sürpriz getirilerinde amaçsızca kaybolmaktır, alışmak. Başka bir deyişle, insana verilmiş en büyük gücü ve güçsüzlüğü temsil eden bir paradokstur. Öyle ya da böyle alışmak, insanların hayat dehlizlerinde yol alma sürecinde, vazgeçilmezliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir, zamanla. Yazar: Firdevs Burçak

 

İçinden Ben

İçinden ben’imde geçtiğim bir oyundu hayat! Ben yazmışım ne yazdığımı bilmiyorum, oynuyorum yazdıklarımı anlamak için, içindeyim var olabilmek için! Bazen biliyorum, hissediyorum, seziyorum ben yazdığım için;  oysaki unutmuşum hatırlamak için! Birlikten gelmişim benliğimi bulmak için; şimdi yaşıyorum birlik için!  

Yazar: Rüya Yüksel

 

Kanatları Rüzgâra Dolanan Hayaller 

Bir zamanlar bir adam vardı. Kanatları rüzgâra dolanan hayallere dalardı. Hayallerinde hep kendini arardı. Arar arar bulamaz, bulamadıkça tekrar arar ve asla bırakmazdı. Bırakmadıkça o hayaller kendisini; ulaşamıyordu kendisine, hayalleri ona engeldi. Hayallerinde rüzgar ile savrulup giderdi. Rüzgâr olmayı hiç hayal etmemişti.

Yazar: Türker Ercan

 

Akış – İlişkiler

Karşınızdaki ile iletişim kurarken onun farkındalığını anlayarak ona yönelin ve onun anlayacağı şekilde kendi gerçeğinizi açıklayın. Hisleri, düşünceleri ve farkındalıklarımızı açıklamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var bu dönemde… Aslında hep vardı, şimdi bunu keşfediyoruz… Hayal kırıklığımızın asıl sebebi gücü içimizde bulamamak ve dolayısıyla kendi merkezimizden kayarak koşullu sevgiye, eylem ve durumlara tutunmamız… Yazar: Burcu Özgeçen

 

İlk Yalan ve Son Gerçek

Doğum ilk yalan ve ölüm son gerçek! Bütün bir ömrümüz bilinmezler arasında geçecek! Bizler bilmek istedikçe, karşımıza yeni bilinmezler serilecek. Bu daire hep devredecek. Hayatlarımız ise yaşanmamış bir rüya. Yaşadığımızı sansak ta! Bizler rüya olup yaşamadıkça, bırakmayacak yakamızı bilinmezlerin gizli elleri ve kurtaramayacağız beynimizi. İlk ve son bir düzlemde ve bu şekilde zaman daima ensemizde.

Yazar: Türker Ercan

 

Benim Hayatım Benim Sorumluluğum 

Hayatımız boyunca, başımıza gelen her kötü olayı, hep kendimizden başkasına mal etmişizdir. Kötü olaylar başkaları yüzünden başımıza gelir bize göre. Başkaları bizi üzer, başkaları bizi sinirlendirir, başkaları yüzünden terfi edemeyiz ya da başkaları yüzünden günümüz kötü geçer. Bu örnekleri uzatmak ve satırlar boyu yazmak mümkün.

Yazar: Burcu Akar

 

Uçak ve Uçmak

Altı yaşındaki bir erkek çocuğuna büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorsak, “pilot” olmak istediğini söyleme olasılığı yüksek olacaktır, küçük kızlar ise “hostes” olmayı bu yaşlarda oldukça sevmektedirler. Anlaşılan küçük yaşlarda uçmak ilgi çekicidir, uçuş korkusu ise söz konusu bile değildir. Ancak araştırma sonuçlarına göre insanların %35’i er ya da geç uçuş korkusu yaşayacaklardır. Yazar: Yrd. Doç. Leyla Fetihi

 

Hıdrellez Ruhu

Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu savıyla kutlanmaktadır. İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye'de kutlanıldığı görülmektedir. Geceden gül dallarına kırmızı bezler bağlanır, gül dibine genç kızlar yüzük atar, davullar eşliğinde oyunlar oynanır, su kenarlarında, yeşilliklerde eğlenilir, ateşten atlanılırsa ev sahibi olacağına inanılır. Derleme: Mehmet Karaarslan

 

Duyguları Ehlileştiren Benlik Dağını Yıkan Aşkı Görür

Duyguları bir beden edip zırh gibi giymek mi yoksa o duyguları olgunlaştırıp ulvi duygularla, aşkla yaşama geçirip yaşamak mı en güzeli? Aşk, hayatın aslı, nihayetimizse; buna varmak gayretiyle yanıp tutuşan Mevlana, Şems, Yunus gibi kişilikler en güzel örnekler yaşamımızda. Ne mutlu ki onlar hala yaşamaya, bizlere rehberlik etmeye devam etmeye devam ediyorlar.

Yazar: Hale Karaarslan

 

Tarih Tekerrürden Kurtulsun!

Elif Şafak son romanı Siyah Süt’te şöyle diyor: “Ne çekiyorsak normallerden çekiyoruz. Faşizm kötülerin değil, normallerin eseridir. Sürüye ayak uyduran, verilen her emri sorgusuz sualsiz yerine getiren sıradan insanlar her türlü totaliterliğe açıktır.”

Yazar: Zuhal Keresteci

 

Genç Olmak

Bilirsiniz; ortanca çocuklar, genellikle ailelerin en çok çaba sarf etmek zorunda kalan kesimi yansıtırlar. Ne çok küçüktürler, her yaptıkları hoş görülsün ne de yeterince büyüktürler, isteklerini yerine getirebilsinler. Onlardan hep büyük şeyler beklenir ama başardıkları, ailelerinin umduğunu karşılamazsa küçük olmakla yargılanırlar. Yazar: Burcu Akar

 

Orada Kimse var mı?

Bu söz '99 Gölcük Depremi ile zihinlerimize kazındı, kolay kolay da çıkacağa benzemiyor. Aslında her enkaz vicdanlarımızın teker teker çöküşüydü o inşaatlara onay veren. Usulsüzlüğün, yolsuzluğun, İlmik ilmik dökülüşümüzün, toplumumuzu bir arada tutmaya çalışan olabildiğince erozyona uğramış değerlerimizin yerle bir olmuş simgeleriydi o çökmüş o evler.

Yazar: Dr. Levent Altaş

 

Gençlik, Girişimcilik ve Sosyal Sorumluluk

Günümüzün teknolojik olanaklarında en çok öne çıkan kavramlardan birisi de “Girişimcilik”. Var olan somut olanakları kullanarak bunlar üzerinden bir kişisel ürün oluşturmanın önkoşulu: girişimci bir ruh ve özgüven yetisi kazanabilmek. Özellikle gençlerde bu çok daha önemli olabiliyor. Gençlerin kendi yoğun enerjilerini üretken ve faydalı alanlara kanalize etmelerinin temel koşulu girişimci bir eylemlilikten geçiyor.

Yazar: Adnan Çelik

 

Aramızdaki Gizli Kahramanlar

Hayatımızın sıradan akışında hepimizin öyle ya da böyle başına birçok musibet gelir. Sağlıkla ilgili, ailesel, duygusal veya bazen maddi sorunlar yaşayabiliriz. Bunları yaşamamak mümkün değildir. Sorunsuz, problemsiz bir hayatın zaten anlamı olmaz. Bu sorunlarımız sırasında bize destek olan birileri vardır. Onlar fark edilmezler, anlaşılmazlar ama ne zaman sorunlarımız olsa koruyucu meleklerimiz gibi ortaya çıkarlar. Yazar: Efe Elmas

 

Umut Dolu Yarınlara Koşan Gençlik

Genç olmadan önce; hayatı anlamak için zorlu mücadeleler vermeye başlamış, yeni başlayan okullarda yeni bilgiler öğrenmek için can atan ve hiç bitmeyen merakla sorular soran, hayal gücümüzün sınırlarını sonuna kadar zorlayarak bizlere özgü şeyler yaratan, oyun oynamaya bayılan ve oynarken de hayata dair birikimler yapmaya başlayan çocuklardık hepimiz. Yazar: Firdevs Burçak

 

Palyaço! Gülmelisin

Palyaçolar... Yalanlara gülümsemeyi öğrettiler bana. Çocukluğumda, ne vakit bir palyaço görsem, gülmek zorunda hissederdim kendimi. Kırmızı kocaman burnu, boyalı gözleri, büyük ayakkabıları, rengârenk giysisi... Hepsi, güleyim diye sanki. O tuhaf hareketleri, yürüyüşü, bakışı... Yazar: Merve Şen

 

Yaşamak Sanatı

Korkular ve çaresizlikler, ön yargılar gibidir; yaşamanıza izin vermezler. Öğrendiğiniz dolayısıyla da hayatınıza geçirdiğiniz her bir korku, hayata dair girmek istediğiniz yeni bir yolda küçük bir adımın atılma çabasına yönelik büyük bir engeldir.

Yazar: Firdevs Burçak

 

Kör Talih ve Kahpe Felek, Günah Keçilerini Kaçırmak Gerek

Hayat yanı başımızdan akıp giderken... Kimsenin olmadığı bir anda yalnız bıraktığın çaresizliğine ve yapayalnızlığına arkanı dönüp gittiğinde bir elin omzuna dokunması irkiltmez miydi seni? Tut ki sen yaşlanmış, perişan olmuş ve pişman olmuş bir halinle geri dönüverip geçmişine yeni baştan dokunmak istedin bir hekimin eliyle…

Yazar: Can Duman

 

İçimdeki Bilge

Geçenlerde içim çok bunaldı. Ufacık evimin ufacık penceresinden dışarıya baktım. Hava çok güzeldi. Güneş, gülen yüzüyle sadece havayı değil insanların da içini yoğun bir sevgiyle ısıtıyordu. Kuşların sesleri, insanların mutlu ifadeleri ve rüzgarın tatlı tatlı esmesi bu ortamı daha da güzel kılıyordu. Sıkıntım geçer diye dışarıya çıkmayı düşündüm. Yazar: Efe Elmas

 

Elveda Özdeşlik, Hoş Geldin Özgürlük!

Nihayet gözyaşları dinmişti. Çok sevdiği eşini, hayat arkadaşını, sevgilisini, neredeyse her şeyini kaybettiğinden bu yana günler, aylar geçmişti ancak içindeki hüzün ağlamakla son bulacak gibi de değildi. Büyük bir boşluk vardı ve bu kocaman bir çukur her geçen gün giderek büyüyordu ve artık sanki onu da içine alıverecek gibiydi. Yazar: Rüya Yüksel

 

Recep İvedik Yaşıyor Mu?

Recep İvedik, içinde bulduğumuz yüzyılın içinde etrafta pek görmediğimiz türden radikal bir tip. Gerçek mi? Bu sorunun cevabını verebilmek için filmi izlemek gerekiyor kuşkusuz. Filme karşı biraz olsun içim ısınmadı. Bu kadar soğuk duruşumun geri planında yatan his Recep İvedik karakterinin karikatürize bir tip olmaktan bile uzak duruşuydu. Suratının gözleri hariç her tarafını sarmış kıllı yapısı bütün vücudu ile bütünleştiğinde ortaya adı konmamış bir hayvan ismi çıkıyor: Ayı.

Yazar: Uzay Gökerman

 

İslâmî Feminizm

Bu yazıda Fransız ve Amerikan Devrimleriyle birlikte ortaya çıkan feminist hareketin batı merkezli dışarıya yayılımı sonrasında ortaya çıkan farklı feminizm versiyonlarından “İslami Feminizm” konusunu işlemeye çalışacağız.

Feminizm genel anlamda, toplumsal cinsiyetin erkek lehine gelişen iktidarını sona erdirmeye çalışan bir eşitlik talebi olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla bu talep, eşitsizliğin, her alanda kadına uygulanan baskı ve sömürünün engellenmesi, kadının ikincil konumdan kurtarılması çabalarını da beraberinde getirmiştir. Yazar: Adnan Çelik  [kapak]


Kadın ve Sanat

Sanatın pek hatrı sayılır bir dalı olan edebiyatta, kadına, Türkçe ve Edebiyat dersleri veren, aynı zamanda yazar olan bir öğretim görevlisi gözünden, biraz tarihsel bilgi ile bakacağız. Koç Üniversitesi’nde edebiyat dersleri veren Fatih Altuğ, üniversitede, ‘Türk Edebiyatında Toplumsal Cinsiyet ve Modernleşme’ dersini açtı. Kendisi ile Türk edebiyatında kadının yerine kısaca göz attık. 

Haber: Özge Esirgen


Yaratıcı Kadının İlah-i Aşkı

Handan Kaynakgöz’ün 2007 yılında ürettiği, ‘ilah-i-aşk-la-aile’ konulu resim çalışmalarından çok etkilendiğimi söylemek isterim. Gerek resimler, gerekse konusuyla güzel bir insanın, içindeki sanatçının, yaratıcının, güzelliğin dışarıya yansımaları diye düşünüyorum. Haber: Hale Karaarslan


Kadınların Kurtuluşu: Erkek gibi olmak mı?

Kadın varlığını seven, onunla birlikte olmaktan hoşlanan bir erkek olarak kadını yazmak, onun üzerine düşünmek istiyorum. Aslında düzen kadın erkek ayrımı yapmadan her şeyi alınabilir satılabilir hale getirmek istiyor. Kadının buradaki rolü biraz daha sıkıntılı, çünkü onun bedeni cinsel olarak da sömürülüyor. Erkek hegemon bir sistemde yaşıyoruz ve genellikle her şey erkeğin zevkine göre dizayn edilmiş, kurgulanmış.

Başyazar: Uzay Gökerman


Kadın Düşmanı Küçük Erkekler 

Bazı erkeklerdeki, erkeğin kadından üstünlüğüne olan inancın da ötesinde; kadını eksik, kusurlu, sorunlu, zayıf, zararlı gören zihniyet üzerinde düşünmeye başladım. “Kadınları zayıf varlıklar olarak nitelemek en büyük iftiradır, diyor Gandhi, “Erkeğin kadına ettiği en büyük haksızlıktır. Şiddeti ortadan kaldırmak İnsanlık’ın yasasıysa, gelecek kadınlara ait olacaktır.”

Yazar: Melda Güngül


Bir Kadının Yere Değmeli Etekleri

Kadınlar hayata geldiğiniz günden itibaren yaşama kaynağınız, annenizle başlayan... Ne vakit bir şeyler yazmaya kalksanız ya da anlatmaya, daima yanı başınızdalar. Bir kadınla gözlerinizi açarsınız dünyaya, sonra birkaç kadınla devam edersiniz. Sevgilileriniz olurlar adlarını bile bilemediğiniz... Yazar: Mehmet Yapıcı

 

İnsanlığa Çağrı: Sistemler

Lütfen, İnsanoğlunun ve Dünya Gezegeninin Varlığının devamı için çağrıların takipçisi olunuz. Bu Gezegen, Bizimdir. Şimdi Burada bu Yaşam, Bizimdir. İnsanlık, Biziz. Gelecek Bizim. Küresel ısınmayı önleyecek tedbirlerin bireyler tarafından “Gündem” haline getirilmesi ve takipçisinin olunması ve nihayetinde ilgili kişiler ve yapılar tarafından uygulamaya alınması ve başarılacağına inanılması önemlidir. Çağrımızı açıklıyoruz...

Yazar: Nilgün Nart

 

İnsanın Bilinç Kaderi

İnsan bir “Bilinç”tir. Bilinç ise “Fark Etmektir”. Fark etmek ise “Bilmek”. Bilmek bir “Hal”dir. Her soru; gerçeği kuşatma uğruna, bizim kendimize kurduğumuz bir pusu! Sonra dönüp kendimizden başladığımız yolda yine kendimize bakıp sorarız bir soru daha. “Ben Neyim?”  Her farkındalık yaşadığımızda ve daima kendimizi bilme adına tanımlarız benliğimizi durmadan. Sonra sanki bulmuş gibi sıkıca sarılır ve aslında bizi bırakıp...

Yazar: Türker Ercan

 

U-Mutluluk

''Hayat güzeldir.'' İşte dillerin söylemeye meylettiği cümle, insanların düşününce huzura erdiği iki kelime. Öyle zamanlar geldi ki, bu cümle duyup duyacağım cümlelerden en saçması oluverdi. Ve yine öyle anlar yaşadım ki, damarlarımda hissettim bu iki kelimeyi. Bağırmak istedim '' Hayat güzeldir! '' diye.

Yazar: Merve Şen

 

Kadın Bedeni Metadır!

Çağımız görsel sunumun her şeyin önüne geçtiği, pazarlamanın göze hitap edilerek yapıldığı bir zaman dilimini kaplamaktadır. Bir yazının okunabilirliği bile onun içeriğinden çok görselliğiyle doğru orantılı hale gelmiştir. Gazete sayfalarında artık daha fazla fotoğraf daha az yazı vardır. Öyle ki, internet dergilerinin kotalarını bile dolduracak derecede fotoğraflar sorun haline gelmiştir.

Yazar: Uzay Gökerman

 

Cinsel Enerji ve “Yol” Erki-1

“Sevişmeyi bilmek” de ne demek şimdi? Zor bir şey değil diye düşünüyoruz, değil mi? Eşimizle “doğal” süreçte yaşadığımız “birkaç dakikalık bir alışveriş” mi acaba? Yoksa bunun ötelerinde ölümsüzlüğe açılan kapı olabilir mi? “Yol”da yürümeye başlayan varlık, bedeninin gizlerinde keşiflerle birlikte hakiki var oluş hazinesinin odalarına girmiş demektir.

Yazar: Didem Çivici

 

Hoş Çakal

Bütün kuaförler berberdir. Tüm market sahipleri bakkaldır. Romalılar barbardır. İngilizler kalın kafalıdır. Fransızlar korkak ve pasaklıdır. Almanlar sabuncudur. Yunanlılar kendilerini İtalyan sanan Türklerdir. Topkapı Sarayı oturmayı düşündüğüm evdir. Dişimdeki çürükten dünyayı yönetmeye karar verdiğimden beri önüme çıkan en büyük engel böyle bir çürüğün -henüz- olmayışıdır.

Yazar: Volkan Burnaz

 

Türk Dil Yurdu Projesi

İnsanlığın bütünleşip yücelmesi için; öncelikle aynı anadili konuşan insanların birbirleriyle kaynaşmaları gerekir. Anadili Türkçe olan Türk’tür. Anadili Türkçe olanın, anayurdudur Türkçe. Anadil; tarih boyunca ulusların, yaşamları süresince bireylerin yaşadıkları seyyar vatandır. Yazar: Erol Erdoğmuş

 

Manyetik Kent Manisa

Kayıp kıta Atlantis Manisa’da mı?

Manisa (Magnesia), Spil Dağı’nın manyetik çekimi altında bulunan bir mıknatıs kent. Bu dağ bilindiği kadarıyla dünyanın en büyük mıknatısıdır. M.Ö. 6. yüzyılda Thales bu dağa ait bir taşın demir cevherlerini çektiğini keşfedince bu taşa Magnesia’dan geldiği için “Magnesia taşı” adını vermiş. “Manyetik” ismi de buradan geliyor. Haber: Türker Ercan

 

Bir Kente Ait Olmak -2

Hiçbir yere ait olmamak ile ilgili bir hikâyem vardı. Bir gökyüzü altında nereye gidersem gideyim, zaten hep ait olduğum evrenin bir parçası hissettiğimden bahsedip durdum. Yerleşen ölür, felsefesini benimsemeye çalıştım. Yazar: Çağlar Demirdoğan

 

Şeb-i Arûz ve Hz. Mevlana

Mevlana Celaleddin Rumi değişimin önemini şu sözlerle ifade etti: "Her gün bir yerden göçmek ne iyi bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait simdi yeni şeyler söylemek lazım." 17/12/2007

 

Bir Cevabım Var

Günümüzde teknoloji, sözde, ihtiyaçlara cevap verme yeteneği olarak kabul edilmiş, herkes tarafından haykırılan ve faşistçe kabul edilmesi beklenen bir yalandır. İşin içine para ve kulüp giren tüm sporlar insanlık dışıdır. Otel ve kimi yerlerde sıkça gördüğümüz 'açık büfe' oluşumu görgüsüzlük ve aç gözlülüktür. İçinde 'eğitim' verdiği için maaşlı personel barındıran tüm kurumlar yıkılmalıdır.

 

Aşkın ve İhanetin Kimyası

Kadın ve erkek diye isimlendirilen iki insan, dünya üzerindeki beşeri hayatı yan yana birlikte yaratmış ve yürütmüş binlerce yıldır. Binlerce yıldır sözün, sazın, resmin, romanın, sinemanın temaları hep bu ikilinin paylaştıklarını ya da paylaşamadıklarını anlatmaya, yansıtmaya, tarif etmeye çalışmış. Gerçek sevgi ve bağlılıkla, tam uyum ve doyumla, omuz omuza birlikte yürümenin yolları aranmış türlü yöntemlerle.

 

Eski sayılarda insan ve toplum