Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: S.Kuzey Yıldız

21 Aralık 2007 TSİ 00:30

Havva’nın Kızları

Havva Anne yaratıldığında, O, hazineydi, bereketti, neslin devamıydı…

Şimdi dünyanın her köşesinden kadınların haykırışları duyuluyor. Atmosfer dışına taşan bu dişi ağıtları kimse duymuyor. Basra’nın kadınları öldürülüyor. Haberiniz var mı? Geçtiğimiz Temmuz ve Eylül ayaları arasında, yani üç ayda, Irak’ın Basra kentinde, radikal dinci grupların “42” kadını “sadece” başları açık olduğu ya da makyaj yaptıkları için öldürdüğü, bizzat emniyet müdürü tarafından açıklandı. Daha da vahimi, bu vahşetin sistematik bir kampanyaya döküldüğüydü. Bazı kadınlarsa, sırf haklarındaki dedikodular ve yayılan haberler yüzünden öldürülüyor. Basra’da korku ve paranoya öyle bir antlaşma imzalamışlar ki, polis bu dosyaları soruşturamıyor. Öldürülen kadınların akrabaları, olayları polise bildirmekten, cesetleri morgdan almaktan bile çekiniyor. Aynı kaderi paylaşmaktan korkuyorlar.

Basra kentinin emniyet müdürü Tümgeneral Abdülcelil Halaf’ın şu sözleri insanı insanlığından utandırıyor: “Kadınları öldürüyorlar ve yaptıkları şeyleri haklı göstermek için, öldürdükleri kişilerin üzerine bir kâğıt ya da uygunsuz kıyafetler koyuyorlar. Örneğin bir kadını altı yaşındaki oğluyla birlikte öldürdüler. Bunun tek gerekçesi, çocuğun anne ve babasının evlilik dışı bir ilişki yaşadıklarına yönelik söylentilerdi”.

İngiliz BBC’ye isim vermeden konuşan bir kadın avukat, halkın sık sık kamuya açık mekânlara asılan afişlerle tehdit edildiğini söyledi. Herkesin görebileceği ortak alanlardaki duvarlarda ‘ya başını örter ya da öldürülürsün’ uyarıları, olayın ne boyuta vardığının teşbih gerektirmeyen delili niteliğinde. Avukatın sözlerinden anlaşılana göre; fotoğrafçıların vitrinlerine de benzer afişler asılıyor. Dükkân sahiplerine de, gelinlik giymiş kadınların fotoğraflarını teşhir etmeyi sürdürmeleri halinde öldürülecekleri söyleniyor.

Basralı kadının saçları ağarıyor. Amerikan rüyasının ülkesine kâbus ithal ettiği Basralı kadının, akan makyajına kanı da karışıyor. Öldürülen kadınların dipsiz bir kuyuya yuvarlanan ruhları kurtarılmayı bekliyor.

Basralı kadının yaşadığıyla; iç savaşla boğuşan Somali’de, yerinden edilen kadının silah zoruyla tecavüze uğraması arasında ödenilen “pahaca” hiçbir fark yok. İlahi adaletin terazisi, Mogadişu’dan Galkayo’ya giden yolda milislerce tecavüze uğramış “5” kadının acısına da aynı hakkı iade edecektir, tıpkı Basra’da kanla makyajlanan “42” kadına vaat ettiği adalet gibi…

Ve yine, “tıpkı” 1995 Temmuz’unda, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan “en büyük etnik kıyım” olarak tarihlenen Srebrenitsa’da yaşananlarda olduğu gibi. Bosna-Hersek’te korumakla görevli oldukları “8 bin” Boşnak’ı Sırp kasaplarının mezbahalarına kendi elleriyle gönderen Hollandalı askerler, geçtiğimiz haftalarda Srebrenitsa’yı ziyaret etti. 1995'te bölgede görev yapan askerler, o dönemde “barış gücünün merkezi” (!) olarak kullanılan eski fabrika binasına geldiklerinde, katledilen sivil erkeklerin anneleri ve eşleriyle karşılaştı. Avrupa’nın utancında kocasını kaybeden Sabra Kolenoviç adlı kadın, "Buraya geri geldiğiniz için kendinizden utanın!" diye bağırmıştı. Bosna Anneleri Derneği Başkanı Münire Subasiç de askerlere, Hollanda hükümetinin kendilerine verdiği “birinci dereceden üstün şeytanlık” madalyalarını hatırlatarak şu ağlatan ifadeleri kullanmıştı: "Burada yaptıklarınız için gerçekten madalya aldınız mı? Anneler hâlâ çocuklarının kemiklerini arıyor. En azından birini bile kurtarmaya çalışmadınız mı?"

Evet, en azından birini bile kurtarmaya tenezzül etmemişlerdi. Etnik kıyımın ve deformasyonun en adi biçimini kullanan Sırpların tecavüz ettikleri yüzlerce Boşnak kadının tenhalarda yankılanan ağlamalarına kulak tıkadıkları gibi…

Bu hikâyelerin tırnaklanan rakamları sadece birer sembol. Değişen bir şey yok. Havva, aynı Havva. Ten rengi, parmak izi, saçının boyası, makyajının tonu ya da örtüsünün deseni değişse de… Vahşet, aynı vahşet… Âdem’in utanç akrabalarının milliyeti değişse de…


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

S.Kuzey Yıldız, 1985 İstanbul doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Televizyon Haberciliği ve Programcılığı Bölümü’nde eğitimine devam ediyor. 2000 yılında birey odaklı yazılarına başladı. Üç yüzün üzerinde deneme yazısı bulunuyor. Yazılarında bireysellikten sıyrılıp, soyutlamaya ve topluma dayalı empatisini geliştirmeye odaklanıyor. Kısa film yapımı, edebiyat, roller-blade, senaryo yazımı ile ilgileniyor. Detaylı Bilgi


   

 

HABERLER

Nükleer Yasa Kabul Edildi


İstanbul Üçüncü Köprüyü Kaldırmaz!


Yüzyılın Müzik Kralı: Elvis Presley


Güney Amerika’daki Gizli Şehir


Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!


Bir Cevabım Var


Kornea Nakli ve Göz Sağlığı


Tanrı’nın Nefesi "Ozon"


İndigo Çocuklar:

Ateş Altındaki Konu!


Oyun Çocuklar için Niçin Önemlidir?


Akran Arabuluculuk


Aşkın ve İhanetin Kimyası


"Tanrı Okulları Kuralım"


Işıktan Hızlı Eylemsiz Özgürlükler


Aşk Çocuğu


Birbirimizi Bağlayan Ağlar

ve Facebook


Engelli Vatandaşlar Evde Çalışabilecek


Bir Yoksulluk, Bir Varsıllık, Bir Ölüm


Dil İllüzyonları


Meşru Müdafaada Etik İkilemler


Olasılıkların Olasılığı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Meliha Başal

Teneke Tıngırtısı


Tuğba Yaman

Tık Tık! Kim O? Mutluluk 


Uzay Gökerman

Yanlış Yalnızlık Çağında


Didem Çivici

Ya Mevla’m!


Buse Doğan

Dali, Deli, Dahi


Merve Şen

Zaman Zaman


Türker Ercan

Su Perisi


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam-5


Volkan Burnaz

Bir Gün


Didem Çivici

Melek Yolu


Didem Çivici

Noel: Işığa Özlem

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00