|
Yazar:
Rüya Yüksel
Mutluluk
Zamanın birinde
hükümdarın biri bir yarışma düzenlemiş. En güzel mutluluk resmi yapan kişi
en büyük ödüle hak kazanacakmış. Duyuru tüm ülkeye yayılmış. Ne kadar ressam
varsa hepsi hazırlanmaya başlamışlar. Çok güzel eserler ortaya çıkarmışlar.
Kimisi dingin bir göl resmi yapmış, kimisi doğadan güzel bir kesit
hazırlamış, kimisi deniz manzarası oluşturmuş, kimisi aşkı resmetmiş, kimisi
sevgiyi.. Günlerce süren çalışmalar sonrasında yarışma günü gelmiş çatmış.
Onlarca ressamın eserleri hükümdara sunulmak üzere sergilenmiş. Hükümdar
hepsini tek tek incelemiş ve içlerinden birini seçmiş.
Seçtiği resim adeta bir
kaos ortamını yansıtmaktaymış. Resimde fırtına öncesi karanlık, rüzgârın
şiddetini ifade eden çizgiler, bir çağlayan ve adeta kontrolsüzce akan bir
nehir ve nehrin hemen dibinde bir ağaç. Ağacın üzerinde bir kuş yuvası,
yuvanın içinde 3 tane yavru kuş ve annelerinin onları beslerkenki “an”
resmedilmişti.
Hükümdar bu resmi yapan
ressamı çağırır ve onun resmini “ mutluluk “ resmi olarak seçtiğini ilan
eder. Bu seçimin ardından büyük bir uğultu kopar diğer ressamlar arasında.
Bir türlü anlayamazlar neden hükümdarın bu resmi seçtiğini. Onlara göre bu
resmin neresi mutluluk ifadesidir, resmin bir kaos ortamından farkı yoktur
ki. Resim insanda mutluluk yerine korkuyu çağrıştırmaktadır yine onlara
göre… Ve hükümdara sorarlar neden bu resim diye?
Hükümdar cevap verir ; “
Gerçek mutluluk kaos ortamında dışarıda olandan etkilenmeden, geçirgenliğini
koruyarak huzur içinde hayatına devam edebilmektir “ der.
Gerçek mutluluk; iç
dünyamız ile dışarıda olanlar arasında uyum sağlayabilmektir. Dış dünyamızda
bizden bağımsız oluştuğunu zannettiğimiz deneyimlerimiz aslında bizimle
yakından ilintilidir. Olmakta olan deneyimlerimizi bizim yarattığımızdır.
Biz kendi iç dünyamızın ihtiyaçları ile tamamlanmak ihtiyacındayızdır.
Dolayısıyla başımıza gelen her şey aslında bize bizimle ilgili bir şeyleri
işaret eder. Ve hayatımızdaki herkes bu anlamda görevlidir. Tıpkı bizimde
onların hayatında görevli olduğumuz gibi. Biz bu gerçeği farkedene kadar
olana karşı direniş gösteririz, olanı olduğu gibi kabul etmeyiz, olana
teslim olamayız.
İç dünyamızdaki bu karşıt
durum bizim iç çatışması yaşamamıza ve iç diyalog yapmamıza neden olur.
Zihnimiz sürekli gelecek ve geçmiş senaryoları ile doludur. Sürekli olayları
zihnimizde defalarca yaşar, veremediğimiz tepkilerimizi vermeye çalışırız
ama olan olmuştur ve artık zihnimizde verdiğimiz yanıtların hiç bir anlamı
yoktur. Tam tersi bu durumu gerçeği deneyimlerken başaramadığımız için de
kendimize kızgınlık duyar, kendimizi sabote ederiz.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi
dış dünyamızı kontrol etmeye başlarız. Bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz her
şeyi oluşturmaya çalışırız. Mutluluk için bir sürü şart koşarız ancak bazen
onların hepsine de sahip olsak yine de mutlu olamayız. Çünkü her zaman
koşullar değişir ve biri biterken öbürü başlar.
Oysaki gerçek mutluluk
kendi iç dünyamızın yarattıkları ile uyum içinde olup, bize işaret edilen
gerçeklerimizi farkedip, kendi rolümüzü kabullenip olana teslim
olabildiğimizde oluşur, artık içimizde direnecek hiç bir şey kalmamış
demektir. İşte o “an” direnişin yerini mutluluk alır, hiç bir koşul
olmaksızın…
Bazen dış dünyamızda
bizden bağımsız gelişen olaylar da vardır. Bunlara tabiat olaylarını,
savaşları, salgın hastalıkları örnek verebiliriz. Ekolojik dengelerin
korunabilmesi için bizim dışımızdaki olaylara da uyum sağlamamız önemlidir.
Bu uyumu ancak kendi içimizdeki dengelerimizi kurarak başarabiliriz. Çünkü
bu kez, her olan tıpkı bizim bireysel yaratımlarımız gibi tüm insanlığın
oluşturduğu kolektif bilincin yaratımıdır. Bu kez kabullenmemiz ve teslim
olmamız gereken gerçek budur. Olan olmaktadır. İşte gerçek mutluluk için
bize düşeni görüp yapmamız gerekeni yapabilme cesaretini gösterebilmektir.
İşte içimizde dokunduğumuz bu güç gerçek mutluluğumuzdur. Dışarıdaki
koşullar ne olursa olsun…
Peki, siz şimdi o
hükümdarın yerinde olsaydınız aynı resmi seçer miydiniz?
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Rüya Yüksel
1957 doğumlu.
İstanbul'da yaşıyor. Mesleği İngilizce
öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı
ve Yaşam Koçu
olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.
Detaylı Bilgi
|