Sayı 59 | Ağustos 2010                Anasayfa  |  Kurumsal Reklam Arşiv |  Gündem |  Röportajlar |  İndigo Dünya |  İnsan |  Sağlık  |  Kültür Sanat  | Çocuk  |  Eğitim  |  Çevre |  Bilim



 Paylaş


BAĞLANTILARIMIZ

Sinema Life

Nasıl Daha İyi Yaparım?

Mor İnovasyon

Mustep

Sonsuz Us

Satranç Dünyası

Sessiz Bilgi

 

 

Yazar: Türker Ercan

İndigoların Gizli Dünyası

Kaderleri “sevgi” ve “sezgi” üzerine kurulu, dünyaya armağan ve dünya içerisinde bir türlü anlaşılamadan “yapayalnız” yaşamak zorunda olan, paylaşmaktan hoşlanan ve içindeki potansiyeli “mutlaka” yaşatmak için uğraşan, ruhsal deneyimlerle “giydirilmiş” Yeni bilinçleriyle “özel”, dualitenin faklı yorumu, kendini bilen asil ruhlu “sevda çocuklarıdır” indigolar! Başka bir deyişle de: Sürüye boyun eğmeyen baştan “günah keçisi”, mahallenin potansiyel delisi, sevimli ama tehlikeli bir garip bilinçtir indigo! Tehlikelidir! İçerisinde bulunduğu sistemleri çökertir. Aynı bilgisayar virüsleri gibidir! Gariptir indigo, hem de çok garip! Almadan vermesi onun garipliğinin belirtisi! Karşılık beklememesi ise bir virüs oluşunun delili!  

Bilincin bu “yeni çocuklarının” gizli dünyaları nasıl olabilir ki?  

Her şeyden önce yalnızlık duygusuyla yaşamaya mecburdurlar. Artık onlar iyice alışmıştırlar. Onlar o kadar alışıktırlar ki bu duyguya, çoğu zaman yalnızlık içinde yaşadıklarını bile unuturlar. Onlar yalnızlığa aşina ve yalnızlıkları onların kendilerini hiç yalnız bırakmayan dostlarıdır. İşte bu, indigoların yalnızlığı bile bir dost gibi kullanıp yalnızlıktan kurtulma başarısıdır. Yalnız değildir indigolar! Onlar tüm ruhları bir arada yaşayabilirler. Hissederler ve bilirler. Onlar kendilerini başkaları yerine başkalarından daha iyi koyabilirler. Onlar bilirler ve emindirler. İndigolar tüm ruhları yaşayan ve sevendirler! İndigolar nasıl yalnız olabilir ki? Değerlerini bilirler ve kendilerini önemserler. Ruhsal çöküntü halleri bile onları çökertemezler. Diğerleri gibi, değersizlik ve önemsenme beklentili bir yalnızlığı hiç yaşamamışlardır. Onlar diğer insanların yalnızlıklarını anlayamamaktadır. Yalnız değildir indigolar. Onlar bütün insanlığın ruhunu tek bir bedende taşırlar. 

Onlar başarılıdır. Onlar bu başarılarını, bütün bir insanlığa hediye etmek için vardır. Onlar arı kovanına çomak sokan çocuklardır! Onlar bilinmezi arayıp ta bilinir kılanlardır. Onların başarısı “korkusuz” oluşlarıdır. Korkmadan başarmalarıdır. Onlar başarının temiz sütünü içmiş korkusuz varlıklardır. Onlar bilirler ki: “Başaramayacağını düşünenler asla başaramayacaktır”. Onlar önce zihnimize dayatılan ve sonra alın özgürlük işte size diye sunulan bütün “truva atlarını” yıkan ve ardından kendi “özgün ve özgür” yapılarını kuran “sistem yapıcılardır”.  Bir indigonun gizli dünyası nasıl olabilir ki?  Mecburen olur! Mecburen gizli dünyalarında onlar yaşar durur. Onlar paylaşmak isteyip paylaşamayınca, bu paylaşım istekleri bir suç gibi algılandıkça ve koparıp gönüllerindeki aşk çiçeklerini insanlığa sundukça ve onlar yine bu sunum karşısında karşılıksız verilen bu sevginin altında ve üstünde bir gizli amaç arandıkça, bir indigonun gizli dünyası nasıl olabilir ki?   

Haklılık aramadan farklılık kazanmaları onların suçu değildir. Bu suç ta değildir. Haklılık aramak “benliklerin” işidir. “Bensizdir” bir indigo, bir indigo en “Ben”dir! Onlara verilmeye çalışılan bu suçluluk duygusunu onlar asla kabul etmeyeceklerdir. Farklı olmaları onların “fark etme” yeteneğindendir. Her şeye rağmen onlar yaşarlar! Onlar her şeyi sevgi ile kucaklarlar. Onlar daima sorup dururlar! Niçin? Neden? Ne adına? Anlamaya çalışırlar şüphesiz bildikleri yeryüzü gerçeğini. Anlayamazlar! Dünyanın niçin her gün tekrar tekrar yok edildiğini. Anlatırlar! Yargılanırlar! Yaşarlar! Dışlanırlar! Yaşatırlar! Nankörce bıçaklanırlar! Merhamet ederler! Merhamet göremezler! Hayat onlara ne yaparsa yapsın, onlar yollarından asla dönmeyecekler!  

Bir indigonun gizli dünyası olur mu? Sahip oldukları tek dünya zaten orasıdır. Bir indigonun içi ve dışı aynıdır. Gizlemez indigo dünyasını. Anlaşılmaz indigonun dünyası. İndigonun dünyası anlaşıldığında artık zaten gizli olmadığı da anlaşılacaktır. Çünkü bir indigonun devamlı paylaşıp durduğu dünya orasıdır. Bir indigo anlayamamaktadır. Paylaşıp durduğum gerçek dünyamın altında neden başka bir “gizli” dünya aranmaktadır? İnsanlar niçin bu kadar kaybetmişler birbirlerine olan güvenlerini? İnsanlar niçin bu kadar çok sır arıyorlar açıkça görünenlerin ötesinde? İnsanlar niçin acı çektirip duruyorlar birbirlerine? Bir indigodan hiç acılarla dolu sözler duyulur mu? Duyamazsınız! Onlar acıları kendilerine, güzellikleri ise sizlere vermeyi seçenlerdir.

Bir indigonun gizli dünyası! İçinde yaşayabildiği özgür ortamı ve hayalleri! Bir indigonun gizli dünyası yoktur aslında! Bir indigo işte bu sahip olduğu tek dünyada yaşatmak istiyor tüm insanlığı aşkla! Bir indigo yayacak gizli dünyasını kalabalıklara. Gizler kalkacak ortadan. Açıkça yaşanan yalanlardan, gizli gerçeklere bir yol açılacak. İndigonun gizli dünyasında gizleyemediği sevgileri buram buram yayılacak! Gizli, açık kalmayacak. Gizlenen aydınlıklar açıkta yaşanan karanlıkları aydınlatacak.  

Onlar baştan beri biliyor. İlk fark ettikleri gerçeklerden. Onlar işte bunu hayal ediyor. Onlar soruyor! Niçin insanlar sevgi üretemiyor? Göremiyorlar mı “benlikler” batırdı insanlığı! Göremiyorlar mı? Her kavganın altında yatıyor “benliklerin savaşı”? İnsanlar kendilerine nasıl bu kadar yabancı? Bilmiyorlar mı vermek arttırıcı? Kavrayamıyorlar mı almaya çalışmak aldatıcı? İnsanlar nasıl olabiliyorlar kendi öz ruhlarına bu kadar yabancı? Niçin sorun üretip duruyorlar bu insanlar? Niçin ürettikleri sorunu sahiplenmiyorlar? Niçin onlar hep sorun oluşturup dururken başkalarından çözüm bekliyorlar? Niçin çözüm üretmiyorlar? Niçin her gün tekrar tekrar yaşadıkları sorunların kökeninde kendileri olduğunu kavrayamıyorlar?

Bir indigo oturup ağlıyor bazen gizli dünyasında!  Yaymak istiyor sevgiyi! Seziyor o gerçekleri! Paylaşmanın asaletini! Yaşatmanın gereğini! Bir indigo ağlıyor!  Tüm çabalarına rağmen karşısında buluyor “benliklerin” direnişini! Bir indigo “ben” demiyor!  “Ben” diyenler ona öfkeli! Bir indigo biliyor: Sevgi daima karşılıksız üretilmeli!  Eğer karşılık beklentisi var ise o “benliğin” eseri! “Benlikler” ise üretemezler sevgiyi! Bir indigo oturup ağlıyor bazen! Bir indigo ölüyor! Bir indigo çözüm üretiyor! Bir indigo sevebiliyor! Bir indigo ağlayıp daha da güçleniyor! Bir indigo her öldüğünde yeniden ve daha güçlü olarak tekrar doğmayı biliyor! Bir indigo tüm insanlık ailesini karşılıksız seviyor!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Türker Ercan, 1 Haziran 1972 doğumlu. Öğrenciliği hiç bırakmayan bir öğretmen. Uzakdoğu sporları ile uğraştı. Felsefe, psikoloji, parapsikoloji konularında ve mantık alanında uzun yıllar araştırmalar yaptı. Detaylı bilgi


 


 


 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

 


AnasayfaKurumsal | Reklam | Connect | Arşiv | Arama | İstatistikler | Bağlantılar | Röportajlar | Galeriler | Videolar

Gündem | Dünya | İnsan | Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim | Astroloji | İndigo | İndigonun Sesi

2005-2010 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi’nden kopyaladığınız her yazı için mutlaka yazı linki kaynak olarak gösterilmelidir.

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Künye | İçerik Politikası | Reklam | Telif ve Kopyalama Hakkı | Abonelik