|
Yazar:
Yrd. Doç. Dr. Leyla Fetihi
Akademik
Makale,
İstanbul
- Ocak 2007
Okul
Öncesi Eğitimde Kurumlarında
Ahlâk
Okul
öncesi eğitim kurumlarında bireyler arası ilişkilerde
etik (ahlâkî)
davranış kurallarının önemi
Bu çalışmanın amacı, okul
öncesi eğitimi alanında çalışanların daha sağlıklı ve nitelikli hizmetler
verebilmesi için bireyler arası ilişkilerin önemini tartışmak ve ahlaki
(etik) davranış biçimleri ile ilgili bilgi vermektir. NAEYC (Ulusal Çocuk
Eğitimi Birliği) sorumlu davranış yönergesi (Feeney ve Kipnis, 1998) alanda
çalışanlara ahlaki davranış kuralları hakkında bilgi vermektedir. Okul
öncesi eğitimi alanı kendine özgü etik davranış kurallarına sahiptir.
Kurallar öncelikle, 0-8 yaş arası çocuklar ve onların aileleri ile ilgili
günlük uygulamalara yoğunlaşır. Etik davranış kuralları dört temel
sorumluluk alanında açıklanabilir: (1) çocuklar, (2) aileler, (3)
meslektaşlar, (4) toplum.
Erken
çocukluk bakımı ve eğitiminin bilgi temellerini bilmek, sürekli eğitim ve
hizmet-içi eğitim yoluyla bilgileri güncel tutmak, program uygulamalarını
çocuk gelişimi alanındaki ve ilgili disiplinlerdeki güncel bilgilere ve her
çocuğa özgü bilgilere dayandırmak, her çocuğun özgünlüğünün ve
potansiyelinin farkında olmak ve saygı göstermek, çocukların
zedelenebilirliğini önemsemek, çocukların sosyal, duygusal, zihinsel ve
fiziksel gelişimlerini teşvik eden, onların onur ve katkılarına saygı
gösteren, güvenli ve sağlıklı ortamları yaratmak ve sürdürmek, her çocuğun,
erken çocukluk eğitimi programları kapsamında oynama ve öğrenme hakkını
bütünüyle desteklemek, engelli çocukların uygun destek hizmetlerine
ulaşmalarını sağlamak ve tüm çocuklara en uygun koşulları sağlamak için
kaynaklara sahip çıkmak önemlidir.
Çocuklarla
ilişki halindeyken, her şeyden önce, çocuklara zarar vermemeliyiz. Çocuklara
karşı, saygısız, onur kırıcı, tehlikeli, sömürücü, sindirici, duygusal
olarak yaralayıcı ya da fiziksel olarak zarar verici uygulamaların içinde
yer almamalıyız. Bu prensip, diğer bütün prensiplerden daha önceliklidir.
Haklarından mahrum bırakmak, özel imtiyazlar vermek, ya da onları program
veya etkinliklerden ırk, etnik köken, din, cinsiyet, ulusal köken, dil,
yetenek ya da ebeveynlerinin statü, davranış veya inançları nedeni ile
çıkartmak yoluyla ayrımcılık yapan uygulamaların içinde yer almamalıyız. Bir
çocuk ile ilgili alınacak kararlara bu konuda bilgi sahibi tüm kişileri
(çalışanlar ve ana-babalar dahil) katmalıyız. Her çocuğun programdan
yararlanma potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için, öğretme yöntemlerinde,
öğrenme ortamında ve programlarda gerekli değişiklikleri yapmalı, ailesi ile
görüşmeli ve uygun uzmanlardan tavsiyeler almalıyız. Çocuk ve ailesi ile
birlikte çalışmak için gösterilen bu çabalardan sonra, çocuk hala programdan
yararlanamıyorsa ya da diğer çocukların programdan yararlanma yeteneğini
ciddi olarak riske sokuyorsa, çocuğun
ihtiyaçlarını
belirlemek için ailesi ve ilgili uzmanlarla iletişim kurulmalı, bu
ihtiyaçları en uygun şekilde karşılamak için gerekli ortam ve hizmetleri
belirlemeli ve aileye çocuğu uygun bir ortama yerleştirmesinde yardımcı
olmalıyız. Fiziksel, cinsel, sözel, duygusal istismar ve ihmal dahil olmak
üzere çocuklara yönelik tüm istismar ve ihmal belirtilerini tanımalıyız.
Çocukları istismar ve ihmalden koruyan kanunları ve toplumsal kuralları
bilmeli ve takip etmeliyiz. Çocuğa yönelik istismar ya da ihmalden
şüphelenmek için anlamlı nedenlerimiz varsa, durumu ilgili kuruluşa
bildirmeli ve uygun tedbirin alınmasını sağlamalıyız. Uygun durumlarda,
ailelere ya da velilere de bildirimin yapıldığı bilgisi verilmelidir. Başka
bir kişi, çocuğa yönelik istismar ya da ihmal konusundaki şüphelerini bize
bildirmişse, çocuğu korumak için gerekli işlemlerin yapılmasında o kişiye
yardımcı olmalıyız. Bir çocuk koruma bürosu, istismar ya da ihmale uğramış
çocuğa uygun korumayı sağlayamıyorsa, bu hizmetlerin iyileştirilmesi
çalışmaları için ortak ahlaki sorumluluğu üstümüze almalıyız. Çocukların
sağlığını ya da güvenliğini tehlikeye düşüren (ama böyle olduğu daha önceden
bilinmeyen) bir uygulama ya da durumun farkına vardığımızda, durumu
düzeltebilecek ve çocukları benzer tehlikeden koruyabilecek kişilere haber
vermek ahlaki sorumluluğumuzdur.
Çocukları
gözlemlemek önemlidir. Acaba Ayşe hangi materyallerle oynamaktan hoşlanıyor?
Materyallerle neler yapıyor? Ne gibi problemlerle karşılaşıyor ve bunları
nasıl çözüyor? Ayşe'nin ilgileri nelerdir? Ne yapmayı seviyor? Ne gibi
seçimler yapıyor? Kimle oynamayı seviyor? Ayşe ne çeşit oyun seçiyor? Sözel
ve sözsüz olarak nasıl iletişim kuruyor? Ne söylüyor? Nasıl sorular soruyor?
Onu kim, nasıl destekliyor? Kiminle kendini rahat hissediyor? Ayşe ne tür
planlar yapar? Neleri yapmaktan hoşlanır? Bu tür soruları takım üyeleri
sorarlar. Bu soruların cevapları, yetişkinlerin çocuklar için deneyimler
planlamalarında ve onlarla ilişkilerinde rehber olur (Hohmann ve Weikart,
1995)
Aileler
çocuklarının gelişiminde önemli roller oynarlar. Çocukların kim olduklarını
bilmeleri ve başkalarından öğrenmeleri önemlidir. Her aile çocuğu ile farklı
ilişki biçimine sahiptir. Çocukları yakından gözlemleyerek ve aileleri ile
konuşarak şu gibi sorular cevaplandırılabilir: Her çocuk için ne kadar alan
yeterlidir? Ne kadar yakın ya da uzak olmalıyım ki çocukların oyunlarını
destekleyebileyim? Hangi çocuk göz kontağı ile, vücut diliyle ya da
hareketsizlikle dikkat çekmektedir? Hangi çocuklar daha az göz kontağı
tercih eder? Hangi çocuklar dokunulmak ister? Farklı çocuklar stresi,
karışıklığı, üzüntüyü, mutluluğu nasıl ifade eder?
Aynı
şekilde çocuklar ve aileleri ile ilgili de bilgi toplamak etkili eğitim
hizmeti sağlamak için gerekli olacaktır. Bu amaçla ev ziyaretleri
düzenlemek, çocukları düzenli olarak gözlemlemek, çocuklarla ilgili toplanan
gözlem anekdotlarını ailelerle paylaşmak, aileleri yuvaya çağırmak, çay
içmek ya da yemek yemek, ailelere programa yaptıkları katkıdan dolayı
teşekkür etmek, ailelerle çocuklarını bırakırken ya da alırken konuşmak,
öğlen yemeğinde çocuklar ile yemek yemeleri ya da oyun saatinde oynamaları
veya uyku saatinde hikaye okumaları, eve çocukların yaptıkları ile ilgili
yazılı gözlem notları yollamak, eğer ailelerde isterlerse bu gözlemlere
yorum yazabilirler, eve düzenli olarak bülten yollamak bu bültenlerde
çocuklar ile ilgili gözlemler olacaktır, aile üyelerinin gezilere katılımını
teşvik etmek etkili yollardandır.
Aşağıdaki
unsurlar bir çocuğun kendini güçlü hissetmesinde rol oynar (Grotberg, 1995):
2-AİLELERE KARŞI
AHLAKİ (ETİK) SORUMLULUKLAR
Aileler çocukların
gelişiminde en önemli paya sahiptir. Hem aile, hem de eğitimciler çocuk için
iyi olan şeyleri istemektedirler. Çocuğun gelişimini ilerletmek için ev ve
okul arasında işbirliği oluşturmak birincil sorumluluğumuzdur (Hohmann ve
Weikart, 1995; Bredekamp, 1987; PQA, 1998).
Hizmet ettiğimiz
ailelerle karşılıklı güvene dayanan ilişkiler geliştirmek, ailelere, çocuk
yetiştirme sorumluluklarında destek olurken yetenekli ve güçlü yanlarını
vurgulamak ve geliştirmek, her ailenin itibarına, kültürüne, diline,
geleneklerine ve inançlarına saygı göstermek, ailelerin, çocuk yetiştirme
ile ilgili değerlerine ve kendi çocuklarıyla ilgili karar verme haklarına
saygı göstermek, her çocuğun gelişimini, ailesine gelişimsel bakış açısı
çerçevesinde açıklamak ve ailelerin gelişimsel açıdan uygun erken çocukluk
uygulamalarının önemini anlamalarına ve değer vermelerine yardımcı olmak,
aile bireylerinin, çocuklarını anlamalarını geliştirmelerinde yardımcı olmak
ve ebeveyn olarak becerilerini daha geliştirmek, aileler için destek ağları
oluşturma çalışmalarına, ailelere diğer aileler, program personeli,
toplumsal kaynaklar ve profesyonel hizmetlerle ilişki fırsatları yaratarak
katılmak önemlidir.
Ailelerin,
çocuklarının sınıflarına ya da program ortamına girmelerini
engellememeliyiz. Ailelere programın felsefesi, politikaları ve personelin
nitelikleri hakkında bilgi vermeliyiz, onlara neden bu yöntemle eğitim
verdiğimizi anlatmalıyız. Aileleri izlenecek politikalar konusunda
bilgilendirmeliyiz ve uygun durumlarda, onları alınacak kararlara
katmalıyız. Çocuklarını etkileyecek önemli kararlara aileyi katmalıyız.
Aileyi, çocukların geçirdiği kazalardan, enfeksiyonlarla sonuçlanabilecek
bulaşıcı hastalık riskinden ve duygusal stres yaratabilecek olaylardan
haberdar etmeliyiz. Erken çocukluk bakımı ve eğitiminin kalitesini arttırmak
için, nitelikli çocuk gelişimi araştırmacıları ile işbirliği yapmalıyız.
Ailelere, çocukları ile ilgili önerilen araştırma projeleri detaylı olarak
anlatılmalıdır. Aileler herhangi bir yaptırıma maruz kalmadan, katılıma izin
verme ya da vermeme hakkına sahiptir. Çocukların eğitimine, gelişimine ve
sağlığına herhangi bir şekilde zarar verecek araştırmalara izin vermemeli ve
katılmamalıyız. Aileleri, sömürmemeli ve sömürüleri desteklememeliyiz. Aile
ile ilişkilerimizi kişisel kazanç ya da özel çıkar sağlamak için
kullanmamalıyız. Aile bireyleri ile çocuklarla çalışmalarımızdaki
etkinliğimize zarar verebilecek ilişkilere girmemeliyiz.
Çocukların
kayıtlarının gizliliğinin korunması ve hangi koşullarda açığa
çıkarılacağının belirlenmesi için yazılı politikalar geliştirmeliyiz. Bu
politika belgeleri tüm program personeline ve ailelere verilmelidir.
Çocukların kayıtlarının aile üyeleri, program personeli ve gizlilik
yükümlülüğü olan danışmanlar dışında açıklanması ailenin iznine bağlı
olmalıdır (istismar ya da ihmal halleri dışında). Gizliliği sağlamalı ve
ailenin mahremiyet hakkına saygı göstermeliyiz. Gizli bilgilerin açığa
çıkarılmasından ve aile hayatına izinsiz müdahaleden sakınmalıyız. Ancak,
çocuğun refahının risk altında olduğuna inanmak için sebeplerimiz varsa,
gizli bilgilerin çocuğun yararına müdahalede bulunabilecek kurum ya da
kişilerle paylaşılmasına izin verilebilir. Aile bireylerinin görüş
ayrılığına düştüğü durumlarda, tarafların doğru karar almasında yardımcı
olmak için, açık bir şekilde çalışarak, çocuk hakkındaki gözlemlerimizi
paylaşmalıyız sadece bir tarafı savunmaktan kaçınmalıyız. Ailelere destek
olan toplumsal
kaynakları
ve profesyonel hizmetleri bilmeli ve uygun şekilde kullanmalıyız. Bunlara
yapılan bir müracaatı, hizmetin uygun bir şekilde sağlandığından emin olmak
için takip etmeliyiz.
Yuvadaki personelin ve
ailelerin program ve çocukların gelişimi ile ilgili bilgi alışverişi yapması
önemlidir, örneğin; ailelere düzenli olarak program ile ilgili bilgi
yollanır ve ailelerin görüşleri alınır, ailelerin sorunları cevaplandırılır,
gözlemleri tartışılır.
Çocuklar ile ilgili
çalışanlar ve anne babalar sık sık birbirleriyle bilgi paylaşımında
bulunurlar, örneğin; çocuğun evde yaptığı yuvaya getirilebilir ya da yuvada
yaptığı eve yollanabilir, kısa not yollanabilir, telefonla görüşülebilir
gibi. Düzenli olarak ailelerle görüşmek program ve çocukların gelişimi ile
ilgili bilgi alış-verişinde bulunmak için yararlıdır.
3-MESLEKTAŞLARIMIZA
KARŞI AHLAKİ (ETİK) SORUMLULUKLAR
İlgili ve işbirliği olan
bir iş ortamında, insan itibarına saygı gösterilir, mesleki tatmin
geliştirilir ve olumlu ilişkiler kurulur (Fetihi, 1999; Schermerhorn, Hunt
ve Osborn, 1997; Luthans, 1992; Daft, 1991). Verimli işleri destekleyen ve
mesleki ihtiyaçları karşılayan ortam ve ilişkiler kurmak ve bunları devam
ettirmek amacımız olmalıdır.
.JPG)
A-Birlikte çalışılan
kişilere karşı sorumluluklar
Çalışma arkadaşlarıyla,
saygı, güven ve işbirliğine dayalı ilişkiler kurmak ve sürdürmek. Çalışma
arkadaşlarıyla kaynakları ve bilgiyi paylaşmak. Çalışma arkadaşlarını,
mesleki ihtiyaçlarını ve mesleki gelişimlerini sağlama konusunda
desteklemek. Mesleki başarılarının tanınması konusunda çalışma arkadaşlarını
eşit hale getirmek önemlidir.
Bir çalışma arkadaşımızın
mesleki davranışları hakkında endişelerimiz varsa, kişisel itibara ve
mesleki farklılıklara saygı göstererek, öncelikle o kişiyi endişemizden
haberdar etmeli, ancak bundan sonra konuyu mesleki olarak çözmeye
çalışmalıyız. Çalışma arkadaşlarımızın kişisel özellikleri ya da mesleki
davranışları ile ilgili görüşlerimizi belirtirken dikkatli olmalıyız.
Kullanılan ifadeler, birinci el bilgiye dayanmalı, çocukların ve programın
yararına olmalıdır.
Destekleyici
ilişkiler belirgin, dürüst, açık iletişime dayanır. Kullanılan kelimeler,
yüz ifadeleri, vücut duruşu ve ses tonu birbiriyle uyumludur. Ancak böylece
birbirimize güvenebiliriz ve bu kişilerin varlığında kendimizi iyi
hissederiz. Bu yaklaşımla gelişme olur, hatalardan öğrenilir, öz-saygı ve
takıma saygı artar. Farklı görüşlere, değerlere, deneyimlere ve yaklaşımlara
önem verilir. Farklılık gelişim için kullanılır. Etkili gruplarda insanlar
farklılıklarını açıkça ifade etme eğilimindedir. Etkili takım çalışması
oluşturmak zaman alacağı için sabırlı olmak gerekir.
Takım üyelerinin
çocuklarla ilgili gözlemlerini not etmesi önemlidir. Bu objektif gözlemler
toplandıktan sonra takım üyeleri birbiriyle paylaşırlar. Daha sonra
çocuklarla ilgili neler yapabilecekleri konusunda bu gözlemlerden yola
çıkarlar. Stratejiler belirlendikten sonra uygulanır. Bazıları işler,
bazıları işlemeyebilir, bunlar beraberce tartışılır. Her takım farklıdır
ancak şu gibi soruları tartışmak takım tartışmalarını yönlendirmede yardımcı
olacaktır: örneğin; takım olarak her gün ne zaman toplanacağız?. Binayı kim
açacak?. Biten materyalleri kim yenileyecek?. Kahvaltı ve yemeği kim kontrol
edecek?. Kütüphaneden alınan kitapları kim geri verecek?. Kim servisi
karşılayacak?. Çocuklarını getiren ana-babaları kim karşılayacak?.
Çocukların altlarını kim değiştirecek?. Yaralanan, hastalanan, ilaç alması
gereken çocuklarla kim ilgilenecek?. Çocuklarla bahçeye kim önce çıkacak ve
kim bahçeye çıkmak için hazırlanan çocuklarla sınıfta kalacak?. Kim
çocukları servise bindirecek?. Ana-babalar çocuklarını almaya geldiklerinde
kim onlarla konuşacak?. Bu sorumluluklar nasıl ve ne zaman devredilecek?.
Takım üyeleri çocuklarla ilgilenirken birbirleriyle de nasıl
ilgilenecekler?. Takım üyelerinden biri aniden gitmek zorunda kalırsa ne
yapılacak?. Takım üyelerinden biri belli bir süre bir ya da iki çocukla
ilgilenmek durumunda kalırsa ne olacak?. Takım üyelerinden biri bir çocuğa
ya da takım üyesine kızarsa ne olacak?. Çocuğun sevdiği yetişkin sınıfta
olmadığında, takım üyeleri ne yapabilir?. Beklenmedik ziyaretçiler
geldiğinde ya da son dakika değişikliklerinde takım üyeleri birbirlerini
nasıl destekleyebilir?. Çocuklarla oynarken bir yetişkin ekip üyelerinden
biriyle görüşmek isterse, takım üyeleri ne yapabilir?. Gezilerde sorumluluk
nasıl paylaşılacak?. Açık iletişimi ne derecede kullanıyoruz?. Ailelerle
irtibatı nasıl sürdürüyoruz?. Toplumla ilişkiyi nasıl sürdürüyoruz?.
Çocukların yuvayı bitirdikten sonra girecekleri programlarla ilişkimiz
nasıl?. Sınıfımızı nasıl düzenleyeceğiz?. Ne gibi materyaller kullanacağız,
ekleyeceğiz, çıkaracağız?. Çocuklarla ilgili ortak beklentiler ve sınırlar
nelerdir?. Planla-çalış-hatırla'yı günlük programa nasıl katabiliriz?. Küçük
grup zamanları aktif öğrenmenin parçalarını içeriyor mu?. Anahtar
deneyimleri tanıyıp destekliyor muyuz?. Hatırlamayı nasıl teşvik
edebiliriz?. Bu sorular çoğaltılabilir. Önemli olan, takımın sorunlarla başa
çıkma isteği ve çözüm yolları üretmesidir (Hohmann ve Weikart, 1995).
B-İşverenlere
karşı sorumluluklar
Programda en üstün
kalitede hizmet vermek için yardımcı olmak. Çocukları korumak için çıkarılan
yasa ve kuralları veya etik davranış kurallarını ihlal etmediği sürece,
çalıştığımız programın itibarını azaltacak hiçbir şey yapmamak önemlidir.
Program politikalarını
onaylamadığımız durumlarda öncelikle, kurumda yapıcı hareketler yolu ile
değişim yaratmaya çalışmalıyız. Sadece yetkili olduğumuz durumlarda bir
kurum adına konuşmalı ya da hareket etmeliyiz. Ne zaman kurum adına
konuştuğumuzun ve ne zaman kişisel yargıları belirttiğimizin açık olmasına
özen göstermeliyiz. Çocukları korumak üzere oluşturulan yasa ve kuralları
çiğnememeliyiz.
C-Çalışanlara karşı
sorumluluklar
Çalışanlara, karşılıklı
saygı, yeterlik, refah ve olumlu yönde kendilerine değer vermelerini
destekleyen politikalar ve çalışma koşulları oluşturmak, çalışanların
çocuklar, aileler ve erken çocukluk bakımı ve eğitimi alanında en faydalı
şekilde işlev görmeleri için güven ve samimiyet iklimi yaratmak, çocuklarla
beraber ya da çocuklar için çalışanlara denk bedel (maaş ve yan
yardımlar/ödemeler) vermeye gayret etmek önemlidir.
Çocukları ve programları
ilgilendiren kararlarda, çalışanların eğitim, öğrenim, deneyim ve
uzmanlıklarından uygun şekilde yararlanmalıyız. Çalışanlara sorumluluklarını
yerine getirmelerini sağlayacak güvenli ve destekleyici çalışma koşulları,
zamanlı ve korkutmayan değerlendirme yolları, yazılı şikayet yolları, yapıcı
geri bildirimler ve sürekli mesleki gelişim ve ilerleme fırsatları
sağlamalıyız. Program standartlarını tanımlayan ve eğer uygulanabiliyorsa,
çalışanların işyeri dışındaki davranışlarından sorumlu tutulabilme
derecelerini belirten, uygulanabilir, detaylı yazılı personel politikaları
geliştirmeli ve uygulamalıyız. Bu politikalar yeni çalışanlara verilecek ve
tüm çalışanlar istediklerinde bunları gözden geçirebilecektir. Program
standartlarını karşılayamayan çalışanlar, sorunlu yanları konusunda
bilgilendirilmeli ve mümkünse, performanslarını geliştirmeleri için onlara
yardımcı olunmalıdır. İşten çıkarılan çalışanlara bunun nedenleri
açıklanmalıdır. İşten çıkarmanın gerekçesi, yetersiz ya da uygunsuz davranış
kanıtlarına dayandırılmalı, bu kanıtlar, güncel, doğru şekilde belgelenmeli,
çalışanın görmesine izin verilmelidir. Değerlendirme ve tavsiyelerde
bulunurken, yargılar gerçeklere dayandırılmalı ve çocukların ve programın
yararına uygun olmalıdır. İşe alımlar ve terfiler, kişinin başarı
kayıtlarına ve bulunduğu mevkiinin sorumluluklarını yerine getirme
yeteneğine dayanmalıdır. İşe alma, terfi ve eğitim olanaklarında, ırk, etnik
köken, din, cinsiyet, ulusal köken, kültür, engellilik, yaş ya da cinsel
tercihlere dayalı herhangi bir ayrımcılıkta bulunmamalıyız. Çalışan
ayrımcılığı ile ilgili yasa ve düzenlemeleri bilmeli ve uymalıyız.
Yuva müdürünün okul
öncesi eğitimi ya da çocuk gelişimi dalında eğitimi olması, aynı zamanda
program geliştirme ve değerlendirme, program yönetimi ve personel geliştirme
konularında eğitim alması önemlidir. Yuva müdürünün kendisinin de çocuklarla
çalışmış olması, program planlama ve uygulama, program değerlendirme,
denetleme ve personel geliştirme ve program yönetimi konularında deneyimli
olması idealdir. Yuvada çalışan öğretmenlerin eğitimli olması, okul öncesi
eğitimi, çocuk gelişimi alanlarında üniversite eğitimi almış olmaları
gereklidir. Yuvada çalışan personelin düzenli olarak programı
değerlendirmesi önemlidir. Böylece sınıf-içi uygulamalar değerlendirilir,
planlama ve değerlendirme, aile katılım etkinlikleri gözden geçirilir. Bu
değerlendirme sonuçları hizmet-içi eğitim ihtiyaç ve etkinliklerini
belirlemede kullanılır. Yuvada çalışan tüm personelin düzenli olarak mesleki
gelişim etkinliklerine katılması yararlıdır, örneğin; hizmet-içi eğitim,
atölye çalışmaları, kütüphane kullanımı, üniversite düzeyinde dersler ve
seminerler, gözlem yapma, mentor, koçluk gibi.
Hizmet-içi eğitim
okulöncesi eğitimi ile ilgili belirli konuları kapsamalıdır örneğin;
çocukların sosyal gelişimi, etkili küçük grup zamanı düzenleme gibi.
Hizmet-içi eğitim teori ve pratiği kapsamalıdır ve yaparak öğrenmeye
dayanmalıdır, katılımcılar aktif olmalıdırlar. Düşünme ve düşüncelerini
paylaşma eğitimin önemli bir parçasıdır. Öğretmen gözlemlenme yoluyla
yaptıkları hakkında düzenli geri-bildirim alırlar. Yuva çalışan ahçının,
sekreterin, servis şoförünün de v.s. eğitilmesine ve denetlenmesine önem
verilir. Yuvadaki yönetici ve öğretmenlerin bir okul öncesi derneğinin aktif
üyeleri olması ve toplantılarına katılması yararlıdır. Etkili bir
yöneticinin sınıftaki öğretmen çocuk oranına dikkat etmesi önemlidir. Eğitim
kadrosunda işten çıkma oranının düşük olması istenen bir durumdur. Çocuklar
ve aileleriyle ilgili bilgiler çocuk istismarı ya da ihmali olmadığı sürece
gizli tutulmalıdır. Aynı şekilde personel bilgileri de gizli tutulacaktır.
Nitelikli öğretmenlere uygun ve adil bir maaşın ödenmesi önemlidir. Ayrıca
personel gelişimi için seminerlere, konferanslara katılım ücretlerinin,
ulaşım ücretlerinin ödenmesi için yeterli maddi olanağın olması, veli
eğitimi ile ilgili materyallerin basımı için ödeneğin olması istenen
özelliklerdendir (PQA- Preschool version, 1998).
Ailelere yuvada uygulanan
program ile ilgili bilgi yazılı olarak verilir. Aileler yuvanın çalışma
biçimi ile ilgili bilgilendirilir. Ailelerin ve çocuklarının programa uyumu
kayıt öncesi ziyaret, veli uyum toplantısı veya çocukları programa yavaşça
katma gibi yollarla sağlanır. Aileler dikkatlice dinlenir, hedefleri,
tercihleri anlaşılmaya çalışılır. Ailelerin her zaman okula gelip,
etkinliklere katılmaları teşvik edilir. Tüm iletişimlerde güven ve saygı
temeldir. Yuvada çalışanlar, sağlık kuruluşları, doktorlar ve toplumdaki
diğer kuruluşlar ve hizmetler hakkında bilgi sahibidirler. Öğretmenlerin
yüksek öğrenim görmüş olması, çocukların öğretmenlerinden yarar sağlaması
açısından önemlidir. En azından senelik olarak yuva yöneticisi ve
çalışanları programı değerlendirirler ve senelik olarak programın
hedeflerini belirlerler. Ödemelerin yeterliliği, işten çıkma oranları ve
nedenleri, işten çıkmanın programa etkileri değerlendirilir. Nitelikli
personelin işe alımı ve işte tutulması hedeflenir. Tüm çalışanlar en az
yılda bir kere değerlendirilirler. Değerlendirme sonuçlarına göre eğitim
planı oluşturulur. En azından yılda bir kere yönetici, aileler ve
öğretmenler programın ne derece etkili olduğunu değerlendirirler ( NAEYC,
1998).
Trevino
(1992), yöneticinin çalışanlarıyla ilişkisinde, ceza yerine yapıcı disiplin
uygulamalarını kullanmasının önemini vurgulamıştır (Fetihi, 1998). Cooper ve
Robertson (1988), lider ve çalışanlar arasındaki ilişkinin çalışanların
performansını, tatminini, motivasyonunu, öz-saygı ve mutluluğunu
etkilediğini belirtmiştir. McClelland ve McDonald (1984), etkili liderlerin
çalıştıkları kişilere güvendiklerini belirtmiştir. Bu tür liderler, ortak
karar almaya, çalışanlara destek olmaya, çalışanların yeniliklere uyum
sağlamalarına çalışmaktadırlar. Okul öncesi eğitim kurumunda standartları ve
beklentileri belirleyen yöneticidir. Yöneticinin tutum ve davranışları
programın kalitesini etkiler (Jorde-Bloom ve Sheerer, 1992; Bredekamp,
1987). Yuvada yöneticinin doğru yere doğru insanı seçip yerleştirmesi
program kalitesini etkiler. Ekip çalışması, düzenli hizmet-içi eğitim,
ailelerle dayanışma verimli sonuçlar sağlayacaktır (Fetihi, 1999). Smith ve
diğerleri (1992), Yeni Zellanda'daki anaokullarında yaptıkları çalışmada,
başarılı anaokullarında amaç-birliği ve güç paylaşımının olduğunu
görmüşlerdir. Görüş farklılıkları açıkça tartışılmakta, görüşbirliğine
varılmakta, kararlar beraber alınmaktadır. Rol tanımları ise belirlidir.
4-TOPLUMA KARŞI AHLAKİ
(ETİK) SORUMLULUKLAR
Erken çocukluk eğitimi
programları, ailelerden ve çocuklar için çalışan diğer kurumlardan oluşan
bir topluluk içinde faaliyet gösterirler. Topluma karşı sorumluluğumuz,
ihtiyaçları karşılayacak programlar sağlamak, çocuklar için çalışan çeşitli
kurum ve mesleklerle işbirliği yapmak ve henüz mevcut olmayan ancak ihtiyaç
duyulan programları oluşturmaktır (Myers, 1996; Bekman, 1998). Toplumda
çocukların refahı ve korunması için sorumluluk ölçütleri olduğu ve çocuk
gelişimi konusunda uzman olduğumuz için, her yerde çocukların sesi olma
yükümlülüğümüz vardır.
.jpg)
Topluma yüksek kalitede
(yaşa ve bireye uygun, kültürel ve sosyal olarak duyarlı) eğitim/ bakım
programları ve hizmetleri sunmak, kurumlar arası işbirliği ve çocukların,
ailelerinin ve öğretmenlerinin refahı için çalışan mesleklerde disiplinler
arası işbirliği oluşturmak, bütün çocukların yeterli sağlık bakımı, yiyecek
ve barınma olanaklarına sahip olduğu, bakıldığı ve şiddetten uzak yaşadığı,
çevresel olarak güvenli bir dünya yaratmak için eğitim, araştırma ve bu
görüşü savunma yoluyla çalışmak, tüm çocukların yüksek kaliteli eğitim/bakım
programlarından yararlanmalarına olanak sağlayan bir toplum için eğitim,
araştırma ve bu görüşü savunma yoluyla çalışmak, çocukların ve
ihtiyaçlarının anlaşılmasını ve bilinmesini sağlamak, çocukların haklarının
toplum tarafından daha çok bilinmesini ve onların iyiliği için toplumsal
sorumluluğun daha çok kabul edilmesini sağlamak için çalışmak, çocukların ve
ailelerinin iyiliği için olan politika ve yasaları desteklemek ve onlara
zarar verenlere karşı çıkmak. İhtiyaç duyulan politika ve yasaların
oluşturulmasına katkıda bulunmak ve bu yolda çalışan diğer kişi ve gruplarla
işbirliği yapmak, erken çocukluk bakımı ve eğitimi alanının mesleki
gelişimini ilerletmek önemlidir.
.jpg)
Sunduğumuz hizmetlerin
niteliğini ve boyutunu açık ve doğru bir şekilde duyurmalıyız. Kişisel
olarak uygun olmadığımız ya da mesleki olarak yeterli olmadığımız mevkilerde
çalışmayı kabul etmemeli, çalışıyorsak çalışmaya devam etmemeliyiz.
Yeterliğimizin, niteliklerimizin ya da kaynaklarımızın olmadığı hizmetleri
sunmamalıyız. Program uygulamalarımızı dayandırdığımız bilgileri sunarken
objektif ve doğru olmalıyız. Çocuklar ve aileleri ile çalışan diğer
profesyonellerle işbirliği yapmalıyız. Yeterliği, nitelikleri ya da
karakteri o konuma uymayan kişileri işe almamalı veya iş için tavsiye
etmemeliyiz. Bir meslektaşımızın ahlaki olmayan ya da yetersiz davranışını,
resmi olmayan çözümlemeler etkisiz kalıyorsa üstümüze rapor etmeliyiz.
Programlarımızdaki çocukları korumaya yönelik yasa ve düzenlemeleri
bilmeliyiz. Programlarımızdaki çocukları korumaya yönelik yasa ve
düzenlemeleri ihlal eden uygulamalarda yer almamalıyız. Bir programın
çocukları korumaya yönelik yasaları ya da düzenlemeleri ihlal ettiği ile
ilgili kanıtlarımız varsa, durumu programdan sorumlu kişilere rapor
etmeliyiz. Kabul edilebilir bir zaman süresi içinde değişiklik olmazsa,
çözüm bulabilecek uygun yetkili birimlere durumu bildirmeliyiz. Çocuklara,
ailelere veya öğretmenlere hizmet götürmekle sorumlu bir kişi ya da
kuruluşun yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair kanıtlarımız varsa,
problemi uygun birimlere ya da topluma bildirmek konusunda ortak ahlaki
sorumluluğumuz olduğunu kabul etmeliyiz. Eğer bir program bu "kuralları"
ihlal ediyorsa ya da çalışanlarından "kuralları" ihlal etmelerini
bekliyorsa, kanıtların adil bir şekilde değerlendirilmesinden sonra, o
programın kimliğinin açıklanmasına izin verilebilir.
Çocuklara yönelik
programların, çocuk gelişimi ve erken çocukluk eğitimi ile ilgili güncel
bilgilere dayandırılmasını sağlamak, çocuk yetiştirme görevlerinde ailelere
saygı göstermek ve onları desteklemek, erken çocukluk eğitimindeki
meslektaşlara saygı göstermek ve onlara etik kuralları uygulamalarında
destek olmak, toplumda çocukları, ailelerini ve öğretmenlerini savunmak,
yüksek mesleki davranış standartlarını korumak, kişisel değerlerin,
fikirlerin ve ön yargıların mesleki kararları nasıl etkilediğini fark etmek,
yeni fikirlere açık olmak ve başkalarının önerilerinden öğrenmek için
istekli olmak, bir profesyonel olarak öğrenmeye, büyümeye ve katkıda
bulunmaya devam etmek, belirtilen etik kurallara saygı göstermek
sorumluluğumuzdur.
*Yrd.Doç.Dr.Leyla Fetihi,
halen Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde yarı-zamanlı öğretim
üyesi olarak da görev yapmaktadır ve seçmeli dersler vermektedir.
KAYNAKLAR
•
Bekman, S. (1998). Eşit Fırsat Anne-çocuk eğitim
programı’nın değerlendirilmesi. İstanbul:
Anne-çocuk eğitim vakfı yayınları.
•
Bredekamp, S. (Ed.). (1987). Developmentally
Appropriate Practice in Early Childhood Prorams Serving Children From Birth
Through Age 8. Washington, DC.: NAEYC.
•
Daft, R. L. (1991). Management.
(2. basım). Fort Worth: The Dryden press.
•
Feeney, S. ve Kipnis, K. (1998). Code of Ethical
Conduct and Statement of Commitment Guidelines for responsible behavior in
early childhood education. Washington D.C.: NAEYC.
•
Fetihi, L. (1999). Okulöncesi Eğitimde Yönetici-Öğretmen İlişkisi.
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Dergisi, 17,
55-70.
•
Grotberg, E. (1995). A guide to promoting resilience in children:
strengthening the human spirit: the international resilience project.
The Hague: Bernard van Leer Foundation.
•
Hohmann, M. ve Weikart, D.,P. (1995). Educating
Young Children: active learning practices for preschool and child care
programs. Ypsilanti: High/Scope Press.
•
Luthans, F. (1992). Organizational Behavior.
(6. basım). New York: McGraw-Hill, Inc.
•
Myers, R. (1996). Hayatta Kalan On İki Erken
çocukluk gelişimi programlarının güçlendirilmesi.
İstanbul: Anne Çocuk Eğitim Vakfı.
•
NAEYC. (1998). Accreditation criteria and
procedures of NAEYC. Washington, DC.
•
PQA (High/Scope Program Quality Assessment-preschool version) (1998).
High/Scope Program Quality Assessment preschool version
assessment form. Ypsilanti, Michigan: High/Scope
press.
•
Schermerhorn, Jr., J. R., Hunt, J. G. Ve Osborn, R. N. (1997).
Organizational behavior. (6.
basım). New York : John Wiley and Sons, Inc.

Oyun Çocuklar
için
Niçin Önemlidir? Aralik, 2007
Oyun ve Çocuklar: Süreç
mi Sonuç mu?
Kasim, 2007
Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik
Ekim, 2007
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Leyla
Fetihi,
Marmara
Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı,
Öğretim Üyesidir.
Boğaziçi Üniversitesi,
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı.
Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek
Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research
Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim
Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel
Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi aldı.
leylafetih@hotmail.com
|