|
Siz
Ne Kadar Siz’siniz?
Tuğba Kavas
Sabah erken uyandım, güneşin doğuşunu izlemek ve denizi koklamak
istedim geçen günlerin birinde. Evden çıkıp, minik bir patika yolda
iki dakika kadar yürüyüp, arabalar için olan yolu geçiyorsunuz,
karşınızda yemyeşil bir park ve uçsuz bucaksız Akdeniz… Denizden
elli metre yüksekteyim. Bir süre denizle bütünleştikten sonra
çimenler boyunca yürümeye başladım. Yürüyüş yapan başka insanlar da
var. Gülümseyen yüze rastlamıyorum yine. Sabah sabah ne güzel spor
yapıyorsunuz; tertemiz hava, mavi ve yeşilin birbiriyle muhteşem
kaynaşması içinde denizin kokusu, toprağın, çimenlerin ara ara
çiçeklerin kokusu içinde nedir derdiniz? diye haykırarak içimden
kızgınlık hissediyorum. Biraz yürüdükten sonra bir banka oturdum ve
mavi sulara dalıp içinde kayboluyorum.
Daha önce defalarca olduğu gibi hayatım akmaya başlıyor gözlerimin
önünden.Doğduğunuz andan itibaren ailenizin ve toplumun düşünce
kalıpları ve inanç sistemleri yüklenmeye başlıyor kişiliğinize.
Bebekken güldürmeye çalışıyorlar en basitinden! Sen bebeksin! Gülmen
lazım, agu aguu... Gülmeyeceğim kardeşim. Ben sizi eğlendirmek için
mi dünyaya geldim? Büyümeye başlayınca sizi bir o yana bir bu yana
çekiştirip duruyorlar. Bu hiçbir zaman bitmiyor eğer fark
etmezseniz. “Okulda öğretmenlerine şöyle davran, arkadaşlarına
böyle davran, aman uslu çocuk ol, ders çalışmalısın, başarılı
olmalısın, üniversiteye gitmelisin, meslek sahibi olmalısın, şu amca
bunu söylüyor, bak teyzeler şunu söyledi, kardeşine dikkat et,
büyüklerine saygılı ol, niçin gülüyorsun, niçin ağlıyorsun, niçin
kızıyorsun; ya bizim kafamızdaki model olacaksın ya bizim
kafamızdaki model olacaksın! Başka çaren yok...” Tabi bütün bunlar
ve yüzlerce benzerleri, insanların yürekten hissettiğini
düşünmediğim, mekanik bir sevgi çerçevesinde ve saygı içinde
toplumun gelenek ve göreneklerine uygun olarak size sunuluyor. Daha
doğrusu sunulanı alıp uygulamanız emrediliyor. Bu aileye ait kısmı
sadece…
Bütün okul hayatınızdaki arkadaşlarınız, en yakın arkadaşlarınız,
öğretmenleriniz, akrabalarınız, aile dostlarınız hepsi durmadan
çekiştiriyorlar. Üst üste fark etmeden kabul ettiğiniz kişilikleri
yüklüyorlar size. Burada suçluyormuş gibi görünüyorum ama onlar da
bildiklerini aynı girdap içinde, en iyi bildiklerini uyguluyorlar.
Yaşamınızda hızla ilerlerken, aile, toplum tarafından bir “siz”
yaratılmış oluyor. Tabi siz de kendinizi bu şekilde tanımlamış
oluyorsunuz, siz de karşılaştığınız insanlara aynı şekilde
davranıyorsunuz, siz de başkalarına yükleme yapıyorsunuz. Ardından
sevgililer… Kimliğiniz yine değişikliğe uğruyor. Ardından iş hayatı…
İş hayatı başlı başına bir okul; eğer izin verirseniz başka bir siz
oluşmaya başlıyor tekrar. Yalakalık, eşitsizlik, dedikodu,
ayrımcılık, ast-üst ilişkisi, üstlerin senin için ilah olmak
zorunda, tanıdığı olanlar, torpille gelenler daha uzayıp gider...
Eh, ekmek parası! Hayat acımasız. Biz de bu döngünün içinde var
olmak zorundayız. Tabi şartlarına uyarsan, uygularsan var
olabilirsin bu oluşumun içinde. Evlilik ki toplumun olmazsa
olmazlarındandır, çocuk ki sizde bu öğrendiklerinizi çocuğunuzda
uygulayın diye, mal-mülk sahibi olmaya çalışmak, geleceğini
garantiye almaya çalışmak, yaşlılık , torunlar ve son.
Şimdi
bankta otururken, hayatıma değen bütün insanların oluşturduğu ben ne
kadar benim? Ne kadarı bilinçli olarak kendi seçimim? Dünya bu,
yaşam bu, hayat daha farklı nasıl ilerler ki? Tabi ki ailem olacak,
arkadaşlarım olacak, eşim, işim, çocuğum olacak...
Eh, şimdiye kadar bildiğim hayat bu. Fakat bana öğretilen hayat
benim istediklerim mi? Çelişki insanı dibe vurur ama çıkışınız
muhteşem olur. Bu durumda hayatı, Ben’i yeniden yaratıyorum... Bana
verilen içinde beğenmediğim her şeyi değiştirerek.. Öfkelendiğim,
üzüldüğüm, acı çektiğim kimliğimi oluşturan bütün deneyimlerimdeki
hissettiklerimi değiştirerek. Yeni bir ‘Ben’ zamanı artık... Benim
farkında olarak belirlediğim, huzur içinde, neşe içinde bir ‘Ben’
zamanı... Siz ne kadar Siz’siniz? Siz Kim’siniz? Haydi analiz edin
kendinizi. Bütün içinizdekileri, derinlerde kalan bütün duyguları,
acısıyla tatlısıyla ortaya çıkarmaya, kendinizi özgürleştirmeye ne
dersiniz?
Yazar
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın
|