Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Eksik Cümleler, Yanlış Kelimeler...

 

Günyüz Keskin

 

Gerçek, kusursuz bir arayıştı. Nefes almaya başladığımız, dünyaya gözümüzü açıp popolarımıza birer şaplak yediğimiz ilk andan itibaren... Neden bir şiddet olgusuyla açtık gözlerimizi dünyaya? Bunun başka yolu yok muydu? Buraya gelir gelmez ağlamamız neden?

 

Sorularla başlayıp, bu soruları cevaplandıramadan bitirilen yazılardan hoşlanmıyorum. Onlara benzesin istemem, ama bazı sorular sorulduğu an cevabı uyandırır zihinlerde, bazı sorular cevabı içinde barındırır.

 

Küçük bir çocuğa, rüya görüp görmediğini sordum, o elinde silah canavarların peşinde koşarken. anavarlara duyduğu o müthiş düşkünlük bir anda kayboldu. Durdu ve eminim Hemingway'in bile tasvir edemeyecegi kadar garip bir ifadeyle gözlerime baktı. Bu ne kadar sürdü bilmiyorum, sonra elimden tutup ''Gel, canavarlar şurada'' dedi. Arayışımı, gözlerimdeki inanılmaz merakı ve kafamdaki soru işaretlerini koca birer ünleme dönüştürme niyetimi anlamış gibi, küçük bir çocuğu yatıştırır ve ona moral verir gibi elimden tuttu. O yeniden canavarların peşinde koşarken, ben afallamış, sevgiye acıkmış ve bebekleşmiştim. Öylece durdum. Bana bakarken 3 yaşında değildi, bundan çok emindim. Buna çok eminim.

 

Sonra ''Evet'' dedi yanıma gelerek. Ben tam onu kucaklayacakken sıyrılıp yeniden canavar avına çıktı ufaklık. Sonra oynadık. Sanırım dünyada ne kadar canavar varsa hepsini vurduk beraber.

 

Onu izlerken, bebeklerin özgürlüğe her zaman daha yakın olduğunu düşündüm. Ben de küçük bir çocukken daha özgürdüm, bir şekilde bana “yapmam gerekenler” öğretilmeden, neden yasak ve ayıp olduğunu anlayamadığım şeyleri küçükken daha kolay yaptığımı hatırladım. Beynim, yapmam gerekenlerle doldurulmadan önce yani...

 

Popoma bir şaplak yedim ve uyandım.

İlk hayal kırıklığı.

Suratıma bir tane yedim bir süre sonra.

 

Hayal kırıklıkları hep ilk seferki kadar üzücü ve şaşırtıcı gelmiştir bana.Hiç alışamadım buna ve garipsemekten hiç vazgeçemedim. Hala yapmamam gereken, etik olmadığı düşünülen bazı davranışların beni ne kadar etkilediğini tartıyorum. Birinci tekil anlatım tercih ediyor olmam, yalnızca kendimi anlatmaya çalıştığım şeklinde anlaşılmasın. Her bebek, her çocuk, her ergen, her yetişkin, kısacası her birimizin farksız olduğunu biliyorum. Ve, “Keşke ''biz''lerin 'ben''den daha fazla kullanıldığı, yeşillikler içinde, adını cennet koyacağımız topraklar üzerinde yaşıyor olsaydık” diyorum.

 

Ve bir şaplak.

''Sen neden bahsediyorsun? Gerçekçi ol biraz!''

 

“Gerçek”, hakkında hiç fikri olmayanların kendi jargonlarında en sık rastlanan kelime gibi geliyor bana. Bana gerçekçi olmamı söyleyen en sevdiklerimin gerçeklik anlayışı, neredeyse nefes aldığım her saat bir yerlerde yüzlerce insanın açlıktan ölmesi, kan davaları, politik savaşlar, paylaşılamayan ülkeler ve maddi çıkarlar uğruna satılan ruhlar, ya da şöyle demeliyim; benim canımı acıtan her şeydi. Gerçekçi olmamı isterlerken, bunlara ayak uydurmam ve bütün maviliklerden, yeşilliklerden, bütün renklerden, renklerimden vazgeçmemi istediklerinin farkındalar mı? Peki farkında olmadıklarının farkındalar mı?

 

Cevabı verilemeyeceğinden değil şimdiki susuşum; cevabın yine bu soruların içinde barınıyor olmasından...

 

Küçük bir çocuktan çok daha öte, neden canavar kovalayıp durduğunu anlayamadığım o şirin canlı...Unutturulmaya çalışılan her an o ortaya çıkıp Tanrı'yı bana yeniden hatırlatıyor. Benimle ışığını paylaşıyor, ilerde ona da unutturulmaya çalışıldığında hatırlatan ben olayım diye.

 

Bana hiç kimse, Tanrı ve sevgi kelimelerini aynı cümlede toplayıp, bir şeyler anlatmadı. Anlatılan hikayelerde hep tanrı ve sevgi  birbirine çok uzak, birbirinden çok ayrı iki kavram gibiydi. En basit hatada beni cezalandıracak sert bir ebeveyn gibiydi Tanrı. Ve sevgi ondan gelmiyordu sanki. Küçük bir çocuktum ben, onlar kocamandı ve biliyorlardı her şeyi. Karşı çıkmadım.

 

Sonra her şaplak yediğimde neden Tanrı'ya koştuğumu anlayamadım.

Ve bir şaplak daha.

Bu sefer kendime.

''Ya o da beni cezalandırırsa?''

 

Düşe kalka büyüyen bir çocuk hayal ediniz, düştüğü ya da düşeceği yer sert bir zemin olarak tasavvur edilmiş ve öyle anlatılmış ona. Kalktığında da bu hikayeler anlatılacak. Peki?...

Sürekli cezalandırılan, minik bir beden, koca bir ruh...

 

Ve bir şaplak da benden.

''Tanrı ve sevgiyi aynı cumlelere yerleştirin artık!''


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Günyüz Keskin, 1984 Antalya doğumlu. Başkent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü son sınıf öğrencisi. Çocuk Esirgeme Kurumu'nda gönüllü olarak çalıştı. Bir süre tiyatroyla ilgilendi. Çağdaş Edebiyat, Mitoloji, Tarih-Edebiyat ilişkilendirmesi ve Teoloji alanlarında araştırmalar yapıyor. Ankara'da yaşıyor. Detaylı Bilgi


KÖŞE YAZARLARI

Tuğba Kavas

Siz Ne Kadar Sizsiniz?


Uzay Gökerman

Kozmik Fenomen


Deniz Onur

Hikayenin Başı ve Sonu


Funda Umut Pakkal

Biz de Çocuktuk


Günyüz Keskin

Eksik Cümleler Yanlış Kelimeler


Rüya Yüksel

Koşulsuzca Sevebilmek


Sevi Çiçek

"İletim Raporu" ve "Mertlik" Üzerine


Haluk Tunç İlker

Oğlumun Gözleri Konuşuyor


Burak Kızılkan

Neden Kendimize Eziyet Edelim Ki?


Seda Pehlivan

Ben de Öyleydim


Meltem Bingöl

Kutlu Gün

Google
 
Web indigodergisi.com

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 19:20