|
Yazar:
Türker Ercan
İndigoların
Gizli Dünyası
Kaderleri “sevgi” ve
“sezgi” üzerine kurulu, dünyaya armağan ve dünya içerisinde bir türlü
anlaşılamadan “yapayalnız” yaşamak zorunda olan, paylaşmaktan hoşlanan ve
içindeki potansiyeli “mutlaka” yaşatmak için uğraşan, ruhsal deneyimlerle
“giydirilmiş” Yeni bilinçleriyle “özel”, dualitenin faklı yorumu, kendini
bilen asil ruhlu “sevda çocuklarıdır” indigolar! Başka bir deyişle de:
Sürüye boyun eğmeyen baştan “günah keçisi”, mahallenin potansiyel delisi,
sevimli ama tehlikeli bir garip bilinçtir indigo! Tehlikelidir! İçerisinde
bulunduğu sistemleri çökertir. Aynı bilgisayar virüsleri gibidir! Gariptir
indigo, hem de çok garip! Almadan vermesi onun garipliğinin belirtisi!
Karşılık beklememesi ise bir virüs oluşunun delili!
Bilincin
bu “yeni çocuklarının” gizli dünyaları nasıl olabilir ki?
Her şeyden önce yalnızlık
duygusuyla yaşamaya mecburdurlar. Artık onlar iyice alışmıştırlar. Onlar o
kadar alışıktırlar ki bu duyguya, çoğu zaman yalnızlık içinde yaşadıklarını
bile unuturlar. Onlar yalnızlığa aşina ve yalnızlıkları onların kendilerini
hiç yalnız bırakmayan dostlarıdır. İşte bu, indigoların yalnızlığı bile bir
dost gibi kullanıp yalnızlıktan kurtulma başarısıdır. Yalnız değildir
indigolar! Onlar tüm ruhları bir arada yaşayabilirler. Hissederler ve
bilirler. Onlar kendilerini başkaları yerine başkalarından daha iyi
koyabilirler. Onlar bilirler ve emindirler. İndigolar tüm ruhları yaşayan ve
sevendirler! İndigolar nasıl yalnız olabilir ki? Değerlerini bilirler ve
kendilerini önemserler. Ruhsal çöküntü halleri bile onları çökertemezler.
Diğerleri gibi, değersizlik ve önemsenme beklentili bir yalnızlığı hiç
yaşamamışlardır. Onlar diğer insanların yalnızlıklarını anlayamamaktadır.
Yalnız değildir indigolar. Onlar bütün insanlığın ruhunu tek bir bedende
taşırlar.
Onlar
başarılıdır. Onlar bu başarılarını, bütün bir insanlığa hediye etmek için
vardır. Onlar arı kovanına çomak sokan çocuklardır! Onlar bilinmezi arayıp
ta bilinir kılanlardır. Onların başarısı “korkusuz” oluşlarıdır. Korkmadan
başarmalarıdır. Onlar başarının temiz sütünü içmiş korkusuz varlıklardır.
Onlar bilirler ki: “Başaramayacağını düşünenler asla başaramayacaktır”.
Onlar önce zihnimize dayatılan ve sonra alın özgürlük işte size diye sunulan
bütün “truva atlarını” yıkan ve ardından kendi “özgün ve özgür” yapılarını
kuran “sistem yapıcılardır”. Bir indigonun gizli dünyası nasıl olabilir ki?
Mecburen olur! Mecburen gizli dünyalarında onlar yaşar durur. Onlar
paylaşmak isteyip paylaşamayınca, bu paylaşım istekleri bir suç gibi
algılandıkça ve koparıp gönüllerindeki aşk çiçeklerini insanlığa sundukça ve
onlar yine bu sunum karşısında karşılıksız verilen bu sevginin altında ve
üstünde bir gizli amaç arandıkça, bir indigonun gizli dünyası nasıl olabilir
ki?
Haklılık
aramadan farklılık kazanmaları onların suçu değildir. Bu suç ta değildir.
Haklılık aramak “benliklerin” işidir. “Bensizdir” bir indigo, bir indigo en
“Ben”dir! Onlara verilmeye çalışılan bu suçluluk duygusunu onlar asla kabul
etmeyeceklerdir. Farklı olmaları onların “fark etme” yeteneğindendir. Her
şeye rağmen onlar yaşarlar! Onlar her şeyi sevgi ile kucaklarlar. Onlar
daima sorup dururlar! Niçin? Neden? Ne adına? Anlamaya çalışırlar şüphesiz
bildikleri yeryüzü gerçeğini. Anlayamazlar! Dünyanın niçin her gün tekrar
tekrar yok edildiğini. Anlatırlar! Yargılanırlar! Yaşarlar! Dışlanırlar!
Yaşatırlar! Nankörce bıçaklanırlar! Merhamet ederler! Merhamet göremezler!
Hayat onlara ne yaparsa yapsın, onlar yollarından asla dönmeyecekler!
Bir indigonun gizli
dünyası olur mu? Sahip oldukları tek dünya zaten orasıdır. Bir indigonun içi
ve dışı aynıdır. Gizlemez indigo dünyasını. Anlaşılmaz indigonun dünyası.
İndigonun dünyası anlaşıldığında artık zaten gizli olmadığı da
anlaşılacaktır. Çünkü bir indigonun devamlı paylaşıp durduğu dünya orasıdır.
Bir indigo anlayamamaktadır. Paylaşıp durduğum gerçek dünyamın altında neden
başka bir “gizli” dünya aranmaktadır? İnsanlar niçin bu kadar kaybetmişler
birbirlerine olan güvenlerini? İnsanlar niçin bu kadar çok sır arıyorlar
açıkça görünenlerin ötesinde? İnsanlar niçin acı çektirip duruyorlar
birbirlerine? Bir indigodan hiç acılarla dolu sözler duyulur mu?
Duyamazsınız! Onlar acıları kendilerine, güzellikleri ise sizlere vermeyi
seçenlerdir.
Bir
indigonun gizli dünyası! İçinde yaşayabildiği özgür ortamı ve hayalleri! Bir
indigonun gizli dünyası yoktur aslında! Bir indigo işte bu sahip olduğu tek
dünyada yaşatmak istiyor tüm insanlığı aşkla! Bir indigo yayacak gizli
dünyasını kalabalıklara. Gizler kalkacak ortadan. Açıkça yaşanan
yalanlardan, gizli gerçeklere bir yol açılacak. İndigonun gizli dünyasında
gizleyemediği sevgileri buram buram yayılacak! Gizli, açık kalmayacak.
Gizlenen aydınlıklar açıkta yaşanan karanlıkları aydınlatacak.
Onlar baştan beri
biliyor. İlk fark ettikleri gerçeklerden. Onlar işte bunu hayal ediyor.
Onlar soruyor! Niçin insanlar sevgi üretemiyor? Göremiyorlar mı “benlikler”
batırdı insanlığı! Göremiyorlar mı? Her kavganın altında yatıyor
“benliklerin savaşı”? İnsanlar kendilerine nasıl bu kadar yabancı?
Bilmiyorlar mı vermek arttırıcı? Kavrayamıyorlar mı almaya çalışmak
aldatıcı? İnsanlar nasıl olabiliyorlar kendi öz ruhlarına bu kadar yabancı?
Niçin sorun üretip duruyorlar
bu
insanlar? Niçin ürettikleri sorunu sahiplenmiyorlar? Niçin onlar hep sorun
oluşturup dururken başkalarından çözüm bekliyorlar? Niçin çözüm
üretmiyorlar? Niçin her gün tekrar tekrar yaşadıkları sorunların kökeninde
kendileri olduğunu kavrayamıyorlar?
Bir indigo oturup ağlıyor
bazen gizli dünyasında! Yaymak istiyor sevgiyi! Seziyor o gerçekleri!
Paylaşmanın asaletini! Yaşatmanın gereğini! Bir indigo ağlıyor! Tüm
çabalarına rağmen karşısında buluyor “benliklerin” direnişini! Bir indigo
“ben” demiyor! “Ben” diyenler ona öfkeli! Bir indigo biliyor: Sevgi daima
karşılıksız üretilmeli! Eğer karşılık beklentisi var ise o “benliğin”
eseri! “Benlikler” ise üretemezler sevgiyi! Bir indigo oturup ağlıyor bazen!
Bir indigo ölüyor! Bir indigo çözüm üretiyor! Bir indigo sevebiliyor! Bir
indigo ağlayıp daha da güçleniyor! Bir indigo her öldüğünde yeniden ve daha
güçlü olarak tekrar doğmayı biliyor! Bir indigo tüm insanlık ailesini
karşılıksız seviyor!
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Türker Ercan,
1 Haziran 1972 doğumlu.
Öğrenciliği hiç bırakmayan bir
öğretmen. Uzakdoğu sporları ile uğraştı.
Felsefe, psikoloji, parapsikoloji konularında ve mantık
alanında uzun yıllar araştırmalar yaptı.
Detaylı bilgi
|