|
Yazar: Şölen Güngör
– Agustos 2008

Yaşama Dair
Eğer bir kuş olsaydım
özgürce gökyüzünde süzülebilmek isterdim. Bir yunus olsaydım engin
denizlerde alabildiğince yüzebilmek, bir çınar olsaydım toprağın o büyük
enerjisiyle gökyüzüne ulaşabilmek isterdim. Ama ne yazık ki insanım. Ne
yazık ki diyorum çünkü yüce yaradan bizi öyle güzel hediyelerle donatmış ki
biz insanlar bunun ne kadarını kullanıyor ve çevremize ne kadarını
yansıtabiliyoruz…

Geçtiğimiz günlerde
Marmaris'te düzenlenen İndigo toplantısında tanıştım onunla. İsmi Berce ve
daha yedi yaşında. Onun bir sorusu beni çok etkiledi. Sorusu aynen şöyleydi;
"Neden bir insan diğer bir insani öldürdüğünde ceza alıyor da bir hayvanı
öldürdüğünde hiçbir şey yapılamıyor?" Bu sorunun cevabı bence insanlarda
saklı. Allah’ın verdiği canı Allah’tan başka kimse alamaz sözü sadece
insanlar için mi geçerli? O zaman bütün kâinatı yaratan güç, insanları her
şeyin efendisi olarak mı belirlemiş? Doğanın dengesinin sağlanabilmesi için
hayvanlar ve bitkiler besin zincirinin içinde yer alıyorlar tabi ki. Ama bu
bize onları sırf kendi zevkimiz için öldürme hakkını vermiyor. Ne yazık
ki av sporu adı altında yapılan sözüm ona bir spor dalı bile var.
Doğadaki hiçbir hayvan aç
olmadığı halde avlanma gereğini duymaz, zevk için avlanan sadece insanlar.
Bunu daha da ileri goturerek bazı şehirlerimizde sokak kopeklerini ve
kedilerini toplu halde öldürüyorlar ve bunun adına temizlik diyorlar. Neyin
temizliği, kimler tarafından yapılıyor?
Bana göre hayatımız
sadece bu yaşamdan ibaret değil. Tekâmül ederken çok değişik yaşamlar
deneyimleyeceğiz ve onlardan birinde yaşama hakkı tanınmadığı için aynı
şekilde öldürülebileceğiz. O zaman sizin yaşam hakkınızı kim savunacak?
Video: Bir indigo ile sohbet:
Hale
Karaarslan ve Belce Su
Uykusuz
|